İran'ın Nabzı

Abdullah El Muhaysini: Yeni Bin Ladin mi Suudilerin Truva Atı mı?

By
p
Article Summary
Suriye’de Esad karşıtı cephenin önemli bir ismi hâline gelen Suudi cihatçı Abdullah El Muhaysini yeni Usame Bin Ladin mi yoksa Suudi Arabistan’ın Truva Atı mı? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

24 Nisan 2013’te Suriye’nin doğusundaki Deyrizor’da Suudi uyruklu Ömer El Muhaysini ve El Kaide bağlantılı Nusra Cephesi’nin ilk Suudi militanı olduğu söylenen Abdül Aziz El Osman, nam-ı diğer Ebu Ömer El Cezravi öldürülmüşü. Suudi Arabistan’ın nüfuzlu kurumlarından Fazileti Yayma ve Ahlaksızlığı Önleme Komitesi’nin eski başkanı, tanınmış din adamı Şeyh Muhammed El Muhaysini’nin kardeşi olan Ömer El Muhaysini ile Cezravi’nin İslam Devleti (İD) tarafından suikasta uğradığı iddia edilmişti.

Bu olaydan birkaç ay sonra Ömer El Muhaysini’nin kuzeni, genç yaşta isim yapan din adamı Abdullah El Muhaysini ailesini Mekke’de bırakarak Suriye’ye gittiğini duyurdu. Suriye’ye gidiş amacının İD’le diğer grupların arasını düzeltmek olduğunu söyleyen kuzen, İsviçre İslami Merkez Konseyi’ne verdiği mülakatta da şöyle dedi: “Irak El Kaidesi ile Irak İslam Devleti’nin hayranıydım. Onların yalanlara maruz kaldığını düşünüyordum.” Suudi devletinin koyduğu seyahat yasağına rağmen Suriye’ye gitme kararı aldığını anlatan Abdullah El Muhaysini “Seyahat yasakları koyarak Allah yolundaki mücahitlere destek verenlerin Suriye’ye gitmesini engellemek istiyorlar.” dedi.

Muhaysini, Suriye’deki ayaklanmanın patlak vermesinin ardından cihatçı gruplar ve savaş mağdurları için bağış kampanyalarında yer almış, Mekke’deki vaazlarının bir bölümünü Suriye’ye ayırmıştı. Genç akrabasının öldürülmesi onu Suriye’ye göçüp savaşa katılmaya sevk eden başlıca sebep olabilir.

Muhaysini Suriye’de kendisini farklı gruplar arasında arabulucu olarak sundu. İD lideri Ebu Bekir El Bağdadi ile görüşmek istedi fakat sadece örgütün bugün artık hayatta olmayan iki numarası Ebu Ali El Anbari ile görüşmesine izin verildi. Muhaysini’ye göre Devlet Başkanı Beşar Esad’ı devirmek için savaşan gruplar arasındaki anlaşmazlıklar dini bir mahkeme tarafından çözülmeli ve gruplar kendi aralarında savaşmamalıydı. Ancak birkaç ay içinde İD’e cephe alan Muhaysini Nusra Cephesi’nin tarafını tutmaya başladı. Buna rağmen kendini hiçbir grubun üyesi gibi adlandırmamaya dikkat etti. İD’e ve diğer bazı gruplara karşı sözlü saldırılara girişen Muhaysini, Suriye’deki gerçek rolü sorgulanmaya başladığında tüm Müslümanları Suriye yönetimine karşı mücadeleye çağıran videolarda görülmeye başlandı.

Mart 2015’e gelindiğinde genç Suudi Vaiz Suriye’deki isyancı grupların içinde nihayet kendine uygun bir yer buldu. Muhaysini’nin kurduğu Ceyş El Fetih (Fetih Ordusu) Nusra Cephesi dâhil dokuz grubu bir araya getirdi. Muhaysini İdlib, Halep, Hama, Dara, Kuneytra ve Kalamun’da bir dizi kritik çatışmada yer alan bu koalisyonun “genel yargıcı” oldu. Savaş alanında çekilen videolarda ateşli konuşmalar yaptı, çatışmalara bizzat katıldı. Tel El Ais’teki çatışmada Suriye’ye gelişinden sonra dördüncü kez yaralandı. Muhaysini’nin ünü öyle arttı ki Al-Monitor’un nisanda görüştüğü İranlı bir yetkili şöyle dedi: “Yeni bir Bin Ladin’in yaratıldığını görüyorum. Bu şahıs da Suudi uyruklu ve şu an isyancı muamelesi görüyor: Abdullah El Muhaysini. Tarihin bu şekilde tekerrür etmesi gerçekten tuhaf.”

El Kaide’nin öldürülen lideri Usame Bin Ladin ile Muhaysini arasında bazı benzerliklerin olduğu doğru. İkisi de Suudi uyruklu, ikisi de inşaat sektöründe iş yapan varlıklı ailelerden geliyor — Muhaysini ailesi değeri 500 milyon riyal (133 milyon dolar) olan bir inşaat şirketinin sahibi – ve ikisi de kendi ülkelerinden uzakta uluslararası cihatçıları bir araya getiren şemsiye örgütler kurdu.

Ancak Bin Ladin’in devri ile Muhaysini’nin devri birbirinden farklı. Kaldı ki Bin Ladin’in mirası kolay kolay sürdürülemez. Muhaysini’nin Suriye rejimine karşı savaşı, Bin Laden’in Sovyet Birliği’ne karşı savaşından oldukça farklı. Benzer şekilde Bin Ladin kendi zamanının az sayıdaki cihatçı liderinden biriyken Muhaysini bugün çok sayıdaki liderden biri.

El Kaide’nin teorisyenlerinden Abdullah Bin Muhammed’e göre Muhaysini bugün üç sene önce Suriye’ye gelen Muhaysini değil. Al-Monitor’a konuşan Bin Muhammed, “Muhaysini Suriye devrimine destek verirken bazı siyasi hatalar yaptı. Ancak Suriyelilerden pek çok şey öğrendi, onların öğütlerini dinledi.” şeklinde konuştu. Muhaysini’ye İslamcı gruplar içinde kabul gören bir isim olarak baktığını belirten Bin Muhammed şöyle devam etti: “Arabuluculuk söz konusu olduğunda o her zaman oradadır. Bazıları haklı olarak onun El Kaide yanlısı olduğuna inansa da

Muhaysini bağımsızdır. İzlediği çizgiye bakınca devrim kültürüyle, başkalarıyla, birlikte var olma anlayışıyla her sene biraz daha bütünleştiğini görüyorum. Bana göre bu, büründükleri kutsallık havasından vazgeçmek başta olmak üzere birçok konunun yeniden düşünülmesine yol açacak.”

Muhaysini’yi şahsen tanıyan Suudi Vaiz Musa El Gannami ise farklı düşünüyor. Gannami Twitter’da şöyle yazıyor: “İki El Kaide kanadının liderleri onunla oturup konuşmak için yarışıyordu. Kimisi ona Suriye’nin (Abdullah) Azzam’ı, kimisi yeni Bin Ladin diyordu. O, limitsiz bir kredi kartı.”

Muhaysini’nin Nusra Cephesi yanlısı olduğunu ve birçok genci El Kaide’ye kazandırdığını öne süren Gannami şöyle devam ediyor: “Suriye’de sebep olduğu facialardan sonra adam toplamayı bıraktı ve El Kaide ile El Kaide eylem merkezleri için destek kampanyalarında çalışmaya başladı. Guta krizi sırasında maddi destek kampanyası başlattı. Oradaki kardeşlerimize sordum, kendilerine bir kuruş gelmediğini söylediler.”

Twitter kullanıcıları “Muhaysini’nin Suriye’deki gerçek amacı nedir?” diye soruyor. Kimileri onu istihbarat servislerinin kuklası olmakla, kimileri militanlar arasında husumeti körüklemekle itham ediyor.

İranlı bir yetkiliyle görüşen Al-Monitor İran’ın Muhaysini’ye bakışını sordu. Yetkili, kimliğinin gizli kalması kaydıyla şöyle dedi: “Muhaysini Suudi istihbaratına hizmet ediyor. Suudi Arabistan aleyhine konuşsa da bugün sahada işleri o kontrol ediyor. Ailesi, çocukları hâlâ Suudi Arabistan’da. Muhaysini teröristlerin arasına, özellikle de Suudi politikasına uymayanların arasına sokulan Suudi bir Truva Atı’dır.”

Hakkındaki görüşler farklı olsa da Muhaysini’nin Suriye denkleminde ciddi bir unsur hâline geldiği ortada. El Kaide lideri Eymen El Zevahiri’nin 2014’te örgüt yanlısı isimlerin sorularına cevaben yazdığı açık mektupta Muhaysini’ye de hitap etmiş olması bir yana, Muhaysini bugün ister cihadın harika çocuğu ister yeni Bin Ladin ister Suudilerin Truva Atı olsun kesin olan şu ki Suriye’yle ilgilenen herkes için izlenmesi gereken bir isim.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syrian revolution, syrian government, osama bin laden, jabhat al-nusra, is, al-qaeda, abu bakr al-baghdadi, abdullah al-muhaysini

Ali Hashem, Al Mayadeen haber kanalında baş muhabir olarak görev yapan Arap bir gazetecidir. Mart 2012’ye dek El Cezire’de savaş muhabiri olarak çalışmış, öncesinde ise BBC’de kıdemli muhabir olarak görev almıştır. Hashem’in haberleri, Lübnan’ın As Safir, Mısır’ın Al-Masry Al-Youm ve Aldostor, Ürdün’ün Alghad gazetelerinde de yer almıştır. Hashem ayrıca Guardian gazetesine de katkıda bulunmuştur. Twitter hesabı: @alihashem_tv

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept