Irak'ın Nabzı

Kitlesel göç Irak’ta azınlıkları eritiyor

By
p
Article Summary
Irak’taki azınlıklar ve özellikle de Hristiyanlar büyük göç dalgalarıyla giderek eriyor. Bu durum ülkenin toplumsal mozaiğini ciddi şekilde zedeleyebilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Medya kuruluşları binlerce Suriyeli ve Iraklının Avrupa’ya doğru botla, trenle veya yürüyerek gidişini aktarıyor. Kaçış ve göç dalgalarına eşlik eden panik ve facia görüntüleri eski çağlardaki büyük göçleri hatırlatıyor.

Suriye’ye ilişkin uluslararası çekişmeler nedeniyle Suriyeli sığınmacılar konusu da özel ilgi görüyor. Ancak aynı mağduriyeti yaşayan Iraklıların da gözden kaçmaması gerekir.

Iraklılar ilk defa ülkelerinden göç etmiyor. Ancak göç edenlerin sayısı hiçbir zaman bugünkü boyuta ulaşmamıştı. Bu muazzam hareket demografik yapıyı etkiliyor ve azınlıkların akıbetini gündeme getiriyor. Kaçışların sürmesi hâlinde azınlıkların Irak’ın toplumsal yapısındaki varlığının tehlikeye gireceği görülüyor.

Cenevre’deki İç Göçleri İzleme Merkezi, Irak içinde yerinden edilmiş insanların haziran ortasında 4 milyona ulaştığını açıkladı. BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (BMMYK) araştırmasına göre bu sayı aralık 2014’te 3,5 milyon seviyesindeydi.

BMMYK mart 2015’te yaptığı açıklamada ise Suriye ve Irak’taki savaşlar nedeniyle Avrupa’daki sığınmacı sayısının son 22 yılın en yüksek seviyesine ulaştığını belirtti.

Iraklı sığınmacıların çoğu önce Türkiye’ye, oradan da Avrupa ülkelerine gidiyor. Türkiye’deki Iraklı sığınmacı sayısı toplam Suriyeli sığınmacı sayısının altında. 2014’te 68 bin 700 Iraklı Birleşmiş Milletler’e sığınma talebinde bulundu. Bu rakam 2013’teki başvuru sayısının iki katıydı.

Irak parlamentosunda göçle ilgili komisyonunun başkan yardımcısı olan Ninova vekili Hanin El Kado, 27 Ağustos’taki basın açıklamasında “Iraklı göçmen sayısı ülkedeki güvenlik durumu yüzünden sürekli artıyor.” dedi. Göç edenlerin kaydını tutan resmi bir merci bulunmadığı için komisyonun kesin verilere sahip olmadığını belirten Kado şöyle devam etti: “Göçmenlerin çoğu, bölgeleri İslam Devleti’nin kontrolüne geçen azınlıklardan oluşuyor. Bu insanlar dönüşlerinin adeta imkânsız olduğuna inanıyor.’’

Irak’taki azınlık nüfuslarında önemli bir azalış var. Hristiyan nüfus son 10 yıl içinde 1,5 milyondan belki 200 bine kadar düşmüş durumda. İD’in Ninova ovalarındaki Hristiyan bölgeleri ele geçirmesinden sonra Hristiyanların ülkeden kaçışı hızlandı. Aynı şey Mandailer için de geçerli. Mandailerin sayısı da son 10 yılda yüzde 80 oranında azaldı. Diğer azınlıkların durumu da daha parlak değil.

Kaçış dalgaları dini azınlıklarla sınırlı değil. Yurt dışına göç eden Şii ve Sünni Müslümanların oranı azınlıkların oranını fazlasıyla aşıyor. Ancak azınlıkların göçü zamanla yok olmalarına yol açabilir ve bu da Irak’ın toplumsal çeşitliliği için muazzam bir kayıp olur.

Al-Monitor 7 Eylül’de sığınmacı olarak Almanya’ya henüz ulaşmış olan Iraklı yazar Cemal Cabbur ile bir telefon görüşmesi yaptı. Cabbur’un aktardığı bilgiler şöyle: “Herkesin göç etmek için kendine göre bir sebebi var. Irak’taki kötü güvenlik koşulları, işsizlik, gelecekle ilgili belirsizlik gibi. Kampta benimle birlikte farklı mezhep ve kökenlerden çok sayıda Iraklı var. Irak’tan en çok göç eden Hristiyanlar ve Ezidiler gibi dini azınlıkların yanında İD’in kontrol ettiği bölgelerden gelen Sünniler, güney ve iç bölgelerden gelen Şiiler, Ninova’nın Telafer gibi Sünni ağırlıklı bölgelerinden gelen küçük gruplar ve Iraklı ateistler var. Şu anda göçmenlerin çoğu Anbar, Musul ve Bağdat’ın çatışmalı bölgelerinden geliyor.’’

Cabbur’a göre Almanya’daki mülteci kamplarında kargaşa hâkim. Konut yardımı sadece Suriyelilere yapılıyor. Iraklılara gelince öncelik başta Ezidiler ve Hristiyanlar olmak üzere azınlıklara veriliyor, ardından ise ateistler ve Sünniler geliyor. Şiiler ise İD kontrolündeki bölgelerden kaçmış olsalar ve Sünnilerle aynı mağduriyeti paylaşsalar dahi sığınma hakkı alma konusunda en düşük şansa sahip.

Toronto Üniversitesi’nde öğretim üyesi olan göç uzmanı Joseph Carens konuya ilişkin Al-Monitor’a şöyle konuşuyor: “Almanya ve diğer bazı Avrupa ülkeleri tarafından son günlerde alınan önlemler, dünyanın şu an bu büyük göç dalgalarıyla karşı karşıya kaldığı muazzam krizle uyuşmuyor. İnsani sorumluluk Avrupa ülkeleriyle sınırlı değil. Bu durum göçmenlere kapı açma duyarlılığıyla mükellef tüm zengin ülkeleri ilgilendiriyor. Genel olarak tüm toplumlar bu insani felaket karşısında büyük bir ahlaki sorumluluğa sahip.’’

Son dönemdeki göç dalgası Irak’ta siyasi yetkilileri ve dini mercileri de endişelendiriyor.

Göç Bakanı Casım Muhammed 5 Eylül’de yaptığı açıklamada ülkeden kaçışların doğuracağı sakıncalara karşı uyarırken en önemli yaş grubu olan gençlerin dağılmasına özellikle dikkat çekti.

Irak’ın en üst dini mercii olan Ali El Sistani’nin sözcüsü Şeyh Abdül Mehdi El Kerbelai de 28 Ağustos’taki cuma hutbesinde göç eden gençlere seslenerek “seçimlerini gözden geçirmelerini, ülkelerini ve halklarını düşünmelerini” istedi ve ekledi: “Göç dalgası ülkeyi genç, kültürlü ve akademik beyinlerden yoksun bırakma tehlikesi taşıyor.”

Yetkililere de seslenen Kerbelai “krizin boyutunu ve ülkeye etkisini kavramalarını’’ ve “durumu düzeltmek için ciddi şekilde çalışmalarını” istedi. Kerbelai’ye göre “Ekonomi, sanayi, tarım ve hizmet alanlarına yönelik kapsamlı bir kalkınma planı oluşturulmalı, özel sektör canlandırılmalı, azami sayıda işsiz insana iş sağlanmalı.”

Sonuç olarak Suriye ve Irak krizlerini çözmeye dönük uluslararası düzeyde ciddi ve etkili bir iş birliği olmadıkça göçün daha da yoğunlaşması bekleniyor. Sonu gelmeyen bu göç dalgası hem Irak ve Suriye’yi hem mültecilere kapı açan ülkeleri olumsuz etkileyecektir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: yazidis, unhcr, minorities, iraqi refugees, iraqi crisis, displacement, christians in the middle east, christian minorities

Ali Mamouri, Al-Monitor’un İran’ın Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Dini konular üzerine uzmanlaşmış bir araştırmacı yazar olan Mamouri, İran ve Irak’ta dini okullarda ve ayrıca İran üniversitelerinde eğitmenlik yapmıştır. Yazarın dini konularda ve Ortadoğu’da toplumsal dönüşüm ve mezhepçilik üzerine yazdığı bir dizi makale, her iki ülkede yayımlanmıştır.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept