Türkiye'nin Nabzı

Türkiye, İran trenini kaçırıyor

By
p
Article Summary
İran’la nükleer düğümün çözülmesine paralel olarak Batılı firmalar Tahran’ı mesken tutarken Türkiye’de iş çevreleri sadece umut ediyor. İran’la siyasi gerilimler sanıldığı gibi Türkiye’ye fırsat penceresi açmıyor.

İran’la 5+1 grubu arasında nükleer krizi bitiren anlaşma sağlanırken Türkiye bir kez daha tarihin yanlış tarafına düştü. İran’a uygulanan ambargo ve yaptırımların kalkmasıyla oluşacak ekonomik fırsatlar herkesin başını döndürüyor. Normalde fırsatlar penceresinin hemen açıldığı ülke İran’ın sınır komşusu Türkiye. Lakin bu fırsatlar Türkiye’ye ne kadar yakınsa o kadar da uzak. Çünkü hükümet de iş dünyası da İran’la anlaşmaya hazırlıksız yakalandı.

Tarihi anlaşma, Türkiye’nin Suriye’deki iç savaş, Irak’taki iktidar kavgası ve Yemen’e müdahale gibi konularda Tahran’la ters düştüğü bir döneme denk geldi. Daha birkaç gün öncesine kadar Türk kamuoyu ‘Türkiye, Suriye’ye müdahale ederse İran da Türkiye’yi vurur’ spekülasyonlarının yol açtığı psikolojik harple meşguldü.

Türkiyeli şirketler demir çelik, kimya, bankacılık, otomotiv, turizm, ulaşım gibi sektörlerde İran’la iş birliğini arttırmayı. Türkiye İhracatçılar Meclisi Mehmet Büyükekşi, İran’la ticaret hacminin yıl sonuna kadar 16 milyar dolar, 2016’da 35 milyar dolara yükselmesini beklediklerini açıkladı.

İki ülke arasında 2014’te dış ticaret hacmi 13.7 milyar dolardı.

İş dünyasının temsilcileri beklentileri yüksek tutsa da uzmanlar siyasi gerilimler yüzünden İran’ın Türkiyeli yatırımcıların ayaklarına kırmızı halı sermesini beklemiyor.

Hürriyet Gazetesi Ekonomi Editörü Sefer Levent, Al-Monitor’a “Siyasi gerilim azalmadan Türkiye’nin İran’a doğrudan yapacağı yatırımlarda Avrupa ülkelerinden çok daha fazla zorluk çekecektir” dedi. Levent’e göre Türkiye özel anlaşmayla İran’ın ihraç edebildiği doğal gazın yüzde 90’ını satın alan yegâne müşteri olduğu halde son yıllarda Ankara-Tahran hattında sadece siyasi değil ekonomik ilişkiler de iyi gitmedi. Hatta İmam Humeyni Uluslararası Havaalanı’nı yapan TAV (Tepe-Akfen-Vie) bile 12 yıllık işletme hakkı olduğu halde Tahran’dan adeta kovuldu. İranlılar Türkiye’nin önde gelen cep telefonu şirketi Turkcell’in de IranCell projesine geçit vermemişti.

Eskiden beri bölgenin iki rakip gücü olan İran ve Türkiye aralarındaki farklılıklara rağmen komşuluk ve ekonomik ilişkileri her zaman gerilimlerden ayrı tutuyordu. Suriye krizinden bu yana iki ülke birbirine diş bileyen farklı kamplara savruldu ve ekonomik tercihleri de etkileyen bir güven sorunu ortaya çıktı.

Al-Monitor’a konuşan Maltepe Üniversitesi’nden Doç. Dr. Sabahattin Şen “Eskiden Türkiye İran ile ilişkilerine ekonomik perspektiften bakardı. Son yıllarda İran’la ilişkileri güvenlik ekseninden okumaya başladı. Türkiye, Suudi Arabistan ve İsrail üçgeni şekilleniyor. Bunun hedefinde İran var. Bu nedenle İran Türkiye’ye güvenmiyor ve olası ciddi yatırımlarda Türk firmaları Tahran’ın önceliği olmayacaktır” dedi.

Şen yaptırımların caydırıcı etkisinin yanı sıra Ankara-Tahran arasındaki gerilimler yüzünden Türk iş dünyasının İran’a uzak durduğuna işaret etti: “İş dünyası yeni gelişme karşısında hazırlıksız. Son zamanlarda İran’la ilgili yayınladıkları bir rapor ya da toplantı olmadı.”

İran sınırındaki Van’da Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Necdet Takva, İran’la nisanda ön anlaşma sağlandıktan sonra yabancı firmaların hızlıca devreye girerek Tahran’da ofis açmaya başladığını ancak Türkiye’nin geç kaldığını kaydetti.

İran-Türk İş Konseyi Başkanı Reza Kami de Fransa, Almanya ve Britanya başta olmak üzere Avrupa firmalarının iş yapmak için sıraya girdiğini belirtti: “Avrupalı firmalar bayilerini aylar öncesinden gönderdiler, Türk firmalarının çok hızlı davranmaları lazım.”

Ekonomi yazarı Uğur Gürses ise Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “İranlılar öyle sanıldığı gibi Türklerle iş yapalım havasında değiller. Yatırım için uygun düzenlemeler yapıldığında rekabet gücü yüksek Batılı firmalar daha fazla işin içine girecektir. Bir kere nükleer müzakereleri yürüten 5+1 grubu doğal olarak ekonomik fırsatlardan en fazla yararlanan ülkeler olacak. İranlılar Ruslar, Çinler ve özellikle Almanlarla çalışmayı tercih edecektir.”

İranlıların yaptırımlardan kurtulmasının Türkiye’yi uçuracağına dair iyimser yorumlar bir kenara İran, Türkiye’yi zora sokan rakibe de dönüşebilir. Hürriyet’in ekonomi yazarı Erdal Sağlam’ın öngörüsü şöyle:

“Kısa dönemde ticaret yaparak Türkiye bu anlaşmadan yarar sağlayabilir ama anlaşma ilerledikçe İran, Türkiye için rakip halini alabilir. Çünkü aynı konumdaki İran’ın uzlaşmazlığı Türkiye’nin değerini arttıran bir unsurdu. İran batı sermayesi için altyapı yatırımlarından endüstriyel yatırımlara kadar geniş bir yelpazede Türkiye’den daha cazip olabilir.”

Siyasi iklim yatırımlar açısından olumsuz bir tablo sunsa da yeni dönemde İran’dan petrol ve doğal gaz ithalatının artacağı öngörülüyor. İran’la 25 yıllık taahhütlü doğal gaz anlaşması nedeniyle Ankara, AB ve ABD’nin yaptırım kararlarına tam olarak uymamıştı. Türkiye’nin Rusya’dan sonra ikinci büyük doğal gaz tedarikçisi olan İran ithalat miktarı arttığı takdirde fiyat indirimine gidebileceği sinyali vermişti. Eğer fiyat düşerse doğal gaz ithalatı artabilir. Türkiye yaptırımlar yüzünden İran’dan petrol ithalatını da yüzde 40 oranında kısmıştı. Halihazırda İran, Türkiye’nin petrol ihtiyacının yüzde 30’unu karşılıyor. Ambargolar kalktıktan sonra kalitesiyle tercih edilen İran’dan petrol ithalatının ikiye katlanabileceği söyleniyor.

İran ile nükleer anlaşmanın yaratacağı fırsatları kollayanlar bir yana yaptırımların kalkmasıyla Türkiye’de kaybeden bir kesim de olacak. ABD ve AB’nin SWIFT üzerinden para transferini yasaklayınca İranlılar ithalat ve ihracat karşılığı olarak çareyi altın transferinde bulmuştu. Türkiye üzerinden gerçekleşen altın trafiğinin farkına varan ABD, Temmuz 2013’te İran’a altın ihracatını da yasaklamıştı. Türkiye’de altın transferine aracılık edenlerin başında iş adamı Rıza Zarrab geliyor.

Bazı bakanlarla birlikte çalışan Zarrab 2014’te rüşvet ve yolsuzluktan tutuklandıktan sonra hükümetin müdahalesiyle bırakıldı. Türkiye, Zarrab’a 2014’te yaptığı altın ihracatı nedeniyle şampiyonluk ödülü verirken Zarrab’ın ortağı Babek Zencani İran’da devleti dolandırmaktan hapse atıldı.

Altın transferi Türkiye’nin ihracat rakamlarını da şişiriyordu. İran’la normalleşmeye paralel olarak ambargoyu delmek için geliştirilen rejim sona erecek ve Türkiye’nin şişirilmiş dış ticaret hacmi aşağı inecek.

Hal bu iken ABD’nin Türkiye’yi Ortadoğu’da daha büyük rol almaya teşvik ettiğini ama yarı yolda bıraktığını düşünen hükümet çevreleri, İran’la açılan yeni sayfa ile Sünni omurganın zayıflatıldığına dair histerik bir yaklaşım sergiliyor. İş dünyasının beklentisi ise dış politikada fabrika ayarlarına dönülmesi ve ekonominin sırtında yük olmaktan çıkarılması.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkish economy, turkish business, turkey-iran, trade, nuclear deal, iran sanctions, gold

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept