Hükümet yanlısı basın AKP’nin yenilgisini meşrulaştırmaya çalışıyor

Seçimlerde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Adalet ve Kalkınma Partisi’ni (AKP) destekleyen gazeteciler yenilgiyi kabullenemeyerek, seçim sonuçlardan iç ve dış mihrakları sorumlu tutuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Ankara’daki AKP Genel Merkezi önünde toplanan kalabalık Türk bayrakları ve parti flamaları taşıyor, 7 Haziran 2015 Photo by REUTERS/Umit Bektas.

İşlenmiş konular

turkish politics, turkish media, recep tayyip erdogan, justice and development party, elections, ankara, ahmet davutoglu, akp

Haz 9, 2015

Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AKP) 7 Haziran’daki genel seçimlerde sarsıcı kayıplar yaşamasının ardından gözler son birkaç yıldır iktidar partisinin güdümünde partinin ideolojik programı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın siyasi hedeflerinin savunuculuğunu yapan medya kuruluşlarına çevrildi.

Aslında hükümet yanlısı basında da seçimlerde AKP’ye verilen destekte kısmi bir düşüş öngören yazarlar vardı ama son 13 yıldır ülkeyi tek başına yönetmesini sağlayan parlamenter çoğunluğu kaybetmesi pek beklenmiyordu.

AKP yüzde 41’lik oy oranıyla bu seçimden de birinci parti olarak çıktı ama Türkiye siyasetindeki üstünlüğünü kaybetti. Bu nedenle, artık hem meclisteki diğer partilerle daha fazla iş birliği yapmak hem de yılmaz destekçilerinin bile pek rıza göstermediği birçok siyasi projeyi rafa kaldırmak zorunda kalacak.

Başbakan Ahmet Davutoğlu derhal başarısızlığın nedenlerinin araştırılması için talimat verdi. Bu arada, partide yapılan ilk değerlendirmelere göre seçmenin büyük bölümünün savurganlık, israf ve yolsuzluk görüntüsü nedeniyle partiden uzaklaştığı belirtiliyor.

Bu da akıllara Erdoğan’ın aşırı gösterişli sarayının yanı sıra Cumhurbaşkanı’nın bazı devlet harcamalarına ilişkin beyanlarını ve kimi bakanların bu beyanlara verdiği desteği getirdi. Örneğin, Erdoğan son olarak üst düzey bürokratlara tahsis edilen onlarca lüks arabanın devlet bütçesinde önemli bir yer tutmadığını söylemişti.

Hükümet yanlısı basındaki kimi isimler AKP’ye verilen desteğin azalmasına ilişkin yapılan bu değerlendirmeye katılıyor. Ayrıca AKP’yi yüzde 10’luk seçim barajını değiştirmediği için eleştirenler de var. Nitekim, son derece yüksek olan baraj neticede AKP’nin de aleyhine bir sonuç çıkmasına neden oldu.

Ancak iç muhasebelere ve öz eleştirilere rağmen, pek çok Erdoğan yanlısı köşe yazarının AKP’yi başarısızlığa uğratan nesnel sebepleri kabullenmekte zorlandıkları açık. Onlar her zaman yaptıkları gibi “dış güçler ve içerideki piyonları” gibi alışılmış iddialara sarılıyor ve bu güçlerin seçimlerden önce el altından Erdoğan ve AKP karşıtı bir iklim tesis ettiklerini iddia ediyor.

Seçimlerin ardından alışılmadık bir sessizliğe bürünmüş olsa da bu komplo kazanını seçim kampanyalarında benimsediği öfkeli ve saldırgan üslupla bizzat Cumhurbaşkanı kaynattı. Anayasa’nın tarafsızlık ilkesini alenen ihlal eden Erdoğan tenkitçilerine her zamanki gibi kendisinin ve AKP’nin başarısını baltalamak isteyen iç ve dış çevreler şiarıyla yüklendi.

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu da seçimlerden hemen sonra yaptığı açıklamada uluslararası basının ortaya çıkan tablodan memnun olduğunu ima ederek bu iddiaları dile getirenlerin ekmeğine yağ sürdü. Zira bu açıklama, Erdoğan’ın seçim öncesinde yayımlanan eleştirel bir makale nedeniyle New York Times’ı hedef alan öfkeli çıkışlarının ardından geldi.

Yeni Şafak’ın Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül seçimlerden sonra kaleme aldığı yazısında bu konuyu işleyerek içeride AKP’nin başarısını baltalamaya çalışanların “dış aktörler” tarafından desteklendiğini savundu: “Dışarıdakiler ve içeridekiler, bir partiyi iktidar yapmak için değil, AK Parti'nin tek başına iktidar olmasını engellemek için çalıştılar ve başarılı da oldular. Türkiye'de tek parti istikrarını hedef aldılar. Daha doğrusu, Türkiye'nin son yıllarda yakaladığı ivmeyi, güçlenmeyi, meydan okur tavrı hedef aldılar. Türkiye onlar için bölgesel bir güç olma yolunda ezici bir siyasi söylemle hareket ediyordu ve burnu sürtülmeliydi.”

Umutsuzluğa kapılmaya gerek olmadığını belirten Karagül AKP’nin yüzde 40’ı aşan oy oranıyla diğer partilere fark atarak birinci olduğunu ve bu sonucun iktidar partisinin ülkenin “ana akım gücü” olduğunu kanıtladığını da kaydetti. Karagül yüzde 10’luk seçim barajının “kazanan partiyi cezalandıran” bir sistem olduğunu da ekledi.

Hükümet yanlısı basındaki bir diğer grup ise seçim sonuçlarının Türkiye’de belirsizlik ve kaos dönemi başlattığını savunarak AKP adına panik yaratmaya çalışıyor. Bu yazarlar, kindar bir üslupla seçmenin talebinin bu olduğunu bu yüzden de bu sonucu hak ettiğini iddia ediyor.

Star gazetesinden Ahmet Kekeç de onlardan biri. Sonuçları “dramatik kopuş” olarak tanımlayan Kekeç’in ifadeleri şöyle: “İstikrar’ın değil, artık belirsizliğin, maceranın ve kaosun sahne alacağı bir sonuç... Seçmen, bu kez, ‘Ben belirsizliklerle dolu bir ülke istiyorum’ diyor. Ve elbette bunu saygıyla karşılıyoruz. ‘İstediğin böyle bir Türkiye’yse, al, tepe tepe kullan’ diyoruz”

Öte yandan, AKP yanlısı gazeteciler arasında partinin bu seçimlerde güç kaybedeceğini ve Erdoğan’ın başkanlık hayallerinin gerçekleşmeyeceğini son anda fark ederek gemiyi terk edenler de var.

Bu kişiler, doğal olarak hem AKP yanlıları hem de karşıtları tarafından topa tutuluyor. Eskiden AKP’yi destekleyen kalemşörlerden biri olan Sabah gazetesi yazarı Sevilay Yükselir seçimlerden hemen önce kendisinden hiç beklenmeyen bir çıkış yaparak partilileri şok etti.

Hükümetin Kürt meselesine yaklaşımından duyduğu hayal kırıklığını dile getiren Yükselir seçimlerde AKP’ye değil HDP’ye oy vereceğini ilan etti. Ayrıca AKP’nin üst düzey isimleri hakkında oldukça küçük düşürücü ifadeler de kullandı.

Bunun üzerine, AKP’nin muktedirliğinin sona ereceğini anladığı için diğer partilere yatırım yapmaya çalışmak ve fırsatçılıkla suçlanan Yükselir kendisini savunmaya çalıştı ancak kısa süre sonra Sabah’taki işine son verildi. Şu an eski bir AKP yandaşı olarak görülen Yükselir artık kendisine yeni bir meslek bulmak zorunda kalabilir.

AKP yanlısı basında mevcut durumdan derin bir üzüntü duyan ve kapıdaki siyasi kaosun Cumhurbaşkanı’na dengeleyici ve kurtarıcı bir rol biçerek, onun siyasi pozisyonunu güçlendirmesini uman gazeteciler de var.

Bu isimler arasında yer alan Yeni Şafak gazetesi yazarı Abdülkadir Selvi seçimlerden sonra yazdığı bir köşe yazısında şu ifadeleri kullandı: “Korkulan oldu. Türkiye için zor günler başlıyor. Burada bir kilitlenmeye gidilir ve bir hükümet ortaya çıkarılamaz ise yani Türkiye'nin bir kaosa sürüklenme tehlikesi ortaya çıkarsa Cumhurbaşkanı Erdoğan Türkiye'nin sigortası rolünü üstlenecek”.

Ancak Erdoğan’ın toplumsal olarak birleştirici ve uzlaştırıcı bir rol oynaması pek muhtemel görünmüyor. Zira hem ulusal hem de uluslararası toplumdaki pek çok tenkitçisi Türkiye’de bugün yaşanan toplumsal bölünme ve huzursuzluktan zaten Erdoğan’ın sorumlu olduğunu düşünüyor.

Nitekim, AKP’nin bu denli destek kaybetmesinin esas sebepleri arasında Erdoğan’ın pazar günkü seçimler öncesinde sürdürdüğü kavgacı kampanya stretejisi ve şu an fiilen sönen Türkiye’nin tek lideri olma hayali de yer alıyor.

Recommended Articles

Türkiye-İsrail ilişkileri: Yumuşama işaretleri ne kadar gerçekçi?
Amberin Zaman | | May 27, 2020
Türkiye hapsolduğu çemberi kırabilir mi?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | May 23, 2020
Koronaya karşı “Ayasofya” kartı
Kadri Gürsel | Kültürel Miras | May 20, 2020
Türkiye’de darbe mi olacak gerçekten?
Kadri Gürsel | | May 13, 2020
Rapor: Suriye Milli Ordusu Libya’ya çocuk askerler gönderiyor
Amberin Zaman | Libya’daki çatışma | May 8, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Mega projelerden mega yıkıntılara
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 1, 2020
al-monitor
Libya’nın Suriyeleşmesi senaryosu kime ne diyor?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | May 29, 2020
al-monitor
COVID-19 salgınında hasat vakti: Virüs mü yoksulluk mu?
Sibel Hürtaş | | May 27, 2020
al-monitor
Türkiye hapsolduğu çemberi kırabilir mi?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | May 23, 2020