İsrail'in Nabzı

İsrail Ermeni Soykırımı’nda niçin hâlen sessiz?

By
p
Article Summary
İsrail’in Avrupa Parlamentosu ve Papa’nın aksine Ermeni Soykırımı’nı tanımamasının bir nedeni İran’a karşı Azerbaycan’la geliştirdiği stratejik ortaklık. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Ermenilerin Birinci Dünya Savaşı’nda Osmanlı Türklerinin elinde uğradığı soykırımın uluslararası toplumca tanınması talebi İsrail tarafından karşılanmıyor. Bunun nedeni olarak yıllarca İsrail’in Türkiye ile olan yakın ilişkileri görüldü. İsrail, katliamların Osmanlı idaresince onaylanıp planlandığını tanımamakla kalmadı, Washington’daki nüfuzunu kullanarak ABD’nin de soykırımı tanımasını engellemeye çalıştı. İsrail’in bu tutumu, farklı Türk hükümetleri tarafından İsrail’le yakın ilişkiler sürdürmek için başlı başına bir neden olarak görüldü. Ankara, İsrail’in Beyaz Saray ve Kongre üzerinde adeta doğaüstü bir etki gücüne sahip olduğuna inandı.

Türk-İsrail diplomatik ilişkileri son 5-6 yılda tepe taklak oldu. Türkiye’nin İsrail’de uzun zamandır bir büyükelçisi yok. İsrail’in Türkiye büyükelçisi ise Ankara’dan aşağılayıcı bir şekilde kovuldu. İsrail yanlısı lobiciler Washington’daki Türk büyükelçisiyle artık görüşmüyor. Türk ordusuyla iş birliği kesilen İsrail Savunma Kuvvetleri de uygun ve başarılı yeni alternatifler buldu, en azından İsrail bakımından.

Ermeniler bu sene soykırımın 100’üncü yılını anıyor. Türkiye ile ilişkilerin kötüleştiği düşünüldüğüne bu vesile İsrail’in ahlaki davranıp soykırımı tanıması için mükemmel bir fırsat olarak görülüyor. Nitekim geçtiğimiz günlerde önce Papa Francis, peşinden de Avrupa Parlamentosu bu adımı attı. Onlarca tanınmış İsrailli sanatçı ve akademisyen de hükümeti ve Knesset’i Ermeni Soykırımı’nı tanımaya çağıran bir bildiriyi imzaladı.

Ancak İsrail kıvırmaya devam ediyor. Dışişleri Bakanlığı, Ermeni meselesine daha duyarlı yaklaşılmasını tavsiye ediyor ve İsrail bu sene ilk defa Erivan’daki anma töreninde resmi bir heyetle temsil edilecek. Ancak bu, Knesset üyelerinden oluşan düşük düzeyli bir heyet olacak. Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Emmanuel Nahshon İsrail’in resmi tutumunu Al-Monitor’a şöyle ifade etti: “İsrail’in tutumu değişmiş değil. Bizler Ermeni halkının Birinci Dünya Savaşı sırasında maruz kaldığı korkunç trajediye duyarlıyız. Bu konuyu önemsiyoruz, empati ve dayanışma hislerimizi ifade ediyoruz. Uluslararası toplumun başlıca çabası yeni insani trajedilerin önlenmesine yönelik olmalı.”

Al-Monitor, bu konuya vâkıf İsrailli yetkililerle görüştü. Kimliklerinin gizli kalması kaydıyla konuşan yetkililere göre İsrail’in tutumu sadece Türkiye’nin hassasiyetlerinden kaynaklanmıyor. İsrail, aynı zamanda Türkiye ve Ermenistan’ın komşusu Azerbaycan’ın hassasiyetlerini de gözetmek istiyor.

Sovyetler Birliği çöktükten sonra Kafkasya’daki sınırlar yeniden çizildi. Bunun bir sonucu olarak Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki savaş hâli hâlen devam ediyor. Azerbaycan’ın yeni ulusal söyleminde “Hocalı Katliamı” merkezi bir yer alıyor. İhtilaflı bölge Yukarı Karabağ’ın bir köyü olan Hocalı’da 26 Şubat 1992’de yaşanan çatışmada Azeri tezine göre 169’u kadın ve çocuk olmak üzere 600 Azeri sivil, Ermeni güçler tarafından katledildi. Ermeniler, Birinci Dünya Savaşı’ndan bu yana Azerilerce kendilerine isnat edilen bir dizi hunharca eylemi reddettiği gibi Hocalı’da katledilen sivillerin sorumluluğunu da reddediyor.

İlişkiler bu durumdayken Azerilerin de Ermenilerin soykırım iddialarına uydurma demesi şaşırtıcı değil. Azerbaycan Dışişleri Bakanlığı, Avrupa Parlamentosu’nun “Ermeni Soykırımı” tabirini kullanan geçen haftaki kararını Ermeni baskısına boyun eğen Parlamento’nun “tarihi ve tarihin yorumunu siyasi amaçlarla tahrif etme teşebbüsü” olarak niteledi.

İsrail Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’nden Gallia Lindenstrauss, İsrail’le bugün en yakın ilişkilere sahip Müslüman ülkenin Azerbaycan olduğuna dikkat çekiyor. İki ülkenin ticaret hacmi 5 milyar doların üzerinde. İthal ettiği petrolün yüzde 40’ını Azerbaycan’dan alan İsrail, Azerbaycan’a daha çok silah ve gelişkin savunma sistemleri satıyor. İsrail’in İran’ı vuracağı söylentisinin doruğa çıktığı 2012 yılında Foreign Policy dergisi, bir ABD yetkilisinin biraz da mübalağalı şu sözlerine yer verdi: “İsrail kendine bir hava üssü satın aldı (…) ve bu hava üssünün adı Azerbaycan.”

İsrail Savunma Bakanı Moşe Ya’alon, Azerbaycan’a ilk resmi ziyaretini yaklaşık altı ay önce yaptı. Dışişleri Bakanı Avigdor Liberman ise başkent Bakü’ye birkaç defa gitti. Azeri yetkililer her iki bakana Azerbaycan’ın da tıpkı İsrail hükümeti gibi İran’ın nükleer kapasitesini varoluşsal bir tehdit olarak gördüğünü söyledi.

Azerbaycan’ın İran’la 611 kilometrelik bir sınırı var. Bu uzunluk Türk-İran sınırının 499 kilometrelik uzunluğundan bile fazla. Ermenistan’ın İran’la sınırı ise sadece 35 kilometre. Söz konusu ülkelerle ilişkilerin önemi bu sınır uzunluklarına göre ölçülecek olsa en önemsiz ülke Ermenistan. Ayrıca Ermenistan, genel olarak Başbakan Benjamin Netanyahu’nun Hitler Almanyası’na benzettiği İran’ın müttefiki olarak görülüyor.

İsrail Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün resmi açıklamasına geri dönersek bu açıklamada “yeni insani trajedilerin önlenmesi” yönünde uluslararası topluma yapılan çağrı, sadece İslam Devleti’nin Yezidiler, Hristiyanlar, Aleviler gibi kendisinden olmayanlara karşı her gün işlediği toplu katliamları kastetmese gerek. Bu çağrı her şeyden önce Netanyahu’nun 16 Nisan’da Yad Vaşem’de Holokost kurbanlarını anma töreninde kullandığı deyimle “Yahudi devletini açıkça ortadan kaldırmak isteyen” İran’ı kastediyor. İsrail’in Ermeni soykırımını tanıma veya tanımama politikasının asıl sebebi de işte burada yatıyor. Sebep Türkiye değil, İran.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkey, israeli foreign policy, israel-turkey relations, israel, iranian threat, azerbaijan, armenian genocide, armenia

Arad Nir, İsrail’in en büyük haber kuruluşu Kanal 2’nin dış haberler müdürü ve uluslararası ilişkiler yorumcusudur. Dünyanın çeşitli bölgelerinde uluslararası siyaset ve diplomasi konularını, etnik çatışmaları izlemiş, bir dizi dünya lideri ve kanaat önderiyle mülakatlar yapmıştır. Nir, ayrıca IDC Herzliya ve Netanya Akademi Koleji’nde televizyon gazeteciliği dersleri vermektedir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept