Suriye'nin Nabzı

Suriye’nin feminist internet hareketi Estaykazat’la tanışın

By
p
Article Summary
Suriyeli feminist hareket Estaykazat, kadının güçlenmesi, ataerkil Suriye toplumunda tabu olan kadın cinselliğinin kabul görmesi ve bu konuda özgürce konuşulması için çalışıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

“Taştuş” “Kuku” “Nanuş”

Suriyeli kadınlarla yapılan mülakatlara dayanan cüretkâr bir animasyona göre bunlar, Suriyeli kadınların vajinalarına verdiği isimlerden bazıları.

Bu animasyon, Suriye’de kendini feminist internet hareketi olarak tanımlayan ve kadın bedeni, kadın cinselliği ve seks konularına odaklanan Estaykazat’ın eseri. Adı Arapçada “Kadın uyanıyor.” anlamına gelen hareketin hedefleri iddialı: İnternette videolar ve anlatılar yayımlayarak savaşın pençesindeki Suriye’de bir feminist hareket örgütlemek.

Estaykazat, geleneksel ataerkil Suriye toplumuna tepki olarak 2014’te erkekler ve kadınlar tarafından kurulmuş. Estaykazat meseleye şöyle bakıyor: “Ataerkil anlayış kadını yapısal olarak dışlamanın yanı sıra kadınları sürekli bir kaygı ve suçluluk hâlinde tutuyor. Pek çok Suriyeli kadın özel hayatlarında bocalıyor. Hayatlarının kontrolü kendi ellerinde değil. Hayatlarına dair verdikleri kararlar ‘toplumsal kabul gören’ nitelikte oluyor.”

Hareketin Orta Doğu ve Avrupa’daki 30 gönüllüsü, Suriyeli kadınlarla mülakatlar yaparak farklı anekdot ve öyküler topluyor, sonra bunları yaratıcı mesajlara dönüştürerek internet üzerinden kadınları yüreklendirmeye çalışıyor.

Bu anlatılardan şu ana kadar “Siz Ne İsim Verdiniz?” ve “Sesimi İlk Duyduğumda” isimli iki kısa film yapıldı. Facebook’ta şu ana kadar 140 bin izleyiciye ulaşan “Siz Ne İsim Verdiniz?” filmi, Suriye’de tabu olan kadın cinselliğinin kadınlara iadesini ve bu konunun ayıp olmaktan çıkarılmasını amaçlıyor. Estaykazat ekibi Al-Monitor’a gönderdiği e-postada şöyle diyor: “Kadınlar vajinalarının sahibi değil. Şeylere isim vererek başlıyoruz ki o şeyler ve onlarla ilgili başka şeyler konuşulabilsin.”

Ancak Estaykazat’ın isimlendirmediği şeyler de var: Kendi üyeleri. Nitekim bu mülakat da Beyrut’ta yaşayan üyeler olmasına rağmen sadece e-posta aracılığıyla yapılabildi. Grubun bir temsilcisiyle yüz yüze görüşmek için iletilen ısrarlı taleplere karşılık Estaykazat, bir kişiye odaklanarak grubun esas hedeflerinin gözden kaçacağını vurguladı. Mesajda şu satırlar yer aldı: “Estaykazat, siz gazetecilerin yaptığı gibi ‘gerçek’ dünyanın, daha doğrusu ‘gerçek’ insanların öykülerini anlatıyor. Dolayısıyla bizim şahsiyetlerimize odaklanılması bizce hem aşırı bir vurgu hem de asıl konudan uzaklaşmak olur. Bu tıpkı sizin haber olmak değil, haber yapmak istemeniz gibi bir şey.”

Kolektivist yaklaşım bir yana Estaykazat ekibi güvenlik gerekçesiyle de üyelerin kimliklerini gizli tuttuğunu kabul ediyor: “Yaptığımız işe, tercih ettiğimiz iletişim şekline bakarak Suriyelilerin hem Suriye’de hem barındıkları yerlerde ne gibi koşullarla karşı karşıya olduğuna dair fikir edinebilirsiniz (...) Açık toplumlarda yaşamıyoruz ve öyleymiş gibi yapamayız.”

Estaykazat’ın ikinci videosu ise kadının rolüne ilişkin toplumsal yargılara meydan okuyor. “Ses Üçlemesi” dizisinin ilk bölümünde Suriyeli kadınlar kendi seslerini duymaktan güç aldıkları ilk anı anlatıyor. Birçoğu için bu, Suriye rejimine karşı katıldıkları ilk gösteriler olmuş.

Grubun çalışmaları, coşkulu takdirlerden şiddetli kınamalara kadar çok farklı tepkiler alıyor. Örneğin Fadi isimli bir Facebook kullanıcısı Estaykazat’ın vajinaya verilen isimlerle ilgili ilk animasyonun altına şöyle yazmış: “Uyanış dediğiniz bu mu? Lütfen uyumaya devam edin.” Dadoon Ana isimli bir diğer kullanıcının yorumu ise şöyle: “Bu gerçekten utanç verici. Kendinizden utanmalısınız.”

Estaykazat’ı eleştirel bir tartışma başlattığı için övenlerden Lamia Sahili ise şöyle diyor: “Güzel olan şu ki yorum yapan herkes videoyu sonuna kadar izlemiş, arkadaşlarını etiketlemiş ve konuyu tartışmış. Önemli olan da bu.”

Suriye-Türkiye sınırında çalışan Suriyeli foto muhabiri Nur Kelze ise Al-Monitor’a Estaykazat’ın iyi niyetli bir çalışma yaptığını, ama galiba yanlış yöntem kullandığını söylüyor: “Amaç Suriye’de feminist bir devrim başlatmaksa bence başlangıç bu kadar sert olmamalıydı. ‘Siz Ne İsim Verdiniz?’ videosu Suriye’de şu an ve bu şartlar altında feminist devrim başlatmaya hizmet etmiyor.” Grubun ilk videosuna yapılan pek çok yorum da Kelze’nin görüşünü yansıtıyor ve Suriye toplumunun muhafazakâr yapısı gereği pilot çalışmanın bu kadar cüretkâr olmaması gerektiğini savunuyor.

Öte yandan Kelze’nin şahsi tecrübesi Estaykazat’ın Suriye’de kadın seslerine ilişkin ikinci videosuyla bağdaşıyor. Kelze Suriye’deki ayaklanmaya başından itibaren katılmış ve protestolarda yer almış bir kadın. Tıpkı “Ses Üçlemesi” filmindeki bir kesitte gibi o da kahkaha attığı için eleştirilmiş. Kelze’ye göre bu ve benzeri deneyimler Suriyeli kadınların temel gereksinimlerini daha iyi yansıtıyor ve Estaykazat daha çok bunlara odaklanmalı. Kelze’ye göre grup, cinsellik gibi çok hassas bir konu yerine Suriye’deki kadınların sesiyle ilgili videoyla çıkış yapsaydı bu kadar eleştiri almazdı.

Kimi izleyiciler de pek çok Suriyeli kadının baskı, can güvenliği ve temel geçim kaynaklarından mahrumiyet gibi çok daha ivedi sorunlarla karşı karşıyayken Estaykazat’ın cinselliğe odaklanmasını yersiz buluyor.

Sultana Hiyam, Estaykazat’ın “Sesimi İlk Duyduğumda” videosuna şu yorumu yapmış: “Bunlar gerçekten boş konular ve Suriyeli kadınlar da bu kadar baskı altında değil. Neden rejim tarafından tutuklanan Suriyeli kadınlarla ya da eşleri öldürüldüğü için eve ekmek getirecek kimsesi olmayan kadınlarla ilgilenmiyorsunuz?”

Kelze de bu görüşe katılıyor: “Kadınlar olarak kendimize ve toplumdaki yerimize dair açık ve bilinçli olmalıyız. Ancak çılgınlık ve kaos zamanlarında bunu akıllıca kullanmak gerekiyor.”

Estaykazat gibi sadece internete bel bağlayan, anonim bir grubun ne denli başarılı olabileceği muallak. Yüz binlerce Suriyeli kadın, internet erişiminin çok kısıtlı olduğu mülteci kamplarında yaşarken Estaykazat’ın ulaşabileceği kitle genç ve eğitimli kesimle sınırlı.

Estaykazat ekibi, Suriye’de milyonlarca kadının yaşamının “tepetaklak” olduğunu kabul ediyor. Yine de savundukları davanın ülkedeki mevcut kargaşada yersiz olduğunu düşünmüyor. Kargaşa ortamının faaliyetlerini kısıtlayan bir etken değil, bir fırsat olabileceğini düşünen ekip şöyle diyor: “Mevcut koşullar ya da diğer davalar yüzünden kendi davamızdan vazgeçecek değiliz. Bilakis, Suriye’deki düzen hiç olmadığı kadar sarsılıyor ve hiç kimse, hele de kadınlar ve feministler kenara çekilmemeli.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: women's role, women's rights, women, war, syria, sexuality, sex in the muslim world, feminism

Maya Gebeily is a Lebanese-American journalist based in Beirut. On Twitter: @gebeilym

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept