Hizbullah’ın İsrail’e karşı yeni taktiksel hamlesi

Hizbullah, Golan Tepeleri’nde İsrail’e yeni bir cephe açarken burada yaşanacak olası gerilimler için başka örgütleri suçlayabilir. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor İsrail’in Lübnan sınırında açtığı ateşin arından El Mecidiye kasabasının (solda) üzerinde dumanlar yükselirken sağda El Hacar kasabası görünüyor, 28 Ocak 2015. Photo by Getty Images/Ali Dia.
Ben Caspit

Ben Caspit

@BenCaspit

İşlenmiş konular

syria, moshe 'bogie' ya'alon, lebanon, israel, iran, hezbollah, golan heights, bashar al-assad

Oca 29, 2015

İsrail Savunma Kuvvetleri (IDF) Sözcüsü Tuğgeneral Moti Almoz’un 28 Ocak akşamı Kuzey Komutanlığı merkezinde yaptığı açıklamayı dinleyenler, sık sık “sağduyu” ve “sorumluluk” sözcüklerini duydu. Tecrübeli ve ağırbaşlı bir subay olan Almoz’un bu sözcükleri kullanması tesadüf değildi. Bana öyle geliyor ki o anlarda tuğgeneral de IDF’nin tüm komuta kademesi de bilinçaltından sessizce dua edip sınırın iki tarafındaki karar vericilerin de bu iki meziyeti -- sağduyu ve sorumluluğu – olabildiğince kullanmasını diliyordu. Bu tamamen şahsi kanaatim olsa da bahse girerim ki 28 Ocak gecesi IDF komuta kademesinde birçok kişi, daha çok kendi taraflarında gösterilecek sağduyu ve sorumluluğun derecesinden endişe ediyordu.

Bu satırların yazıldığı 29 Ocak sabahındaki genel izlenim sağduyu ve sorumluluk duygusunun hâkim olduğu yönünde. Bu, kısa vadeli bir zafer. İran ve İran’ın vekilleri Suriye ve Hizbullah ile İsrail arasında süren bölgesel savaşın bu turu taktiksel beraberlikle sona erdi ama İsrail önemli bir stratejik zafer de kazandı.

Taktiksel beraberlik şundan kaynaklanıyor: Yabancı basına göre İsrail 18 Ocak’ta Hizbullah ve Suriye’ye ait iki aracı vurdu. Hizbullah da misilleme olarak iki IDF aracını vurdu. Stratejik zafer ise Hizbullah Givati piyade tugayından bir subay ve bir askeri öldürdüğünde ilan edildi. Bu elim bir kayıptı, bilhassa da asker kayıplarına sivil kayıplara göre daha hassas olan İsrail toplumu için. Ancak bu kayıplara karşın İsrail, yabancı medya kaynaklarına göre Golan Tepeleri sınırında oluşturulmakta olan bir terör şubesinin yönetici kadrosunu tümden ortadan kaldırdı. Bunların içinde tam yedi yıl önce, 2008’de Şam’da İsrail’e atfedilen bir operasyonda ortadan kaldırılan efsanevi Hizbullah komutanı İmad Muğniye’nin oğlu da vardı. Dolayısıyla İran ve Hizbullah’ın İsrail’e karşı Golan Tepeleri’nde yeni bir cephe açma gayreti büyük darbe aldı. Oysa bu cephenin risksiz olacağı, fazla tehlike arz etmeyeceği hesap ediliyordu. İran ve Hizbullah’ın bu planı yeniden hayata geçirmesi zaman alacak. Zira İsrail’in buradaki gelişmeleri yakından izlediğini ve yanı başındaki bu yapılanmanın tehlikeli noktaya ulaştığında güç kullanmaktan çekinmeyeceğini biliyor olacaklar.

Başbakan Benjamin Netanyahu ve Savunma Bakanı Moşe Ya'alon 28 Ocak gecesi çok zor bir karar aldı. O noktada güvenlik ve siyasete ilişkin tüm hesaplar tek bir anaforda birleşti. Netanyahu ve Ya’alon şunu çok iyi görüyorlardı ki İsrail’e atfedilen 18 Ocak tarihli saldırıya Hizbullah’ın yaptığı misilleme meşru ve oyunun kuralları içindeydi. Bir askeri konvoyun hedef alınmasına karşılık bir başka askeri konvoyun hedef alınması… Kısasa kısas…

IDF istihbaratına göre Hizbullah, İsrail’e kendi tepkisini “frenleme” imkânı tanıyacak, çizgiyi aşmayacak ve tüm tarafların sıkıştıkları köşelerden kurtulmasını sağlayacak bir misilleme şekli için gerçekten çaba gösterdi.

Hesaba katılması gereken bir başka faktör daha var: İsrail'de bundan yaklaşık altı hafta sonra 17 Mart’ta yapılacak seçimler. Netanyahu için seçim gündemini kendisinin zayıf noktası olan sosyoekonomik konulardan diplomasi ve güvenlik alanına çekmek önem arz ediyor. Kendini diplomasi ve güvenlik alanında rahat hisseden Netanyahu, burada başlıca rakibi olan Siyonist Kamp lideri Isaac Herzog’a karşı önemli avantajlara sahip.

Herzog 28 Ocak’ta yanına iki emekli generali ve Tzipi Livni’yi alarak Golan Tepeleri’ne gitmek zorunda kaldı. Bu emekli generaller, Herzog’un savunma bakanı adayı Amos Yadlin ve Livni’nin milletvekilleri adaylarından Eyal Ben-Reuven idi. Hezog, İsrailli liderlerin savaş zamanında giydiği kıyafetleri giydiğinde bu duruma sanki yanlışlıkla düşmüş gibi görünüyor. Oysa bu savaş kıyafeti, Netanyahu ve Ya’alon’un üzerinde çok daha doğal duruyor.

Kuzeyde kavga gürültünün sürmesi, tarafların birbirine tehditler savurup iddialı açıklamalar yapması Netanyahu açısından yeniden seçilmek için yaşamsal önem taşıyor. Öte yandan bu tür durumlarda yarının ne getireceğini kimse bilemez. Kendinizi bir anda topyekûn, planlanmamış bir savaşın içinde bulmanız işten bile değil. Neticede öyle anlaşılıyor ki Netanyahu'nun tabiatında olan ihtiyat ve evham üstün çıktı ve Başbakan itidal yönünde tercih yaptı. En azından şimdilik…

Aslında her iki taraf da baştan beri işlerin topyekûn bir askeri çatışmaya yol açacak kadar bozulmasını istemiyordu. Hizbullah zaten şu an üç ayrı cephede kapasitesini zorluyor. İsrail’in değerlendirmesine göre muharip Hizbullah güçlerinin dörtte üçü, Suriye’nin çeşitli bölgelerinde ya da Kuzey Lübnan cephesinde İslam Devleti (İD) ve başka örgütlerle uğraşıyor. Ağır kayıplar veren örgütün Lübnan’daki halk desteği de ciddi şekilde azalıyor. 28 Ocak gecesi Lübnan’da sadece Hristiyanlar, Dürziler ve Sünniler değil, televizyon kanallarına çıkan Lübnan Seçenek Partisi lideri Ahmet El Esad gibi Şii siyasetçiler de ciddi sitemler dile getirdi.

Dolayısıyla 18 Ocak saldırısının arifesinde yapılan değerlendirmeye göre saldırının ardından durumun tırmanması ve toptan bozulması riski yüksek değildi.

Bunun yanı sıra Savunma Bakanı Ya’alon, Koruyucu Hat Harekâtı’ndan bu yana Likud Partisi’nin geleneksel tabanı olan sağcı seçmene kendini kanıtlamak durumunda. HaBayit HaYehudi Partisi’nin genç, dinamik, yaratıcı ve inisiyatif alabilen lideri Naftali Bennett, Netanyahu ve Ya’alon’u az kalsın Hamas tünellerine karşı harekete geçmek zorunda bırakıyordu. O günden beri de onları sırtından vurmaya devam ediyor. Güya bu haftaki gelişmeler de Ya’alon için inisiyatif almaktan korkmadığını ve terörle mücadelede taviz vermediğini gösterme fırsatıydı.

Golan Tepeleri’nin Suriye tarafındaki operasyonun ardından İsrail hızlı ve ağır bir misillemenin ufukta olduğunu biliyordu. İsrail istihbaratı, Hizbullah’ın kısa vadede güçlü bir karşılık planladığı uyarısında bulunmuştu. Hizbullah, 2008’de öldürülen İmad Muğniye’nin intikamını gecikmeli olarak dört yıl sonra almıştı. Ancak bu defa misillemenin hemen geleceği belliydi. Bu nedenle IDF caydırıcılık tedbirlerini devreye sokarak Golan Tepeleri’nde kapsamlı bir hava ve zırhlı birlikler tatbikatı başlattı ve buraya çok sayıda takviye kuvvet gönderdi. Savunma Bakanı ile Genelkurmay Başkanı’nın da bölgeye gittiği görüldü.

Hizbullah ise soğukkanlı bir şekilde fizibilite, zamanlama ve menfaat hesapları yaparak pragmatik hareket eden bir örgüt olduğunu gösterdi. İsrailli askerlere düzenlenen saldırının mekânı özenle seçilmişti: Lübnan’ın İsrail işgalinde bir bölge olarak gördüğü Şebaa Çiftlikleri’nin yakınları. Hizbullah aslında misillemesini Golan Tepeleri’nde yapmayı tercih ederdi. Ancak tüm gücüyle Suriye lideri Beşar Esad’ı korumaya çalışan İran, örgütü Lübnan’dan karşılık vermeye zorladı. Hizbullah şu an Lübnan’ı İsrail’e karşı yeni bir yıpratma savaşına sürükleme lüksüne sahip değil. Dolayısıyla bilinçli bir seçimle sivilleri değil, Şebaa Çiftlikleri’ndeki bir askeri devriyeyi hedef aldı.

Yüksek rütbeli bir İsrailli subayın yorumu şöyle oldu: “Hizbullah, bizler tepkimizi daha kolay frenleyebilelim diye elinden geleni yaptı. (Hizbullah Genel Sekreteri Hasan) Nasrallah’ın hiç karşılık vermeme gibi bir lüksü yoktu. 18 Ocak saldırısı onu herkesin önünde küçük düşürmüştü. Sadece birkaç gün önce Golan’a hiç müdahil olmadıklarını söyleyen Nasrallah, yalancı durumuna düştü, Muğniye’nin oğlu öldürüldü ve bu terör yapılanmasının komuta birimi ortadan kaldırıldı. Nasrallah da karşılığını verdi ama bunu kendi açısından çok hassas ve sorumlu bir şekilde yaptı.”

İsrail ile Hizbullah-İran arasındaki çatışma şu an Golan Tepeleri’nde yaşanıyor. Lübnan’a gelince Hizbullah katmerli bir ihtiyat gösteriyor. İsrail de Lübnan topraklarından ateş açılması veya bir terör saldırısı düzenlenmesi hâlinde Hizbullah’a değil, Lübnan’a savaş ilan edeceğini açıklamıştı. Nitekim 28 Ocak akşamı IDF teyakkuza geçip savaş uçakları motorlarını çalıştırdığında pilotların önüne konan hedef listesi Lübnan içindeki hedeflerden ibaretti. Üst düzey bir İsrailli güvenlik kaynağı bu durumu şöyle açıkladı: “İkinci Lübnan Savaşı’nda yapılan hatalar bu defa yapılmayacak. Hizbullah bize zarar vermeye yeltenirse Lübnan muaf olmayacak, yerle bir edilecek.”

İran’ın emri, Suriye’nin teşvikiyle hareket eden Hizbullah, işte bu nedenle İsrail’e karşı Golan Tepeleri’nde “ikinci cephe” açmaya çalışıyor. Hizbullah’ın gözünde Golan Tepeleri bir nevi sahipsiz bölge. Örgüt, oradan ateş açabilir veya terör saldırıları başlatabilir ama bunların sorumluluğunu üstlenmez, Golan Tepeleri’nde faal olan bilumum Suriyeli “isyancıların” arkasına saklanır.

İşte bu nedenle İsrail, yabancı medya kaynaklarına göre Golan’daki yeni terör yapılanmasının komuta birimini hedef aldı. Cihad Muğniye’den önce bu konuda Samir Kuntar çalışmıştı. Lübnanlı bir katil olan Kuntar, Lübnan topraklarından İsrail’e düzenlenen en ağır terör saldırılarının birinde nisan 1979’da İsrail’in Nahariya kasabası yakınlarında İsrailli bir çocuğun kafasını kayalıklarda ezmişti. 2008’de tutsak değişimi kapsamında serbest bırakılan Kuntar, Hizbullah adına Golan’da bir terör yapılanması oluşturmaya çalıştı. Kuzey Komutanlığı’nda görev yapan İsrailli bir subay, bu yapılanmayı “amatör ve etkisiz” olarak tanımlarken şu bilgileri aktardı: “Oraya buraya ateş açıyor, sınır hattında patlayıcı saklıyorlardı. Gelişkin veya yaratıcı hiçbir şeyleri şey yoktu.”

Hizbullah bu işin böyle yürümeyeceğini anlayınca örgütün Radvan birimlerinin üst düzey profesyonel mensuplarıyla birlikte oğul Muğniye’yi projeye dâhil etti. Bunların tümü, İranlı bir generalin emri altında, Devrim Muhafızları’nın doğrudan desteğiyle ve Suriye’nin himayesinde faaliyet gösteriyordu. Bu yapılanma mevcut hâliyle bile tehlikeli noktaya ulaşmış, fazla büyümeden vurulması dışında bir seçenek kalmamıştı.

Hizbullah’la İran’ın Golan Tepeleri’ndeki faaliyetlerinin ardında bir sebep daha vardı. Nasrallah ve bilhassa Tahran – ve muhtemelen Esad da – İsrail’in hiçbir bedel ödemeden Suriye’de hava saldırıları düzenleyerek oyunun kurallarını değiştirmeyi başarmasından rahatsızdı. İsrail, oluşturduğu yeni kırmızı çizgilerle oyunun dengesini bozacak silahların Suriye’den Lübnan’a geçmesine izin vermeyecekti. İsrail, kendisine atfedilen hava saldırılarıyla bu güzergâhta silah taşımaya yeltenen tüm konvoyları vurdu. Bu saldırılardan biri Lübnan topraklarında gerçekleşti.

Hizbullah da kendi açısından çıtayı yükseltmeye çalıştı. “Madem Suriye’de saldırıyorsunuz biz de o zaman Suriye’de size karşı eyleme geçeriz.” dedi. Yabancı medya kaynaklarına göre İsrail bu tehdidi 18 Ocak’ta bertaraf etti, Hizbullah da 28 Ocak’ta misillemede bulundu. İranlılar ise şimdilik sözlü tehditlerle yetinse de generallerinin öldürülmesini unutmaz. İran’ın da bir gün öcünü alacağına dair İsrail’de kimsenin kuşkusu yok. Ancak böylesi bir hamle bugün henüz ufukta değil.

İran ve Hizbullah’ın bölgede tek bir stratejik hedefi var: Esad rejimini mevcut zayıflamış yapısıyla korumak. Diğer tüm menfaatler buna bağlı. Şu an İsrail’le kafa kafaya gelmek, Esad’ı daha büyük bir tehlikeye atar ve neredeyse kesin olarak nihai çöküşe sürükler. Dolayısıyla çatışma ertelenmiştir. Film sonra devam edecek.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Moskova ve Şam niçin birbirine güç gösterisi yapıyor?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | Tem 31, 2020
Suriyeli Kürtler ABD’li bir petrol şirketiyle anlaşma imzaladı
Amberin Zaman | Petrol ve gaz | Tem 30, 2020
Suriye’de ‘TL bölgesi’ hayal mi gerçek mi?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Haz 15, 2020
ABD’nin Suriye yaptırımları Kürt müttefiklerini de tehdit ediyor
Jared Szuba | ekonomi ve ticaret | Haz 9, 2020
Putin’in yeni Suriye temsilcisi ataması ne anlama geliyor?
Anton Mardasov | Suriye'de Rusya | May 28, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İsrail'in Nabzı

al-monitor
İsrailli turistler koronavirüse rağmen Türkiye’den vazgeçmiyor
Mordechai Goldman | Turizm | Ağu 5, 2020
al-monitor
İsrail’in ilhak planı iki eski komutanın elinde
Ben Caspit | | Haz 12, 2020
al-monitor
İsrail ve Türkiye arasında buzlar eriyor mu?
Rina Bassist | Koronavirüs | Nis 13, 2020
al-monitor
Netanyahu’nun koronavirüse karşı gizli silahı: Mossad
Ben Caspit | Koronavirüs | Nis 1, 2020