Türkiye'nin Nabzı

Türkiye-İran: Orta Asya pazarı için TIR savaşları

By
p
Article Summary
Türkiye-İran arasındaki TIR anlaşması, 20 yıl sonra, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri’ne yönelik ekonomik ve siyasi etkinlik mücadelesinin fitilini ateşledi.

Türkiye ile İran arasındaki TIR krizi karşılıklı restleşmelerle tırmanırken, Tahran’daki son müzakerelerden de sonuç çıkmadı.

Özellikle Orta Asya Türk Cumhuriyetleri (OATC) pazarına yönelik, iki ülkenin ticaret savaşı, TIR krizi ile yeni bir boyuta ulaştı. İran-Türkiye arasındaki Gürbulak sınır kapısının Türkiye tarafında binlerce TIRİran’a geçmek için bekliyor. Benzer şekilde, İran-Türkmenistan sınır kapısı Lütfabad’ta da Türkiye’ye dönen TIR’lar, uzun kuyruklar oluşturmuş durumda.

Kriz nasıl patlak verdi?

Türkiye ile İran arasında TIR taşımacılığı krizi, geçtiğimiz yıl Türkiye’nin geçiş ücreti ve “akaryakıt fiyat farkı” uygulamalarını tartışmaya açması, bu ödemeleri yapmak istemediğini açıklamasıyla gündeme geldi.

Türkiye’nin OATC pazarlarına ihracatında, diğer güzergâhlara göre daha kısa olan İran geçişi, Türk ihracatçıları ve nakliyecileri açısından tercih ediliyor. Türkiye’nin bu bölgeyle ticaretinde İran’ın sadece Türk TIR’larına uyguladığı özel vergiler, yüksek parasal tarifeler, Türk taşımacılarını İran şirketleri karşısında rekabette zayıf düşürüyor. 

OATC ülkeleri (Kazakistan, Kırgızistan, Moğolistan, Özbekistan, Tacikistan, Türkmenistan), Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra, Türkiye açısından siyasi ve ekonomik anlamda stratejik önem kazandı. Siyasal etki alanı olarak, belirginleşti. Serbest piyasa ekonomisine geçişlerinden sonra, OATC’leri, Türkiye için, ciddi ekonomik potansiyel haline geldi. Geçen yıl, bölge ülkeleriyle olan ticaret hacmi, 9,3 milyar dolar düzeyine ulaşırken, Türk müteahhitlerinin bu ülkelerde üstlendiği projelerin tutarı 62 milyar doları buldu. Türk şirketlerinin OATC’lerindeki doğrudan yatırımları, 3,5 milyar doların üzerine çıkmış durumda. Bölge ülkelerinde 2 binden fazla Türk şirketi faaliyet gösteriyor.

Dolayısıyla, Türkiye-İran arasındaki TIR savaşının temelinde, ekonomik anlamda bâkir ve yatırım açlığı içindeki bu ülke pazarlarında, hem siyasi hem de ekonomik etkinlik mücadelesi yatıyor.

İran, 5+1 ülkeleriyle nükleer müzakereler sonrası uzlaşma ve uygulanan ambargonun tümüyle kalkmasını hedefliyor. Bu ihtimali gözeterek, Orta Asya, Kafkasya gibi yakın coğrafyada etkinliğini arttırma, Türkiye’yi perdeleme stratejisinin adımlarını atıyor.

Türkiye’nin 20 yıl önce verdiği büyük taviz

Türkiye, İran’la 1994’te imzaladığı Karayolu Taşımacılığı Anlaşması’yla İran’dan geçecek Türk TIR’ları için geçiş ücreti ve akaryakıt fiyat farkı ödemeyi kabul etti. İran TIR’ları içinse herhangi bir talebi olmadı. İran, iki ülke parlamentolarında onaylanarak 20 yıldır uygulanan bir anlaşmayı uyguladığını savunuyor.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Uluslararası Nakliyeciler Derneği (UND) İcra Kurulu Başkanı Fatih Şener, Türkiye’nin 1994 anlaşmasıyla İran’a böylesine büyük tavizleri neden verdiğinin anlaşılamadığını belirterek, “Son 10 yılda, geçiş için İran’a 1 milyar doların üzerinde para ödemişiz. Böyle giderse milyarlarca dolar ödemeye devam edeceğiz. Artık ödemek istemiyoruz. Devletler arasındaki müzakerelerde henüz anlaşma yok. Türk TIR şirketlerinin buna tahammülleri kalmadı. Bu rekabette taşımacılık pastasının büyük bölümünü İran şirketleri kapmaya başladı” dedi.

Anlaşmanın İran’a sağladığı tek yanlı avantajlar ve İran’da akaryakıtın çok ucuz olması nedeniyle, Avrupa hattında da İranlıların hâkimiyet kurmaya çalıştıklarını kaydeden UND İcra Kurulu Başkanı Şener, Al-Monitor’a şunları anlattı:

“Batıdan gelen yüklerde de, İran TIR’ları boş olarak Türkiye’ye giriyor, Bulgaristan sınırına kadar gidip oradan yükü alıp geri döndüğünde bile, Türk TIR’larından fazla kazanıyor. Bu büyük bir haksız rekabet! Anlaşmaya göre, İran’a tek yönlü transit geçişlerde 487 euro geçiş ücreti ödüyorduk. Bir buçuk yıldan beri süren müzakerelerde anlaşma olmayınca, 10 Ekim’den itibaren Türkiye de İran TIR’larından 408 euro geçiş ücreti almaya başladı. Bunun üzerine İran, tek yönlü transit geçiş ücretini 974 euroya, akaryakıt fiyat farkını da iki katına çıkarttı. Türkiye, misilleme yapıp, ücretleri iki katına çıkarınca kriz büyüdü. İran, 1 Aralık’tan itibaren Türk TIR’larına İran’da akaryakıt satmayacağını, girişte TIR’ların deposunu mühürleyeceğini açıkladı. İran kapısı kapandı, geçişler durdu. Görüşmeler sürüyor ama Türk TIR’ları mağdur oluyor. Bir şoförle konuştum, Türkmenistan’a yazlık giyecek götürüyormuş. Bir aydan fazladır kapıda bekliyor. Türkmenistan’a şimdi kış geldi. O giysileri kim alır artık? Taşımacılıkta kural, ilk gelen ilk geçer. Ancak İran yasa çıkarttı, İran TIR’ları gümrükte öncelikli diye. Bizim araçları bekletiyorlar, kendi araçları beklemeden geçiyor. Parayı ve pazarı kaybediyoruz.” 

İran, Türkiye taşımacılık sektörünü bitiriyor

Türkiye’nin mütekabiliyet uygulamaları sonrası, İran tavrını biraz yumuşattı ve depo mühürleme işlemini şimdilik askıya aldı.

TIR krizinde, İran’ın diğer tezi, Türkiye’de akaryakıt fiyatlarının 2 dolar/litre dolayında olmasına karşın, İran’da 18 sent/litre olması. İran bu gerekçeyle, Türk tırlarından İran’dan dönüşlerinde, depolarında kalan akaryakıt için litre başına 1 dolar alıyordu. Son krizde, bu tutarı da litre başına 2 dolara çıkartınca, Türkiye tavrını sertleştirmek zorunda kaldı. TIR şirketlerinin taşıma ve geçiş maliyetleri 2 katına çıktı ve İran şirketleriyle rekabet etmeleri neredeyse olanaksız hale geldi. Maliyet artışı yüzünden Türk şirketleri, daha çok zarar etmemek için yüklerini İran sınırına götürüp orada boşaltıyor ve İran TIR’larına devrediyor.

Gelinen noktada, Türkiye’nin İran üzerinden ihracat yaptığı OATC pazarında taşımacılık pastasının yüzde 85-90’ı İran’ın kontrolüne geçtiğini kaydeden Fatih Şener, İran’ın sektörü bitme noktasına getirdiğini söylüyor.

TIR filosu açısından Avrupa’da ilk sırada yer alan Türkiye’de taşımacılık sektörünün en büyük meslek örgütü UND, çözüm konusundaki önerilerini ve Türkiye’nin İran’dan taleplerini de gündeme getirdi.

Türkiye, güneyde Suriye ve Irak’taki sorunlar yüzünden, uğradığı ekonomik kayıpları telafi edebilmenin yollarını arıyor. Suriye ve Irak’taki çatışmalar, IŞİD terörü nedeniyle, bu iki ülke üzerinden Ortadoğu ve Körfez bölgesine TIR taşımacılığı durma noktasına gelmiş durumda.

İran tarafının açıklamalarına bakılırsa, gündeme getirdikleri koşullar, herhangi bir uzlaşmayı olanaksız kılıyor. İran Büyükelçiliği, Türk TIR’larına İran’da Türkiye’deki fiyattan (4 TL), Türkiye’de de İran TIR’larına İran’daki fiyattan (20 kuruş) akaryakıt verilmesi önerisini gündeme getiriyor. Bu yaklaşımın Türkiye tarafından kabul edilmesinin olanaksızlığı, ortada. Anlaşmazlık, bu aşamada çözümsüz bir kördüğüme dönüşmüş görünüyor. Kayıplar büyüyor.

Türkiye bu nedenle, İran’a alternatif güzergâh çalışmalarını hızlandırdı. Azerbaycan, Gürcistan, Türkmenistan ile yapılan görüşmelerde Hazar Denizi üzerinden OATC’ne taşımacılık konusunda ilerleme kaydedildi.

Türk TIR’ları, Hazar denizinden 2 Ro-Ro ve 2 Feribot ile Türkmenistan’a, oradan da diğer OATC’lerine ulaşacak. Ancak bu hattın kapasitesi yılda 30 bin TIR. Oysa İran’dan geçiş yapan Türk TIR’larının sayısı, yılda 43-45 bin. OATC’lerine ihracatta rotanın Azerbaycan-Hazar hattına çevrilmesi, bir anlamda üçte birlik ekonomik kayıp anlamına geliyor.

Buna karşılık bu yeni hat, fiyat açısından İran’a göre daha ucuz olacak. Ayrıca, Türk TIR’ları, Türkmenistan’dan ucuz akaryakıt alma olanağına sahip olacakları için İran’la rekabet güçleri bir ölçüde artacak.

TIR savaşlarına rağmen, iki komşu ülke ticareti geliştirmenin yollarını arıyor. İran’dan Türkiye’ye tercihli olarak 145 tarım ürünü, Türkiye’den de İran’a 145 sanayi ürünü geçişinde kolaylık sağlanacak. Şimdi gözler Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ocak ayında yapması beklenen Tahran ziyaretine çevrilmiş durumda.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: turkey, trucking, transport sector, syria, iraq, iran, europe, central asia

Zülfikar Doğan, gazeteciliğe 1976’da Ankara’da haftalık haber dergisi Yankı’da başladı. Milliyet, Posta, Akşam, Finansal Forum, Star, Karşı gazetelerinde muhabirlik, haber müdürlüğü, temsilcilik ve ekonomi-politika yazarlığı yaptı. TRT-1, STAR, NTV, CNBC-e televizyonlarında ekonomi-politika programları ve yorumculuk görevlerinde bulundu. Halen, www.korhaber.com haber portalında genel yayın yönetmenliği ve köşe yazarlığı yapıyor.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept