İsrail'in Nabzı

Hizbullah Hamas’tan ne öğreniyor?

By
p
Article Summary
Hizbullah gelecekte yaşanabilecek çatışmalar için Hamas’ın İsrail’e karşı her eylemini dikkatlice izliyor olmalı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Arap dünyası, Gazze’de yaşanan şiddete hiçbir zaman son dönemde olduğu kadar ilgisiz kalmamıştı. Mısır başta olmak üzere Arap Birliği üyelerinin çoğu Hamas’ın yardımına koşmaya hevesli değil. Arap kamuoyunun büyük bölümü de Irak’ta adeta dini meseleye dönen Şii-Sünni çatışması, Suriye’de sonu gelmeyen katliamlar ve Libya’nın parçalanması ile meşgul.

Ancak, Gazze çatışmasında sesi pek duyulmasa da Hizbullah bu savaşı görmezden gelme lüksü olmayan bölgesel aktörlerden biri. İkinci Lübnan Savaşı’nı takiben yaşanan sekiz yıllık sessizliğin ardından Şii İslamcı örgüt, İsrail’in tüm cephelerdeki stratejisini yakından inceliyor, İsrail ordusuyla gelecekte yaşayacağı kendi çatışmalarına hazırlanıyor.

Geçmişte İsrail Savunma Kuvvetleri’nde (IDF) Lübnan irtibat subayı olarak görev yapan ve şu an İsrail Projesi’nde savunma analisti olan emekli Binbaşı Stephane Cohen, Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yaptı: “Hizbullah öğrenen bir örgüt. İsrail’in tepkilerine odaklanıyor. Sadece askeri tepkileri değil, İsrail hükümetinin siyasi tutumlarını ve bölgesel aktörlerin krize nasıl tepki verdiğini izliyor.”

Hizbullah öncelikle Hamas’ın askeri başarısızlıklarını inceliyor olmalı. İki grubun ilişkisi Suriye konusundaki farklılıkları nedeniyle iki yıldır soğuk olsa da Hamas, Hizbullah ve İranlı ajanlardan öğrendiği strateji, taktik ve eğitimi kullanıyor. Arap Baharı sırasında Tahran’ın takdirini kazanan Filistin İslami Cihat Örgütü için de aynısı söylenebilir.

Hamas, çatışmanın başında İsrail’e “şok ve dehşet operasyonu” yapmayı denedi. Bu kapsamda, tüneller yoluyla sınırda adam kaçırmak, deniz komandosu baskınları ve insansız hava aracı saldırıları gibi İsrail’in moralini bozmaya yönelik eylemlere kalkıştı.  Al-Monitor’a konuşan uzmanlara göre Hizbullah da İsrail ile olası bir çatışmanın ilk günlerinde muhtemelen bu taktiği uygulardı. İsrail, silahlı insansız hava aracı saldırıları dâhil Hamas’ın tüm sürprizlerini bertaraf etti.

Hamas’ın roket altyapısı -- sayı ve gelişkinlik bakımından daha geride olması dışında -- Hizbullah’ın Lübnan’daki altyapısı ile neredeyse aynı. Hamas eski çatışmaların aksine fırlatma rampalarını bu defa Gazze kumsallarında ya da hassas sivil bölgelerde saklıyor, militanlar da motosiklet kullanarak ateşleme noktaları arasında mekik dokuyor. Hamas, geniş alanları koordine şekilde roket yağmuruna tutarak İsrail’in Demir Kubbe hava savunma sistemini şaşırtıp alt etmeye çalışıyor. Ama bu teşebbüsleri hep başarısızlıkla sonuçlanıyor. Hizbullah’ın hüsrana uğrayan Hamas’ı izliyor olduğunu tahmin etmek zor değil.

Medyanın bu tür haberleri vermesi kısıtlanırken Hamas, sıklıkla Tel  Nof, Hatzor, Hatzerim ve Nevatim gibi önemli hava üslerinin yakınlarına roket attığını iddia ediyor. Bu girişimlerin hedefi, pistleri tahrip ederek İsrail hava kuvvetlerinin saldırılarını engellemektir. Hizbullah da 2006’daki savaşta İsrail’in kuzeyindeki Cezrel Vadisi’nde bulunan Ramat David Hava Üssü’nü vurmaya odaklanmış ve en az bir defa piste isabet ettirmişti.

Bunu duymak İsraillilere zor gelse de Hizbullah’ın roket stokunun sadece büyüklüğü bile -Hamas’ın 10 bin roketine karşılık Hizbullah’ın 120 bin roketi var- olası bir çatışmada birçok roketin, Tel Aviv dâhil İsrail’in dört bir yanındaki sivil bölgeleri vurabileceği anlamına geliyor. İsrail’in şimdiye kadar Hamas’a karşı kullanmak zorunda kalmadığı “David’s Sling” (Davud’un Sapanı) isimli, orta menzilli ikinci bir kalkanı var. Ancak bu kalkana rağmen, olası bir çatışmada hava savunması büyük ölçüde  Hizbullah’ın muhtemelen her gün yüzlerce roketle saldıracağı kilit askeri ve sanayi tesislerinin korunmasına ayrılacak. Yani sivil nüfusun yoğun olduğu yerlerin korunması  ikinci öncelik olacak.

Ancak Hizbullah asıl olarak Hamas’ın İsrail’in kara harekâtında sergileyeceği performansla ilgilenecek. Hamas önemli kaynaklar harcayarak son birkaç yılda Gazze boyunca ve bilhassa sınırlarda geniş bir yeraltı sığınak ağı oluşturdu. Bu strateji, Hizbullah’ın güney Lübnan’ın ücra köyleri ve çalılık tepelerinin altında kurduğu meşhur “doğa koruma alanlarının” kopyasıdır. İki örgütün de bu sığınak ağlarını oluşturma amacı, kilometrelerce uzaktan atılan ultra hassas tanksavar füzeleri ve topların koruması altında İsrail piyade birliklerini yakın muharebede farklı yönlerden eş anlı olarak pusuya düşürmek.

Hizbullah’ın tecrübelerine göre İsrail toplumuna psikolojik darbe indirmenin en etkili yolu, sivilleri değil, Lübnan topraklarına çekilen İsrail askerlerinin öldürülmesidir. Dolayısıyla, konuya vakıf kaynaklara göre İsrail hava kuvvetlerinin gücü ve Gazze’de toplanan olağanüstü istihbaratla oluşturulan 3 bin 500’lük hedef listesi, Hizbullah tarafından muhakkak ki yakından takip ediliyor.

Hamas’ın başarısız askeri performansına rağmen Hizbullah, Gazze çatışması daha bitmeden ondan bazı dersler çıkarmış olmalı. Bunların en önemlisi, İsrail ordusunun ilk darbeleri hızla bertaraf etme kabiliyeti ve Hamas’ı tüm “sürprizlerini” neredeyse bir anda kullanmak zorunda bırakmasıdır. İsrail’in uzun savaşlarda iç ve dış siyasi baskılarla karşılaştığını bilen Hizbullah, İsrail’i bir yıpratma savaşının içine çekebilir ve İsrail ordusu giderek yorulurken “sürprizlerini” birkaç hafta sonrasına saklayabilir. Öte yandan, Suriye kriziyle uluslararası itibarı oldukça zedelenen Hizbullah, olası bir çatışmada aynen Hamas gibi yalnızlaşabilir. Böyle bir ortamda da İsrail hava kuvvetleri, kara harekâtı öncesinde hava operasyonları için zaman kazanır.

Şimdilik, Hizbullah’ın İsrail’le çatışmaya girmekte pek bir menfaati görünmüyor. Hizbullah’ın muharebe planları, seçkin kara birliklerinin kabiliyetine dayanıyor. Oysa bu birlikler şu an Suriye’nin Kalamun bölgesinde yeni bir taarruza katılıyor. Suriye’de Hizbullah’a ait silah konvoylarını defalarca vuran İsrail ile kapanmamış pek çok hesap var. Yine de Hizbullah’ın İsrail’le çatışmaya girmesi, çok daha önemli bölgesel konuların önüne geçmiş olur. P5+1 ile İran arasındaki nükleer müzakerelerin 20 Temmuz’da sona ermesi bekleniyor. İsrail’in İran’a yönelik olası bir askeri operasyonunda Hizbullah’ın İran’a arka çıkma rolü, bu ortamda hiç olmadığı kadar önem kazanıyor. Yani Hizbullah cephanesini boşa harcayamaz.  

İste bu nedenle, Hizbullah’ın ufak Filistinli grupların Hizbullah kontrolündeki bölgelerden İsrail’in kuzeyine provokasyon amaçlı roket atışlarını engellemek için geçtiğimiz hafta büyük çaba harcaması şaşırtıcı değil. Al-Monitor’a bilgi veren yerel kaynaklar da bu çabayı doğruluyor. Olası bir İsrail-Hizbullah çatışmasından doğacak hasarın 2006’dakinden katbekat büyük olacağını her iki taraf da biliyor. Lübnan, Suriye savaşı neticesinde bir milyonu aşkın mülteciye ev sahipliği yapıyor ve artan mezhepsel gerilimler yaşıyor. Böyle bir ortamda Lübnan’ın Hizbullah-İsrail çatışmasının yol açacağı ekonomik çöküşü hatta olası bir iç savaşı önleme kabiliyeti kuşkuludur.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: rockets, palestine, lebanon, israel, hezbollah, hamas, gaza strip

İsrail, Tel-Aviv merkezli jeo-politik risk ve araştırma danışmanlığı hizmeti veren Levantine Group'un başkanıdır. 

 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept