Türkiye'nin Nabzı

Türkiye’nin Suriyeli patronları

By
p
Article Summary
Suriye ile 877 kilometre uzunluğundaki kara sınırının geçiş verdiği her noktadan Türkiye’ye sığınanların sayısı 800 bine yaklaştı. Suriyelilerin yaklaşık 250 bini kamplara yerleştirilirken, geri kalanların bir kısmı Şanlıurfa, Gaziantep ve Kilis’teki akrabalarının yanına yerleştirildi, maddi durumu uygun olanlar sınır illerinde ev kiraladı, kalanlar da Türkiye’nin büyük şehirlerine...

Suriye ile 877 kilometre uzunluğundaki kara sınırının geçiş verdiği her noktadan Türkiye’ye sığınanların sayısı 800 bine yaklaştı. Suriyelilerin yaklaşık 250 bini kamplara yerleştirilirken, geri kalanların bir kısmı Şanlıurfa, Gaziantep ve Kilis’teki akrabalarının yanına yerleştirildi, maddi durumu uygun olanlar sınır illerinde ev kiraladı, kalanlar da Türkiye’nin büyük şehirlerine dağıldı.

Suriyeli sığınmacılar hayatta kalabilmek için yapabildiklerin her işe saldırıyor. Çöp toplayanlar da var, inşaatlarda ve küçük işletmelerde kayıt dışı çalışanlar ve büyükşehirlerde dilencilik yapanlara da. Çalışma izni olmayan Suriyeli işçilere 759 lira, kaçak çalıştıranlara da her bir işçi için 7 bin 612 lira ceza uygulanması gerekiyor.

Ama bu yasağı dikkate alan yok. Zaten kağıt üzerindeki hükmün uygulaması pek sıkı denetlenmiyor. Çünkü Türkiye’ye sığınan Suriyelilere iş olanağı yaratılmasına sıcak bakılıyor. Hatta kamplarda kalanlara acil ihtiyaçları için sembolik maaş ödeniyor, sağlık hizmetleri devlet tarafından karşılanıyor.

Tüm zorluklara karşın her koşul kendi fırsatını içinde barındırıyor. Savaşın yarattığı yıkım, yokluk, kıtlık yüzünden temel gıda maddelerine duyulan acil ihtiyaç artarken Suriyelilerin Türkiye’de çok sayıda şirket kurmaya başladıkları dikkat çekiyor.

Daha çok sınır komşusu Hatay, Gaziantep ve en yakın liman kenti Mersin’de yatırım yapmayı tercih eden Suriyeli işadamları, 2012 ve 2013 yıllarında toplam 425 şirket kurdular. Suriyeli işadamlarının 2013 yılından itibaren şirket kurma eğilimlerinin hızlandığı dikkat çekiyor. 2013’ün ilk 7 aylık döneminde Türkiye’de şirket kuran yabancılar içerisinde Suriyeliler 260 şirketle birinci sırada yer alıyor. Almanlar 232 şirketle ikinci, İranlılar 189 şirketle üçüncü sırada.

Suriyeli şirketlerin sayısında 2014 yılında tam anlamıyla patlama yaşandığı gözleniyor. Yılın ilk 4 ayında Türkiye’de kurulan yabancı sermayeli her 4 şirketten birisi Suriyelilere ait. Ocak- Nisan döneminde faaliyete başlayan 1504 yabancı şirketin 383’ü Suriye vatandaşları tarafından kurulmuş. Bu şirketlerin sermayesi 50 milyon lirayı aşmış durumda. Geçen yıllardan farklı olarak yeni kurulan şirketlerin İstanbul, Ankara ve İzmir’de yoğunlaştığı dikkat çekiyor.  

Peki Suriyeli işadamları ne iş yapıyor?

Kurulan şirketler; toptan ticaret, inşaat, konfeksiyon, dokuma, ayakkabı imalatı, perakende ticaret, aksesuar imalatı, emlakçılık, seyahat acentesi, komisyonculuk, tekel bayiliği, nakliyecilik ve lokantacılık başta olmak üzere 92 farklı iş kolunda faaliyet gösteriyor.

Hatay ve Gaziantep’teki şirketler genellikle orada yaşayan Suriyelilerin kendi ihtiyaçlarını karşılamayı hedefliyor. Ancak iç savaş nedeniyle Suriye’de acil ihtiyaç duyulan şeker, makarna, un, buğday, patates, tüpgaz, çocuk bezinin yanı sıra tekstil ürünleri ihracatının yapıldığı da belirtiliyor.

İstanbul ve Bursa’da kurulan şirketler tekstil sektörüne ağırlık verdiği belirtiliyor.  Çok sayıda Suriyeli sanayicinin de iç savaş nedeniyle Türkiye’ye gelip atölyeler kurarak, özellikle tekstil sektöründe üretim ve ihracat yapmaya başladıkları öğrenildi. Suriyeli işadamları Suriye’ye acil ihtiyaç maddeleri satmanın yanı sıra Cezayir, Libya ve Mısır’daki alıcılarıyla Türkiye üzerinden bağlantıya geçtikleri belirtiliyor. Bu fabrikalar Arapça bilen elemana ihtiyaç duyduğu için çok sayıda Suriyeliye de istihdam olanağı sağlıyor.

Suriye ile bozulan ticaret

Suriye’de iç savaşın başladığı Mart 2011 yılından bu yana Türkiye ticari olarak ciddi kayba uğradı. Öyle ki, iç savaş öncesi iki ülke arasında gümrüksüz ticaret yapılabiliyordu. Yatırımlar teşvik ediliyor, ortak Bakanlar Kurulu toplanıyordu. Bu çabalar sonucu iki ülke arasındaki ticaret hacmi 2011 yılında 2 milyar dolara yaklaşmıştı. Türkiye o yıl 1 milyar 609 milyon dolar ihracat, 336 milyon dolar ithalat yaptı.  Ancak Suriye’deki iç savaş ve iki ülke ilişkilerinin kopması sonucu 2012 yılında ticaret hacmi sert bir düşüşle 525 milyar dolara geriledi. Türkiye’nin ihracatı 460 milyon dolara, ithalatı 65.5 milyon dolara indi.

Oysa iç savaştan önce iki ülke arasındaki ticaret hacminin 5 yıl içerisinde 5 milyar dolara çıkarılması öngörülüyordu. Çok sayıda Türk şirketi Suriye’de fabrika kurmuştu. Türk yatırımlarının toplamı 300 milyon dolara ulaşmıştı. Türk mallarına güven yüksekti. Şam, Halep, Hama, Humus ve Lazkiye’de yoğun olarak Türk ürünleri talep ediliyordu.

İç savaştan kısa bir süre önce Türkiye ve Suriye arasında toplu konut, sivil havacılık, turizm ve sağlık alanlarında 50 işbirliği anlaşması imzalanmıştı. Vizelerin kaldırılması Suriye’ye mal satmayı ve yatırım yapmayı iyice cazip hale getirirken, turizmi de canlandırmıştı.

Suriye 21 milyon nüfuslu;  12 milyar dolar ihracat,  14 milyar dolar ithalatı olan bir pazardı. Türkiye iç savaştan önce Suriye’ye beyaz eşya, mobilya, tekstil ürünleri, çimento, elektrik enerjisi, izole edilmiş tel, fiber optik kablolar, elektrik iletkenleri, petrol yağları, demir çelik çubuklar, borular ve hortumlar satıyordu.  Tarım ürünleri ihracatında patlama vardı.

Suriye’nin önde gelen 100 işadamı ile Türk işadamları yol, liman, havalimanı, altyapı tesisleri, otel, ofis, konut, hastane, alışveriş merkezi gibi konularda işbirliği yapmayı planlıyordu.

Ama planların tümü devre dışı kaldı.

Şimdi iç savaşın yarattığı talebin karşılanmasına çalışılıyor.

Suriye’ye satılan ürünlerin cinsi, niteliği tamamen değişmiş durumda. Suriye’de siviller gıda maddeleri başta olmak üzere yaşayabilmek için acil malzemeler istiyor.  Türkiye’deki Suriyeli firmalar, burada ürettiklerinin bir kısmını geride bıraktıkları akrabalarına, dostlarına, hemşehrilerine satıyorlar.

Kurulan şirketlerin sayısındaki patlama ticaretin yeniden canlanma sinyalleri verdiğini gösteriyor…

Bu bölümlerde bulundu: workforce, turkish-syrian relations, turkey, trade, syrian refugees, syrian crisis, syria, employment

Profesyonel gazetecilik hayatına 34 yıl önce başlayan Çetingüleç, Sabah medya grubunda çalıştığı 23 yıl içinde, Başbakanlık muhabirliği, Cumhurbaşkanlığı muhabirliği, ekonomi servisi ve parlamento bürosu şefliği de dahil pek çok farklı alanda görev yapmıştır. Dokuz yıl boyunca Takvim gazetesinin Ankara Temsilciliğini üstlenen ve aynı gazetede köşe yazan Çetingüleç’in yayımlanmış iki kitabı vardır.

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X