Türkiye'nin Nabzı

Çıplak Feminizm Türkiye’de Başarılı Olabilir Mi?

By
p
Article Summary
Çıplak Feminizm Türkiye’de Başarılı Olabilir Mi?

2008’de Ukrayna’da kurulan ve bugün genel merkezi Paris’te olan kadın hakları grubu FEMEN, Türkiye’de şube açtı. Grup, kendi ifadesiyle “erkeklerin kadınlara uyguladığı ekonomik, kültürel, ve ideolojik baskıya direnmek” için topluma açık yerlerde çıplak olarak yaptığı gösterilerle ve vücutlarına yazdıkları sloganlarla nam salmış durumda. FEMEN ayrıca ateist duruşundan dolayı dini kurumlara ve sembollere saldırmasıyla da ünlü.

FEMEN-Türkiye’nin “kamu ahlakı” yasaları yüzünden devlet makamlarıyla sorun yaşayacağını tahmin etmek zor olmasa da grup, asıl sıkıntıyı kamuoyunun ilgisizliğinden çekebilir. Şu aşamada Türkiye’de kadınların büyük çoğunluğunun EFMEN’den çıplaklık mevzusu yüzünden uzak duracağını söylemek yanlış olmaz. Benzer şekilde, kadın hakları konusunda öğrenecek çok şeyi olan Türk erkeklerinin da grubun protestolarının amacını anlamadan çıplak göstericilerin vücutlarına odaklanma riski çok yüksek.

İlginçtir, aslında Türkiye ve FEMEN birbirlerine çok da yabancı değil. Grubun 2008’de kurulduktan sonra ilk yaptığı gösteri Kiev’deki Türk Büyükelçiliği önünde olmuştu. O gösteride “seksi hemşire kıyafeti” giyen FEMEN üyeleri, Ukrayna’ya “seks turizmi” için gelen Türk erkeklerinin yarattığı sorunlara dikkat çekmek için toplanmıştı. 2009’da ise FEMEN, artık meşhur olan “çıplak gösteri” taktiklerini 2012’de Ukrayna’nın ev sahipliği yapacağı Avrupa Futbol Şampiyonası’nı protesto etmek için uygulamaya soktu. Grup, turnuva sırasında Ukrayna’ya gelecek erkek turistlerin ülkenin seks “endüstrisinde” çalışan kadınların koşullarını daha da zorlaştıracağından endişe duyuyordu.

2009’dan sonra ise FEMEN üyeleri Avrupa’nın birçok şehrinde protestolar düzenlediler ve ün saldılar. Bu gösteriler arasında 8 Mart 2012’de İstanbul’da Dünya Kadınlar Günü’nde yaptıkları protesto da vardı. Ayrıca FEMEN geçtiğimiz yaz Türkiye’yi sallayan Gezi Parkı protestoları sırasında protestocularla dayanışma içinde olduklarını belirten bir video yayınlamıştı.

Ancak Gezi yanlısı video bir sıkıntıya işaret ediyor: tıpkı FEMEN’in yapmaya çalıştığını anlamayan birçok Türk erkeği gibi, FEMEN de Türkiye’yi anlamıyor. Grubun “Gezi’yle dayanışma” videosunda devamlı olarak Türkiye’deki göstericilere “İslamlaşmaya direnin” mesajı vermesi buna iyi bir örnek. FEMEN’in iddialarının aksine (ve birçok Al-Monitor yazarının de belirttiği gibi), Gezi olaylarının çıkmasının ve iki haftadan fazla devam etmesinin sebebi “İslamlaşmaya direniş” değil, AKP hükümetinin sosyal adalete ve çevreye olan duyarsızlığına ve otoriter yönetimine karşı çıkmaktı. Zaten Gezi olayları sırasında büyük yankı yaratan İhsan Eliaçık’ın liderlik ettiği “anti-kapitalist Müslümanlar” grubunun ve benzeri oluşumların “İslamlaşmaya” itiraz edeceğini düşünmek saçma olur.

Peki FEMEN Türkiye’de başarılı olabilir mi? Zira bahsi geçen ülke, iktidar partisinin ileri gelen bir üyesinin “dekolte” şikayeti yüzünden kadın televizyon sunucusunun işini kaybedebildiği ve  kadın iç çamaşırı mağazasının “Başbakan alışveriş merkezini ziyaret ediyor” diye kepenk indirmeye zorlandığı bir yer.

Politikacıların tahamülsüzlüğünden de öte, nüfusunun büyük çoğunluğu Müslüman olan ve kadınların çoğunun da başörtüsü giydiği Türkiye’de toplum içinde çıplak olma işi potansiyel siyasi ortakları FEMEN’den uzaklaştırır. Geçtiğimiz aylarda Al-Monitor yorumcusu Yasmine Nagaty’nin işaret ettiği gibi, FEMEN’in çıplaklığı zorlama bir üniforma gibi kullanması, Müslüman ülkelerde birçok kadının maruz kaldığı zorla örtünme probleminden çok da farklı değil. Bu problem “kadınları özgürleştirmek” fikrini zayıflatıyor.

FEMEN’in başka zayıf noktaları da var. FEMEN’in sadece fiziksel çekiciliği olan üyelerinin çıplak gösterilere katılmasına müsaade etmesi, bazı zamanlarda ise kendisine maddi destek veren şirketlerin reklamına yarayacak eylemler yaptığı suçlamları var. İddialardan öte, FEMEN’in online mağazasında, alıcıların beğendikleri grup üyesinin göğüsleriyle yaptığı “yağlı boya meme baskısı” tuvalleri sattığnı görüyoruz. Böyle bir “hediyelik eşya satışının” ise kadınların nesneleştirilmemesi amacıyla ne kadar örtüştüğü ayrı bir konu.

Ancak FEMEN tamamen fincancı dükkanına dalan fil gibi de davranmıyor; grubun mesajını bulunduğu ortama uygun bir şekilde ayarladığına dair işaretler mevcut. FEMEN, Türkiye şubesinin açılışını AKP kontrolündeki Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin ODTÜ ormanının bir kısmını yok ederek otoyol yapma çalışmalarına karşı yürütülen gösterilere destek mesajıyla birlikte duyurdu. Her ne kadar duyuruda çıplak bir Türk göstericinin resmine yer verilse de mesajın asıl amacının ODTÜ’ye destek vermek olduğu belliydi.

Bu noktadan hareketle, eğer FEMEN gireceği kavgaları dikkatlice seçer ve Türkiye ortamına daha uygun mücadele metodları benimserse (yani ateist söylemlerini bir süreliğine kenara bırakır, göstericiler de üzerlerine bir şeyler giyerlerse), grubun Türkiye’de kadınlar adına yapacağı zorlu savaşta başarı şansı olabilir.

Barın Kayaoğlu, Virginia Üniversitesi Tarih Bölümü’nde doktora adayıdır. Kendisi geçen sene Yale Üniversitesi’nin Uluslararası Güvenlik Çalışmaları programında Smith Richardson Vakfı bursuyla misafir araştırmacı olarak görev yaptı. Kendisini www.barinkayaoglu.com’dan, Twitter’dan (@barinkayaoglu), ve Facebook’tan (Barın Kayaoğlu

Bu bölümlerde bulundu: womens’ rights, turkish politics, muslim morality, islamists, gezi park, gender discrimination

Barın Kayaoğlu Irak Amerikan Üniversitesi, Süleymaniye’de dünya tarihi alanında yardımcı doçent olarak görev yapmaktadır. 2014 yılında Virginia Üniversitesi’nden tarih doktoru ünvanını almış, halihazırda doktora tezinin konusu olan ve 1945’ten günümüze ABD’nin Türkiye ve İran’la ilişkilerini ve iki ülkedeki Amerikan yanlılığını ve karşıtlığını inceleyen ilk kitabını yayına hazırlamaktadır. Kendisini www.barinkayaoglu.comTwitter (@barinkayaoglu), and Facebook’tan (Barın Kayaoğlu) takip edebilirsiniz.

x

Cookies help us deliver our services. By using them you accept our use of cookies. Learn more... X