İngiliz arkeoloji enstitüsü Türkiye'de yükselen milliyetçiliğin kurbanı oldu

Ankara’daki İngiliz enstitüsünün tohum koleksiyonuna el konulması Cumhurbaşkanı’nın milliyetçi İslamcı ajandasının bir tezahürü.

al-monitor Afyon üretimi için haşhaş ekimi yapan kadın köylüler, Türkiye, 16 Ekim 1974 Photo by Photo by Express/Archive Photos/Getty Images.
Amberin Zaman

Amberin Zaman

@amberinzaman

İşlenmiş konular

Arkeolojik alanlar

Eki 7, 2020

Türk makamları, Türkiye’nin arkeoloji alanında en saygın yabancı araştırma kuruluşlarından Ankara İngiliz Arkeoloji Enstitüsü’nün (BIAA) arkeobotanik ve modern tohum koleksiyonuna el koydu. Türkiye’nin en eski ve en zengin tohum koleksiyonuna devlet tarafından el konulması uluslararası araştırma çevrelerini telaşa sevk ederken, uygulama Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın zaman zaman yabancı düşmanlığına da varan milliyetçi İslamcı ideolojiyi toplumsal yaşamın tüm yönlerine empoze etme çabalarının devamı olarak görülüyor.

BIAA Yönetim Kurulu Başkanı Stephen Mitchell 17 Eylül’de kurul üyelerine gönderdiği kurumiçi bir mektupta Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 3 Eylül’de enstitüye bir tebligat göndererek koleksiyonun Türk devletine ait olduğunu ve “aynı gün içinde el konulacağını” bildirildiğini aktardı. 

Mitchell yaşananları şöyle anlattı: “Anadolu Medeniyetleri Müzesi, Kültür Bakanlığı Müze ve Tarihi Eserler Genel Müdürlüğü ve Cumhurbaşkanlığı personeli tarafından enstitüden alınan 108 kutu arkeobotanik örnek ile modern tohum koleksiyonunun bulunduğu dört dolap aynı gün öğleden sonra ve ertesi gün enstitüden çıkarılarak Ankara’daki müzelerin depolarına götürüldü.”

Enstitünün “malzemenin zarar görme ya da kaybolma tehlikesini asgariye indirmek için” istediği ek süre talebi de reddedildi.

Al-Monitor’un sorularını e-posta yoluyla yanıtlayan enstitü başkanı Lutgarde Vandeput Ankara merkezli kuruluşun koleksiyonuna el konulduğunu doğrulayarak, “İngiltere Büyükelçiliği gelişmeden haberdar ve Türk hükümetinin ilgili makamlarıyla temaslarımız sürüyor” açıklamasını yaptı ancak ayrıntılara girmedi.

İngiltere’nin Ankara Büyükelçiliği de Al-Monitor’a e-posta yoluyla konunun Türk hükümetiyle temaslarda gündeme getirildiğini bildirirken ayrıntı vermedi. Bir İngiliz yetkili ise isminin açıklanmaması kaydıyla “Koleksiyonun en iyi şekilde korunmasını sağlamaya yönelik çabalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

Türkiye’yi yakından takip eden Londra merkezli analist Firdevs Robinson, İngiltere'nin Türkiye’yi stratejik ortak olarak gördüğünü kaydederek “Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği’nden çıkmasının ardından Brexit sonrası yapılacak bir ticaret anlaşması için Türkiye’nin önemi artmış durumda” değerlendirmesini yaptı. Robinson’a göre İngiltere Türkiye siyasetinde “megafon diplomasisi”ni tercih etmese de “kaygı ve itirazların kapalı kapılar ardında elçiler tarafından gündeme getirildiği iddia ediliyor.”

Ayasofya ve Kariye Müzesi’nin bu yaz ibadethaneye dönüştürülmesinin yankıları sürerken gelen el koyma kararının araştırma çevrelerinde şok etkisi yarattığı belirtiliyor.

Fakat çarşambanın gelişi perşembeden belliydi. 

El koyma kararının yasal dayanağı olan ve 3 Eylül 2019’da yayımlanan kararname hükümete yerel bitki ve tohumların üretimi ile satışını kontrol etme yetkisi tanımıştı.

Kararnamenin Resmi Gazete’de yayımlanmasından iki gün sonra bitkisel ve organik ürünlere büyük ilgi duyduğu bilinen Emine Erdoğan kamuoyuna “Ata Tohum” projesini tanıttı. Erdoğan’ın “tarımı milli bağımsızlığımızın anahtarı olarak gördüğümüzün ifadesi" diye tanımladığı proje, genetiğiyle oynanmamış tohumların toplanarak devlet tarafından ekilip çoğaltılmasını ve “tamamen yerli” besinler üretilmesini öngörüyor. 

Projenin hayata geçirildiği 2017’den bu yana binden fazla tohum çeşidi bağışlandığını ve salatalıktan kavuna 11 çeşit meyve ve sebze yetiştirildiğini anlatan Erdoğan, “Çiftçilerimiz hazine sandıklarını açtılar. (...) Bu toprağın mirasının gelecek nesillere aktarılması için tohumlarını devletimize emanet ettiler” diye konuştu.

Ata Tohum projesinin mimarlarından birinin yüksek öğrenimini Avusturya’da tamamlayan biyokimyager İbrahim Adnan Saraçoglu olduğu biliniyor.

Erdoğan’ın giderek genişleyen danışmanlar listesinde yer alan 71 yaşındaki Saraçoğlu, brokoli tüketiminin prostatı engelleyebileceği de dahil bitkisel tedavi yazılarıyla tanınıyor. 

Saraçoğlu, 5 Eylül’de düzenlenen tanıtım toplantısında Emine Erdoğan’ın ardından yaptığı konuşmada Ata Tohum’un ideolojik temellerini de gizlemedi. Batı’yı Anadolu’nun botanik zenginliğini yağmalamakla suçlayan Saraçoğlu’nun işaret ettiği isimlerin başında Amerikalı arkeobotanist Jack Harlan vardı.

ABD’yi ima ederek “Tohumun genetik yapısını değiştirerek insanlığı kontrol altına alma hevesinde olan güç kendi topraklarını bozduğunu anlayınca gözünü Mezopotamya’ya dikmiştir” ifadelerini kullanan Saraçoğlu, “Tohum milli güvenliğimizin temel taşlarından biridir” dedi.

New York Üniversitesi’ne bağlı Hagop Kevorkian Yakın Doğu Çalışmaları Merkezi’nin Başkan Yardımcısı James Ryan’ın Al-Monitor’a e-posta ile yaptığı değerlendirmeye göre proje, Türkiye’nin “hâlihazırdaki politikalarını tarihin derinliklerine inerek meşrulaştırmayı amaçlayan klasik bir milliyetçilik hamlesi.”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Kemal Atatürk’ün ulus inşası için “Türk medeniyetinin kökenlerini Frigyalılar ve Hititlere dayandırdığını” söyleyen Ryan, Erdoğan ve İslamcı seleflerinin de “Kemalistlerin laik kimliğine rakip olarak Türk İslamcı medeniyeti öne çıkardıklarını” belirtti. 

Ata Tohum projesinin de “benzer bir motivasyonu” yansıttığını belirten Ryan, “Bu tohumlar üzerinden toprakla genetik bir bağ kuruyorsunuz, medeniyetinizin kadim zamanlardan bu yana buraya ait olduğunun bir kanıtı olmuş oluyor. Bunlara sahip olma arzusu bile bir milliyetçilik tezahürü.”

Saraçoğlu ise Al-Monitor’un konuya ilişkin sorularına geri dönmedi.

Türk yetkililerin İngiliz enstitüsüne verdikleri bilgiye göre tohum koleksiyonu yakın zamanda açılması planlanan Cumhurbaşkanlığı’na bağlı Ata Tohum bankasında muhafaza edilecek.

Mitchell enstitünün yönetim kuruluna gönderdiği mektupta koleksiyonun “ilgili makamların iznine tabii olarak” araştırmacılara açılacağına dair Türk yetkililerden şifahi güvence aldıklarını kaydetti.

Hükümetin kararıyla doğrudan “zarar gören” araştırmacılar ve projeler ile temasta olduklarını belirten Mitchell, konuya ilişkin hukuki danışmanlık alındığını yazdı.

Uygulamanın İngiliz enstitüsü dışındaki yabancı kuruluşları kapsayıp kapsamayacağı bilinmiyor. Ancak İstanbul merkezli Fransız Anadolu Çalışmaları Enstitüsü Başkanı Bayram Balcı Türk makamlarının koleksiyonlarına yönelik herhangi bir müdahalesinin olmadığını belirtti.

İngiliz Enstitüsü’nün tohumlarının akıbeti ise belirsiz. Tohumların pratikte nasıl bir amaca hizmet edeceği de muallak. 

University College London’a bağlı Arkeoloji Enstitüsü’nden Dorian Fuller Türkiye’deki koleksiyon üzerinde çalışmalar yapmış bir isim. Dünyanın önde gelen arkeobotanistlerinden biri olan Fuller’a göre “Arkeolojik tohumlar esasen kömür, ölü ve atıl tohumlardır.” 

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Fuller, koleksiyonun modern tohumları için de “25, 50 sene önce toplanmış tohumlardan bahsediyoruz, bu tohumlar çimlenmez” diyerek şunları aktardı: “Soyu tükenmiş veya antik bir tohum çeşidinden alınan genle modern bir çeşitlilik üretilebildiğini hiç duymadım. Mumya tohumlar tam bir saçmalık. Tamamen bir pazarlama aldatmacası. [Tohumlar üzerindeki] araştırmaların asıl amacı bazı türlerin kaybolan çeşitlerini öğrenmektir.”

Fullar’a göre “Böyle bir genetik çeşitlilik içinde farklı kuraklık toleransı yahut hastalık toleransı gibi her türlü özelliğe sahip genler keşfedilebilir ve bu da mahsul yetiştiriciliğinin geleceği için faydalı olur. … Bunun gen verisine ulaşmak için de bir iki tahıl yeter, tüm koleksiyona ihtiyaç yok. Onların yaptığı ise bu araştırma kaynağını Türk ve uluslararası araştırmacı topluluklarından mahrum bırakmak. Orası herkese açık, küçük, güzel bir araştırma merkeziydi ve şimdi tamamen yok oldu.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Rusya’nın Sudan üssü Türkiye ve Biden’a mesaj mı?
Anton Mardasov | Rus etkisi | Kas 19, 2020
Erdoğan’ın Avrupalı fedaileri: Bozkurt ve Hilal
Fehim Taştekin | | Kas 13, 2020
Ekonomide kadro değişimi erken seçim amaçlı
Mustafa Sönmez | Türkiye seçimleri | Kas 12, 2020
Kriz büyürken iş dünyası suspus
Mustafa Sönmez | | Kas 5, 2020
Fransa boykotu iç tribünlere dönük
Mustafa Sönmez | | Eki 29, 2020

Recent Podcasts

Featured Video