Türkiye-Yunanistan kavgası Rusya’ya kazanım sağlayabilir mi?

Türkiye ve Yunanistan’ın Doğu Akdeniz’deki kavgası, Rusya’ya Yunanistan’la ilişkilerini artırarak bölgedeki menfaatlerini ilerletme imkânı verebilir.

al-monitor Akdeniz’de açıklanmayan bir noktada bulunan Rus denizaltısından fırlatılan seyir füzesi, 14 Eylül 2017.  Photo by Photo by MARIA ANTONOVA./AFP via Getty Images..

Eki 22, 2020

Türkiye-Yunanistan kavgasında tarafların birbirine karşı kullandığı gözdağı taktiklerinde Rus silahlarının giderek bir araç hâline geldiği görülüyor. En azından son haftalarda Yunan medyasını okuyanlar böyle bir sonuca varabilir. Doğu Akdeniz’deki deniz yetki alanları için kavga eden, savaş tehditleri savuran Türkiye ve Yunanistan, Rusya’dan silah satın alarak NATO dayanışmasını bozmakla suçlanıyorlar. 

Zamanında Kıbrıs’ın (Rum kesimi) satın aldığı Rus S-300 sistemlerini devralan Yunanistan, sadece Kıbrıs’tan değil Fransa, Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden de destek görüyor. Türk-Yunan çatışması üzerinde dolaylı da olsa etki sahibi olmak, Rusya’yı memnun ediyor olmalı. Ancak Moskova’nın taraflardan birine kararlı destek vermesi ya da kavganın çözümü için uğraşması pek olası değil. Zira mevcut gerilim Moskova’nın işine geliyor.

Yunan medyasında eylül ortalarında Atina’nın elindeki S-300PMU-1 sistemlerini S-300PMU-2 Favorit versiyonuna yükseltmek için Moskova’yla görüşmeler yaptığına dair haberler çıkmaya başladı. Yunan basını bugünlerde de 15 yıldır ilk kez S-300’lerle Girit adasında tatbikat yapılabileceğini yazıyor. Resmi olarak henüz doğrulanmamış olan bu söylentilerin Türkiye’yle kavganın kızıştığı bir dönemde çıkması, haberlerin Ankara’ya mesaj vermek isteyen yetkililer tarafından sızdırıldığını akla getiriyor. Tatbikatın gerekçesi olarak Türkiye’nin Doğu Akdeniz’de petrol ve gaz arama çalışmalarını genişletmesi görülüyor.

Türkiye’nin Ege, Akdeniz ve Karadeniz’de egemenlik iddialarına dayanan Mavi Vatan doktrininin önemli mimarlarından Tümamiral Cihat Yaycı geçtiğimiz aylarda görevden ayrılmış olsa da arama faaliyetleri bu doktrin kapsamında genişliyor. Karadeniz açıklarında bulunan doğalgaz sahasına ilişkin 17 Ekim’de yeni bir açıklama yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, rezerv tahmininin 405 milyar metreküpe yükseldiğini iddia etti. Ankara Akdeniz’de de düşünülenden büyük rezervler olabileceği iddiasında. 

Öte yandan bahsi geçen Yunan tatbikatı, Türkiye’nin geçtiğimiz günlerde S-400’leri denemesine de misilleme olabilir. 

Bu bağlamda Yunanistan-Rusya görüşmelerine dair haberler kulağa abartılı gelmiyor. Kaldı ki geçmişte de böyle görüşmeler yapıldı. Örneğin 2015’te, üstelik Ukrayna krizi sıcaklığını korurken ve Batı’nın Moskova’ya karşı yaptırımları henüz tazeyken Yunan Savunma Bakanı Panos Kammenos S-300 sistemleri için yeni füzeler ve hizmet alımı için Rusya’yla görüştüklerini açıklamıştı. Yunanistan o günlerde Patriot PAC-2 hava savunma sistemlerini S-300PMU sistemleriyle beraber konuşlandıran, bunları tek bir sisteme entegre eden yegâne ülkeydi. Yunanlılar aynı zamanda Sovyet üretimi Osa-AKM ve Tor-M1 kısa menzilli füze savunma sistemlerine sahipti. 

Hatırlanacağı gibi Yunanistan’da bulunan iki S-300 bataryası Rusya’dan doğrudan satın alınmadı. S-300’leri Kıbrıs satın almış ancak ABD, İngiltere ve Türkiye’nin baskısıyla sistemleri kuramamış ve 2006-2007 döneminde Yunanistan’a göndermişti. Yunanistan ise ancak 2013 yılında Girit’teki Beyaz Kartal tatbikatı sırasında S-300’ler ile tatbikat yapmıştı. 

Rusya Hava Kuvvetleri’nin uçaksavar füze birimlerinin eski sorumlusu Alexander Gorkov zamanında yaptığımız bir görüşmede Yunanistan’ın Rusya’yla görüşerek askeri avantajlar elde etmenin yanı sıra Türkiye’ye mesaj vermek gibi siyasi bir hedef güttüğünü, Yunanlı yetkililerin özel sohbetlerde gizlemediğini anlatmıştı. Ancak 2014’te, ikili temasların devam ettiği, hatta Yunanistan’daki bazı çevrelerin Rus menfaatleriyle uyumlu söylemler için Rusya’dan fon aldığı bir dönemde Atina “Ukrayna çatışmasının yoğunlaştığı” gerekçesiyle S-300’leri askeri geçitte sergilemekten vazgeçti. Sistemler programdan son anda çıkarıldı. Öyle ki konuklara dağıtılan broşürde S-300’lerin tanıtım gösterisi programda görünüyordu.

Ancak ne bu mahcubiyetler ne de Rusya’ya yönelik yaptırımlar Yunanistan’ı Rusya ile Tor-M1 ve Osa-AKM sistemleri için yedek parça anlaşması yapmaktan alıkoydu. Yunan tarafına göre anlaşma ülkenin savunma kabiliyetlerini korumasını sağlıyordu. 

Öte yandan Yunanistan’ın S-300 füzesi alma planının kâğıt üzerinde kaldığı anlaşılıyor. Oysa böyle bir anlaşma askeri açıdan gerçekten gerekli. Zira Yunanistan’ın elindeki füzelerin “raf ömrü” doluyor. Ruslar menzili daha uzun, yeni füzeler teklif edebilir.

Yunanistan’ın S-300’leri modernize etme niyetine ilişkin haberler tamamen bir dezenformasyon operasyonu da olabilir ancak Yunanistan’daki S-300PMU-1 sistemlerinin, hâlihazırda Suriye ve İran’da hizmette olan versiyona yükseltilmesi teknik açıdan makul bir seçenek. Daha gelişkin bazı özellikler içeren S-300PMU-2 Favorit sistemi zaten S-300PMU-1 sistemine dayanıyor. İki versiyon arasındaki temel farklardan biri, S-300PMU-2 sisteminin, alçalan aerodinamik balistik hedefleri 40 ila 200 kilometre arasındaki menzilden daha büyük isabetle vurabilen 48N6E2 tipi füzeleri fırlatabiliyor olması. Ayrıca bu versiyon daha gelişkin bir hedef tespit-takip sistemine ve insansız muharebede daha iyi performans gösteren 96L6E tipi radara sahip. 

Teoride Rusya’nın böyle bir anlaşmaya istekli olması beklenir, özellikle bunun yeni bir sözleşme değil, var olan bir sözleşmeye ek olacağı düşünülürse. Rusya bu sayede hem Orta Doğu bağlamında hem de Yukarı Karabağ’daki çatışmada Türkiye’ye karşı biraz el yükseltmiş olur. Yukarı Karabağ meselesinin yeniden alevlenmesinin ana sebebi Türkiye’nin rolü olmasa da Moskova, kamuoyunda kullandığı ılımlı dile rağmen Ankara’nın Güney Kafkasya’daki faaliyetlerinden hoşnutsuz görünüyor. Rus medyasına sızdırılan Türkiye’ye yönelik eleştiriler bunun açık bir göstergesi. 

Bu arada Kıbrıs Cumhurbaşkanı Nikos Anastasiadis Rus mevkidaşı Vladimir Putin’den Akdeniz’deki kavgaya müdahil olması ve Türkiye’yi Kıbrıs’ın münhasır ekonomik bölgesinde arama yapmaktan vazgeçirmesi için resmen ricacı olurken, Kıbrıs’taki Rus Büyükelçisi Stanislav Osadçiy de Kıbrıs Savunma Bakanı Haralambos Petridis ile görüştü.

Neticede Moskova nazik bir konumda bulunuyor. Kıbrıs, Yunanistan ve İsrail’in, Rusya destekli Türk Akımı’na doğrudan rakip olan EastMed boru hattı projesi için bastırması da işleri iyice çetrefil hâle getiriyor.

Rus gözlemciler Moskova-Atina ilişkilerinin farklı bir aşamaya geçmesi ihtimaline temkinli yaklaşıyorlar. Al-Monitor’a konuşan Rus gazeteci İgor Subbotin, Rusya’nın kesin bir Yunanistan stratejisi olmadığını ama Akdeniz’deki farklı aktörler ile ABD arasında zıtlıkların yükseldiği bir ortamda nüfuzunu artırma fırsatını kaçırmayacağını düşünüyor. 

Ancak ABD de bölgeyi yakından izliyor. Washington, Kıbrıs’a uyguladığı silah ambargosunu kaldırmak için Rus askeri gemilerine Kıbrıs limanlarına erişim imkânı verilmemesini şart koştu. Bu arada Avrupa Birliği’ni Türkiye’ye karşı daha sert bir tavra zorlamak isteyen Kıbrıs’ın Belarus’a yönelik yaptırımlara onay vermemesi, Kremlin’in Batı’daki kavgaları kullanarak nüfuzunu pekiştirebileceğinin yeni bir işareti oldu. 

Subbotin’in yorumu şöyle: “Kıbrıs’ın Avrupalılarla görüşmelerde ayak diremesi ile Rus Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov’un 8 Eylül’de adaya gidişi neredeyse eş zamanlı oldu. Dolayısıyla Rusya EastMed projesine karşı Türk Akımı’nı destekliyor olsa da gaz fiyatları konusunda hâlâ Türkiye’ye baskı yapabilir, Türkiye’nin gelecekte kendi kendine yetme savlarını boşa çıkarabilir.”

Rus Uluslararası İlişkiler Konseyi’nin Ankara’da mukim uzmanı Timur Akhmetov Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede Rusya’nın Kıbrıs sorunundaki tutumunun Ankara’yı rahatsız etmediğini çünkü Moskova’nın da adadaki iki toplum arasında diyalogun yeniden başlamasından yana olduğunu belirtti.

Öte yandan, Akdeniz’deki gerilimler Rusya’nın işine gelebilir. Her şeyden bu gerilimler, Rusya destekli boru hatlarına rakip olan gaz projelerinde ticari riskler yaratıyor. İkincisi, gerilimlerin ABD ve NATO’ya maliyeti oluyor ve onları Karadeniz ve Suriye’de Rusya’ya karşı daha sert bir politika izlemekten alıkoyuyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video