Yunanistan’ın Suriye açılımı Türkiye’yi mi hedef alıyor?

Türkiye ile yükselen gerilimler nedeniyle bölgesel etkinliğini artırmaya yönelen Yunanistan, Suriye’deki Ortodoks cemaatinden de faydalanarak Şam’la ilişkilerini ilerletebilir.

al-monitor Rum Melkit Katolik Patrikliği’nin Şam’daki Hz. Meryem’in Ölümü Katedrali’nde Paskalya öncesi ayine katılan cemaat mensupları, 14 Nisan 2019.  Photo by Photo by LOUAI BESHARA/AFP via Getty Images..

İşlenmiş konular

syrian regime, greece, reconstruction, syrian civil war, greek orthodox, greek patriarch, syrian christians

Eki 20, 2020

Yunanistan’ın eski Suriye büyükelçisini geçtiğimiz aylarda Dışişleri Bakanlığı’na bağlı Suriye Özel Temsilcisi olarak ataması, Orta Doğu’ya jeopolitik ilgisinin arttığının ve derin tarihsel bağlarının olduğu Suriye’de daha etkili olmak istediğinin işareti olarak yorumlandı. 

Atina merkezli Avrupa ve Dış Politika Helen Vakfı’nda Türkiye programını yöneten Ioannis Grigoriadis’e göre özel temsilci kararı, Türkiye’yle artan gerilimler sonucu Yunanistan’ın bölgeye daha fazla odaklanma çabasının parçası. 

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Grigoriadis şöyle konuştu: “Türkiye-Libya deniz anlaşması, Yunanistan’ın Orta Doğu politikasını baştan aşağı gözden geçirmesine yol açan bir tepki doğurdu. Yunan ekonomisi COVID-19 sonrasında toparlandıkça Doğu Akdeniz Yunanistan için yen bir bölgesel iddia alanı olacak.”

Türkiye’ye baskı uygularken etkinliğini artırabileceği ülkeler arayan Yunanistan için Suriye mantıklı bir tercih. 

2007-2009 döneminde Yunanistan’ın Avrupa işlerinden sorumlu genel sekreteri olan ve iktidardaki Yeni Demokrasi Partisi’nde çeşitli görevlerde bulunmuş olan Dimitrios Katsudas, Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Yunanistan, Suriye’de hem kalıcı barışı sağlama çabalarına hem de yeniden inşa sürecine katılma konusunda güçlü iradeye sahip. Tarihsel, jeopolitik ve ekonomik nedenler Yunanistan’ın Suriye’de güçlü konumda olmasını gerektiriyor. Müttefiklerimizin bunu anlaması lazım.”

Yunanistan’ın Suriye’yle tarihsel bağlarının yaşayan bir örneği olan Şamlı işadamı Charles Catinis iki ülke arasındaki yakınlaşmayı umutla takip ediyor. Al-Monitor’un telefonla ulaştığı Catinis, “Savaş başlayınca elçiliğini en son kapatan Avrupa ülkesi Yunanistan oldu. Bugün pasaportlarımızı yenilememiz ya da bir belge almamız gerektiğinde Lübnan’a, Beyrut’taki Yunanistan Konsolosluğu’na gitmemiz lazım” diyor.

Catinis Suriye’de yaşayan üçüncü nesil bir Yunan vatandaşı. Şam’ın ve Yunanistan’ın büyük bir bölümünün halen Osmanlı İmparatorluğu’nun parçası olduğu 19’ncu yüzyılda pek çok Yunanlı aile Şam’a yerleşmişti. Bu topluluktan geriye kalan yaklaşık 400 kişi Şam’da yaşamaya devam ediyor.

Catinis, “Ben Şam’da doğdum. Babam, büyükbabam ve büyük büyükbabam da Şam’da doğdular. Yunanistan vatandaşlığımız babadan oğula geçti” diye anlatıyor.

Yunan cemaatinin de katkısıyla Yunanistan-Suriye ilişkilerinin eskiden iyi olduğunu anımsatan Catanis, “Savaş öncesinde Yunanistan’la Suriye arasında harika ilişkilerimiz vardı ve bunun bir nedeni ortak kültür ve dindi. Kilise bayramlarının yanı sıra Ohi Günü’nü, Yunanistan’ın Bağımsızlık Günü’nü de kutluyorduk” diye anlatıyor. Yunanistan’ın milli günleri arasında yer alan Ohi Günü, ülkenin İkinci Dünya Savaşı’nda Mihver Devletleri’ne direnişini simgeliyor.

Catanis gibi Arapça konuşan Yunan vatandaşları bugün Şam ve Tartus’ta yoğunlaşan ufak bir azınlık oluşturuyor. Ancak Orta Doğu’nun en büyük Arap Hristiyan kilisesi olan Antakya Rum Ortodoks Patrikliği de Suriye’de bulunuyor.

Savaş öncesinde Suriye nüfusunun yüzde 10’u Hristiyan’dı ve en büyük cemaate Rum Ortodoks kilisesi sahipti. Savaşla birlikte çok sayıda Hristiyan Suriye’den kaçtığı için bugünkü sayıları bilmek zor. Bazı tahminlere göre Hristiyan nüfus yarı yarıya azalmış durumda. 

Savaş öncesinde topluluk olarak iyi durumda olan Hristiyanlar, yine de kalabalık ve önemli bir azınlık olmaya devam ediyor. Beşar Esad yönetimini kurtarmayı amaçlayan Rus müdahalesi bir ölçüde Suriye’deki Ortodoks Hristiyanları koruma girişimi olarak da sunulurken, ülkede kalan Hristiyanlar rejimi azınlık haklarının, istikrarın güvencesi olarak gördüler ve genellikle Esad’ın yanında durdular.

Katsudas bu bağlamda şöyle konuştu: “Yunanistan zaman içinde Hristiyanların bir tek Esad rejimi tarafından korunduğunu gördü. Dolayısıyla rejim yeniden istikrara kavuşurken Yunanistan da Suriyeli Hristiyanların korunması için daha somut bir politika oluşturmaya çalışıyor.”

Yıllardır uluslararası toplumun dışladığı bir ülkede yaşayan Rum Ortodokslar Yunanistan’ın Suriye’ye diplomatik dönüş yapmasından memnun. Şu anda Humus’ta yaşayan 22 yaşındaki İngiliz edebiyatı öğrencisi Basilios, güvenlik kaygısıyla soyadının yazılmamasını rica ederek Al-Monitor’a şu yorumda bulundu: “Yunanistan Suriye’den gitmek istememişti. Buna NATO ve Avrupa Birliği tarafından zorlandı. Yunanistan bizim iyi komşularımızdan biri.”

Grigoriadis ise Yunanistan’ın Suriye’yle yeniden başlattığı diyalogu somut adımlarla desteklemesi gerektiğini vurguluyor: “Bundan sonra önemli olan Yunanistan’ın diplomatik ve ekonomik kaynaklar ayırarak Doğu Akdeniz’deki konumunu güçlendirmesi ve bölgedeki Yunan tarihsel mirasını bir ölçüde geri kazanmasıdır.”

Bu miras Yunanistan için önemli bir avantaj olabilir. Zira Yunanistan Suriye’de etkinliğini artırmak istiyor ama bu arada rejimi yalnızlaştırmak için yaptırım uygulamaya devam ABD ve AB’nin kaygılarını dikkate almak durumunda. Yunanistan bu kaygıları yatıştırmanın yolunu bulabilirse hem AB ve Şam arasında arabulucu hâline gelebilir hem de Suriye’nin yeniden inşasına katılacak şekilde hizalanabilir ve Türkiye karşısında konumunu güçlendirebilir.

Ortodoks cemaate yardımları artırmak, bu yolda temel bir başlangıç noktası olabilir. 

Catinis, elçiliğin Temmuz 2012’de kapatılmasıyla Şam’daki Yunan topluluğunun Yunanca öğretmeninden de mahrum kaldığını çünkü öğretmenlerin Yunanistan’dan gönderildiğini anlatıyor. Catanis, “Öğretmen sağlamak ve Yunan vatandaşlarının evrak işlerini burada yapabilmesi için elçiliği açmak, Yunanistan’ın atabileceği en önemli iki adımdır” diyor.

Humus’ta yaşayan bir ilkokul öğretmeni ise yine güvenlik kaygıları nedeniyle gerçek adının verilmemesini ve Farah olarak anılmasını istedi. 31 yaşındaki kadın öğretmen hiçbir yabancı hükümetin Suriye halkı için fazla bir şey yapabileceğine inanmıyor ancak Ortodoks Hristiyanların göç etmek yerine Suriye’de kalması sağlanacaksa, Ortodoks Kilisesi’ne böyle bir amaç aşılanacaksa Yunanistan’ın canlanan ilgisinin faydalı olabileceğini düşünüyor. 

Farah, “Rum Ortodokslar Yunanistan’ı bir hayal gibi görüyor. Ancak ben Kilise’nin Ortodokslara Suriye’nin de kendi ülkeleri olduğunu öğretmesini istiyorum” diyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video