İstanbul’un fethini 'işgal' diye tanımlayan Mısır kurumu eleştiri oklarının hedefinde

Dar El İfta’nın İstanbul’un Osmanlı egemenliğine geçişini “işgal” diye tanımlamasına tepki gösterenler dini makamların, siyasete karışmaması gerektiği görüşünde.

al-monitor .
Menna A. Farouk

Menna A. Farouk

@MennaFarouk91

İşlenmiş konular

constantinople, occupation, fatwa, invasion, ottoman rule, ottoman empire, recep tayyip erdogan, dar al-ifta

Haz 19, 2020

Mısır’ın fetva ve dini kararlardan sorumlu en tepe kurumu Dar El İfta’nın İstanbul’un Osmanlı egemenliğine geçişini “işgal” diye tanımlaması geniş çaplı tepkiye yol açınca, kurum fetvayı geri çekerek 1923 yılına kadar Türkiye’nin başkenti olan İstanbul’un fethini “büyük bir İslami fetih” diye niteledi.

Dar El İfta’ya bağlı basın biriminin 7 Haziran tarihli tartışma yaratan açıklamasının girişi şöyleydi: “Erdoğan ülkesindeki tiranlığını pekiştirmek ve yurt dışındaki sömürgeci emellerini meşrulaştırmak için fetvaları silah olarak kullanmayı sürdürüyor.”

Muhaliflerin susturulması gibi iç Türkiye politikalarının eleştirildiği açıklamada, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “içeride istikrar ve siyasi hasımlarına karşı zafer kazanmak için” dini suistimal etmekle suçlandı. 

Ancak açıklamanın asıl tepki çeken kısmı, Ayasofya’nın yeniden camiye çevrilmesine ilişkin çağrıların telin edildiği paragrafta İstanbul’un fethinin “Osmanlı işgali” olarak tanımlandığı şu ifadeler oldu: “Ayasofya Milattan Sonra 567’de Bizans döneminde bir kilise olarak inşa edilmiş ve Osmanlıların 1453’teki işgaline kadar 916 yıl boyunca öyle kalmıştır. Ardından camiye çevrilmiştir.”

Dini kuruluşun, tarihin en önemli İslami fetihlerinden birini Mısır’ın Türkiye karşıtı politikalarına uygun bir duruş sergilemek adına “işgal” diye tanımlaması büyük tepki çekti. Erdoğan İstanbul’un fethinin 567’nci yıl dönümü vesilesiyle 29 Mayıs’ta yaptığı konuşmada fethin “yıkmanın değil inşa etmenin, imhanın değil ihyanın, zulmün değil adaletin, zilletin değil erdemin, nefretin değil sevginin sembolü” olduğunu söylemiş ve “Rabbimden bu millete nice fetihler, nice zaferler nasip etmesini diliyorum” diye konuşmuştu. Erdoğan İstanbul Boğazı’na nazır Huber Köşkü’nün balkonunda konuşurken, Türk bayrakları ve sancaklarla donatılmış 30 tekne de boğazın sularından kendisini selamlamıştı. 

Dar El İfta’nın açıklamasına yanıt 10 Haziran’da Türk Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş’tan geldi. Erbaş Dar El İfta’nın açıklamasını “Müslüman inancı ve ahlakına yakışmayan, tarihi gerçeklere, akıl ve vicdana aykırı talihsiz” sözleriyle eleştirdi.

Britannica Ansiklopedisi, Osmanlı Padişahı Fatih Sultan Mehmed tarafından gerçekleştirilen İstanbul’un fethi için şu bilgilere yer verir: “Osmanlıların 55 gün süren kuşatmanın ardından Konstantiniyye’yi çevreleyen tarihi surları aşarak şehre girmesi Bizans İmparatorluğu’nun sonu oldu. (…) Sultan II. Mehmed Konstantiniyye’yi hem karadan hem de denizden kuşatarak kentin dayanıklı surlarını kesintisiz top ateşine tuttu. (…) Kentin düşüşüyle Hristiyan Avrupa’nın Müslüman işgaline karşı en güçlü kalesi de yıkılmış oldu ve Osmanlıların Doğu Avrupa’ya ilerleyişinin önü açıldı.”

Dar El İfta tepkiler üzerine 8 Haziran’da Facebook üzerinden yeni bir açıklama yaparak geri adım attı. Açıklamada Türk Cumhurbaşkanı’nın “tiranlığını pekiştirmek için fetvaları silah olarak kullandığını” tekrarlandı, ancak “işgal” tanımlaması geri çekildi. İstanbul’un fethinin “Erdoğan’la hiçbir alakası olmayan büyük Osmanlı Sultanı II. Mehmed tarafından gerçekleştirilen büyük bir İslami fetih” olduğu vurgulandı.

Mısırlı parlamenter Muhammed Ebu Hamid’e göre, Müslüman Kardeşler ve Türk basınının Dar El İfta’nın açıklamasına yönelik saldırıları, Erdoğan’ın tiranlığını korumak ve dış dünyada kendinden menkul halifelik hırslarını meşrulaştırmak adına fetvaları silah olarak kullandığının bir kanıtı. 

Hamid Al-Monitor’a şöyle dedi: “İstanbul’un fethi Sultan II. Mehmed tarafından gerçekleştirilmiştir ve önemli bir İslami fetihtidir. Ancak Türk Cumhurbaşkanı’nın II. Mehmed’le uzaktan yakından ilgisi yoktur.” Erdoğan’ın siyasi eylemlerini ve bölge ülkelerine müdahalelerini meşrulaştırmak ve Osmanlı’yı yeniden canlandırma hayallerini gerçekleştirmek için dini kullandığını da ekledi. 

Muhalifler ise dini siyasete alet edenin Dar El İfta olduğu ve bu yaklaşımın bölgedeki gerginlikleri daha da tetikleyeceği görüşünde. 

El Ahram Siyasi ve Stratejik Çalışmalar Merkezi Başkan Yardımcısı Emir Haşem Rabi’ye göre Dar El İfta’nın görevi yabancı devlet ve hükümet liderlerinin politikaları hakkında görüş belirtmek değil dini fetvalar yayınlamak.

Erdoğan’ın politikalarının devletin dinden değil siyasetten sorumlu makamları tarafından eleştirilmesi gerektiğini vurgulayan Rabi, Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bu, dini siyasete alet eden bir yaklaşımdır ve devlet tarafından da sık sık eleştirilir. (…) Dini makamlar, bilhassa da El Ezher ve Dar El İfta gibi dünyaca tanınan kurumlar, sadece dini meselelerle ilgilenmeli.” 

Dar El İfta’nın siyasi tartışmalara konu olması yeni değil. Kurum yaklaşık bir ay önce de Mısır halkını “El İhtiyar” (Seçim) isimli televizyon dizisini izlemeye çağıran broşürler dağıttığı için benzer bir tartışmanın merkezindeydi. Dar El İfta, Mısırlı komutan Ahmet El Mansi’nin hayatını anlatan dizi için 29 Nisan’da Facebook’ta yaptığı açıklamada şöyle demişti: “İçgüdü ve şehvete hitap eden sanat yapıtlarının aksine ruha ve maneviyata hitap eden sanat yapıtları İslam’a göre yasak değildir”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

BAE-İsrail anlaşması Türkiye’ye niçin olumsuz yansıyacak?
Amberin Zaman | Israeli-Gulf relations | Eyl 17, 2020
Suriyeli muhalifler niçin Türkiye’den gitmek istiyor?
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Eyl 10, 2020
Barzani Ankara’ya Bağdat’tan uzlaşı mesajı getirdi
Amberin Zaman | Kürtler ve Kürdistan | Eyl 8, 2020
Sosyal mesafe kuralları: Tedbir mi cezalandırma mı?
Sibel Hürtaş | | Eyl 2, 2020
Şehir hastaneleri kara deliği ürkütüyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Ağu 31, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Mısır'ın Nabzı

al-monitor
Arap ülkeleri Türkiye’ye karşı birleşebilir mi?
Hagar Hosny | Türkiye-Körfez ilişkileri | Eyl 16, 2020
al-monitor
Kıbrıs-Mısır boru hattı projesi hayata geçebilir mi?
Mohamed Saied | Petrol ve gaz | Eyl 13, 2020
al-monitor
Ürdün ve Irak ile bağlarını güçlendiren Mısır, Türkiye’ye ne mesaj veriyor?
Mohamed Saied | ekonomi ve ticaret | Eyl 5, 2020
al-monitor
Mısır’dan Ayasofya’ya karşı Azize Katerina hamlesi
George Mikhail | | Ağu 7, 2020