Barış Pınarı Harekâtı’nın ardından sefalet ve propaganda savaşı devam ediyor

Türk güçlerinin Ekim 2019’da Rasulayn’a girdiği sırada yaralanan Suriyeli çocuğun yanıklarına beyaz fosfor mu neden oldu? Sorunun cevabı hâlâ tartışma konusu olsa da yaralanan çocuk ve pek çok başka insan mağdur olmaya devam ediyor.

al-monitor Türkiye’nin kuzeydoğu Suriye’de Ekim 2019’da gerçekleştirdiği harekât sırasında yanma sonucu yaralanan Muhammed Hamid Muhammed, Haseke’de barındığı meskende, 25 Mayıs 2020.  Photo by Photo by Ivan Hassib/Al-Monitor..

May 29, 2020

HASEKE, Suriye — Türk güçleri ile muhalif Sünni müttefikleri yedi ay önce kuzeydoğu Suriye’ye girmiş ve Kürt yönetimindeki bu bölgeyi Suriye’nin en güvenli ve istikrarlı köşesi kılan kırılgan dengeyi alt üst etmişti. Yerinden edilen on binlerce sivil hâlen kamplarda ya da okullarda barınıyor, yeni “evlerinin” sefil koşullarında ayakta kalmaya çalışıyor. Aralarında, insan hakları örgütlerinin savaş suçu olarak nitelediği olaylarda yaralanan ve hâlâ iyileşmeye çalışanlar var. İki tarafın propaganda savaşı ise tam gaz devam ediyor.

Muhammed Hamid Muhammed, Türkiye’nin Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) karşı 9 Ekim 2019’da başlattığı harekâtın mağdurlarından biri. Ankara YPG’yi, Türkiye’yi bölmek isteyen “teröristler” olarak görüyor, ABD’den destek alan YPG ise Ankara’ya karşı husumet beslediğini reddediyor.

12 yaşındaki Muhammed, su toplamış, kül rengine bakan sarı yanıkların kapladığı bedeniyle dünya medyasının manşetlerine çıkınca harekâttaki fütursuz güç kullanımının simgesi olmuştu. Benzer yanıkları olan mağdurların çoğalması, askeri operasyonlarda duman çıkarmak veya aydınlatma sağlamak için kullanılan beyaz fosforun Türk güçlerince sivillere karşı kullanıldığı iddialarına yol açtı. Savunma Bakanı Hulusi Akar’a göre iddialar yabancı medyanın yaydığı “yalan haberler” idi. Türkiye elinde hiçbir kimyasal silah bulunmadığını söylüyor.

Yaşadıklarını Al-Monitor’a anlatan Muhammed, Kürtçe Serekaniye olarak bilinen ve şu an Türk kontrolünde olan Rasulayn’daki evinin önünde oynarken aniden patlama sesi duyduğunu ve alevler gördüğünü söylüyor: “Hiçbir şey hissetmedim, ta ki gözlerimi hastanede açana kadar. Yanımda babam duruyordu. Bağırıyordum çünkü vücudumdaki yanıkları hissedebiliyordum. Gazeteciler resmimi çekiyordu. Şiddetli bir acıydı.”

Muhammed’le ilgili haberler artınca, Irak Kürdistanı’nın etkili lideri Mesud Barzani harekete geçti ve Fransız hükümetinin yardımıyla Muhammed’in babası Hamid ile birlikte ambulans uçakla Fransa’ya götürülmesini sağladı. Muhammed Paris yakınlarındaki bir askeri hastanede üç ay tedavi gördü. 

Yedi ameliyat geçiren Muhammed, “Yatmaktan dolayı çektiğim ağrılardan bıkmıştım. Bir keresinde biraz yürümeye çalıştım ama birkaç adım attıktan sonra düştüm” diye anlatıyor.

Fransa’dan 10 Mart’ta dönen Muhammed, o günden beri ebeveynleri, kız kardeşi ve dört erkek kardeşi ile birlikte Haseke kentinde harap bir okulda barınıyor. Yaşam burada zor. Aile yardımlarla geçiniyor. Su ve elektrik bazen var, bazen yok. Hava giderek ısınırken binada klima yok. Bu, mülteciler için sıra dışı bir durum değil. Ancak sıcağa maruz kalmak Muhammed için ölüm kalım meselesi olabilir ve Haseke’de yazın aşırı sıcaklar yaşanıyor. Dahası, Muhammed’in yanık cildinin beş yıl boyunca doğrudan güneş ışığına maruz kalmaması gerekir.

Çocuğun bedeni ve boynuna bir labirent gibi yayılan köseleşmiş yaraların bazısı ince, bazısı ise kalın ve yumrulu. Derisini geren yaralar, hareket etmesini engelliyor ve canını yakıyor. Özel egzersizler yapması ve tam beden korse giymesi gereken Muhammed, “Buralar sıcak oluyor ve koltuk altlarımda iltihap oluşuyor, yaralarım kaşınıyor. Canım çok yanıyor” diyor. 

Resmi adı Hopital D’Instruction des Armees de Percy olan Fransa’daki hastane verdiği raporda Muhammed’in 10 Ekim 2019’da “hava bombardımanı sırasında fosfora maruz kalma sonucu oluştuğu bildirilen ağır ve yaygın yanıklar” ile hastaneye kabul edildiğini ancak klinik semptomlarının, yanıkların “bildirilen tarihten önce ve muhtemelen giysilerinin tutuşması” sonucu oluştuğuna işaret ettiğini, bunun “fosfordan kaynaklanmış veya kaynaklanmamış olabileceğini” belirtiyor.

Bu tespitlere rağmen Suudi Al Arabiya kanalı gibi bazı medya kuruluşları çocuğun beyaz fosfordan yandığı iddiasını sürdürüyorlar. Baba Hamid de oğlunun Türk harekâtından önce yaralandığını reddediyor. Yanıkların 10 Ekim 2019 öncesine ait olduğu savı, ilk olarak Türkiyeli bir akademisyen tarafından dile getirilmişti. Devlete bağlı bir kuruluş olan Anadolu Ajansı’na konuşan Sağlık Bilimleri Üniversitesi Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, Nükleer Savunma Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Levent Kenar, “Çocuğun cilt yaralarının bulunduğu bu fotoğrafın nerede ve ne zaman çekildiği belli değil ancak eski bir yanığa benziyor. Yeni bir yanık gibi durmuyor” demişti. 

Hamid oğlunu, harekâtın ikinci gününde evlerinin önünde yerde yatarken bulduğunu söylüyor. Oğlunun nasıl bir mühimmatla vurulduğunu ise bilmediğini kabul ediyor. 

Kuzeydoğu Suriye’deki Kürt önderliğindeki özerk idare, medyanın Muhammed’e odaklanmasından pek hoşnut görünmüyor. Üst düzey Kürt yetkililerinden Fevza Yusuf, “Muhammed’in öyküsü hiç şüphesiz ki trajik. Fakat Türk harekâtından dolayı yerinden edilmiş yüz binlerce sivil, mağdur olan on binlerce çocuk var” diyor. 

Al-Monitor’un sorularını WhatsApp üzerinden yanıtlayan Yusuf şöyle devam ediyor: “Daha yeni Afrin’de 12 çocuk Türk havan topu saldırılarında vuruldu. Bunların altısı şehit olurken, bazıları ellerini, bazıları bacaklarını, bazıları da gözlerini kaybetti ve bu mağduriyetlere kimse ilgi göstermedi. Bu, dünya siyasetinin riyakârlığını yansıtıyor. Muhammed’in mağduriyeti tüm çocuklarımızın, tüm Kürdistan’ın mağduriyetidir.”

Kürt ağırlıklı bir bölge olan Afrin, Türk güçleri ile muhalif Sünni müttefikleri tarafından Ocak 2018’de ele geçirildi. BM İnsan Hakları Konseyi 2 Mart tarihli raporunda “Suriye Milli Ordusu çatısı altında faal olan çeşitli silahlı grupların yaygın yağmalama eylemleri ve sivillere ait evleri gasp etmesinin yanı sıra gözaltı, öldürme, darp ve kaçırma eylemleri, Afrin’de daha önce de belgelendiği gibi sürekli ve somut bir şekilde belgelenmiştir” diyor.

BM raporunda genç kadın siyasetçi Hevrin Halef ile şoförünün 12 Ekim 2019’da Tel Tamir yakınlarında Türkiye destekli Ahrar El Şarkiye grubu tarafından infaz edilmesi, aynı gün Rasulayn’a giden 11 kişinin öldürülmesi de yer alıyor. Raporda şöyle deniyor: “Konvoy, öğleden sonra 3:30 sularında Rasulayn merkezindeki Büyük Cami yakınlarında en baştaki aracı hedef alan hava saldırısıyla vuruldu. Türk makamları bu olaylara dâhil olmadıklarını ya da bunlardan haberdar olmadıklarını belirtiyorlar. Komisyon bu olayları araştırmaya devam ediyor ve Türk makamlarını da kendi araştırmalarını yapmaya, bulgularını kamuoyuna açıklamaya çağırıyor.” Türkiye bugüne kadar herhangi bir bulgu açıklamış değil. 

Fransızların bulguları Muhammed’in beyaz fosfora maruz kaldığı iddiasına kuşku düşürürken, harekâtın ilk günlerinde Haseke’de yanık hastalarını tedavi eden İran kökenli İsveçli epidemiyoloji uzmanı Dr. Abbas Mansuran, bazı hastaların bu maddeye maruz kaldığına kuşku olmadığını söylüyor. Haseke’deki ana hastaneye o günlerde “ağır ve sıra dışı yanıkları, ayrıca yüz, kulak ve başka bölgelerinde duman kaynaklı yaralanmalar” olan çoğu sivil 30 civarında kişi başvurmuş. Mansuran konuyla ilgili raporunda bu yaralanmaların özelliklerinin “beyaz fosfor gibi yanıcı kimyasal silahlardan başka bir nedeni düşündürmeyecek kadar farklı” olduğunu belirtiyor. Altmış dokuz yaşındaki doktor bu konudaki tecrübesinin “yanık servisinde çalışmak da dâhil [1980’lerdeki] İran-Irak savaşının ilk yarısına kadar uzandığını” söylüyor. Sekiz yıl süren İran-Irak savaşında iki taraf da sarin ve hardal gazı gibi kimyasal silahlar kullanmıştı. 

İsveç’te bulaşıcı hastalıklar enstitüsü PEAS’ta araştırma sorumlusu olan ve Suriye’ye gönüllü olarak giden Mansuran, Al-Monitor’a yaptığı açıklamada BM Suriye Özel Temsilcisi’nin Cenevre’deki ofisinde siyasi işler görevlisi olan Julie Tetard ile 21 Ocak’ta yaptığı görüşmede raporu paylaştığını ancak “BM’den bir daha haber almadığını” söyledi. 

Bu, pek şaşırtıcı sayılmaz. Kürt Kızılayı, tedavi için Irak Kürdistanı’na götürülen bazı Suriyeli Kürt siviller ve savaşçılara karşı kimyasal kullanıp kullanmadığının araştırılmasını istemiş ancak BM bu çağrıları reddetmişti. Al-Monitor’a konuşan Kürt Kızılayı’nın başkanı Dr. Şervan Beri’ye göre BM bu tür taleplerde hükümet dışı kuruluşların değil sadece hükümetlerin bulunabileceğini söylemiş. Beri yine de tümü savaşçı olan 10 civarında mağdurdan saç, kan ve idrar örneklerinin alındığını ve bunların Irak Kürdistanı’nın Süleymaniye kentinde saklandığını aktardı. “Beyaz fosfor kullanıldığını teyit edebilecek durumda değiliz” diyen Beri, Kürt Kızılayı’nın kendi bulgularını İsveç, İtalya ve Almanya hükümetleriyle paylaştığını belirtti. 

BM’deki değerlendirmelere vakıf olan Batılı bir diplomat ise şöyle konuştu: “BM özel temsilcilerinin ofisleri, hesap verilebilirlik ile ilgili hiçbir şeye karışmıyorlar. Gözlerinin önünde yaşansa bile ‘savaş suçu’ kelimesini kullanmazlar. Aşırı bir hassasiyet var.”

Ancak sivillerin beyaz fosfora maruz kaldığı iddiası en az bir olayda, merkezi İsviçre’nin Lyss kentinde bulunan Wessling AG laboratuvarı tarafından desteklendi. Wessling, Al-Monitor’un da incelediği 4 Aralık 2019 tarihli raporunda bir mağdurun cilt dokusuna dair şu tespitte bulunuyor: “Yaralanmanın türü [kimyasal yanık], örnekte bulunan oldukça yüksek miktardaki fosforla beraber fosfor reaktiflerinin [beyaz fosfor mühimmatı] kullanıldığını gösteriyor.” 

Wessling’e gönderilen örnek, Mansuran’ın tedavi ettiği bir hastaya ait. Söz konusu kişinin Rasulayn’dan bir sivil olduğunu ve 17 Ekim 2019’da motosikletiyle köyüne giderken bir Türk insansız hava aracı tarafından vurulduğunu anlatan Mansuran, “Çok güçlü biriydi, hayatta kalabildi” dedi. 

NATO müttefikleri Ankara’ya hak ihlalleri nedeniyle eleştiri yöneltmekten uzak duruyor ve ancak stratejik çıkarları gerektirdiği zaman taviz almak için baskı yapıyorlar. 

23 Ekim 2019’da, ABD’de Türkiye’ye silah ambargosu çağrılarının yapıldığı sırada, Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi’ne bilgi veren Dışişleri Bakanlığı Suriye Temsilcisi Jim Jeffrey, beyaz fosfor kullanımına ilişkin “bir tane rapor” bulunduğunu ve bunu “incelediklerini” belirtmişti. 

Jeffrey, Cumhuriyetçi Üye Chris Smith’e cevaben, “Beyaz fosfor zor bir konu çünkü sizin de belirttiğiniz gibi askeri kullanımları söz konusu. Öyle ki neler olduğunu değil, basbayağı niyetin ne olduğunu tespit etmeniz gerekir” demişti.

Kimyasal Silahların Yasaklanması Örgütü’nün (KSYÖ) Al-Monitor’a gönderdiği açıklamaya göre “Beyaz fosfor duman ve aydınlatma için ya da yanıcı silah olarak kullanıldığı zaman bu kullanımlar Kimyasal Silahlar Sözleşmesi’nin veya KSYÖ’nün yetki alanına girmez. Bu tür durumlarda amaçlanan etkiler, beyaz fosforun toksik özelliklerine değil termal özelliklerine dayanır.”

Ancak açıklamada beyaz fosforun yanıcı silah olarak sivillere karşı kullanılmasının 1980 tarihli bir BM sözleşmesiyle yasaklandığı kaydediliyor. Açıklamada ayrıca Türkiye’nin Barış Pınarı Harekâtı sırasında kimyasal silah kullandığı iddialarının KSYÖ tarafından araştırıldığına dair medyada çıkan haberlerin “doğru olmadığı” belirtiliyor. 

Al-Monitor'un yorumuna başvurduğu bir ABD Dışişleri Bakanlığı sözcüsü ise şöyle konuştu: “Türk hükümeti, dikkatine sunduğumuz olayları kabul etti ve bize arka plan bilgileri verdi, bazı durumlarda da sorumlu merci olarak Suriye Geçici Hükümeti’ne yönlendirdi. Ahrar El Şarkiye’ye mensup bir kişinin Barış Pınarı Harekâtı sırasında silahsız sivilleri öldürmekten hâlen kovuşturulduğunu biliyoruz ancak yargılama süreci kamuoyuna açık olmadığı için yeterli detaya sahip değiliz. Türkiye’nin silahlı çatışma hukukundan kaynaklı yükümlülüklere uyma, sivillere verilen zararı azaltma, ihlal ve suistimallerin hesabının sorulmasını teşvik etme konusunda çabalarını kararlı şekilde sürdürmesini bekliyor ve talep ediyoruz.”

Sözcü şöyle devam etti: “Dışişleri Bakanlığı, insan hakları ihlallerine, suistimallere ve uluslararası insani hukukun ihlaline ilişkin iddiaları Türkiye Hükümeti’nin üst düzey yetkililerinin dikkatine sunmaya devam ediyor ki bu, en son mart ayında BM Suriye Araştırma Komisyonu son raporunu açıkladıktan sonra yapıldı. Türkiye’nin iddia edilen ihlal ve suistimalleri araştırmasını ve gerektiğinde hesap sorulmasını teşvik etmesini beklediğimizi bir kez daha tekrar ettik.”

Sözcü beyaz fosfor konusunda ise şöyle dedi: “Dışişleri Bakanlığı bu konuyu Türk makamlarının çok üst kademelerinde gündeme getirdi. Beyaz fosfor kullanıldıysa bunun ancak dost unsurları duman perdesiyle kamufle etmek için yapılmış olabileceğini söylüyorlar. Türk güçlerinin beyaz fosforu kimyasal silah olarak kullandığına dair bağımsız bilgiye sahip değiliz.”

Türkiye, harekâtı başlattıktan sekiz gün sonra üyesi olduğu KSYÖ’ye yeni bir kimyasal teknoloji merkezinin yapımı için yaklaşık 33 bin dolar bağışta bulundu. Örgütün basın açıklamasında yeni tesisin “KSYÖ’ye taraf devletlerin tetkik araçlarının artırılması, tespit olanaklarının ve mukabil tedbirlerin geliştirilmesi ve kapasite geliştirme faaliyetlerinin artırılmasına yönelik taleplerini karşılamak için gerekli olduğu” belirtildi. 

Haseke’de ise Muhammed ve ailesine nihayet iyi haberler geliyor. Bir grup gönüllü, ailenin klimalı bir eve taşınması için gerekli parayı toplarken, yerel yönetim de Muhammed’in tedavisini ve bundan sonraki barınma masraflarını üstlendi. 

Al-Monitor’a konuşan kıdemli Kürt yetkilisi Berivan Halidi, “Muhammed’in sağlık durumunun takibi, hatta yakınlarına iş bulunması bağlamında ihtiyaçlarının karşılanması için ilgili kurumlarımıza talimat verdik” dedi.

Muhammed ise her şeyden önce memleketine dönmek istiyor: “Hep Serekaniye’ye dönmenin, okula dönmenin hayallerini kuruyorum. Ben sınıf birincisiydim. Cerrah olmak istiyorum.” Ancak bu hayallerinin yakında gerçekleşmesinin zor olduğunun farkında. “Türkiye’nin saldırılara son vereceğini sanmıyorum. Her zaman mağdurlar olacak” diyor.

Bu haber, Haseke’den bildiren Ivan Hassib ile Washington’dan bildiren Dan Wilkofsky’nin katkılarıyla hazırlanmıştır.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Arap ülkeleri Türkiye’ye karşı birleşebilir mi?
Hagar Hosny | Türkiye-Körfez ilişkileri | Eyl 16, 2020
Mali’de Fransız hezimeti Türk’ün hesabına bir zafer mi?
Fehim Taştekin | | Eyl 14, 2020
Suriyeli muhalifler niçin Türkiye’den gitmek istiyor?
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Eyl 10, 2020
Şehir hastaneleri kara deliği ürkütüyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Ağu 31, 2020
Koronavirüs ölümleri artarken Türkiye Haseke’nin suyunu yine kesti
Amberin Zaman | Su sorunları | Ağu 24, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Suriye'nin Nabzı

al-monitor
Suriyeli Kürtler yeni bir tehlikeyle karşı karşıya: Petrol kirliliği
Dan Wilkofsky | Petrol ve gaz | Haz 30, 2020
al-monitor
Suriyeli Kürtler birlik için ‘tarihi adım’ atarken Ankara sessiz
Amberin Zaman | Suriye çatışması | Haz 17, 2020
al-monitor
HTŞ, İdlib ateşkesinden istifade ederek saflarını sıklaştırıyor
Khaled al-Khateb | | May 1, 2020
al-monitor
Suriyeli Kürtler ABD himayesinde uzlaşı görüşmelerine başladı
Ivan Hassib | Kürtler ve Kürdistan | May 1, 2020