Pentagon: Kürt kontrolündeki Arapların hoşnutsuzluğu Şam ve Moskova’ya yarıyor

Pentagon yetkililerinin hazırladığı rapora göre Rusya ve Şam yönetimi doğu Suriye’deki Arapların hoşnutsuzluklarını kullanarak Kürt önderliğindeki idarenin altını oymaya çalışıyorlar.

al-monitor Suriye’nin Kamışlı kentinde, üzerine silah monte edilmiş bir kamyonette görüntülenen SDG savaşçısı, 30 Mart 2019.  Photo by Photo by REUTERS/Ali Hashisho..

May 15, 2020

ABD askeri yetkilileri, Rusya ve Beşar Esad yönetimini, doğu Suriye’deki Arapların hoşnutsuzluklarını kullanarak Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile bağlantılı Kürt önderliğindeki idarenin altını oymaya çalışmakla suçluyor.

Pentagon Genel Müfettişi’nin 13 Mayıs’ta açıkladığı rapora göre CENTCOM, “bölgedeki bazı devlet aktörlerin” sivil halka “tutum değiştirme ve SDG’ye destekten vazgeçme” yönünde baskı yaptığını söylüyor.

CENTCOM Sözcüsü Binbaşı John Rigsbee, bu ifadenin ne anlama geldiğini soran Al-Monitor’a e-postayla verdiği yanıtta, “Yerel halkı SDG’yle ilişkilerini kesme yönünde etkilemeye çalışan en aktif taraflar Suriye rejimi ve Rusya’dır” dedi.

Öte yandan, raporda Kürt önderliğindeki SDG için “varoluşsal tehdidin artık IŞİD değil Türkiye olduğu” belirtiliyor. IŞİD ya da nam-ı diğer İslam Devleti’nin (İD) Suriye topraklarındaki kontrolü Mart 2019’da bertaraf edilmişti. Ardından ekim ayında Türkiye SDG’yi hedef alan bir askeri harekât başlatmış ve savaşçıları İD’e karşı operasyonlara odaklanmaktan alıkoymuştu. 

ABD ordusu geçtiğimiz mart ayında Türkiye’nin kısa vadede SDG’ye yönelik yeni bir saldırıya hazırlandığına dair bir emare olmadığını belirtmişti.

CENTCOM kuzeydoğu Suriye’deki Arapların çoğunluğunun SDG’yi zımnen desteklediğini söylese de raporda Deyrizor başta olmak üzere yerel halkın şikâyetleri potansiyel bir güvenlik riski olarak niteleniyor.

Rapora göre “Etnik çekişmeler, Deyrizor’da başta olmak üzere yetersiz güvenlik koşulları, ihmal algısı ve SDG’nin güvenlik uygulamalarında kaba ve sert davrandığı yönündeki suçlamalar, ilişkileri daha da geriyor.” Zorunlu silah altına alınmalar da SDG ile yerel halk arasında gerilim yaratan bir konu.

Deyrizor’da, vilayetten geçen Fırat Nehri’nin doğu yakasını kontrol eden SDG’ye karşı da diğer yakayı kontrol eden Esad rejimine karşı da protestolar oldu. Araplar arasında Kürt önderliğindeki yönetime karşı hoşnutsuzluk oluşması ihtimali, Barack Obama yönetiminden beri ABD yetkililerini tedirgin ediyordu.

Esad rejimi kuzeydoğuyu gerekirse güç kullanarak geri alacağını söylese de yeterli sayıda ABD gücü Suriye’de SDG’nin yanında kaldıkça bunu yapabilecek durumda değil. Ancak Şam ve müttefikleri SDG kontrolündeki nüfusu yanlarına çekme teşebbüslerinden geri durmuyorlar. 

Savaş Araştırmaları Enstitüsü Orta Doğu Programı Başkanı Nicholas Heras, “Hem Esad rejiminin hem de Rusya ve İran’ın Deyrizor’da, Fırat’ın SDG kontrolündeki yakasında bazı Arap aşiretleri etkilemek için çaba harcadığını” ve bu çabalarda rejime sadık Şam merkezli şeyh konseylerinin anahtar konumda olduğunu belirtti.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Heras’a göre “Rejim özellikle Fırat’ın iki yakasında da yaşayan Baggara aşiretinin kollarını işlemeye çalışıyor.” Baggara aşireti mensupları SDG’ye bağlı Deyrizor Askeri Konseyi’nin önemli bir kısmını oluşturuyor. 

2018’de Deyrizor’daki Conoco gaz sahasını SDG ve ABD güçlerinden almaya çalışan Rus paralı askerleri ile rejim yanlısı grupları ABD havadan vurmuş ve ölenler arasında, çoğunlukla Baggara mensuplarından oluşan İran bağlantılı Liva El Bekir milis grubunun üyelerinin de olduğu bildirilmişti. 

ABD’li yetkililer, karar verme mekanizmalarının etnik açıdan daha kapsayıcı hâle getirilmesi için Kürt önderliğindeki idareye baştan beri baskı yapıyor. Ancak raporda özerk yönetimin siyaseten ne kadar açık olduğuna dair CENTCOM ve ABD Savunma İstihbarat Ajansı farklı değerlendirmeler sunuyorlar. 

CENTCOM, SDG ve Suriye Demokratik Konseyi’nin (SDK) Arapları ve Süryani Hristiyanlarını yetkili makamlara dâhil etmekte “büyük adımlar” attığını söylüyor. Buna karşın Savunma İstihbarat Ajansı Genel Müfettiş’e etkili makamların halen Kürtlerin kontrolünde olduğu bilgisini veriyor. Ajans ayrıca Arap savaşçıların SDG’nin cephe kuvvetlerinde çoğunluğu oluşturduğu Deyrizor gibi Arap ağırlıklı bölgelerde bile Kürtlerin “Araplarla güç paylaşımında isteksiz” olduğunu söylüyor. 

Konuyla ilgili yorumuna başvurduğumuz bir SDK sözcüsü dönüş sağlamadı. 

ABD’ye göre hafif piyade yapısındaki SDG, terörle mücadele gücü olarak giderek kendi ayakları üzerinde durabiliyor. Ancak bölgede müzakere yoluyla siyasi bir anlaşma sağlanmazsa özerk yönetimin uzun vadede ayakta kalması zor görünüyor. 

Rapora göre SDG, Esad rejimi ile anlaşmaya varmaktan da uzak. Bunun bir nedeni ABD’nin SDG’yi Şam’la anlaşmaktan caydırmaya çalışması. Washington, hâlen ABD güçlerinin desteğiyle korunan Deyrizor’daki petrol sahalarında kontrolün Şam’a bırakılmasını istemiyor. Washington’un amacı, doğal kaynakların Şam’ın eline geçmesini engelleyerek bunları siyasi çözümde koz olarak kullanmak. 

Öte yandan Türkiye de PKK’nın Suriye kolu olarak gördüğü YPG’ye müsamaha gösterme niyetinde görünmüyor. PKK hem Türkiye hem de Türkiye’nin birçok Batılı müttefiki tarafından terörist örgüt sayılıyor.

Bu arada, İD saldırılarının kuzeydoğu Suriye genelinde azaldığı bildirilse de güvenlik tehditleri sürüyor. YPG bağlantılı Rojava Enformasyon Merkezi’nin 12 Mayıs tarihli haberine göre SDG kontrolündeki Ayn El İsa kasabası yakınlarında nisanda meydana gelen iki saldırıyı Türkiye destekli muhalif grup Ahrar El Şarkiye üstlendi. Söz konusu bölge Türkiye destekli milislerin faaliyet alanı dışında. Türkiye’nin ekimdeki harekâtı sırasında aynı grubun mensupları Kürt siyasetçi Hevrin Halef’i öldürmüştü.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video