Rusya Suriye ordusu üzerinde göründüğü kadar etkili mi?

Rusya’nın Kürtlerden oluşan bir milis yapısı kurmak istediği iddiası, Rusya’nın Suriye’de nüfuz kuşakları oluşturma açısından ne kadar başarılı olduğu sorusunu gündeme getiriyor.

al-monitor Şam’da bir araya gelen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad, 7 Ocak 2020. Photo by Photo by SANA/via REUTERS.

Nis 22, 2020

Suriye’de nüfuz kuşakları oluşturmaya çalışan Rus ordusunun kullandığı yöntemlerden biri, kendisine sadık milis birimleri oluşturmak ve bunları desteklemek. Ancak Suriye askeri yapılarını merkezileştirmeye dönük yüzeysel bazı çabalar olsa da Rusya aslında bu yapıların ayrışmasına hizmet ediyor. İran ise milisleri Suriye ordusunun kalıcı yapılarına entegre etmeye çalışıyor.

Türkiye’nin resmi haber ajansı olan Anadolu Ajansı’na göre Rusya’nın Haseke’de bir Kürt milis birimi kurma planı ABD tarafından baltalandı. Haberde Amerikalıların yerel halkı Rus yanlısı bir yapıya katılmama konusunda ikna ettiği, Rusya’nın bu yapıya katılanları “Libya’da paralı asker olarak kullanacağı” yönünde uyardığı iddia edildi.

Tanınmış bazı uzmanlar haberi ciddiye almazken, Türk nüfuzunun iyice yayılmasını engellemek adına Kürt yönetiminin eleman toplama sürecini ABD’yle bizzat koordine edeceği de iddia edildi. Her hâlükârda Rus ordusunun bu teşebbüsü yalanlanmış değil. 

Rus planının birinci aşamasında ağırlıkla Kürtlerden oluşan birkaç yüz gencin Rusya’nın denetimi altında YPG’li eğitmenler tarafından eğitilmesinin öngörüldüğü söyleniyor. Bunlar daha sonra ya Amuda ve Tel Temir’deki Rus askeri tesislerini koruyan birimlere katılacak ya da Rus askeri devriyelerine eşlik edecekler. Uzun vadedeki amaç ise kuzeydoğu Suriye’de Rus nüfuzunu artırmak ve Kürt gruplarının Kürt hâkimiyetindeki Suriye Demokratik Güçleri’ne değil Rus yanlısı milislere entegrasyonu bağlamında emsal yaratmak. Ancak kuzey Suriye’de Rus askeri tesislerine güvenlik sağlamak amacıyla 2019’un sonlarında başlayan milis kurma girişimleri henüz sonuç vermiş değil. 

Bu, Rusya’nın Suriyelileri yanına çekme ve nüfuz kuşakları oluşturma tecrübesinin ne kadar inişli çıkışlı olduğunu gösteren örneklerden sadece biri.

Suriye müdahalesinin başından itibaren Rusya çifte bir zorlukla karşı karşıya kaldı: Hem Suriye silahlı kuvvetlerinin parçalanmış profesyonel birimlerini güçlendirmek hem de İran ve Hizbullah tarafından kurulan ve paralel bir ordu gibi hareket eden çok sayıdaki yerel milisi düzene sokmak gerekiyordu. 

Çeşitli birimlerin yönetimini merkezileştirme girişimlerinin ilk sonucu, sahil şeridinde faal yerel bir birim olan ve İran nüfuzunu kısıtlamayı amaçlayan 4’ncü Taarruz Kıtası’nın kurulması oldu. Ancak Ruslar Hmeymim üssü çevresinde tam anlamıyla işlevsel bir nüfuz kuşağı oluşturmayı başaramadılar. Üssün güvenliği halen ağırlıklı olarak çevresindeki sıkı korunan yasak bölge ve Rus kontrol noktaları ile yol barikatları aracılığıyla sağlanıyor. Hükümet yanlısı birimler burada kayda değer bir katkı sağlamıyor. Dahası, bu birimlerin, Hmeymim üssüne İran yanlısı gruplarca yapıldığı iddia edilen saldırıları örtbas etmeye çalıştığına dair şüpheler var

Ayrıca, Rus ordusu yerel gerçekleri yeterince kavrayamadığı için 4’ncü Kıta’yı yeni oluşturulan 2’nci ve 6’ncı tümenlerden kuramadı. Milislerin çoğu özerkliklerinden vazgeçmeye, Suriye ordusunun personel ve teşkilat kurallarına uymaya, resmi asker statüsüyle orduya entegre olmaya gönüllü değildi. 

Bir sonraki aşama, tamamen Suriyelilerden oluşan 5’nci Taarruz Kıtası’nın kurulmasını ve Çöl Şahinleri Tugayı gibi çeşitli paramiliter grupların bu kıtayla birleşmesini içeriyordu. 5’nci Kıta halen genişlemeye devam ediyor. Rusya’da bu yapı, sıfırdan muharip bir yapı kurmanın başarılı bir örneği ve sadece Esad yanlısı grupları değil, güneybatı Suriye’de olduğu gibi eski isyancıları da entegre edebilen daha gelişkin, yepyeni bir Suriye ordusunun modeli olarak görülüyor. Bu arada, söz konusu entegrasyonun ancak 2018 yılında Rusya, ABD, Ürdün ve İsrail arasında sağlanan anlaşmalarla ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin örtülü katılımıyla mümkün olduğunu belirtmek gerekir. 

Ruslar, Süveyde bölgesinde rejim ile muhalifler arasındaki “uzlaşıdan” bir yıl önce adam toplamaya çalışmış ancak yerel halk, sunulan maddi imkânlar Suriye ölçütlerine göre oldukça iyi olsa da bu girişime şüpheyle yaklaşmıştı. 

Dahası, esasen milislerden oluşan 4’ncü ve 5’nci kıtaların tamamen Rusya’ya sadık olmadığı da ortaya çıktı. Örneğin Hareket Tahrir Vatan lideri Fatih Hassun Rus Kommersant gazetesine verdiği mülakatta 4’ncü Kıta’nın aslında İran kontrolünde olduğuna işaret ediyor. Ayrıca 5’nci Kıta’nın kuruluşunda da yer alan Hizbullah’ın 4’ncü Kıta’da İran menfaatlerinin taşıyıcısı olarak hareket ettiği iddia ediliyor. 

2019 başlarında Ulusal Savunma Güçleri’ndeki İran yanlısı grupları ve Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın kardeşi Mahir Esad komutasındaki 4’ncü Tümen’i İdlib cephesinden uzaklaştırma çabaları sonuçsuz kalmıştı. Neticede bu yapıların mevzilerini korumasına müsaade edilmekle kalınmadı, başka bazı Şii gruplarla birlikte ara bölgenin parçası olarak kabul edildiler

Rusya’nın çeşitli milisleri 5’nci Kıta’da birleştirme girişimi, İran’ın milisler aracılığıyla silahlı yapıları bölmeye çalıştığı, Rusya’nın ise tam aksine bu grupları düzene sokup tek bir komuta altında birleştirmeye çabaladığı söylemine yol açtı. Ne var ki bu, doğru bir algı değil.

Görünen o ki Rus askeri danışmanlar 4’ncü Kıta’nın başarısızlıklarını dikkate aldılar ve 5’nci Kıta’daki birlikleri isimlendirirken standart dışı bir sistem kullanarak grupların düzene sokulup Suriye Arap Ordusu’na bağlandığını imâ eden isimlerden kaçındılar. Ayrıca belirtmek gerekir ki Filistinli Sünni bir grup olan Kudüs Tugayı ve İslam Devleti Avcıları gibi çeşitli gruplar, resmi ve özel Rus askeri danışmanları tarafından eğitiliyor ve 5’nci Kıta komutası altında hareket ediyor ancak bu yapıya resmen entegre edilmiş değiller.

Suriye’deki silahlı gruplar yakından incelendiğinde Rusya’nın öncelikle statüsü düzenlenmemiş, problemli yapılarla ilgilendiği ve çalışmalarını buraya odakladığı hâlde bu grupları merkezi bir yapıda toplamaktan kaçındığı görülüyor. Bu özellikle hava kuvvetlerinin istihbarat birimiyken, Rus özel kuvvetlerinin rehberliğinde hareket etmeye başlayan Süheyl El Hasan’ın Kaplan Güçleri’ni ve Şeyh Türki Ebu Hamad, Gazi İbrahim El Dair, Süleyman El Şıvah’ın aşiret milislerini kapsayan ortak çatı açısından geçerli. 

Bu arada, Al-Monitor yazarı Kirill Semenov’un da vurguladığı gibi milisleri düzenli orduyla etkili bir şekilde birleştirebilen, “kendisine sadık ‘vekil’ güçler ile düzenli ordunun ayrılmasına” engel oluşturan tek aktör İran oldu.

Daha sonra, muhtemelen İran’ın da etkisiyle Kaplan Güçleri 25’nci Özel Kuvvetler Tümeni’ne dönüştürüldü ve Suriye Arap Ordusu’na bağlandı. Aşiret milislerinden ise açıkça askeri personel statüsünde olan İran yanlısı yerel savunma güçleri olarak bahsedilmeye başlandı.

Tüm bunlar düşünüldüğünde Rusya’nın yerel savunma güçlerine dayanarak doğu Halep’te kendisine sadık milisler kurmak istediğini savunan haberler pek şaşırtıcı değil. Dahası Ruslar doğu Guta ve Kuneytra’da Libya’ya göndermek üzere kendinden menkul “mareşal” Halife Hefter’in saflarında savaşacak adamlar topluyorlar. 

Neticede, Rusya’nın Suriye ordusu ve güvenlik sistemi üzerinde güçlü bir nüfuzu olduğunu, İran yanlısı komutanları Rus yanlısı komutanlarla değiştirme girişimlerinin başarılı olduğunu söylemek büyük bir abartı olur. Kaldı ki personeldeki pek çok dönüşüm, Rusya’nın İran’la arasında makul bir nüfuz dağılımı sağlama çabasıyla ve kaynakların Suriyeliler arasında el değiştirmesiyle de açıklanabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video