İdlib’in gölgesinde bir başka cephe: Afrin kapısı

Halep’in kuzeybatısında Kürtlerle Suriye ordusu arasındaki kısmi işbirliği, İdlib’deki hızlı gelişmelere bağlı olarak Afrin’de ortak cephe aşamasına geçmedi. Fakat Kürtler bu seçeneğe dönülmesi ihtimalini dışlamıyor.

al-monitor .

Mar 2, 2020

İdlib’de Türkiye’nin dahliyle çatışmalar büyürken Türk ordusunun 2018’de kontrolü ele aldığı Afrin ile buradan kaçan Kürtlerin sığındığı Tel Rıfat bölgesinde başka bir savaş veriliyor. 

Türkiye destekli silahlı muhalif grupların karıştığı yağma, gasp, adam kaçırma, fidye, infaz ve işkence olaylarıyla öne çıkan Afrin, İdlib’in gölgesinde kalsa da Kürtlerin gündeminden düşmüyor. 

İdlib’deki gelişmelere paralel olarak Afrin’e yönelik yeni bir cephe açma ihtimali bir süredir tartışılıyor. Bir yerel kaynağın ifadesiyle “Afrin’i özgürleştirmek için planlar zaten hazırlanmaktaydı fakat İdlib’deki gerilimle birlikte bu mesele Rusya ve Suriye rejimiyle de müzakere edilen bir konu haline geldi.”

Bu hazırlıkları izleyen Türkiye de Kürtlerin Afrin’den çekilmek ve karşı hamlelerde bulunmak için kullandığı Tel Rıfat güzergâhını sıklıkla bombardıman altında tutuyor. 

Al-Monitor, Suriye ordusu M-5 otoyolunu açtıktan sonra Halep’in kuzeybatı kırsalında kontrolü yeniden ele alıp Afrin’in güney sınırına ulaştığında Kürtlerin de bu operasyona katılabileceğine dair senaryolara yer vermişti. Al-Monitor’un edindiği bilgilere göre İdlib’de operasyonlar hız kazandığında Suriye ordusu ile Afrinli Kürt savaşçıların kurduğu Afrin Kurtuluş Güçleri (Hêzên Rizgariya Efrînê) arasında bazı temaslar yaşandı. Kürtlerin hedefi Afrin’i kurtarmakken Şam yönetimi İdlib’de olası işbirliğine odaklanmıştı. Bu temaslarda Kürt savaşçıların Suriye ordusu ile birlikte hareket etmesinin koşulları konuşuldu. Kürtlerin İdlib’de operasyonlara katılmasının koşulu Afrin’e birlikte gidilmesiydi. Afrin cephesinin açılması ihtimali Ruslarla da müzakere edildi.

Ancak Suriye ordusunun beklenenden çok daha hızla ilerlemesi Kürtlerle olan işbirliği seçeneğini geri plana itti. Konuyu yakından takip eden Afrinli gazeteci Roj Musa, Al-Monitor’a, “Bölgede Afrin Kurtuluş Güçleri ile Rusya arasında müzakereler vardı. Suriye ordusu, Halep’in kuzeybatısında Anadan, Kfer Hamra, Haritan gibi yerlerde Kürt savaşçıları Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) ve diğer fraksiyonlara karşı savaştırmak istiyordu. Çünkü Afrin Kurtuluş Güçleri deneyimli savaşçılardan oluşuyor. Fakat HTŞ ve diğer gruplar rejimle sağlanan anlaşmayla bölgeden hızlıca çekildi. Bu nedenle bölgedeki birçok plan değişti. Bunlardan biri de Afrin’e cephe açılmasıydı. Suriye ordusu büyük bir alanı kontrol altına alınca özgüveni arttı. ‘Ben kendim Afrin’e cephe açabilirim, benim askerlerim de çok iyi savaşıyor’ demeye başladı. Zafer duygusuna kapıldılar” dedi.

Musa’nın söylediklerine ilaveten ortaklığın ilerlemesini öteleyen iki faktörden daha bahsedilebilir. 

Birincisi, son iki yılda Kürtlerin Afrin’e yönelik geliştirdiği hamleleri önleyecek şekilde pozisyon alan Ruslar, İdlib’deki tırmanışla birlikte Kürtlerin önünü açtı. Fakat bunu ileri bir boyuta taşıyarak Türkiye’ye “Afrin’de terör tehdidiyle karşı karşıyayız, PKK ile savaşıyoruz” bahanesini de vermek istemedi. Yine de cephenin büyümesi ve Türk-Rus ilişkilerinin rayından çıkması halinde Kürt cephesi bir ihtimal senaryosu olarak akıllarda. 

İkincisi, Suriye ordusu Afrin’in güneyinde Şeyh Akil Tepesi’ne kadar gittikten sonra muhtemelen Türkiye’nin oluşturduğu bariyer yüzünden operasyonu İdlib’in güneyine kaydırdı. Bu durum, Afrin’in güneyinden Türkiye sınırındaki Bab El Heva Sınır (Cilvegözü) kapısına uzanma ya da Afrin’in kontrolünü ele alıp İdlib ile Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesi arasındaki bağlantıyı kesme planlarını rafa kaldırdı. Ayrıca Afrin’in kontrol edilmesi, Azez tarafında Bab El Selame Kapısı’nın (Öncüpınar) kontrol altına alınmasına yönelik operasyon planlamasında da önem arz ediyor. Bab El Selame, Fırat Kalkanı Harekâtı bölgesinin ana giriş kapısı. İdlib’in girişinde yer alan Daret İzze de Afrin kent merkezinden Azez’e, oradan Bab El Selame’ye bağlanıyor.

Ancak İdlib, Kürt kartının yeniden devreye sokulmasını gerektirecek dramatik gelişmelere sahne oluyor. Suriye ordusu güneyde Gab Ovası, Zaviye Dağı ve Şahşabu Dağı’nda operasyonlara ağırlık verip M-4 yoluna doğru ilerlerken HTŞ ve müttefikleri de Türkiye’nin yoğun desteğiyle 27 Şubat’ta Serakıp’ı tekrar ele geçirdi. M-4 ve M-5 yolunun kesişme noktasında olması nedeniyle stratejik önem arz eden Serakıp aynı zamanda dört Türk askeri noktasının kuşatma altında kaldığı bir yer. Bu arada Türkiye, Zaviye Dağı’na da takviye güç göndererek Suriye ordusunun önüne bariyer çekme girişimlerini sürdürdü. Buna karşın El Bera ve Bilyun civarında Türk askerlerinin onlarca kayıp verdiği karşı saldırı gerçekleşti. 

Türkiye’nin NATO’yu devreye sokmaya çalıştığı ve Ruslarla ilişkilerin iyice sarsıldığı yeni bir aşamaya geçilirken “Kürt faktörü” de tekrar öne çıkıyor. Bu süreçte Fırat’ın doğusunda Suriye Demokratik Güçleri’yle (SDG) ortaklığını sürdüren Amerikalıların da Kürtlere İdlib savaşından uzak durmalarını telkin ettiği konuşuluyor. Bir Kürt kaynak, Amerikalı Özel Temsilci James Jeffrey’in son Suriye ziyaretinde SDG’ye bu minvalde mesaj verdiğini teyit etti. 

İdlib’deki dramatik gelişmeler ışığında Kürtler açısından gelinen son durumu değerlendiren başka bir Kürt kaynak, Al-Monitor’a şunları söyledi: “Sahadaki durum nedeniyle koşullar çok değişken ve işbirliği zemini çok kaygan. Ancak şunu söyleyebilirim: Gelgitlere rağmen Suriye rejimi ve Ruslarla örtülü bir işbirliği hala sürüyor. Kürtler olmadan zorlanacaklarını biliyorlar. Eninde sonunda Afrin için de Kürtlerle ortaklık kurmak durumunda kalacaklar. Bunun da ötesinde Kürtlerin Afrin’e yönelik kendi hazırlıkları var. Suriye rejimi de Afrin’i bir an önce almak istiyor. Çünkü Afrin üzerinden İdlib ile Azez arasındaki bağlantı açık kaldığı sürece istedikleri temizliği yapamayacaklarını görüyorlar. Anlaşma olur ya da olmaz bir süre sonra Kürtlerle birlikte hareket etmeyi gündemlerine alacaklar.” 

Kürt aktörler Afrin’e yönelik hazırlıkların olduğunu zaten gizlemiyor. Türk ordusunun Afrin ve Tel Rıfat arasındaki koridoru ateş altında tutması da bu hazırlıklara bir yanıt olarak görülüyor. 

Hedef alınan yerler çok ama özellikle şu dört köyde yoğunlaşma dikkat çekiyor: Burc El Kas, Zuk El Kebir, Kaluta ve Başmara. Bu dört köy doğuda hükümet güçleri ile İran bağlantılı Şii milislerin bulunduğu Zehra ve Nubbul, Türkiye ve desteklediği grupların bulunduğu Daret İzze ve kuzeyde Afrin arasındaki üçgende yer alıyor. Burası Afrin ile evlerini terk eden Afrinlilerin yerleştiği Tel Rıfat arasında köprü işlevi de görüyor.
Gazeteci Musa’nın verdiği bilgilere göre bu dört köyde 159’u Afrin’den gelenler olmak üzere 880 aile yaşıyor. 2012’den sonra Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) kontrolü altına giren bu köyler, Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) çatısı altındaki grupların kuşattığı Şii beldeleri Zehra ve Nubbul için ikmâl hattı haline gelmişti. Bu yüzden köyler, Halep’teki hükümet güçlerinin kuşatmayı yarıp Şii beldelere ulaştığı Şubat 2016’ya kadar ÖSO’nun baskısı altında kaldı. Mart 2018’den beri de dört köyün bağlantı yollarını Suriye ordusu ve İran bağlantılı milisler kontrol ediyor. 

Bu dört köy dışında Türkiye’nin insansız uçaklarla sürekli gözetim altında tuttuğu Afrin’in Şera ve Şerava kasabalarına bağlı köyler ile Tel Rıfat’ın merkezi ve civarındaki köyler de top atışlarına maruz kalıyor. 

YPG artık kendi bayrağı ile buralarda faaliyet göstermiyor. YPG’nin çekilmesi sonrası aynı kadrolarla oluşturulan Afrin Kurtuluş Güçleri Cinderes ve Bülbüle başta olmak üzere Afrin’in farklı yerlerinde Türk askeri noktaları ve Türkiye destekli gruplara yönelik sabotaj eylemleri düzenliyor.

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Libya’nın Suriyeleşmesi senaryosu kime ne diyor?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | May 29, 2020
al-monitor
COVID-19 salgınında hasat vakti: Virüs mü yoksulluk mu?
Sibel Hürtaş | | May 27, 2020
al-monitor
Türkiye hapsolduğu çemberi kırabilir mi?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | May 23, 2020
al-monitor
Koronaya karşı “Ayasofya” kartı
Kadri Gürsel | Kültürel Miras | May 20, 2020