Libyalı Yahudiler ülkelerine dönüş hakkı istiyor

Libyalı Yahudilerin ülkeye dönme ve barış sürecine katılma talebi Libya kamuoyunda ve siyasi çevrelerde sert tepkilerle karşılanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor 1: Libya’nın başkenti Trablus’ta terk edilmiş durumda olan Dar Bişi Sinagogu, 28 Eylül 2011 2: Libyalı Yahudiler Birliği Başkanı Raphael Luzon. Fotoğraf 12 Eylül 2019’da Facebook’a yüklenmiştir. (Facebook/ Raphael Faelino Luzon)  Photo by JOSEPH EID/AFP via Getty Images.

Şub 21, 2020

Libya’nın BM temsilcisi Hasan Selame’nin 6 Şubat’ta Libyalı Yahudiler Birliği Başkanı Raphael Luzon ile görüşmesi, Libyalı Yahudilerin ana yurtlarına dönüş meselesini yeniden alevlendirdi. 

Luzon, Cenevre’deki BM binasında gerçekleşen görüşmenin ardından Facebook sayfasından şu açıklamayı yaptı: “Nihayet Libyalı Yahudiler Birliği olarak Libya’daki Yahudi unsurunun resmi temsilcisi olarak uluslararası zeminde tanındık ve bundan sonra Libya’da birlik ve barışla ilgili tüm toplantılara resmen katılacağımıza dair kesin sözler aldık. Selame ile görüşmemizde genel anlamda ülkemiz Libya’nın, özel olarak da Libyalı Yahudi toplumunun çektiği acılardan, Libyalı Yahudi toplumunun insan ve sosyal haklarını geri kazanma mücadelesinden, (…) toplumun sorunları ve Libya’nın sorunlarına ilişkin çözüm vizyonundan bahsettik.”

Luzon’un Libyalı Yahudiler Birliği’nin Libya konulu uluslararası toplantılara katılacağı yönündeki açıklaması ve Libyalı Yahudilerin yurtlarına dönüş talebi, siyasi çevrelerde tartışmalara neden oldu.

70 Libyalı vekil 10 Şubat’ta yaptıkları açıklamada Yahudilerin Libya’yla ilgili herhangi bir görüşmeye katılımı hâlinde BM toplantılarını boykot etme tehdidinde bulundular. Açıklamada Selame’nin Libyalılar adına sözler verme yetkisi olmadığı vurgulanırken, “Bu tür sözler ancak fırsatçılıkla, yeni demografik ve siyasi dayatmalar için ülke gerçeklerinin suistimaliyle açıklanabilir ve ancak Libya halkına yönelik provokatif bir adım olarak görülebilir” denildi.

14 Şubat’ta Bingazi’nin Kiş Meydanı’nda düzenlenen gösterilerde ise bazı protestocular Luzon’un resmini yaktılar. Luzon, bu olaya tepki olarak ertesi gün Facebook’tan şu mesajı paylaştı: “Benim resmimi yakanlar, bize 1967’de Bingazi’de saldırıp kan döken barbarların torunlarıdır, annemin evine saldıran, annemle, kız kardeşime dehşet yaşatan güruhun torunlarıdır. Bunlar Bingazi halkı değildir.”

Serbest gazeteci ve yazar olan Luzon, merkezi İtalya’da bulunan Libyalı Yahudiler Birliği’ne 2008’den beri başkanlık yapıyor. 

Bingazi doğumlu olan ve şu an Londra’da yaşayan Luzon, Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Kuruluşumuzun amacı, Yahudilerin toplumsal ve tarihsel mirasını yaşatmanın yanı sıra Libyalı Yahudilerin haklarını savunmak, mülklerinin iadesini sağlamak ve göçün neden olduğu zararların tazmin edilmesini sağlamaktır. (…) Yahudiler Libya’ya M.Ö. 6’ncı yüzyılda ticaret için gittiler ve Derne ile Bingazi’ye yerleştiler. Mısır ve İsrail arasındaki Altı Gün Savaşı’nın ardından, Haziran 1967’de, Yahudilere karşı saldırılar başladı. Tüm dükkânlar yakıldı ve yağmalandı, 17 kişi öldürüldü. Libyalı Yahudiler ülkeden gönderildi ve eski Cumhurbaşkanı Muammer Kaddafi’nin iktidarı boyunca dönüşlerine izin verilmedi.”

Yahudi Sanal Kütüphanesi ve başka bazı kaynaklara göre 1948’de tahminen 38 bin kişilik bir Yahudi toplumuna sahip olan Libya’da bugün herhangi bir Yahudi varlığı yok. Libya kökenli Yahudilerin farklı ülkelere dağıldığını anlatan Luzon, “120 bin civarında Libyalı Yahudi var. Bunların 100 bini İsrail’de, yaklaşık 6 bini İtalya’da, geri kalanı da Birleşik Krallık ve ABD’de yaşıyor” dedi. 

Luzon, Selame’nin daha önce “iç savaşta yer alan tüm taraflarla, aşiret reisleri ve belediye başkanlarıyla, Yahudiler hariç Libya’nın tüm toplumsal unsurlarıyla görüştüğünü” ve kendisinin de bu nedenle 6 Şubat’taki görüşmeyi talep ettiğini belirtti.

Luzon, Selame ile görüşmesini şöyle anlattı: “Ona Libyalı Yahudilerin Libya’daki diğer unsurlarla eşit olması gerektiğini anlattım, o da bana Libya’nın geleceği konusunda bundan sonra yapılacak toplantılara katılabileceğime dair söz verdi. Libyalı Yahudiler eşit haklara sahip olmayı, seçimlerde oy verebilmeyi, kamusal, toplumsal, siyasi ve kültürel yaşama katılabilmeyi, ana vatanlarına dönme, seyahat etme ve yatırım yapma hakkı talep ediyorlar.” 

Libya’daki silahlı çatışmaya nasıl baktığı sorulduğunda Luzon, tüm tarafların egolarını bir kenara bırakıp ülkenin menfaatlerine öncelik vermesi gerektiğini söyledi. Bir milli birlik hükümetinin kurulmasını ve ABD, Avrupa ve Birleşmiş Milletler desteğiyle ülke için acil bir program oluşturulmasını savunan Luzon, yeniden inşa süreci için şirket ve iş insanlarından oluşan uluslararası bir yapının kurulması, ayrıca Libya’nın ihtiyaç duyduğu projeleri değerlendirecek bir komitenin oluşturulması gerektiğini belirtti. 

Libya’daki farklı çevreler ve siyasi güçlerle temas ettiğini söyleyen Luzon, bu konuda başkaca detay vermezken, Libya’nın doğusuna hâkim olan General Halife Hefter’in Libya Ulusal Ordusu’ndan herhangi bir yöneticiyle görüşmediğini kaydetti. Hefter’e bağlı isyancı güçler, başkent Trablus’u ele geçirmek amacıyla BM destekli hükümetle savaşıyor.

Libyalı Yahudiler Birliği üyesi Simon Bedosa Al-Monitor’a yaptığı açıklamada “Trablus’taki savaşın nedeni, bazı çevrelerin ülkenin, Libya halkının menfaatlerini düşünmeden Libya’yı kendi çıkarları doğrultusunda kullanma arzusu” dedi. 

Bedosa, Yahudilerin Libya’ya dönüşüne karşı çıkanlarla ilgili de şöyle konuştu: “Libya Libyalıların hakkıdır ve ben de bir Libyalıyım. Bizler ana vatanımızı ziyaret etmek, kamusal hayata katılmak, dış yatırım getirmek istiyoruz. (…) Bazılarının bizim dönüşümüze karşı çıkmasının sebebi, Filistin ile İsrail arasındaki krizdir. Zira Arap dünyasında pek çok lider İsrail-Filistin çatışmasını öne çıkararak halklarının gözünü boyuyor, ayrım gözetmeksizin tüm Yahudilere karşı nefret aşılıyor.”

Libyalı vekil Ali El Tikbali’nin değerlendirmesi ise şöyle oldu: “Libyalı Yahudilerin herhangi bir siyasi diyalogda yer alması konusunda kararı Libya halkı verir. Bunun BM himayesindeki siyasi diyalog komitesinde ve Libya halkını temsil eden parlamentoda da ele alınması gerekir.” 

Libyalı Yahudilerin “hassas” bir konu olduğunu vurgulayan Tikbali, şöyle devam etti: “Yahudileri reddeden duruşlar nedeniyle onlarla açıkça muhatap olanlar halk nezdinde mutlaka puan kaybeder. Libya kamuoyunda Libyalı Yahudiler konusunda sert bir ayrışma var. Geniş bir kesim Libyalı Yahudileri kabul etmiyor. Dolayısıyla bu konu tam bir şeffaflık içinde ele alınmalı ve kararlar, BM temsilciliğinin ya da başka birinin isteklerine değil Libya halkına dayanmalı."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Fransa Türkiye için neden kullanışlı bir rakip?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Tem 10, 2020
Sirte neden herkesin kırmızı çizgisi?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Haz 20, 2020
Türkiye ve Rusya Libya’da nerede çakışıyor?
Fehim Taştekin | Rus etkisi | Haz 8, 2020
Libya’nın Suriyeleşmesi senaryosu kime ne diyor?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | May 29, 2020
ABD: Rus jetlerinin Libya’ya gelişi NATO için tehdit işareti
Jared Szuba | Libya’daki çatışma | May 26, 2020

Recent Podcasts

Featured Video