Türkiye'nin Nabzı

Libya ayartması Suriyeli muhalifleri bölüyor

By
p
Article Summary
Suriyeli muhaliflerden paralı asker devşirip Libya cephesine sürme planı ciddiyet kazanıyor. Paranın cazibesiyle Libya’ya gönüllü olanlar çıksa da Türkiye için asker olmak muhalifleri bölüyor.

Libya tezkeresinin meclisten geçmesinin ardından Türk askerinin Libya’ya hangi çerçevede gideceğine dair tartışmalar sürerken ilk etapta Suriye’den milis gücü dâhil ordu dışı unsurların görevlendirilmesi seçeneği öne çıkıyor. Türkiye’nin Libya seferi için Suriye’den adam devşirmekte zorlanmayacağı öngörülse de bu operasyonun muhalifler arasında tartışmalara yol açtığı görülüyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Libya’da bir harekât merkezi kurulacağını ve bunun için sevkiyatın peyderpey yapıldığını söylese de Türk askerinin muharip güç olmayacağını belirtti. “TSK unsurlarının amacı savaşmak veya savaştırmak değil” ifadelerini kullanan Erdoğan’a göre harekât merkezi korgeneral rütbesinde bir Türk komutanın emrinde olacak. Muharip güç olarak Türkiye’nin farklı ekipleri bulunacak ama bunlar Türk ordusundan olmayacak. Erdoğan bir başka açıklamasında özellikle istihbaratın rolüne değinerek “Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Libya’da üzerine düşen görevleri hakkıyla yerine getiriyor” dedi.

Muharip güç planının ağırdan alınması muhtemelen Erdoğan’ın Rusya, ABD ve Libya’nın komşusu Tunus gibi ülkelerle temaslarının cesaret kırıcı geçmesinden kaynaklanıyor. Özellikle lojistik hat ve üs tahsisi için bel bağlanılan Tunus’ta Erdoğan ummadığı bir soğuklukla karşılandı. Tunus Cumhurbaşkanı Kays Said, Türkiye, Libya (Trablus kanadı), Tunus ve Cezayir arasında Halife Hefter’in liderliğindeki Libya Ulusal Ordusu’na karşı ittifak oluşturulduğu iddiasını yalanlayıp Tunus’un herhangi bir eksende yer almayacağını açıklamak durumunda kaldı. Hatta Erdoğan’ın Müslüman Kardeşler ağındaki yakın dostu El Nahda’nın lideri ve Tunus Meclis Başkanı Raşid El Gannuşi, Tunus’un Libya’daki savaşın bir parçası olmadığını, sadece arabulucu rolü üstlenebileceğini söyledi.

Uluslararası ve çevresel koşullar Türk müdahalesini sınırlı ya da örtülü tutmayı dayatırken vekil güçlerin rolü öne çıkıyor. Türk ordusundan olmayan muharip güçlerin nereden geleceğine dair adres Türkiye’nin eğitip donattığı Suriye Milli Ordusu başta olmak üzere Suriye’nin kuzeyinde bulunan milis havuzu.

Suriye’den muhalif haber sitesi Zaman El Vasl, Türk istihbarat yetkililerinin 22 Aralık’ta Suriye Milli Ordusu liderleriyle bir toplantı yapıp Libya’ya savaşçı göndermek için geliştirilecek mekanizmayı tartıştıklarını yazdı. Libya’ya en az üç aylığına gidecek kişilere konumuna göre 2 bin ilâ 3 bin dolar arasında aylık maaş önerildiği öne sürüldü. Ulusal Ordu Sözcüsü Yusuf Hammud ivedilikle bu haberi yalanladı. Ancak Feylak El Şam, Sukur El Şam, Sultan Murad Tugayı ve Mutasım Bölüğü’nden yüzlerce savaşçının Libya’ya intikal ettiğine dair haberlerin arkası kesilmedi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’ne göre Afrin bölgesinde Hamza Tümeni, Şam Cephesi (Cephet El Şamiyye), Mutasım Bölüğü ve Şamil Tugayı’nın gözetiminde Libya’ya gidecekler için kayıt merkezleri açıldı. Yine gözlemevine göre kişi başına 2 bin ilâ 2 bin 500 dolar maaş önerilen savaşçılarla üç ya da altı aylık sözleşmeler yapılıyor.

Gözlemevi, 5 Ocak itibarıyla Libya’ya ulaşanların sayısının bini bulduğunu, cepheye gönderilmeden önce Türkiye’de eğitim kamplarına alınanların sayısının da 1700’ü aştığını yazdı. Eğitime katılanlar Sultan Murad Tugayı, Süleyman Şah Tugayı ve Mutasım Bölüğü gibi gruplardan. Cihatçıların baskısıyla birkaç yıl önce dağılan Hazm Hareketi’nin eski üyelerinden de çok sayıda katılım var.

Araştırmacı Elizabeth Tsurkov da “Türkiye destekli Suriyeli gruplar içindeki kaynaklar, altı ay Libya'da savaşmaları karşılığında savaşçılara Türkiye vatandaşlığı sözü verildiğini söylüyorlar. Bu gruplar içindeki pek çok komutan, son bir ayda Türk vatandaşlığı ve pasaportu aldı" iddiasında bulundu. Tsurkov ayrıca Semerkand Tugayı’ndan bir savaşçının “Türkiye kendisini takip etmesi için köpeği aç bırakma politikası güdüyor” dediğini belirtip ekledi: “Suriye'de savaşmanın aylık bedeli 50 dolar, bununla hayatta kalmak imkânsız. Libya'da ise maaşların 1500 dolar olduğu söyleniyor."

Bu arada doğruluğu tartışmalı birkaç video görüntüsü internete düştü. Videolardan birinde eli silahlı bir savaşçı “Allah-u Ekber, Özgür Suriye Ordusu İslam’ı savunmak için Libya’da” ifadelerini kullanıyor. Libyalı gazeteciler, Halep şivesiyle konuşan ve dalga geçercesine Hefter’in ismini telaffuz etmeye çalışan kişilerin görüldüğü videolardan birinin Trablus yakınında Selahaddin bölgesinde Hefter güçlerinin elinden alınan Tekbali kampında çekildiğini öne sürdü.

Bazı Libyalı kaynaklar da Libyan Wings, Libyan Airlines, Afriqiyah Airways ve Buraq Air’ın İstanbul ile Trablus ve Mısrata arasındaki uçuş trafiğine dikkat çekerek “Suriye’den Libya’ya cihatçı taşınıyor” iddiasını dillendirdi. Bir başka iddia yolcu listesinin gizli tutulduğu yönünde. Libyalı haber sitesi El Marsad’ın sızdırdığı e-posta yazışmalarına göre Afriqiyah Airways’in Trablus’taki sorumlusu, İstanbul’da uçuşlardan sorumlu yetkiliden 25 Aralık’ta MU1971 numaralı uçuşta yer alacak yolcuların listesini istedi. İstanbul’dan şu yanıt geldi: “Güvenlik nedeniyle Milli İstihbarat Teşkilatı yolcu bilgilerini sizinle paylaşmamızı istemedi.”

Aslında Erdoğan milis güçlerinin taşınacağına dair niyetini 10 Aralık'ta Halife Hefter’e hizmet sunan Rus özel savaş şirketi Wagner’in yaptığını kendilerinin de yapabileceğini belirterek ortaya koymuştu.

Türkiye’nin Suriyeli muhalifleri Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı ve Barış Pınarı harekâtlarının yedeğine takarak Esad yönetimine karşı savaşı asıl mecrasından saptırdığını düşünenler Libya seferine de karşı çıkıyor. Üstelik Libya kampanyası tam da Suriye ordusunun Maaret El Numan’ı hedefine koyan yeni operasyonuna denk geldi. Türkiye’nin kontrol ettiği bölgelerden bazı gruplar Heyet Tahrir El Şam’la bir kez daha omuz omuza savaşa katıldı. Müslüman Kardeşler’le bağlantılı İslamcı grupların Libyalı kardeşlerinin yardımına gitmesi ya da MİT’in güdümündeki Türkmenlerin bu maceraya katılması veya İdlib’de yolun sonunu gören yabancı savaşçıların yeni bir cephe fırsatı bulması şaşırtıcı olmayabilir. 

Fakat asıl meseleleri Suriye’de rejim değiştirmek olan gruplar için Libya seferi sıkıntılı. Hatta Suriye Milli Ordusu’nun “genelkurmay başkanı” ve Gaziantep merkezli “Geçiş Hükümeti”nin savunma bakanı Selim İdris ile birlikte birkaç komutanın istifanın eşiğine geldiği öne sürüldü. Sosyal medyada yayılan istifa mektubunun sahte olduğu ortaya çıksa da Libya seferberliğine dair rahatsızlık farklı platformlarda kendini gösteriyor.

Ayrıca Türkiye’nin kontrolündeki bölgelerde mecburen Türk himayesinden yararlansalar da kuzeyde kümelenmiş gruplardan bir kısmı Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin başını çektiği rakip eksenle bir geçmişe sahip. Selim İdris bunlardan birisi. Bu bağlar, Suud-Emirlikler-Mısır destekli Hefter’e karşı Türkiye’nin yedeğine takılmayı engelliyor. Libya’yı cazip kılacak tek şey tartışmalara da yansıdığı gibi çaresizlik içindeki savaşçılara kesenin ağzını açmak ve Türk vatandaşlığı sunmak.

Libya’ya taşınan milislerin sayısı sahayı zayıflatacak noktaya ulaşırsa Türkiye’nin Suriye siyasetinin dayanak noktaları çatırdayabilir. Bazı gruplar Türkiye’ye yüz çevirebilir. Ayrıca Libya macerası, İdlib’e yönelik operasyonlara ağırlık veren Rusya ve Suriye’nin de işini kolaylaştırır.

Libya’ya milis taşıma planı Türkiye’nin geleceğini ilgilendiren bir başka ihtimali de barındırıyor: Erdoğan, Suriye defteri kapanacak noktaya geldiğinde sınıra yığılacak binlerce savaşçıyı nasıl değerlendirebileceğine dair şimdiden bir deneme sürüşüne çıkıyor. Bu milislerin Libya’dan sonra geri çekilecekleri yer Türkiye olacaktır. Vatandaşlığı da garantilenen bu kişiler içeride ve dışarıda kullanışlı unsurlar olmaya devam edecektir. 

Erdoğan’ın görevinden geçen hafta istifa eden başdanışmanı ve özel savunma şirketi SADAT’ın kurucusu Emekli Tümgeneral Adnan Tanrıverdi’nin telkinleri doğrultusunda Türkiye’de bir özel savaş şirketi kurulursa istihdam için büyük bir aday havuzu oluşacaktır. Tanrıverdi, SADAT’ın paralı asker statüsünde faaliyet göstermediğini ama Türkiye’nin böyle bir şirketi kurmasının faydalı olacağını, bunun Türk ordusunun yükünü azaltacağını, dış politikada enstrüman olarak kullanılabileceğini ve ülkeye döviz de getireceğini savunmuştu. Erdoğan son bir ayda verdiği mesajlarla bu fikre meyilli olduğunu gösteriyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: mercenaries, militants, militias, syrian opposition, syrian rebels, turkey-libyan relations, khalifa hifter, libyan civil war

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept