Iraklı Kürtler Süleymani’nin ardından fırsat ve riskleri tartıyor

Kürdistan Bölgesel Yönetimi Süleymani’nin öldürülmesinin ardından Bağdat’ın öfkesini üzerine çeken Washington’a yardım edebilir mi? Yardım etmek ister mi? İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence ve beraberindeki heyet Erbil Uluslararası Havaalanı’nda Irak Kürdistanı Başkanı Neçirvan Barzani ile görüşüyor, Irak, 23 Kasım 2019 Photo by REUTERS/Jonathan Ernst.

Oca 7, 2020

Tümgeneral Kasım Süleymani suikastının yarattığı sarsıntı tüm Orta Doğu’da hissedilmeye devam ediyor. Kimi Iraklı Kürtler ise Irak Kürdistan Bölgesel Yönetimi (KBY) Başkanı Neçirvan Barzani’nin Başkan Donald Trump’ın daveti üzerine Washington’a yapacağı muhtemel ziyaret öncesinde İran’ın en etkili askeri ve stratejisti olan Süleymani’nin ardından ortaya çıkan fırsatları ve tehlikeleri sessizce değerlendirmekle meşguller.

Irak Parlamentosu’nun 5 Ocak’ta onayladığı yasa, ülkenin bir nevi hamisi olan ABD’nin Irak topraklarında konuşlu yaklaşık 5 bin birliğini ülkeden çekmesini öngörüyor. Iraklı Kürtler ise hâlihazırdaki belirsizliğe yeni bir katman ekleyen bu adımı, uzun zamandır hayalini kurdukları bağımsızlık için ABD’nin desteğini kazanabilecekleri bir fırsat olarak görüyorlar.

ABD Savunma Bakanı Mark Esper, Tuğamiral William Seely’nin Irak Savunma Bakanlığı’na gönderdiği mektubun basına sızması üzerine bir açıklama yaparak Amerikan güçlerinin Irak’tan çekileceği haberlerini yalanladı. Amerikalı amiral mektubunda Amerikan güçlerinin “Irak Cumhuriyeti’nin egemenliğine saygı ve Irak Parlamentosu ile Başbakanı’nın talepleri doğrultusunda” harekete geçeceklerinden bahsetmişti.

ABD yönetiminden Al-Monitor’a bilgi veren kaynaklara göre Amerikan güçlerinin ülkeden çekilmesi gerçekten de olası. Bunun altında, Irak Hükümeti’nin Washington’a karşı benimsediği keskin düşmancıl ton --İran’ın baskısıyla da olsa-- ve Tahran’dan yükselen intikam çağrıları karşısında birliklerin korunmasına dair endişeler yatıyor.

Peki Washington, Irak’ın Arap bölgelerinden çekeceği askerleri Irak ve Suriye’deki İslam Devleti ile mücadele koalisyonu kapsamında hâlihazırda büyük bir varlık gösterdiği Kuzey Irak’a kaydırmak için Iraklı Kürtlerin kapısını çalar mı? Çalarsa Kürt Bölgesel Yönetimi bu talebi kabul eder mi?

KBY içindeki karar verme süreçlerine vakıf kaynakların Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Amerikan güçlerinin Bağdat tarafından resmi olarak ülkeden çıkarılması durumunda yönetim ancak bazı şartlar karşılığında bu güçlerin Irak Kürdistanı’nda kaydırılmasına izin verecek: Bağımsız Kürt devletinin tanınması ve ABD’nin herhangi bir saldırı karşısında KBY’yi koruyacağını yazılı olarak taahhüt etmesi.

American Enterprise Institute isimli düşünce kuruluşundan eski CIA görevlisi Kenneth M. Pollack Al-Monitor’a şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bu (Kürtler için) büyük bir fırsat olarak görülüyor. Ancak ben bunu, örneğin 2014’teki İD saldırısından ya da ABD’nin KBY’ye yöneldiği diğer durumlardan tamamen farklı bir gelişme olarak görmek gerektiğine inanıyorum. Süleymani’nin öldürülmesinin ardından kimse ABD’nin müttefiki gibi görünmek istemiyor. Kürtler bunu avantaja çevirmeye kalkışırlarsa korkarım toplu bir sopa yerler.”

ABD birliklerini Irak Hükümeti’nin izni olmadan KBY’ye kaydırmanın uluslararası hukuka aykırı olacağını ve bunun, Kürt bağımsızlığının fiilen tanınması anlamına geleceğini belirten Pollack böylesi bir hamlenin Irak Kürdistanı’nı ve Amerikan güçlerini Irak ve İran içinden muhtelif saldırılara açık hâle getireceğini kaydetti. Dahası, İran, Irak, Suriye ve Türkiye’nin KBY’yi abluka altına alarak hava sahalarını Irak Kürdistanı uçuşlarına kapatabileceğini belirten Pollack’a göre bu, “KBY üzerinde büyük bir ekonomik baskı yaratır ve ABD’nin KBY’deki birliklerine destek göndermesini engeller.”

İran, Barzani ailesi ile rakip Kürdistan Yurtseverler Birliği (KYB) arasındaki ihtilafı yeniden tetiklemeye de çalışabilir. Tahran, 1996’daki Kürt iç savaşı sırasında Barzanileri Süleymaniye’den çıkarmak için KYB’ye destek vermişti.

Irak Kürdistanı yetkilileri ise şu an için İran’dan Irak Kürdistanı’na yönelen yakın bir tehdit hissetmediklerini söylüyorlar. İran, ABD ile hesabını Irak topraklarında görmek istemez çünkü bu, Irak halkına zarar verir ve Iraklı Şiilerin İran’a desteğini zayıflatacak bir Amerikan misillemesine yol açabilir. Amerikan yaptırımlarının etkisi giderek artarken Irak, İranlılar için ekonomik bir can simidine dönüşmüş durumda.

Bazı uzmanlar ise Irak devletinin çöküşünün giderek daha kaçınılmaz bir son olduğu görüşünde. Bu, İD’in yeniden toparlanmasına imkanı vereceği için ABD’yi Irak Kürdistanı’ndaki askeri varlığını korumaya sevk edebilir. Böylesi bir kaos durumunda örneğin Türkiye, Iraklı Kürtlerin bağımsızlığına ilişkin itirazını geri çekebilir. Karşılığında da tarihsel hak iddia ettiği Musul’u ilhak, Pentagon ile Suriyeli Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG) arasındaki işbirliğinin kesilmesi ve PKK ile mücadelede destek gibi şartlar öne sürebilir.

Öte yandan PKK içinden bir kaynağa göre Irak devletinin dağılması durumunda Türkiye’nin Iraklı Kürtlerin bağımsızlığını engellemek için bölgeyi işgal etmesi daha yüksek bir olasılık. Türkiye’nin hâlihazırda Irak Kürdistanı’nda binlerce asker bulundurduğunu hatırlatan kaynak, “Iraklı Kürtler, Türkiye’nin herhangi bir yerde bağımsız Kürt devletine izin vereceğini düşünüyorlarsa hayal görüyorlar.” dedi.

Erbil’de bulunan Batılı bir diplomata göre ise Amerikan birliklerinin ülkeden çekilmesi Iraklı Kürtler için her hâlükârda yıkıcı olur. Diplomat Al-Monitor’a “KBY kalmalarını istiyor ama onlar bunu istiyor mu? Bu yönetim iktidarda olduğu müddetçe bir öngörüde bulunmak zor.” diye konuştu.

Chicago Üniversitesi’nde Iraklı Kürtler üzerine araştırmalar yapan Ramzy Mardini’nin değerlendirmesi ise şöyle: “Kürt liderlerin ABD’nin değişken, öngörülemez ve güvenilmez dış politikasına bel bağlayacaklarını sanmıyorum, bilhassa da stratejik menfaatler ve tehditler söz konusuyken. Erbil’in Bağdat ve Tahran’dan uzaklaşarak Washington’a doğru bir adım atması büyük bir kumar olur. Tarafsız bir dış politika izlemek daha mantıklı ve Kürtlerin muhtelif taraflarla sürdürdüğü stratejik ilişkilerindeki dengeyi korumak adına daha makul bir yaklaşım olur. Böylelikle bölgede gerginlik yeniden tırmandığında Kürtler için arabuluculuk yapma imkânı ortaya çıkar.”

Iraklı Kürt liderler farklı seçenekleri tartarken bölgesel Kürt yönetimi, hem İran hem de ABD’nin yoğun baskısı altında. Barzani’nin bu ay Beyaz Saray’da Trump ile bir araya gelmesi bekleniyordu ancak ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence’in geçen kasımdaki sürpriz ziyareti sırasında Erbil’e ilettiği davetin hâlen geçerli olup olmadığı bir muamma. Nitekim Trump yönetiminden bir yetkili Al-Monitor’a ziyaretin “yakın bir zamanda gerçekleşmesinin” beklenmediğini söyledi. Gecikmenin Süleymani’nin ölümünden ziyade Irak Başbakanı Adil Abdül Mehdi’nin kasım sonundaki istifasından kaynaklandığı belirtiliyor. Öte yandan Barzani’nin bu ay sonu İsviçre’nin Davos kentinde düzenlenecek zirve marjında bir dizi ABD’li yetkiliyle görüşmesi planlanıyor.

Beyaz Saray’dan gelen davetin asıl amacı Trump’ın, Türkiye’nin 9 Ekim’de Suriyeli Kürt gruplara karşı başlattığı harekâta yeşil ışık yakmasına duyulan tepkiyi yatıştırmaktı. Aslında Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Komutanı ve eski PKK’lı Mazlum Kobane’nin Washington’da ağırlanması düşünülmüştü ancak Türkiye’nin öfkesi buna mani oldu. Trump yönetiminin iç istişarelerine vakıf kaynaklar bunun üzerine zevahiri kurtarmak için Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile iyi ilişkilere sahip Barzani’nin isminin öne çıktığını söylediler.

KBY lideri ile kuzeni Başbakan Mesrur Barzani, Tahran ile Washington arasındaki gerginliğin doruk noktasına ulaştığı son ayda hem İran’ı kışkırtmayacak hem de Washington’ı memnun edecek bir orta yol politikası izlemeye çalıştılar ancak bu, adeta nafile bir çaba. 

Bugün KBY’nin en güçlü ismi ve eski lideri Mesud Barzani de bir tweet ile sürece dahil oldu ve Iraklı Kürtlerin tarafsız kalması gerektiğini belirterek şöyle yazdı: “Orta Doğu’daki mevcut sorunlar akıl ve mantık yoluyla çözülecekse elbette işbirliğine hazırız. Ancak biz hiçbir vekalet savaşının parçası olamayız.”

Washington’ın baskıları yeni değil. ABD, Süleymani 3 Ocak’taki saldırıda öldürülmeden önce, Bağdat’taki ABD Büyükelçiliği’ni kuşatan İran destekli Şii milislerin kınanması için geçen ay da Iraklı Kürtleri sıkıştırmıştı. Konuya vakıf kaynaklara göre bu doğrultuda KBY’li yetkililere bir taslak metin bile gönderildi. Al-Monitor’a bilgi veren kaynaklara göre bu girişimin başını ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Yakın Doğu’dan sorumlu Bakan Yardımcısı David Schenker ile Yakın Doğu Dairesi Başkan Yardımcısı Joey Hood çekti. Trump tarafından atanan Schenker’in KBY’nin açıklama yapmakta gecikmesi ve açıklamada kullanılan zayıf ifadeler karşısında öfkelendiği belirtiliyor. Amerikalı yetkililer, KBY’ye Iraklı güçlerin Eylül 2017’de düzenlenen bağımsızlık referandumuna misilleme olarak petrol zengini Kerkük’ü Kürtlerin elinden almasında Süleymani’nin oynadığı rolü hatırlatmışlar. Iraklı Kürtler de buna cevaben Washington’ın Erbil’in yardım çağrılarını görmezden geldiğini ve duruma seyirci kaldığını anımsatmışlar.

Yine de Kürt milletvekilleri Amerikan birliklerinin ülkeden çıkarılması için Irak Parlamentosu’nda Pazar günü yapılan oturumu boykot ettiler. Oturuma katılan tek Kürt vekil protokol gereği mecliste bulunması gereken meclis başkan yardımcısı idi. Kürt vekiller, Sünni muhataplarını da oturuma katılmama konusunda ikna ettiler ve bu sefer Washington’dan tenkit değil takdir aldılar.

Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü’nden Bilal Wahab, Kürt vekillerin oylama konusunda Şii milislerden tehdit mektupları aldıklarını belirterek Al-Monitor’a “Kürt parlamenterler meclisteki oylamaya katılmayarak büyük bir cesaret sergilediler.” dedi. Tehdit mektubu gönderenler arasında Süleymani ile birlikte öldürülen Ebu Mehdi El Mühendis’in liderlik ettiği Kataib Hizbullah da yer alıyor.

İran tarafındaki rahatsızlığın ilk sinyalleri de çok geçmeden Iraklı Kürtlere ulaştı. Tahran’ın Erbil’deki adamı Nasrullah Raşnudi hoşnutsuzluğu Neçirvan Barzani’ye yakın basın kuruluşu Rudaw’a verdiği röportajda dile getirdi. Süleymani’nin ölümüne verilen tepkinin hayal kırıklığı yarattığını belirten İranlı konsolos, “Böylesi bir terör eylemi karşısında daha fazlasını bekliyorduk. Olayın açıkça ve yüksek sesle kınanmasını bekliyorduk.” dedi.

İran’ı hayal kırıklığına uğratan nedenlerden biri de Erbil Başkonsolosluğu’nda Süleymani adına açılan anı defterini imzalamaya Barzani ailesinden bir isim yerine Dışişleri Bakanı Sefin Dizayi ve diğer Kürdistan Demokratik Partisi yetkililerinin gönderilmiş olması olabilir.

Kayhan gibi önde gelen İran gazetelerinin Süleymani suikastında Iraklı Kürtleri ABD ile işbirliği yapmakla suçlayan manşetleri tepkinin bir diğer göstergesi. Hatta Iraklı Kürtlerin suikastın ardından ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’ya teşekkür ettiği bile iddia ediliyor.

Bu haberler, KBY Başbakanı Mesrur Barzani tarafından yalanlandı. KBY Başkanı Neçirvan Barzani de İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’e gönderdiği başsağlığı mesajında Süleymani’nin ölümünün Kürdistan halkı ve hükümetinde “derin bir üzüntü” yarattığını belirtti. Süleymani’nin İD’le mücadelede Kürtlere verdiği desteği öven Barzani, mesajını “mekanı cennet olsun” sözleriyle bitirdi.

Al-Monitor’a konuşan Batılı diplomata göre bu mektup İran’daki öfkeyi yumuşatma amacını taşıyor. Ancak Neçirvan Barzani, ailesinin Bağdat’ın katliamlarından kaçarak sürgün gittiği İran’da doğan ve akıcı Farsça konuşan binlerce Iraklı Kürt’ten biri. Seyirci kalan Türkiye’nin aksine, İD 2014’te Irak Kürdistanı’na saldırdığında Iraklı Kürtlerin yardımına koşan Süleymani ile Neçirvan Barzani’nin uyumlu çalıştıkları biliniyordu. Dolayısıyla Barzani’nin mektubunda ifade ettiklerinin samimi duygularını yansıtıyor olması kuvvetle muhtemel.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Fransa Türkiye için neden kullanışlı bir rakip?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Tem 10, 2020
Bağdat Kürtler için Ankara’yla kavgayı büyütür mü?
Fehim Taştekin | | Tem 8, 2020
Sirte neden herkesin kırmızı çizgisi?
Fehim Taştekin | Libya’daki çatışma | Haz 20, 2020
İstanbul’un fethini 'işgal' diye tanımlayan Mısır kurumu eleştiri oklarının hedefinde
Menna A. Farouk | | Haz 19, 2020
Ekonomik kriz erken seçimi zorluyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 15, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Irak'ın Nabzı

al-monitor
Irak Kürdistanı Suriyeli Kürtlere gönderilen insani yardımları engelliyor mu?
Amberin Zaman | Koronavirüs | Nis 22, 2020
al-monitor
Gorani lehçesini yaşatmak isteyen öğretmen Kuran’ı Kürtçeye çevirdi
Dana Taib Menmy | Tehlike altındaki diller | Oca 31, 2020
al-monitor
Türkiye Irak’ta PKK bağlantılı Ezidi milisleri vurdu
Saad Salloum | Ezidiler | Oca 24, 2020
al-monitor
Mühendis’in ardından Haşdi Şabi’yi neler bekliyor?
Mustafa Saadoun | | Oca 21, 2020