İran ABD’ye karşı Rusya ve Türkiye’yi yanına alabilir mi?

Süleymani suikastının ardından ABD’nin Orta Doğu’dan çıkması gerektiğini vurgulayan İran, bu hedefini gerçekleştirmek için Rusya ve Türkiye’nin desteğine muhtaç. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Ankara’da gerçekleştirdikleri görüşmenin ardından basın toplantısı düzenlerken, 16 Eylül 2019 Photo by Sputnik/Alexei Nikolsky/Kremlin via REUTERS.
Saeid Jafari

Saeid Jafari

@jafariysaeid

İşlenmiş konular

Iran-US tensions

Oca 14, 2020

İranlı komutan Kasım Süleymani’nin ABD tarafından öldürülmesi, ABD-İran gerilimini görülmemiş seviyelere yükseltmekle kalmadı, Orta Doğu’da pek çok gelişmeye zemin hazırladı. İran, güçlü ve popüler bir isim olan Süleymani’nin intikamını almaya çalışırken yıllardır arzuladığı bir şeyi de sağlamak istiyor: ABD’nin bölgedeki askeri varlığına son vermek.

Süleymani’ye Bağdat Uluslararası Havalimanı yakınlarında düzenlenen drone saldırısı, bölgede muazzam sonuçlar doğurabilir. İran yönetimi ilk şokun ardından misilleme amaçlı dış politika gündemini hızla belirleyip açıkladı. Devrim Muhafızları’nın dış operasyonlarından sorumlu Kudüs Gücü’nün başına Süleymani’nin yerine İsmail Gani getirildi. Yeni komutan, Süleymani için 6 Ocak’ta düzenlenen cenaze törenin ardından yaptığı açıklamada gerçek intikamın ancak ABD’nin bölgeden çekilmesiyle sağlanacağını belirtti. Başka bazı generaller ve sivil yetkililer de benzer ifadeler kullanarak Tahran’ın böyle bir hedef koymaktan çekinmediğini gösterdiler. 

İran son yıllarda Astana sürecine yön vererek, Türkiye ve Rusya’yla işbirliğini artırarak Suriye krizinde ABD’yi saf dışı bıraktı. Bu başarılı örnek ABD’yi bölgeden çıkarma hedefinde İran için model teşkil edebilir. İran’ın bölgesel müttefikleri de buna olumlu bakıyor ancak bu yolda pek çok zorluk söz konusu.

Orta Doğu’nun güvenliği ve askeri denklemlerinde daha baskın bir rol oynamaya başlayan Rusya, başlıca rakibi ABD’nin bölgeden gitmesinden memnun olur. Türkiye ise Suriye’de kendi hedefleri için bastırırken ABD’yle işbirliği politikasından İran ve Rusya’yla işbirliği politikasına geçmiş durumda. 

Yine de Ankara Washington’la gerilimi artırmaktan yana görünmüyor. Türkiye ve Rusya Süleymani suikastını resmen kınamazken, olası sonuçlara dair kaygı ifade etmekle yetindiler. Saldırıdan saatler önce Donald Trump’la telefonda görüştüğünü söyleyen Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, suikast haberinin “şok” etkisi yarattığını ve bu olayın bölgedeki gerilimi artırdığını söyledi. 

Bir televizyon programında konuşan Erdoğan, “Bu gerginliğin kontrol altında tutulması, azaltılması ve bunun yanında diplomasi usulüyle geride bırakılması için bugüne kadar biz, Türkiye olarak çok ciddi gayretler gösterdik, hâlâ da gösteriyoruz” dedi. Gerilimin düşürülmesi gerektiğini vurgulayan Erdoğan, ABD-İran geriliminin uzamasının Irak başta olmak üzere tüm Orta Doğu için riskli olabileceğini kaydetti. 

Peki, ABD’nin bölgeden çekilmesi Türkiye’nin siyasi hedeflerine, bölgede arzuladığı güvenlik çerçevesine ne kadar hizmet eder? 

İran’ın eski Ürdün büyükelçisi Nusretullah Tacik Al-Monitor’a yaptığı değerlendirmede, “ABD’nin çekilmesi illâ da Ankara’nın menfaatlerine hizmet eder diye bir şey yok. Türkiye, NATO üyeliği ve ABD’yle sürdürdüğü yakın ilişkiler nedeniyle bu oyunun parçası olmaya istekli değil” dedi. 

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Fransız mevkidaşı Emmanuel Macron’la yaptığı görüşmede suikastın bölgesel gerilimi artıracağını belirtti. Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Maria Zaharova “egemen bir ülkenin hükümetini temsil eden bir kişinin” öldürüldüğünü, saldırının hiçbir hukuki dayanağı olmadığını kaydetti. 

Tacik’e göre “Rusya ABD’yle ilişkilerini farklı bir seviyede ayarlayıp dengeliyor, illâ da İran’a göre değil. Görünen o ki ABD’nin Irak ve Suriye’den çekilmesi, yabancı bir koalisyonla değil ancak bu iki ülkenin halklarının iradesiyle, toprak bütünlükleri ve hükümetlerinin güçlenmesiyle kabul görür. Bu yaklaşım, halktan ve uluslararası toplumdan, ayrıca ABD ve Suudi Arabistan gibi bölgesel ülkeler dâhil başat aktörlerden destek alma ihtimalini artırır.” 

Suikastın ardından İranlı yetkililer ABD’nin Irak ve Suriye’den çekilmesi gerektiğini vurgulamaya başladılar. İran’ın 8 Ocak’ta Irak’taki ABD üslerine füze atarak misillemede bulunmasından saatler sonra Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney saldırıyı ABD’ye atılmış bir “tokat” olarak niteledi ve ekledi: “Ancak bu çatışmada asıl önemli olan şu: Bölgedeki ABD varlığı sona ermeli ve bu sadece askeri yöntemlerle sağlanamaz.” Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de aynı gün yapılan Kabine toplantısında asıl intikamın “ABD’nin ayağının bölgeden kesildiği” zaman alınacağını söyledi. 

İntikam askeri olmayan yollardan alınacaksa İran’ın bölgedeki dostlarıyla işbirliği yapması gerekecek. Al-Monitor’a konuşan gazeteci Siyaveş Fellahpur, Rusya ve Türkiye’nin ABD’yi bölgeden çıkarma girişimlerinde İran’a yardım etme kapasitesinde olduklarını ancak bu yönde herhangi bir istek sergilemediklerini vurgulayarak şöyle devam etti: “Moskova ve Ankara ABD’nin Orta Doğu’daki varlığına kafa tutma noktasının çok uzağında. Öte yandan, ABD’nin Orta Doğu’daki krizlerin çözümünde ne kadar beceriksiz olduğunun Astana süreciyle ortaya çıktığı su götürmez. Bu da bölgesel ülkeler için kaçırılmaması gereken bir fırsat.” 

Üst düzey bir İranlı diplomata göre Tahran, ABD’nin bölgeden gitmesini sağlamak için bölgesel müttefikleriyle diplomasi yürütüyor. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan kaynak şöyle konuştu: “İran, General Süleymani’ye düzenlenen suikastın ardından Irak, Türkiye ve Rusya gibi müttefiklerle sürdürdüğü yakın temaslarda ABD’nin çekilmesi gerektiğini kesin bir şekilde vurguluyor. Ayrıca Astana süreci bu ülkelere, bölgesel sorunların ABD’nin müdahalesiyle değil bölgesel işbirliğiyle çözülebileceğini gösterdi. Bir sonuca varmak için henüz erken ama İslam Cumhuriyeti, ABD’nin bölgeden çıkışına yönelik diplomatik modelleri hayata geçirmek için diplomatik faaliyetler yürütüyor.”

Süleymani suikastının intikamını almak, zorlu bir yolun kat edilmesini gerektiriyor. Bu hedef, askeri olmayan yöntemlerle sağlanacaksa İran sadece Irak ve Lübnan’daki kafa dengi Şii güçlere ya da Şam’daki Beşar Esad yönetimine bel bağlayamaz. Ankara ve Moskova’nın desteğini de alması gerekir. Farklı bir açıdan bakıldığında Süleymani’nin ölümüyle İran’ın bölgesel nüfuzu ağır bir darbe alabilir. Bu da belki Türkiye ve Rusya için üzücü bir haber değildir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İran'ın Nabzı

al-monitor
Korona virüs İran ekonomisini çökertecek mi?
Bijan Khajehpour | Koronavirüs | Mar 19, 2020
al-monitor
İran güçleri İdlib cephesine niçin müdahil oldu?
Hamidreza Azizi | İdlib | Şub 5, 2020
al-monitor
Süleymani suikastı İran’ın Suriye stratejisini nasıl etkiler?
Hamidreza Azizi | Iran-US tensions | Oca 7, 2020
al-monitor
Yüzde 50’lik benzin zammı İran ekonomisine fayda sağlayacak mı?
Bijan Khajehpour | İran'da protestolar | Ara 1, 2019