Suriye'nin Nabzı

Türkiye muhaliflere bağlı Ulusal Ordu’yu sırtından mı vurdu?

By
p
Article Summary
Türkiye’nin esir alınan 18 rejim savaşçısını serbest bırakması Suriye muhalefetine bağlı muhalif gruplarda büyük şok yaratttı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

HALEP, Suriye — Suriyeli muhalifler tartışmalı esir tesliminin ardından kimin gerçek dostları olduğunu tartışmaya başladılar.

Ulusal Ordu ve Özgür Suriye Ordusu (ÖSO) Türkiye’nin terör örgütü addettiği Kürt Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) karşı operasyonda Türk ordusunun safında savaştı, Suriye rejimi ise YPG’ye destek verdi. Rusya ve Türkiye arasında sağlanan mutabakata rağmen Moskova da Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın da en sadık müttefiki.

Dolayısıyla Ulusal Ordu’nun 29 Ekim’de yakaladığı 18 rejim savaşçısının 1 Kasım’da serbest bırakılması muhalefet saflarında kafa karışıklığına yol açtı. Muhalifler bir teğmenin de dahil olduğu savaşçıları Suriye’nin kuzeydoğusundaki Haseke’ye bağlı Rasulayn’da yakaladı. Fırat Nehri’nin doğusundaki çatışmalar Türkiye’nin 9 Ekim’de YPG’ye karşı başlattığı Barış Pınarı Harekâtı’nın ardından devam ediyordu.

ÖSO’ya bağlı Ulusal Ordu Sözcüsü Yusuf Hammud Al-Monitor’a “Ulusal Ordu aynı gün esirleri Türk ordusuna teslim etti” dedi. Esirler ardından Türkiye tarafından Rusya’ya teslim edildi.

Ulusal Ordu Basın Koordinatörü Yahya Mayo da Al-Monitor’a şu bilgileri verdi: “Rejim güçleri Haseke’nin kuzeyinde YPG ile aynı safta çarpışıyorlardı. İki taraf Barış Pınarı Harekâtı başladıktan sonra, 12 Ekim’de, güç birliği yapma kararı aldılar. Yani Ulusal Ordu’nun bu kadar rejim savaşçısı yakalaması tesadüf değil.”

Bu olayın birkaç gün sonrasında gerçekleşen esir teslimi pek çok muhalif savaşçıda şok etkisi yarattı. Bilhassa da rejimin elinde bulunan binlerce Suriyeli muhaliften hiçbiriyle takas yapılmaması hayal kırıklığına yol açtı.

Halep’in kuzeyindeki medya aktivisti Ebu Alâ El Halabi Al-Monitor’a tepkisini şöyle dile getirdi: “Esirlerin bu kadar kolay teslim edildiğine inanmak istemiyorum. Bu kadar çabuk salıverilmelerini ve karşılığında hiçbir şey alınmamasını anlamakta zorlanıyorum. Esad rejiminin hapishaneleri kurtarılmayı bekleyen esirlerle dolu. Bu olay bende büyük bir travma yarattı.”

Halep’in batısından bir aktivist Ammar El Absi de Al-Monitor’a kararı anlamakta zorluk çektiğini söyledi: “Bunun bir açıklaması olamaz. Rejim hapishanelerindeki esirler bizim onları o cehennemden kurtarmamızı bekliyorlar ve rejim güçleriyle takas yapmak için bir fırsat ortaya çıkmasını bekliyorlardı. Ulusal Ordu ve Türk güçleri esirleri altın tepside rejime sundu.”

Bunun, Rusya ile Türkiye arasında varılan mutabakatın bir parçası olup olmadığını da sorgulayan Absi şöyle devam etti: “Bu doğru olsa bile esirlerin karşılığında hiçbir şey alınmadan bırakılmasını reddediyorum.”

ÖSO’ya bağlı Ulusal Ordu’nun 2’nci Birliği ise 1 Kasım’da yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı: “Bu suçlular, Türk müttefiklerimizin desteklediği birliklerimizin katıldığı çetin çarpışmalar sırasında yakalanmış kişilerdir. (...) Bizim birliklerimiz Türk güçlerinin saflarında pek çok kayıp verdi. (...) Esirlerin Türk kardeşlerimize teslim edilmesinin sebebi Türk ordusuyla Barış Pınarı Harekâtı’na ilişkin yaptığımız mutabakatın gereğiydi. (...) Ulusal Ordu olarak Türk ordusu ile kurduğumuz stratejik ortaklığımız çatışmalarda daha esnek davranmamızı gerektiriyor. Sürekli irtibat hâlindeyiz ve bu olaydan doğan zararın tazmin edileceğini açıkça dile getirdik.”

Hammud ise açıklamaya ilişkin “ÖSO-Ulusal Ordu’ya bağlı 2’nci Birliğin görüşleri Ulusal Ordu komutasının esir teslimine ilişkin fikirlerine ve olayın yarattığı tartışmalara ilişkindir” demekle yetindi, başka bir yorum yapmadı. 

Halep’in kuzeyinde bulunan muhaliflere bağlı Suriye Basın Sendikası ise esir teslimine 1 Kasım’daki açıklamasıyla tepki gösterdi: “Rejim çetelerinin cezaevlerinde bulunan insanların bir kısmının serbest bırakılacağı bir esir takası bekliyorduk. (...) Esir alınan rejim güçlerinin karşılığında hiçbir şey verilmeden ve Ulusal Ordu liderliğinin bilgisi dışında serbest bırakıldıklarına dair Türk ve Rus açıklamaları büyük şaşkınlık yaratmıştır.”

Halep’te yaşayan Aktivist Muhammed Ali de Ulusal Ordu’ya tepkisini Al-Monitor’a şöyle dile getirdi: “Bu bizi küçük düşüren bir olay. Ulusal Ordu rejim hapishanelerinde tutulan esirlerin serbest bırakılmasını talep etmeliydi. Ne yazık ki bizim taleplerimize kulak tıkanıyor. Devrimimizin çocukları rejim hapishanelerinde tutulan yoldaşlarını umursamıyor.”

ÖSO-Ulusal Ordu savaşçıları da gelişmeye tepkili. Bir savaşçı isminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a şunları söyledi: “Binlerce Suriyeli muhalif savaşçı sekiz yılı aşkın süredir rejimin gözaltı merkezlerinde trajik tecrübelerle karşı karşıyalar ve ne Türk tarafı ne de Ulusal Ordu serbest bırakılmaları için bir uğraş vermiyor.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Suriye çatışması

Khaled al-Khateb is a Syrian journalist and former lecturer in the Geography Department of the University of Aleppo.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept