Filistin'in Nabzı

Hamas İsrail’in teşviklerini kabul edecek mi?

By
p
Article Summary
Hamas İsrail ile İslami Cihat arasında yaşanan son çatışmalara dâhil olmazken, İsrail’in Hamas’a Gazze Şeridi için bazı ekonomik teşvikler önereceği iddia ediliyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Gazze Şeridi’nde 12-14 Kasım’da yeniden yükselen tansiyon, 34 Filistinlinin ölümü, 111 Filistinli ve 65 İsraillinin yaralanmasıyla sonuçlandı. Çatışmalar, İsrail’in İslami Cihat komutanı Baha Ebu El Ata’yı Gazze’deki evinde hedefli bir şekilde öldürmesi üzerine çıktı. Ancak bu defaki gerilim İsrail-İslami Cihat çatışmasıyla sınırlı kaldı ve Hamas’ın açık bir dahli olmadı.

Hamas’ın iki numarası Salih El Aruri, El Aksa kanalına verdiği demeçte iki hareket arasında eşgüdümün aksaması nedeniyle suikasta misilleme konusunda organizasyon eksikliği yaşandığını, Hamas’ın Filistin’deki tüm silahlı gruplara doğrudan askeri yardımda bulunduğunu belirtti. 

Hamas’ın çatışmalara dâhil olmamasının ardından İsrail’in Haaretz gazetesi 14 Kasım’da İsrail ordusu ve iç güvenlik teşkilatı Şin Bet’in, Gazze’ye ekonomik teşvikler sağlanması yönünde hükümete tavsiyede bulunduklarını bildirdi. Gazeteye göre Savunma Bakanı Naftali Bennett bu adımı destekliyor ancak Hamas’ın Filistin kamuoyunda sıkıntıya düşmemesi için Hamas-İsrail koordinasyonunun üstü kapalı kalmasını savunuyor. 

İki gün sonra 16 Kasım’da İsrail, Gazze’ye onlarca petrol tankerinin girişine izin verdi, Gazze açıklarında balık avlanma bölgesini altı milden 12 mile çıkardı ve Gazze’deki gerilim nedeniyle 12 Kasım’da kapattığı sınır kapılarını yeniden açtı. 

Hamas Sözcüsü Hazım Kasım bu gelişmeler üzerine Al-Monitor’a şöyle konuştu: “İsrail Ebu El Ata’ya suikast düzenleyerek durumu tırmandırdı. Hamas İsrail’i suçladı, [silahlı] gruplar da meşru savunma haklarını kullandılar. Hamas İsrail’le çatışmanın merkezinde bulunuyor, Filistin ulusal hareketinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Bunun dışında kalamaz. Gazze üzerindeki ablukanın kaldırılması Filistinlilerin talebidir ve bunun sürmesinden İsrail sorumludur. Abluka Gazze Şeridi’ndeki insani krizi derinleştiriyor ve gerilimlerin sürmesine elverişli zemin sağlıyor.”

Kimliğinin saklı kalmasını isteyen bir Hamas yetkilisi ise Al-Monitor’a şu bilgileri verdi: “Haaretz’in bahsettiği Gazze’ye yönelik teşvikler, direniş hareketi ve İsrail arasında Ekim 2018’de başlayan Mısır, Katar ve BM’nin arabuluculuğu ile sağlanan insani mutabakatlar kapsamında kararlaştırıldı. Bu mutabakatlar, İsrail’in son saldırılarıyla ya da Hamas’ın tutumuyla alâkalı değil. İsrail’in Gazze’deki mağduriyetleri hafifletme sözlerini yerine getirmesini bekliyoruz.”

Tel Aviv Üniversitesi Ulusal Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Emekli General Udi Dekel, 18 Kasım’da yayınlanan değerlendirmesinde Hamas’ın Filistin halkının ruh hâlini dikkate aldığını vurguluyor. Buna göre Hamas son çatışmalarda yer almaktan kaçındı çünkü dâhil olması hâlinde su ve elektrik alanındaki projeleri tehlikeye atmaktan, sınır kapılarından yapılan ticareti aksatmaktan ve Gazzeli iş insanları ile işçileri İsrail’e doğru itmekten çekindi.

Gazze’de İsrail’le ilgili konularda yayın yapan El Hodhud platformunun editörü Said Başerat’a göre İsrail Hamas’a karşı “havuç-sopa” yöntemini uyguluyor olabilir. Başerat Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Şimdi bir havuç verilir ve sopayı kullanmak için uygun koşullar beklenir. Hamas’ın artan askeri gücü İsrail’in Gazze’ye teşvikler sağlamasını zorlaştırıyor. Hamas da adım adım Gazze’deki statükoyu kabullenme noktasına çekilir korkusuyla İsrail’in ciddi olmayan sözlerine güvenmeyebilir. Hamas’ın ablukayı kaldırtmak için sert kararlar alabileceğini, son çatışmalarda yer almamasının genel bir durum değil, istisna olduğunu İsrail gayet iyi biliyor.”

İsrail, Gazze’ye yönelik uygulamaları gevşeterek Hamas’ın itidal politikasını sürdürmesini, bundan sonraki çatışmaların da dışında kalmasını sağlamak istiyor olabilir. Ancak bu amaç, iki nedenden dolayı gerçekleşmeyebilir. Birincisi, taraflar arasında karşılıklı tehditler sürüyor ve Hamas İsrail’in saldırıya hazırlanmakta olduğuna inanıyor. İkinci neden ise İsrail’in yaşadığı derin siyasi kriz ve daha bir yıl bile dolmadan Şubat 2020’de üçüncü kez seçime gidecek olması. Dolayısıyla mevcut hükümetin Gazze’ye yönelik uygulamaları gevşetmesi zor görünüyor. 

Gazze’deki El İktisadiye gazetesinin Genel Yayın Yönetmeni Muhammed Ebu Ciab Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “İsrail’in teşvikleri ablukanın tümden kaldırılmasını veya Gazze’deki zorlu koşullarda ciddi bir iyileşme sağlanmasını temin etmiyor. Beklenen teşvikler arasında, İsrail’de çalışmasına izin verilen 5 bin Gazzeli işçi sayısının artırılması, sağlık hizmetlerini iyileştirmek için Gazze’nin kuzeyinde Amerikan fonlarıyla inşa edilen hastanenin geliştirilmesi, elektrik sıkıntısını aşmak için Katar’ın çabalarına destek verilmesi, Gazze’nin güneyinde bir deniz suyu arıtma tesisinin kurulması gibi adımlar yer alıyor.”

Bahsi geçen hastanenin bazı donanımları 19 Kasım’da Gazze’ye ulaştı. Mısır ve BM’nin arabuluculuğunda sağlanan insani mutabakatlar kapsamında gündeme gelen ve ABD ile Katar fonlarıyla yapılan hastane projesine İsrail mayısta onay vermişti. 17 Kasım’da Amerikalı bir heyet birkaç saatliğine Gazze’ye gelerek hastanede ve donanımların girişiyle ilgili incelemelerde bulunmuştu.

Katar tarafından kurulan Gazze Yeniden İmar Komitesi’nin başkanlığını da yürüten Katar’ın Filistin Büyükelçisi Muhammed El Emadi ise 17 Kasım’da Gazze’de elektrik santrali projesini yürüten inşaat şirketinin icra direktörü ile bir araya geldi. Görüşmede, elektrik tedariki kapsamında İsrail’den Gazze’ye yapılması planlanan doğal gaz boru hattı ele alındı. Emadi Katar, Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası örgütlerin Gazze’deki insani meseleleri çözebilmesi için bölgede sükûnetin sürmesini umduğunu vurguladı. 

Umma Üniversitesi’nde siyaset bilimci olan Hüsam El Decani gelişmeleri Al-Monitor’a şöyle yorumladı: “Hamas’ın son çatışmalara neden katılmadığı konusunda iki ihtimal var: Birincisi, katıldığı takdirde İsrail’in Gazze’ye yönelik haftalar sürecek şiddetli bir saldırısına yol açacağını, meydana gelecek insani ve ekonomik kayıpların kendisine yeni bir yük getireceğini düşünmüş olabilir. İkinci ihtimal ise Ebu El Ata’nın öldürülmesine hangi yöntemle yanıt verileceği konusunda Hamas ve İslami Cihat’ın görüş ayrılığına düşmüş olması.”

Her hâlükârda Hamas, Gazze’deki zorlu yaşam koşullarından ve ciddi bir ekonomik gelişme olacağına dair hiçbir işaret bulunmamasından dolayı halkın öfkeli olduğunu görebiliyor ve işler daha da kötüye gider korkusuyla İsrail’le büyük çaplı bir askeri çatışmadan kaçınıyor. Bu da şu anlama geliyor: Hamas ilerleyen günlerde İsrail’in sözlerini yerine getirmediğine, ablukayı kökten kaldırmak yerine Gazzelileri teşviklerle yatıştırmaya çalıştığına kanaat getirirse çatışmadan kaçınmayabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Palestinian reconciliation

Adnan Abu Amer, El Ummah Üniversitesi’nde Sosyal Bilimler Fakültesi’nin dekanlığını ve Basın-Enformasyon Şubesi’nin başkanlığını yürütmektedir. Amer, aynı üniversitede Filistin meselesinin tarihi, ulusal güvenlik, siyaset bilimi ve İslam medeniyeti derslerini vermektedir. Demashq Üniversitesi’nden siyasi tarih dalında doktora sahibi olan Amer, Filistin meselesini ve Arap-İsrail ihtilafını konu alan bir dizi kitabın yazarıdır. Twitter hesabı: @adnanabuamer1

NEVER MISS
ANOTHER STORY
Haber bültenimize üye olun
x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept