İran'ın Nabzı

Kürtler ile Suriye rejimi arasındaki anlaşma İran için nimet

By
p
Article Summary
Kürtler Türkiye’ye karşı Suriye ordusuyla anlaşırken, İran krizin tarafları arasında yüksek profilli arabuluculuğa talip. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Türkiye ile Suriyeli Kürtler arasında geçen hafta yaşanan facia Orta Doğu’daki aktörlerden bilhassa birinin işine yaramış görünüyor.

Türk güçlerinin geçen hafta Kürtlerin öncülüğündeki Suriye Demokratik Güçleri’ne (SDG) karşı Suriye’ye girmesi hem Şam hem de Ankara yönetimiyle yakın ilişkileri olan Tahran’ı zor durumda bıraktı. Türkiye, 2015’ten bu yana ABD öncülüğünde sürdürülen İslam Devleti’yle mücadeleye katkı sağlayan SDG içindeki bazı grupları terör örgütü kabul ediyor.

Ancak, harekât karşısında çaresiz kalan Kürt güçlerin bu hafta başında gururlarını bir kenara bırakıp Suriye hükümetinden Türkiye’ye karşı yardım istemesi İran’ı rahatlattı. Kürtleri yıllardır baskı altında tutan Suriye hükümeti, Kürtlerin yarı özerk bölge Rojava’daki haklarını da tanımıyor.

Siyasi analist ve Tahran Üniversitesi’nde İngiliz Edebiyatı ve Doğu Çalışmaları dersleri veren Seyit Muhammed Marandi, İran’a taraflar arasında olası bir anlaşma için arabulucu konumu kazandıran gelişmeleri Al-Monitor’a şöyle yorumladı: “İran, Türkiye’nin Suriye konusundaki endişelerini anlıyor ama çözümün ancak Türkiye ile Suriye arasında bir yakınlaşma ile çözülebileceğine inanıyor ve bunun için çalışıyor.”

İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani 14 Ekim’de düzenlediği basın toplantısında Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine yönelik müdahalesinin bir an önce bitmesini istediklerini, müdahalenin ne iki ülkenin ne de bölgenin yararına olmadığını söyledi. Ruhani, İran’ın Türkiye’nin sınırlarının güvenliğine dair “endişelerini” meşru gördüğünü belirtirken şu uyarıyı yaptı: “Ancak bunun için seçilen yolu kabul etmiyoruz. Bu doğru bir yol değil, daha doğru yollar var.”

İran’a göre gerçekten de daha doğru yollar var ve Suriye hükümeti ile SDG arasında Rusya’nın himayesinde Pazar günü varılan mutabakat muhtemelen bunun iyi örneklerinden biri.

ABD Başkanı Donald Trump’ın şiddetle eleştirilen Kürtleri yalnız bırakarak Amerikan birliklerini Suriye’den çekme kararı Kürt grupları Şam’a yöneltti. Ortaya çıkan mutabakat, hem Kürtlere geçici de olsa bir koruma sağladı hem de Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad ile Rus ve İranlı müttefiklerinin elini güçlendirdi.

SDG anlaşmaya ilişkin şu açıklamayı yaptı: “Ülkenin sınırlarını ve egemenlik haklarını korumakla yükümlü Suriye hükümetiyle bir anlaşmaya varıldı. Suriye ordusu saldırının durdurulmasında SDG’ye yardım etmek için Suriye-Türkiye sınırına konuşlanacak.”

Suriyeli ordusuna ait birlikler, 14 Ekim itibarıyla Menbiç ve Tel Temir de dahil SDG’ye ait muhtelif mevizlere konuşlanmaya başladı. Türkiye’nin haftasonu Rasulayn ve Tel Abyad arasındaki ilerleyişi sırasında SDG’ye ait mevziler yoğun hava bombardımanına maruz kaldı, saldırılarda onlarca insanın öldürüldüğü bildirildi.

İranlı Gazeteci Savaş Fellahpour Al-Monitor’a şunları aktardı: “2011’den bu yana Şam hükümetini destekleyen İran, Suriye’nin kaybedilen topraklardaki egemenliğini yeniden sağlayacak ve savaşın bitirilmesine katkı sunacak her türlü adımı destekler ve müttefiki için bir zafer olarak görür.” Kaybedilen toprakların büyük bölümü İD tarafından ele geçirilmiş, daha sonra da Kürtlerin kontrolüne girmişti.

Suriye ordusunun sınıra konuşlanması bir kenara ABD güçlerinin Suriye’nin kuzeydoğusundan çekilmesinin Tahran için başlı başına “iyi haber” olduğunu belirten Fellahpour şöyle devam etti: “ O bölge daha önce Şam’ın doğrudan ya da müttefiklerinin kontrolünde olan bir bölge değildi. İran ile Türkiye arasındaki ilişkiler düşünüldüğünde şimdi bölge Türk hükümetinin kontrolüne girse bile Tahran için kayıp olmaz. Çünkü İran, bölgede uzun vadeli bir SDG ve ABD varlığı ile kısa vadeli bir Türk harekâtı arasında seçim yapmak zorunda kalsa ikinciyi seçer.”

İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif de hafta başında Türkiye’ye Suriye’nin egemenlik hakkına saygı gösterme çağrısı yaptı. 10 ekim’de Türk devlet televizyonu TRT’ye konuşan Zarif şu ifadeleri kullandı: “Biz güvenliğin Suriye’nin işgaliyle sağlanabileceğini düşünmüyoruz. (...) Türk dostlarımıza Adana Mutabakatı gibi daha iyi seçenekler olduğunu söylüyoruz.”

İran’ın arabulucu olmaya hazır olduğunu belirten Zarif şöyle devam etti: “Suriyeli Kürtlerin, Suriye hükümetinin ve Türkiye’nin bir araya gelmesini, böylece Türk sınırının Türkiye ile birlikte Suriye ordusu tarafından korunmasını sağlayabiliriz.”

Suriye ile Türkiye arasında arabuluculuk Tahran için en iyi senaryoya işaret eder. İran iki ülke ile de iyi ilişkilere sahip.

Türkiye ile ilişkilerin bilhassa son birkaç yıldır daha da derinleştiğini belirten siyasi analist Marandi şöyle dedi: “Türkiye’deki darbe girişimi bir dönüm noktasıydı ardından Katar’a uygulanan ambargo da iki ülkeyi yakınlaştırdı. Suriye’nin kuzeydoğusundaki ABD işgali de güçlü bir etmendi.”

SDG’nin bölgesel rolünün dizginlenecek olması da Tahran’ın Suriye konusunda elini güçlendiren bir diğer etmen. Tahran Kürtlerin, bilhassa da İranlı Kürtler nedeniyle bölgede bu tür bir nüfuza sahip olmalarını istemiyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: türk-kürt çatışması

Makram Najmuddine is a pseudonym for a correspondent based in Lebanon.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept