Türkiye'nin Nabzı

ABD geri çekildi, Türkiye operasyonu başlattı

By
p
Article Summary
Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyinde başlattığı askeri operasyon Suriyeli Kürt grupların savunmasını test etme ve ABD’nin nabzını ölçme amacı taşıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Türk Silahlı Kuvvetleri, Suriye’nin kuzeyindeki ABD-destekli Suriyeli Kürt güçlerine karşı uzun süredir beklenen operasyonu başlattı ve bölgede ABD’nin İslam Devleti’yle mücadeleyi NATO müttefiki Türkiye’yle ilişkilerinin önüne koyduğu beş yıllık statüko sona erdi.

Operasyonu Twitter hesabından duyuran Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Barış Pınarı Harekâtı”nın amacını “güney sınırımızda bir terör koridorunun oluşmasını engellemek” seklinde açıkladı. Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) omurgasını oluşturan Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) karşı gerçekleştirilen harekâtın çapı henüz bilinmiyor.

Operasyonun ardından basına yansıyan ilk bilgiler, Suriye muhalefetine bağlı “Suriye Milli Ordusu”nun desteğiyle gerçekleştirilen harekâtın, Rasulayn ve Arap çoğunluklu Tel Abyad arasında sınırlı kalacağı yönünde. ABD birlikleri Başkan Donald Trump’ın Pazar günü verdiği talimatın ardından bölgeden çekilmişti.

SDG Sözcüsü Mustafa Bali, Türk savaş uçaklarının bölgeye düzenlediği bombardımanın “halk arasında büyük paniğe yol açtığını” söyledi. SDG’ye bağlı bir Twitter hesabından yapılan açıklamada da “yoğun” bombardımanın sivil can kayıplarına neden olduğu iddia edildi ancak ayrıntı verilmedi. Bali “kendimizi ve halkımızı korumak için sınır boyunca topyekûn savaş başlatacakları” tehdidinde bulunarak seferberliğin başladığını söyledi.

Türk televizyonları, YPG’nin 2013 yılında Türkiye destekli Özgür Suriye Ordusu ve cihatçı güçlere karşı uzun süren çatışmalar sonrasında ele geçirdiği Rasulayn’dan yükselen dumanları nakletti. İncirlik hava üssü yakınlarından yayın yapan Habertürk televizyonu sınır ötesi harekâta katılan bazı savaş uçaklarının üsten havalandığını bildirdi.

SDG’li bir komutan isminin açıklanmaması kaydıyla Whatsapp aracılığıyla Al-Monitor’a Türk jetlerinin Rasulayn ve Tel Abyad ilçeleri arasındaki kırsal alanı vurduğunu aktardı. SGD Komutanı Mazlum Kobane’nin mevzilendiği Ayn İsa’ya da hava saldırıları düzenlendiğine dair haberler çıktı ancak bu iddiaları bağımsız kaynaklardan doğrulamak mümkün olmadı. 

Harekâtın amacının “korku ve panik yaratmak” olduğunu söyleyen SDG’li kaynak ise örgütün Kürtlerin hakimiyetindeki bölgelerin hava sahasının Türk jetlerine kapatıldığı bilgisiyle yanıltıldığını söyleyerek ABD’yi suçladı.

Hava saldırılarının öncelikli hedeflerinden biri YPG savunmasını test etmek ve Pentagon’un şiddetle karşı çıktığı operasyon konusunda ABD’nin nabzını ölçmek. ABD’nin kararını “ihanet” olarak değerlendiren Kürt gruplar ise sırtlarından bıçaklandıklarını söylüyorlar. 

Öte yandan ABD’nin Suriye ve Irak’taki İD’le mücadele birliklerinin resmi Twitter hesabından #SDG etiketiyle bir paylaşım yapıldı ancak tweet muhtemelen ABD Dışişleri Bakanlığı’nın müdahalesiyle kısa süre içinde silindi. 

Hava saldırılarına Nusaybin ve Kilis’teki Türk mevzilerini hedef alarak yanıt verdiklerini söyleyen SDG’li kaynak, “Topyekûn mücadele pozisyonu aldık, başka çare bırakmadılar” dedi. Kaynak gelişmelerin ardından ABD ile ittifaklarını gözden geçireceklerini de söylerken ayrıntıya girmedi. SDG’li yetkililerin harekâtın ardından İD’le mücadeleyi bıraktıklarını açıklamaları ise muhtemelen operasyona karşı harekete geçmesini sağlamak için ABD üzerindeki baskıyı artırmak amaçlıyor.

Yerel basına yansıyan bilgilere göre saldırıların ardından panikleyen vatandaşlar Tel Abyad’dan Ayn İsa ve Kobani’ye doğru kaçmaya başladı.

Türkiye’nin Suriye’ye ilişkin planlarına vakıf Batılı yetkililere göre operasyonla, YPG kontrolündeki Kobani ile Rasulayn arasındaki alanın stratejik M4 otoyoluna doğru 30 kilometrelik bölümünün kontrol altına alınması amaçlanıyor. İsimlerinin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a bilgi veren yetkililer, Türkiye’nin Kürtlerin kontrolündeki Kobani, Menbic ve Haseke arasındaki bağlantıyı koparmaya çalıştığını söyledi.

Türkiye’nin 2016’daki ilk müdahalesinin amacı da YPG’nin kontrolündeki Fırat Nehri’nin doğusu ile Cerablus arasındaki bağlantıyı kesmekti. Ardından, 2018’de, Afrin harekâtı geldi. Bütün bunlar, Türkiye’nin Irak Kürdistanı’ndaki yarı bağımsız yapıya benzer bir yapının Suriye’de de oluşmasını önleme çabalarını yansıtıyor, ki bu senaryo Türkiye’nin en büyük kabusuna işaret ediyor.

SDG’li komutana göre, PKK lideri Abdullah Öcalan’ın tutuklanmasının 21’nci yıl dönümünde gerçekleşen harekâtın zamanlaması da manidar. 

Erdoğan Suriye’nin kuzeydoğusunda oluşturulacak güvenli bölgenin, Türkiye’deki 3,6 milyon Suriyeli mültecinin dörtte birinin ülkelerine geri dönmesine imkan tanıyacağını söyledi. YPG’nin 2015’te Tel Abyad’ın kontrolünü İslam Devleti’nden (İD) ele geçirmesinin ardından Türkiye’ye kaçan binlerce Arap bölgelerine geri dönmek istiyor ancak pek çoğunun Kürtlere karşı İD’le işbirliği yaptıkları iddia edildiği için dönemiyorlar.

Öte yandan Erdoğan’ın bölgeye göndermek istediği Arap nüfusun büyük bölümünün Suriye’nin diğer bölgelerinden Türkiye’ye kaçan Araplar olduğu ve Ankara’nın böylelikle bölgedeki Kürt nüfusunu azaltmak istediği söyleniyor.

Türkiye’ye itidal çağrısı yapan Avrupa Komisyonu Başkanı Jean-Claude Juncker ise “Plan bahsedilen güvenli bölgenin oluşturulması ise AB’nin bunun için ödeme yapmasını beklemeyin” uyarısında bulundu. Türkiye de cevaben AB’yi Suriyeli mültecilere Avrupa kapılarını açmakla tehdit etti. Bu tehdit, iki taraf arasında 2016 yılında imzalanan milyarlarca liralık yardım anlaşmasıyla örtüşmüyor.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nin kıdemli araştırmacılarından Aslı Aydıntaşbaş Al-Monitor’a “Bu durum daha farklı şekilde halledilebilirdi. Ortak devriyelerle güvenli bölge oluşturulması için bir süreç zaten başlatılmıştı” diye konuştu. Türkiye ile Pentagon’un geçen ay başlattıkları ortak devriye görevleri Türk güçlerinin sınırın Suriye tarafını incelemesine olanak sağlamıştı. SDG mekanizma kapsamında Türk güçlerine karşı sınıra inşa ettiği tahkimatları yıkarak sınırdan çekildi. Pentagon yetkilileri şimdi Türkiye’nin mekanizmayı harekât öncesi bölgede keşif yapmak için kullandığını iddia ediyor.

Aydıntaşbaş değerlendirmesini şöyle sürdürdü: “Bu gidişattan endişeliyim. Başkan Trump’ın özensiz ve dengesiz karar verme süreci bölgesel istikrar ve Türkiye’nin Batı’yla ilişkilerinin düzeltilmesine dair tüm umutları ortadan kaldıracak.” 

Güvenlik mekanizmasının bir diğer amacı da ABD ve Türkiye arasındaki ilişkileri onararak Türkiye’yi Rusya’dan uzaklaştırmaktı.

Erdoğan operasyonun gidişatı hakkında Rus mevkidaşı Vladimir Putin’i de bilgilendirdi. Kremlin, Rus liderin görüşmede “Suriye krizinin çözümüne yönelik girişimleri akamete uğratmaması için Türk ortağına durumu dikkatle değerlendirme” çağrısı yaptığını açıkladı.

Türkiye’nin Rusya’nın yeşil ışığı olmadan böylesi bir harekâta girişemeyeceğini iddia eden SDG ise Suriye’nin kuzeydoğusunu uçuşa yasak bölge ilan etmesi için Washington’a çağrıda bulundu. Benzer bir uygulama Kürtler ve Şiileri Sadam Hüseyin’den korumak için 1991’de Irak’ta hayata geçirilmişti ancak bu şartlarda pek mümkün görünüyor.

Bitmeyen savaşlar”dan hoşnutsuzluğunu sık sık dile getiren Trump, aralık ayında ABD birliklerini Suriye’den çekmek istediğini açıklamış ama generallerden gelen tepkiler üzerine geri adım atmıştı. Ancak görünen o ki, Amerikan Merkez Kuvvetler Komutanlığı’nın Türk birliklerini Suriye’nin kuzeydoğusundan uzak tutmak için ortaya koyduğu faal çabalara rağmen Erdoğan’ın Suriye’ye yönelik tehditleri Trump’ın direncini kırarak operasyonun önünü açtı.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: syrian kurds, springs of peace, syrian civil war, airstrikes, turkish air force, turkish intervention in syria, ypg

Amberin Zaman, Washington Post, Los Angeles Times, Daily Telegraph ve Amerika’nın Sesi gibi medya kuruluşları için Türkiye’de muhabirlik yapmış olan, İstanbul’da yerleşik bir gazeteci yazardır. Türk televizyon programlarına sık sık yorumcu olarak katılan Zaman, 1999’dan bu yana The Economist dergisinin Türkiye muhabiri olarak görev yapmaktadır. ABD düşünce kuruluşu German Marshall Fund’ın “On Turkey” yayınlarına düzenli olarak katkı yapan Zaman, önde gelen Türk gazetelerinde de köşe yazarlığı yapmıştır. Uzmanlık alanları, Türk dış politikası, Kürtler ve Türkiye-Ermenistan ilişkileridir. 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept