Suriye'nin Nabzı

Suriyeliler sınır açılır açılmaz Türkiye’ye kaçmaya hazır

By
p
Article Summary
İdlib’de protesto gösterisi düzenleyen Suriyeliler Türkiye’ye bombardımandan kaçan insanlar için insani koridor açma çağrısı yaptı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İDLİB, Suriye — Suriye rejiminin muhaliflerin son kalesi İdlib’e düzenlediği operasyonlar nedeniyle memleketi Han Şeyhun’u terk etmek zorunda kalan Ramiz Diyab güvenliği için yakında ailesiyle birlikte Suriye sınırından Türkiye’ye geçebilmeyi umut ediyor.

Yetkililer 2012’den bu yana 3.66 milyon kayıtlı göçmeni kabul eden Türkiye sınırlarına geçen haftalarda on binlerce yeni Suriyelinin akın ettiğini bildirdiler. Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da 5 Eylül’de partisinin Ankara’daki bir toplantısında İdlib’den kaçan Suriyelilerin sayısının bir milyonu bulabileceğini söyleyerek yeni bir mülteci dalgasından endişe ettiklerini dile getirdi.

Türkiye 2016’da AB ile imzaladığı 6.6 milyar dolarlık anlaşma kapsamında mültecilerin Avrupa’ya akışını engelleyen bir baraj işlevi görüyor. Erdoğan şimdi Batı’nın yardımı artırmaması ve Suriye’nin kuzeydoğusunda bir güvenli bölge kurulmaması durumunda mültecilere Avrupa kapılarını açmakla tehdit ediyor. Suriye’nin kuzeydoğusundaki Kürt grupları sınırdan uzaklaştıracak güvenli bölgeye ilişkin çalışmalar ABD’nin işbirliğiyle sürüyor. 

Diyab ve ailesi şu an Atme yakınlarındaki bir tarım arazisinde küçük bir çadırda yaşıyor. Bombardımanın ardından kaçtıklarını ve ilk başta geri dönebileceklerini düşündüklerini anlatan Diyab, kentin 20 Ağustos’ta hükümet güçleri tarafından ele geçirilmesinin ardından umutlarının söndüğünü söylüyor.

Diyab Al-Monitor’a şunları anlatıyor: “İdlib’deki durum her gün kötüleşiyor. Hiçbir yer güvenli değil. Çatışmalar ne zaman sınır hattına uzanacak bilmiyoruz.” 

Birleşmiş Milletler’e göre Suriye hükümetinin İdlib harekâtı şimdiye kadar 400 bin insanı evsiz bıraktı. Kaçanların çoğu sınır bölgelerine yerleşti ve yurdundan olan insanların yarısı açık hava kamplarında, kabul merkezlerinde ya da açık arazide ağaç altlarında yaşamlarını sürdürmeye çalışıyorlar.

Diyab şöyle devam ediyor: “Hükümet güçleri Rus müttefiklerinin yardımıyla ilerleyişi sürdürüyorlar ve kasabaları birer birer alıyorlar. Suriye artık güvenli değil, tek çare Türkiye’ye kaçmak.”

Rus Savunma Bakanlığı’nın 31 Ağustos’ta ilan ettiği ve Şam’ın da ihlallere misilleme hakkını saklı tutarak kabul ettiği ateşkesten bu yana İdlib’in bazı bölgelerinde istisnai ihlaller haricinde göreceli bir istikrar hakimdi. 

Hükümet güçlerinin 8 Eylül’de İdlib’in güneyindeki Kefr Nebil’e düzenlediği topçu ateşi saldırısında bir kişi öldü. Cercenez, Tel Mennis ve Marşimarin gibi diğer kasabalara düzenlenen saldırılarda ise can kaybı olmadı. 

İdlib’deki pek çok kişi ateşkesin çökeceği ve hükümet güçlerinin kara harekâtını yeniden başlatacağı korkusuyla sınır bölgesine kaçmak zorunda kaldı. Diyab “Sınır kapalı olmasa gözümü kırpmadan buradan ayrılırdım” diyor.

Yüzlerce vatandaş 6 Eylül’de bir protesto gösterisi düzenleyerek Türkiye’den yurdundan olmuş insanlar için insani koridor açmasını istedi. Uluslararası topluma da sorumluluk alarak İdlib’deki sivilleri koruma çağrısı yaptı.

Türkiye İçişleri Bakan Yardımcısı İsmail Çataklı 4 Eylül’de bölgedeki durumun ciddiyetini anladıklarını ve ilgili Türk makamlarının olası bir mülteci dalgasına karşı gerekli planları yaptıklarını ve tedbirler aldıklarını söyledi.

İdlib geçen üç yılda ülkenin dört bir yanından, Halep, Humus, Rif Damask ve hükümet güçlerinin kontrolündeki diğer bölgelerden kaçan Suriyelilerin son sığınağıydı. Eylül 2018’de Rusya ile yapılan gerilimi azaltma anlaşması kapsamında Türk ordusunun İdlib çevresine kurduğu 12 gözlem noktası İdlib’deki halk için umut ışığı olmuştu.

İdlib’de yaşayan medya aktivisti Riyad El Hüseyin halkın bu gözlem noktalarını hükümet güçleri ile muhalifleri ayıran bir sınır olarak gördüğünü söyledi. Ancak Suriye hükümetine bağlı güçler 23 Ağustos’ta Morek’teki gözlem noktasını kuşattı ve vatandaşlar Rusya ile Türkiye arasındaki anlaşmanın çökeceğinden endişe etmeye başladılar.

Hüseyin Al-Monitor’a şunları aktardı: “Hükümet güçleri geniş bir coğrafi alanı ele geçirdiler. Ancak vatandaşları ürküten Morek’teki Türk noktasının kuşatılması oldu. Bu, diğer Türk gözlem noktalarının hükümet güçlerinin ilerleyişine engel olamayacağı ve gerilimi azaltma anlaşmasının sürmeyeceği algısına yol açtı.”

Yeni bir mülteci dalgasından korkan Türkiye ise bir yandan İdlib’de istikrarı yeniden tesis etmek için Rusya’yla anlaşmaya çalışıyor bir yandan da siyasi destek için AB ülkelerine baskı yapıyor.

5 Eylül’deki konuşmasında Türkiye’nin İdlib’de güvenliği tesis etmek ve orada yaşayan Suriyelilerin evlerinde kalmalarını sağlamak için Rusya ile işbirliği yaptığını kaydeden Erdoğan şöyle konuştu: “Bu yükü sadece biz mi çekeceğiz. AB başta olmak üzere dünyadan destek alamadık. (...) Biz de kapıları açmak zorunda kalırız. Ya destek verecekseniz verin, vermeyecekseniz kusura bakmayın" 

Türkiye Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay da 6 Eylül’de yaptığı açıklamada Erdoğan’ın mültecilere Avrupa kapılarını açma konusunda söylediklerinin ciddi olduğunu belirterek “Bu ne bir tehdittir ne de bir blöftür. Bu bir gerçektir" dedi.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Halep’te yaşayan ve serbest çalışan Suriyeli bir gazetecidir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept