Pentagon: Güvenli bölge çalışmalarında gecikme yok

By
p
Article Summary
Kuzey Suriye’de Türkiye sınırında kurulacak güvenli bölgenin derinliği ve büyüklüğü hâlâ belli olmasa da Pentagon sürecin aksamadığını, hatta bazı alanlarda takvimin ilerisinde olduğunu söylüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suriye’nin kuzeydoğusunda Türkiye’yle ilk ortak kara devriyesini gerçekleştirilen Pentagon, güvenli bölge kurma çalışmalarının gecikmediğini, hatta takvimin ilerisinde olduğunu söylüyor. Ancak Donald Trump yönetimi, Türkiye ile ABD destekli Suriyeli Kürtler arasında tampon işlevi görecek bölgenin kritik detaylarını hâlâ açıklığa kavuşturmuş değil. 

ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) Pazartesi günü yaptığı açıklamada şöyle dedi: “ABD ile Türkiye arasındaki koordinasyon ve istişareler, Türkiye’nin bölgedeki meşru güvenlik kaygılarının çözümünde kilit önem taşımaktadır. Güvenlik mekanizmasını hızla hayata geçirmek için birlikte çalışan ABD ve Türkiye, takvime göre ilerliyor, hatta pek çok alanda takvimin ilerisinde bulunuyor.” 

Açıklama öncesinde CENTCOM komutan yardımcısı ile Türkiye’deki Amerikan askerlerinden sorumlu olan ABD Avrupa Komutanlığı Komutan Yardımcısı, Türk Genelkurmay yetkilileriyle güvenli bölge konusunda görüşmeler yapmıştı. 

Suriye Demokratik Güçleri’nden (SDG) bir yetkili Al-Monitor’a yaptığı açıklamada Halk Savunma Birlikleri’nin (YPG) sınırın beş kilometre uzağına çekildiğini, çekilme mesafesinin bazı bölgelerde 14 kilometreyi bulduğunu, söz konusu alanların yerel askeri konseylere bırakıldığını söyledi.

Ancak bu durum hâlâ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın taleplerinin gerisinde. Haziranda kurulan Tel Abyad askeri konseyinin ana omurgası YPG güçlerinden oluşuyor. Türkiye PKK ile bağları nedeniyle YPG’yi kabul etmiyor. Yeni Amerikan Güvenliği Merkezi’nde Suriye uzmanı olan Nick Heras da “Askeri konseyler YPG mensuplarından oluşuyor, sadece isim farklı” diyor.

İslam Devleti’yle mücadele eden ABD öncülüğündeki koalisyonun sözcüsü Albay Myles Caggins III, YPG’nin tahkimatları kaldırılması ve çekilmesi bağlamında müttefiklerin “birinci elden ilerleme gözlemlendiğini” belirtti. Ancak uzmanlar, bir koordinasyon merkezini de içeren bu yeni düzenlemenin Türkiye’yi yatıştıracağına pek inanmıyorlar.

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde güvenli bölgelere odaklanan araştırmacı Sara Plana “Güvenli bölge görüşmelerinde pürüzlerden biri, Türkiye’nin hem sahadaki koruma gücü hem de yönetim gücü olmak istemesi” diyor. 

Sekiz yıl önce Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı devirmek amacıyla başlayan Suriye savaşında güvenli bölgeler farklı sonuçlar verdi. Esad yanlısı güçler geçen yıl Şam’ın banliyölerinden Doğu Guta’daki gerilimi azaltma bölgelerine girmekten geri durmadı. Rejimin Doğu Guta’da kimyasal silah kullanması ABD öncülüğündeki bombardımanlarla sonuçlandı. Esad güçleri aynı şekilde İsrail sınırındaki Dera vilayetine de girmişti. 

Esad’a direnen son bölgelerden biri isyancıların kontrolündeki İdlib. Pentagon İdlib’deki sivil bölgeleri bombalayan Rusya’yı bu saldırılara son vermesi için geçtiğimiz günlerde uyardı. Rusya 2018’de Türkiye’yle İdlib’de ateşkes sağlamaya dönük 10 maddelik bir anlaşma imzalamıştı.

Al-Monitor’a konuşan Pentagon Sözcüsü Rebecca Rebarich, “İdlib’deki taarruzla savaşın pervasızca tırmandırıldığını, milyonlarca sivilin ciddi tehlikeye atıldığını net bir şekilde ifade ediyoruz” dedi. 

ABD, Suriye’deki cılız askeri varlığı nedeniyle güvenli bölge ihlallerine ciddi tepki veremedi. ABD’nin mevcut varlığı, çoğunluğu kuzeydoğuda olmak üzere yaklaşık 1000 askerden ibaret. İdlib bölgesinde hava sahası Rusya’nın kontrolünde. Hâl böyle olunca ABD bu yaz, bir iki El Kaide bağlantılı grubu vurmak dışında sahadaki vaziyeti değiştirebilecek durumda değildi. 

Öte yandan Al-Monitor daha bir yıl önce Trump yönetiminin Esad’ın İdlib’i almasını kabullendiğini yazmış, Esad güçleri güneybatıdaki ateşkesi ihlal ederken Ürdün sınırına yakın rejim mevzilerinin bombalanmasını isteyen muhalif gruplara Washington’un kulak tıkadığını bildirmişti. 

O günlerde BM Mülteciler Yüksek Komiseri olan BM Genel Sekreteri Antonio Guterres, Türkiye’nin ısrarla istediği güvenli bölgelerin, savaştan kaçan mültecilere çözüm olmayacağını vurgulamıştı. Avrupa devletleri de öteden beri mülteci akışını kesmek istiyorlar. 

Al-Monitor’un hafta sonunda görüştüğü yetkililer, YPG’nin çekilmesi ve ilk devriyelere rağmen güvenli bölgenin derinliği konusunda hâlâ resmi bir mutabakat olmadığını belirttiler. 

Kürt ağırlıklı SDG’nin kontrol ettiği bölgelerde son aylarda çıkan yangınlar verimli buğday ve arpa tarlalarını tarumar ederken, BM ağustostaki açıklamasında kuzeydoğuda yaklaşık 2 milyon kişinin insani yardıma muhtaç olduğunu bildirdi. Erdoğan ise 1 milyon mülteciyi kuzey Suriye’ye yerleştirmek istiyor ve bu plan gerçekleşmezse “kapıları açmak” ve mültecileri Avrupa’ya göndermekle tehdit ediyor. 

Başkan Donald Trump Suriye’den çekilme kararı kapsamında geriye sadece güvenli bölgede ve bir avuç karakolda görev yapacak asker bırakmayı düşünüyor. Uzmanlara göre bu çaptaki bir askeri varlıkla bölgenin yerli Kürt nüfusunu korumak mümkün olmayacak. Libya ve Irak örnekleri dahil geçmişteki tampon bölgelerde ABD Hava Kuvvetleri yer alıyordu. Suriye’deki bölgede ise ABD Hava Kuvvetleri yok.

Bosna tecrübesine bakıldığında, BM, asker ve hava gücünden oluşan uluslararası bir kuvvetle yerleşim yerlerini korumaya çalıştı ancak sayıca yetersiz kalan barış gücü ihlalleri durduramadı ve neticede 1995’teki Srebrenitsa katliamı yaşandı. 

Plana’ya göre “Bosna’dan çıkarılacak ana derslerden biri bu. Tehditlerin boyutunu ve insan gücü miktarını azımsamamak…” Uzman, İslam Devleti’nden ibaret bir tehdidin ayrı bir durum olduğunu, İslam Devleti’ne rejimin tehdidi de eklenince bambaşka bir durum oluştuğunu vurgulayarak, “Mültecileri korumaya gelince bu, ciddi bir insan gücü meselesine dönüşüyor” dedi. 

Hafta sonunda CNN’e konuşan SDG komutanı Mazlum Kobane, güvenli bölge için ABD’den ilave asker istediğini açıkladı. Trump'ın çekilme kararını duyurduğu aralık ayından bu yana Kürtler bu talebi sürekli dile getiriyor ama şu ana kadar sonuç alabilmiş değiller. 

Pentagon Sözcüsü Jonathan Hoffman Pazartesi günkü basın toplantısında Suriye’deki asker sayısının daha önce söylendiği gibi 1000’de kalıp kalmadığı, bölgeye yeni ABD askerlerinin gönderilip gönderilmediği konusunda yorum yapmak istemedi. 

Ancak Pentagon ve Türkiye bölgenin temel unsurlarında hâlen birbirinden çok uzak görünüyorlar. Buna bölgenin tanımı da dahil. Pentagon “güvenlik mekanizması” tabirini kullanırken Ankara “güvenli bölge” tabirinde ısrar ediyor. 

Hoffman “Amaç, güvenlik mekanizması kapsamında müşterek çabalarla belli bir tahkimat sağlamak ve bölgede silahların olmamasını temin etmek” dedi. Sözcü, hafta sonundaki devriyenin rutin bir çalışmanın başlangıcı olup olmadığı sorusuna net bir yanıt vermekten kaçındı.

Jack Detsch Al-Monitor’un Pentagon muhabiridir. Washington’da yaşayan ve savunma muhabiri gözüyle ABD-Orta Doğu ilişkilerini haberleştiren Detsch daha önce Passcode için siber güvenlik haberleri yazmış ve Christian Science Monitor’un Dijital Çağ’da Güvenlik ve Mahremiyet projesinde yer almıştır. Detsch Diplomat Magazine dergisinde editör yardımcılığının yanı sıra NPR’ın San Francisco’daki muhtelif kuruluşlarında da çalışmıştır. Twitter hesabı: @JackDetsch_ALM Email: jdetsch@al-monitor.com.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept