Irak'ın Nabzı

Irak Kürdistan yönetimi PKK sorununu çözebilir mi?

By
p
Article Summary
Aralarındaki derin ihtilafa rağmen Irak Kürdistan Demokratik Partisi ve PKK süregelen anlaşmazlıklarını barışçıl yollardan çözmeyi vurguluyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

SÜLEYMANİYE, Irak — PKK’yı Kandil’deki üslerinden çıkarmak için Irak Kürdistan Bölgesi’nde sınır ötesi operasyonlar yapan Türkiye, bu operasyonlara Kürdistan Demokratik Partisi’ni (KDP) de dâhil etmeye çalışırken, PKK ve KDP aralarındaki sorunları çözmek için diyaloğa açık olduklarını söylüyorlar. 

PKK, şu an hapiste olan Abdullah Öcalan tarafından 1970’lerin sonunda Türkiye’nin güneydoğusunda Kürtlerin özerkliğini amaçlayan solcu bir hareket olarak kuruldu ve 1984’te silahlı eylemlere başladı. Ankara, Washington ve diğer Batılı devletler PKK’yı terörist örgüt olarak kabul ediyorlar.

Kürt milliyetçisi bir siyasi parti olan KDP ise 1946’da Mustafa Barzani tarafından kuruldu. Partinin liderliğini bugün Irak Kürdistanı’nın eski başkanı ve Mustafa Barzani’nin oğlu Mesud Barzani yürütüyor. 30 Eylül 2018 parlamento seçimlerinden zaferle çıkan KDP ve Barzani ailesi, Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nde (KBY) başkanlık, yargı, güvenlik teşkilatı, petrol kaynakları ve ana akım medya üzerinde güçlü bir denetime sahip.

Temmuzda Erbil’de görevli Türk bir diplomatın lüks bir restoranda öldürülmesinin ardından Kürdistan Bölgesi Güvenlik Konseyi, saldırının PKK tarafından planlandığını iddia eden bazı sanıkların sorgu kayıtlarını yayınladı. PKK olayla bağlantısı olduğunu reddetse de saldırıya destek verdi. 

1990’ların ortalarında Kürt İç Savaşı diye anılan çatışmalarda KDP ve PKK karşıt taraflarda yer almıştı. PKK’nın KBY topraklarında geniş bir bölgeyi kontrol etmesi, KDP’yi hâlâ rahatsız ediyor.

Ancak PKK komutanlarından Murat Karayılan 3 Ağustos’ta Sterk kanalına yaptığı açıklamada “KDP ile PKK arasındaki sorunlar diyalogla çözülemeyecek kadar zor değil” dedi.

Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan KBY Dışişleri Bakanı Sefin Dizayi ise şöyle konuştu: “PKK’nın mücadele alanı Irak Kürdistan bölgesi değildir. PKK meselesi Türkiye’de ortaya çıktı ve sonradan Kürdistan bölgesine uzandı. Kürdistan bölgesi Enfal’den, kimyasal gaz saldırılarından yeterince felaket yaşadı, dolayısıyla yeni felaketlere, egemenliğinin ihlal edilmesine ihtiyacı yok.”

Dizayi sözlerini şöyle sürdürdü: “40 yıldır süren bu mesele Türkiye içinde barışçıl yollardan çözülmeli. Barış sağlansın veya sağlanmasın, savaş ve çatışmaların son bulması lazım. Çünkü barışın alternatifi savaş olmamalı. Geçmişte bölgemiz barış sürecinde önemli rol oynadı. Umarız ki her türlü şiddeti ortadan kaldıracak, diyalog yoluyla barışa varacak bir ortam sağlanır. PKK Kürdistan bölgesinin irade ve yönetimine saygı göstermeli, ayrıca (KBY’ye yönelik) müdahale ve tehditlerine son vermeli.”

Türk hükümeti ve PKK 2013-2015 arasında ateşkes uygulamış ve 40 bini aşkın hayata mal olan soruna müzakere yoluyla barışçıl çözüm bulmaya çalışmıştı. Ancak görüşme süreci, büyük ölçüde Suriye ve Irak’taki bölgesel çalkantılar nedeniyle 2015’te çöktü. 

Farklı ülkelerden Öcalan’ın ideolojisine bağlı çeşitli grupları kapsayan çatı bir örgütlenme olan Kürdistan Topluluklar Birliği’nin (KCK) sözcülerinden Zagros Hiwa Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bizler diyaloga her zaman hazırız, müzakere için hiçbir önkoşulumuz yok. Bu sorunlar ancak barışçıl görüşmelerle çözülebilir. Kürt güçleri arasında iç savaş ihtimalini düşünmek bile istemiyoruz.”

KBY’nin defalarca PKK’nın Kürdistan topraklarından çıkmasını istediği anımsatıldığında Hiwa bu tür beyanların sadece Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın amaçlarına hizmet ettiğini söyledi. Hiwa’ya göre Erdoğan “Kürdistan Bölgesi’nin kazanımlarını yok etmek ve Kürdistan Bölgesi’ne bağlı Peşmerge güçleri ile PKK gerillaları arasına bir iç savaş çıkarmak” istiyor. 

“Kürt halkına karşı nerede etnik temizlik saldırıları yapılıyorsa orada olacağız, Kürtleri ve diğer azınlıkları koruyacağız” diyen Hiwa, şu ana kadar KDP güçleri ile PKK arasında herhangi bir çatışma yaşanmadığını belirtti. 

Ancak Hiwa’ya göre Türk Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT), KDP Peşmergesi ile istihbarat birimi Parastin’e sızmış durumda ve MİT’le işbirliği yapanlar PKK’ya yönelik hava saldırıları için Türk istihbaratına bilgi sağlıyor.

KDP Sözcüsü Mahmud Muhammed ise Al-Monitor’un konuyla ilgili sorularını yanıtlamak istemedi. 

Türk özel kuvvetlerinin 1999’da ABD’nin yardımıyla Kenya’da yakaladığı ve o günden beri İmralı adasında parmaklıklar ardında olan Öcalan, geçtiğimiz günlerde avukatları aracılığıyla yaptığı açıklamada “bir haftada çatışma durumunu ortadan kaldırırım (…) çözüm için hazırım” dedi. 

Hiwa bu çağrıyı, Al-Monitor’a şöyle değerlendirdi: “Hareketimiz Sayın Öcalan’ın herhangi bir barış sürecinde baş müzakereci olacağını uzun süre önce ilan etmişti. Dolayısıyla Öcalan’ın hareketiyle rahatça fikir teatisi yapabileceği güvenli ve sürdürülebilir bir iletişim kanalı sağlanırsa Öcalan’ın fikirleri hareket için her zaman bağlayıcı olur. (…) Öcalan kamuoyuna mayıs ve ağustosta yaptığı açıklamalarda çözüme hazır olduğunu beyan etti. Geriye kalan soru Türk devlet aklının Kürt meselesinde demokratik çözüme hazır olup olmadığı.”

Allegiance Strategies isimli danışmanlık şirketinde dış ilişkiler direktörü olan Kürt kökenli Orta Doğu uzmanı Diliman Abdülkadir’e göre KDP ile PKK arasında uzlaşı görüşmelerini engelleyen başlıca faktör Türkiye. 

Abdülkadir’in Al-Monitor’a değerlendirmesi şöyle: “Kürdistan’ı, Kürt gruplarını çevreleyen hakim devletler, Kürtleri kendi içlerinde karşı karşıya getirmiş durumda. KDP lideri Mesud Barzani sadece kendisinin, Erdoğan’ın ve KDP-AKP’nin çıkarlarına hizmet eden kısa vadeli hayatta kalma taktiklerinin ötesine geçme cesareti göstermeli. KDP ayrıca PKK’nın kısa vadede hiçbir yere gitmediğini anlamalı. Doğru seçenek basit: Herkesten önce Kürt soydaşlarınla barış.”

Abdülkadir’e göre KDP, PKK’nın Kürdistan bölgesinden çıkmasını önkoşul olarak öne sürerek “gerçekçi olmayan” ve “Türkiye’nin tutumundan farksız” bir tutum ortaya koyuyor.

Uzman sözlerini şöyle sürdürdü: “Görüşmeler başlarsa bunlar ancak Ankara’nın müdahalesi olmaksızın tarafların samimi yaklaşımıyla başarılı olur. İki taraf da Türkiye ve İran’ın menfaatlerinin ötesine geçmeli. Barışa şans tanınmazsa Kürtler hem KDP’den hem PKK’dan umudunu keser. Kürtler kendi evlerini düzene sokmazlarsa çatışmalardan kurtulamayan bu bölgede artık alternatif olarak görülmezler. (…) Kürtler barışçıl bir halk ama iç ihtilaflar ve çakışan aşiret menfaatleri uluslararası desteği uzaklaştırıyor. Kürtler olarak hoşumuza gitse de gitmese de bölgesel ve uluslararası güçler bizi kavimcilikten uzak, kurumlar temelinde yönetme becerimize göre değerlendiriyor."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Dana Taib Menmy is a Kurdish journalist from Sulaimaniyah who has been published by several Kurdish media outlets since 2006.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept