Mısır'ın Nabzı

Mısır’daki Suriyeli mülteciler artan baskı altında

By
p
Article Summary
Mısır’da pek çok gözlemci, Suriyeli mültecilere yönelik düşmanlık kampanyasının arkasında hükümetin ve hükümet yandaşlarının olduğuna inanıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İskenderiye’de popüler bir Suriye lokantasının “sağlık kurallarına uymadığı” gerekçesiyle kapatılmasının ardından Mısır’da iş kuran Suriyeliler kendilerine yönelik kısıtlamaların artacağından korkuyor. Lokantanın kapatılması Suriyeli mültecilere karşı yeni bir husumet dalgasını da tetikledi. Mülteciler, kendilerine çoğunlukla konukseverlik göstermiş olan Mısır’da can güvenliklerinden de artık endişe ediyor.

Asafra mahallesindeki Şam Gelini (Arus Dimaşk) lokantası aynı binada yaşayan bir kişinin lokanta sahibine açtığı dava üzerine ağustos ortalarında güvenlik güçlerince mühürlendi. Davaya konu şikâyette lokantanın giriş katındaki mutfağında kullanılan gaz tüplerinin bina sakinleri ve genel olarak mahalle için yakın tehlike oluşturduğu öne sürülüyordu. Davacının ileri yaştaki annesi daha önce lokanta sahibine cezai yaptırımlar uygulanması için Cumhurbaşkanı Abdül Fettah El Sisi’ye seslenmiş ve kendisiyle yaşadığı tartışmanın görüntüsünü Twitter’dan paylaşmıştı. Videoda Suriyeli lokantacının kadının şikâyetlerini ciddiye almadığı ve “Bana konuşacak bir erkek gönder” dediği görülüyor.

Görüntüler sosyal medyada büyük yankı uyandırırken, öfkeli Mısırlılar Suriyeli mültecilerin sınır dışı edilmesi yönünde mesajlar paylaştı. Lokantanın kapatılması da alkışla karşılandı, hükümete teşekkür edildi. Sosyal medyadaki düşmanlık kampanyasının arkasında hükümet yandaşlarının olduğu, en çok onların sesinin çıktığı anlaşılıyor. Bu kişiler Suriyelilere ait işletmelerin arkasında yasadışı Müslüman Kardeşler örgütünün olduğunu, Suriyelilerin “terörü finanse ettiklerini” iddia ediyorlar. 

Suriyelilerle dayanışma duyguları ifade eden Mısırlılar da var. Bu kesim sığınmacıları hedef alan nefret kampanyasını ABD’de siyahilere ve diğer azınlıklara yönelik beyaz ırkçıların kampanyalarına benzetiyor. Sokağa taşan “yasa dışı” kafelerin görüntüsünü paylaşan bir Facebook kullanıcısı, yerel yönetimlerdeki yolsuzluklar sayesinde Mısırlı bazı kafe sahiplerinin kanunu yok sayabildiğini söylerken, Suriyelilere ait işletmelerin peşine düşen resmi makamların bu tür ihlallere niçin göz yumduğunu sorguluyor. 

Şam Gelini lokantasının kapatılmasından iki ay önce, durmadan birilerine dava açmakla ünlü iktidar yanlısı bir avukat olan Samir Sabri, Suriyelilere ait işyerlerini bilumum kötülükle suçlayarak bunlara yönelik denetimin sıkılaşması talebiyle savcılığa şikâyette bulunmuştu. Sabri ekonomide bazı sektörlerin Suriyeliler tarafından “ele geçirildiği” ve Suriyelilerin yoğun şekilde mülk sahibi olduğu mahallelerin “Suriyelileştiği” iddialarıyla yabancı düşmanlığını da körükleyen bir isim. 

Mülteci düşmanlığının kabarması, 2013’te pek çok Suriyelinin sokaklarda, toplu taşıma araçlarında saldırıya uğradığı süreci hatırlatıyor. Saldırılar, Suriyeli mültecileri Mısır’da kargaşa çıkarmaya çalışan Müslüman Kardeşler sempatizanları olarak gösteren medya kampanyası neticesinde yaşanmıştı. Bu algı, başarılı işletmeler kuran ve işsiz Mısırlılara da istihdam sağlayan çok sayıdaki Suriyeli girişimci sayesinde zaman içinde aşılmıştı.

Sahibi Suriyeli olan Hayrat El Şam lokantasının üç şubesinin birinde yönetici olan Mısırlı Muhammed Faruk Al-Monitor’a yaptığı açıklamada “Mısırlılar ve Suriyeliler tek millettir. Kardeşçe beraber çalışıyoruz” dedi. Faruk bu kardeşlik duygusunu “ortak dil, kültürel yakınlık ve iki ülke arasındaki tarihsel bağlara” dayandırıyor. 

Suriyeli mülteciler ise Mısırlılar tarafından kullanıldıklarını düşünüyor, ayrımcılıktan şikâyet ediyorlar. Ocak 2013’te The New Humanitarian sitesinde yayınlanan haberde Mısır’daki mültecilerle ilgili güvenlik kaygıları arasında “hayatta kalmak için seks ve zoraki evlilikler” sayıldı. Maddi sıkıntı çeken bazı Suriyeli aileler genç veya reşit olmayan kızlarını ufak başlık paraları karşılığında yaşça büyük Mısırlı erkeklerle evlendiriyor, bazen geleneksel başlık parasını bile almıyorlar. Bu durum Mısır’daki Ulusal Kadın Konseyi’nin çokça tepkisini çekiyor. 

Suriye’deki savaştan kaçarken yanlarına hiçbir şey almadan veya çok az eşyayla gelen sığınmacılar en savunmasız grubu oluşturuyor. Çeşitli örgütler bu insanlara ufak para yardımları yapıyor ancak bu yardımlar insan haysiyetine yakışır bir yaşam sürmeye yetmiyor.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) enformasyon görevlisi Radva Şerif Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Sadece en savunmasız olanlara değil tüm kayıtlı mültecilere doğrudan veya ortak kuruluşlar üzerinden yardım ediyoruz. Ayrıca okul çağındaki çocuklara eğitim yardımı ve cinsiyet temelli şiddet kurbanlarına sağlık hizmeti sağlıyoruz. (…) Mültecilerin durumu görece daha kötü olmaya devam ediyorlar çünkü işgücü piyasasına yasal olarak giremiyorlar. Kaçak işlerde çalışmak durumunda kalıyor ve pek çok sıkıntıyla karşılaşıyorlar.” 

Kahire’nin pek çok semtinde trafik ışıklarında el yapımı kurabiyeler, içli köfte, turşu gibi yiyecekler satmaya çalışan yoksul Suriyeli kadınlara rastlamak mümkün. Maddi durumu iyi olan Suriyeliler ise Mısır’daki bürokratik engeller ve yüksek enflasyona rağmen küçük ve orta ölçekli işletmeler kurmayı başardılar. Mısır’ın ayrımcı iş kanunlarına rağmen bu girişimcilere Mısırlı kefil olmaksızın faaliyet izni verildi. 

Altı yıl önce Mısır’a gelen Suriyeli tatlıcı Abdullah Beşir hikâyesini Al-Monitor’a anlatırken “Buraya geldikten sonra bir yıldan fazla işsiz kaldım ve elimdeki birikimlerin hızla tükenmesinden korkuyordum” dedi. Abdullah daha sonra kardeşiyle birlikte Kahire’nin yaklaşık 30 kilometre batısındaki Altı Ekim uydu kentinde bir tatlıcı dükkânı açmayı başarmış. İşleri çok iyi gitmiş. Aile bugün Kahire’nin en yoğun mülteci nüfusuna sahip ilçesinde küçük bir imalathane ile iki tatlıcı dükkânına sahip. 

Gize’ye bağlı Şeyh Zayid ilçesinde El Hosari Cami çevresindeki çarşı bölgesi “Küçük Şam” olarak anılıyor. Suriyelilerin işlettiği çok sayıda bakkal, fırın, market, kafe, lokanta, cep telefonu dükkânın bulunduğu bölge, Suriye lezzetlerini tatmak, Suriyelilerin “Mısır’da üretilmiştir” etiketiyle sattığı uygun fiyatlı ürünlerden almak isteyen pek çok Mısırlı müşteriyi çekiyor. 

Şerif’e göre “Mısır’daki toplam 240 bin mülteci ve sığınmacı arasında BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’ne kayıtlı 131 binden fazla Suriyeli mülteci var.” Hükümetin rakamları ise çok daha yüksek. Bazı yetkililere göre Mısır yarım milyon Suriyeliye ev sahipliği yapıyor. Mısır’da mülteci kampları yok. Suriyelilerin büyük bölümü Kahire bölgesinde, İskenderiye’de ve Nil Deltası’ndaki liman kenti Damietta’da yaşıyor. Sina Yarımadası ve Mansura ise daha küçük mülteci topluluklarına ev sahipliği yapıyor. 

Kahire yönetimi 2013’te Şam’la ilişkileri canlandırdıktan sonra mülteci politikasını değiştirdi. Suriyelilerin ülkeye girişi fiilen yasaklandı. Bu, devrik Cumhurbaşkanı Muhammed Mursi dönemindeki politikanın sona ermesi anlamına geliyordu. Mursi döneminde, Mısır’a giriş yapmak için önceden vize alması gereken diğer yabancılardan farklı olarak Suriyeli mültecilere ülkeye girişte üç aylık, uzatılabilen turist vizeleri veriliyordu. 

Bazı gözlemciler resmi makamların Suriyeli karşıtlığını bilinçli olarak kışkırttığını iddia ediyor. Bunlardan biri olan yazar Ala El Asvani’ye göre “istihbarat birimlerince kontrol edilen” medya aracılığıyla “sistematik bir karalama kampanyası” yürütülüyor. Asvani bu yöntemle Suriyelilerin sınır dışı edilmesine zemin hazırlanmak istendiğini öne sürüyor. Yazar Deutsche Welle’deki haftalık köşesinde Şam Gelini lokantasının kapatılmasıyla mülteci karşıtlığında yeni bir alevlenme “üretildiğini” ve bununla muhtemelen varlıklı Suriyelilere devlete ait yardım kuruluşlarına bağış baskısı yapılmak istendiğini yazıyor. Asvani lokanta sahibi Körfez devletlerinden olsaydı sağlık kurallarını ihlal ettiği için güvenlik güçlerinden aynı sert muameleyi görür müydü diye soruyor. 

Asvani’nin öngörüsü doğru çıkarsa Mısır uluslararası anlaşmaları çiğneyerek Suriyeli mültecileri ilk kez sınır dışı ediyor olmayacak. Uluslararası Af Örgütü’nün 2013’teki raporunda yüzlerce mültecinin zorla geri gönderildiği, hukuksuz şekilde gözaltına alındığı belirtilmiş ve Mısır’ın bu sert tutumunun “trajik sonuçlar” doğurduğu vurgulanmıştı.

Resmi makamların Suriyelilere karşı sergiledikleri yaklaşımla neyi amaçladıkları belli değil. Ancak işyerlerine ve güvenliklerine yönelen tehditler ortasında Suriyelilerin sallantılı bir zeminde durdukları kesin.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Mülteciler

Ödüllü gazeteci Shahira Amin Kahire’de yaşıyor. 25 Ocak 2011 isyanları sırasında devlet televizyonu Nil TV’nin müdür yardımcısı olan Amin, sansür baskısını protesto etmek için görevinden istifa etti. O günden sonra Sansür Endeksi, Freemuse, CNN ve çeşitli internet siteleri için serbest yazar olarak çalıştı, BM kurumları için belgeseller çekti.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept