Rusya ABD’yle ilişkileri uğruna İran’ı feda eder mi?

By
p
Article Summary
ABD’deki kanının aksine Rusya’nın İran’ı pazarlık konusu yapmak için fazla bir gerekçesi yok. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD-Rusya diyaloğunun son dönemde yoğunlaşması, Kremlin’in Başkan Donald Trump’la ilişkilerinde İran’ı pazarlık konusu yapabileceği yorumlarını yeniden canlandırdı. Genel anlamda iddia o ki ABD’nin siyasi ve ekonomik baskısı altında olan Moskova, bu baskının hafifletilmesi karşılığında Tahran’dan siyasi desteğini çekebilir. Ancak bu tür yorumlara ihtiyatla yaklaşmak gerekir. 

ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun 14 Mayıs’taki Rusya ziyareti Kremlin’i gerçekten memnun etti. Burada bir abartı yok. Özel savcı Robert Mueller’ın martta sunduğu raporun ardından Rus tarafı ABD’yle iletişim kanallarının canlanmasını umuyordu. Pompeo’nun Soçi’ye gelişi, ikili ilişkilerde “ciddi bir yaklaşım” tesis edileceği, tarafların taviz vermeye, uzlaşmaya daha meyilli hale geleceği beklentisi yarattı. Bu tip uzlaşılara varmak için tarafların elinde bazı pazarlık kozlarının olması lazım. Nitekim Amerikalı yetkililer de İran’ı Kremlin’in cephanesinde bir “takas malzemesi” olarak algıladılar.

Pompeo’nun ziyaretinden kısa süre sonra çeşitli spekülasyonlar başladı. Bloomberg’e göre Rusya İran’a S-400 füze sistemlerini vermeyi reddetmişti. Başkaları ise Moskova’nın dünya petrol piyasasındaki çıkarlarına işaret ederek İran’a yönelik baskının artmasından Moskova’nın da bazı faydalar sağlayacağını öne sürdüler. Bu tezin mantığına göre İran’ın petrol ihracatının düşmesi Rusya’ya, Viyana anlaşması kapsamında petrol üretim kotasının artırılmasını istemek için gerekçe sağlayacaktı. Viyana anlaşması olarak bilinen düzenlemede OPEC üyeleri ile başını Rusya’nın çektiği OPEC dışı bazı ülkeler petrol fiyatlarını yüksek tutmak amacıyla üretimlerini sınırlandırmayı kabul ediyor. Rusya’nın petrol üretimini artırması, devlet şirketi Rosneft başta olmak üzere Rus petrol üreticilerini memnun eder. OPEC’le yapılan anlaşmadan, dayatılan üretim kotalarından hoşnutsuz olan bu şirketler, defalarca üretimin artırılmasını talep ettiler.

Ancak Pompeo’nun ziyaretini izleyen bazı gelişmelerin de gösterdiği gibi Rusya, rejim değişikliği şöyle dursun, ABD’nin İran’a yönelik “azami baskı” politikasını destekleme niyetinde değil.

Rusya-İran Ticaret ve Ekonomik İşbirliği Komisyonu’nun 18 Haziran’da İsfahan’da yaptığı toplantı, ABD yaptırımlarına rağmen Moskova’nın Tahran’la ekonomik işbirliğini geliştirmek istediğini ortaya koydu. Dahası, Rusya 1 Temmuz’da Viyana anlaşmasını uzatma kararı alırken İran’ın menfaatlerini dikkate aldı ve Tahran’daki kaygıların aksine durumu kendi lehine kullanmaya çalışmadı. 

Öte yandan, Rusya Batı’yla ilişkilerini düzeltmek adına İran yanlısı tutumunu pazarlık unsuru yapmayı daha önce iki kez, 1990’lar ve 2000’li yıllarda denedi. Ancak bu çabalardan olumlu bir sonuç çıkmadı. Batı’ya yönelik son açılım 2009’da yapıldı. Medvedev-Obama ikilisinin “resetleme” politikası yazılı bir şekilde olmasa da zımni olarak Rusya’nın İran’la ortaklığını küçültmesine dayanıyordu. Bu kapsamda Rusya İran’la yaptığı S-300 anlaşmasını 2010’da geri vitese aldı. Bu ise İran’la arasında tarihten gelen güvensizliği körükledi, Tahran’ı Moskova’ya karşı daha kuşkucu yaptı. Bu arada "resetleme" de başarısız oldu ve Rusya İran’la ilişkilerinde yaşadığı “kayıplara” karşın ABD’yle ilişkilerinde hiçbir kazanım sağlayamadı.

Moskova ve Tahran bugün Suriye krizinin yanı sıra enerjiden güvenliğe, Hazar bölgesinden Orta Asya’ya kadar çok çeşitli alanlarda işbirliği yapıyorlar. Bu ilişkiler İran’ın olduğu kadar Rusya’nın da menfaatine. Tacikistan’da 1990’ların başında yaşanan kanlı iç savaşın Tahran’ın etkili işbirliğiyle sonlandırıldığını Moskova unutmuş değil. 2008’deki Rusya-Gürcistan savaşında da Tahran’ın tavrı Kremlin’de fiilen Rus yanlısı bir tutum olarak not edildi. Son olarak 2018’de Hazar Denizi’nin hukuki statüsü konusunda Moskova’nın desteklediği çerçeve anlaşma benimsendi. İran’ın rızası olmasaydı bunu sağlamak oldukça zor olurdu. Dolayısıyla Moskova’nın İran’la diyalogu bozma lüksü yok.

Ayrıca, gelinen noktada ABD’nin Rusya’ya neler önerebileceği de net değil. Trump Kremlin’le “gizli anlaşma” yapılmadığını Mueller’ın bulgularıyla kanıtlandığını iddia etse de Rusya’nın ABD’deki imajı ne siyasiler arasında, ne egemen çevrelerde ne de ana akım medyada düzelmiş değil. 2020 başkanlık seçimlerine aşağı yukarı bir yıl kalmışken Trump’ın kendisine siyasi maliyet çıkarmadan Rusya’ya önerebileceği fazla bir şey yok. Kaldı ki Rusya’yla ilişkileri düzeltmek, Kırım’ın ilhakı, Rusya’nın doğu Ukrayna’da desteklediği savaş ve müdahale konusu gibi kritik bazı meselelerde Amerikan politikasının gözden geçirilmesi anlamına gelecek. 

Sonuç olarak Rusya İran’la işbirliği alanlarını büyütme yolunda ilerliyor, dahası ilişkileri niteliksel olarak da geliştirme arayışında. İsfahan’daki ortak komisyon toplantısı, Rusya’nın İran’la ekonomik ilişikileri de ilerletmek, hatta ABD yaptırımlarına karşı İran’la yardımlaşmak istediğini gösterdi. Rusya-İran ticareti ABD’nin baskısına rağmen geçtiğimiz yıl 2017’deki seviyesini korudu ve 1.7 milyar dolarlık bir hacme ulaştı.

İkili ticaret 2019’un ilk yarısında da büyüme eğilimi gösterdi, yıl sonuna kadar 2 milyar doları aşabileceği beklentisi yarattı. Rusya yaptırımların İran ekonomisi üzerindeki etkilerini hafifletmek için oldukça sınırlı imkânlara sahip ama tamamen etkisiz de değil.

Moskova şimdi yaptırımlardan doğrudan etkilenmeyecek işbirliği alanları arıyor. Örneğin tarımsal ürün ihracatını artırmayı planlıyor. Rusya hububat ve et gibi tarımsal ürünler tedarik ederek İran’ın gıda güvenliğine kritik bir katkı sağlayabilir. Ayrıca Rusya’nın Kazakistan’la birlikte İran’ı buğday ticaretinde bir merkez yapmak gibi iddialı planları var. İki ülke ürettikleri buğdayı İran üzerinden Orta Doğu ve Güney Asya’daki başka pazarlara da ulaştırmak istiyorlar.

Petrol ve gaz alanında işbirliğinin ilerletilmesi de Kremlin’in devam eden amaçları arasında. Gazprom İran’daki gaz altyapısının geliştirilmesine destek olacağını açıklarken, başka Rus şirketleri de Hazar Denizi’nde ortak petrol projeleri geliştirme potansiyelini görüşüyor. Yatırımlardaki işbirliği bugüne kadar Buşehr elektrik santralinin yapımı, 2017’de başlayan Sirik elektrik santralinin inşası ve Rus Demiryolları projelerine odaklanmıştı. Ancak Rusya İran’daki projeleri daha da genişletebileceğine inanıyor. 

İşbirliğini artırma yolundaki kilit unsur tarafların mali işlemler meselesini halletme becerisi olacak. Şimdilik iki ülkenin bankacılık sistemleri arasında direkt bağların güçlendirilmesi ve karşılıklı işlemlerde ABD doları başta olmak üzere üçüncü para birimlerinden kısmen kaçınılması düşünülüyor.

Moskova ABD baskısına karşı Venezuela’ya destek olurken pek çok şey öğrendi ve bu deneyimini şimdi İran’da da kullanabilir. Örneğin Venezuela’yla direkt bankacılık bağlantısı kuruldu ve ikili işlemlerde Rus rublesi kullanılmaya başlandı. Rusya ayrıca Venezuela petrolünü satmayı planlıyor. Bu kapsamda Venezuela Ruslara ya indirimli fiyattan ya da Rusya’nın tedarik ettiği mallara karşılık ham petrol verecek. Bu petrol Rusya’ya gitmeyecek, Rus şirketleri tarafından Çin ve Hindistan gibi başka alıcılara satılacak. 

2019’un başlarında İran’a da benzer mekanizmalar önerildi. Rusya bu yardımına karşılık İran'dan petrol ve gaz sektöründe varlığını artırmayı talep etti. Ne var ki o günlerde ABD baskısına karşı Avrupa Birliği tarafından korunacağına inanan İran, Rusların yardımıyla ilgilenmediğini neredeyse aleni bir şekilde ilan etti. Bu tavır Kremlin’de şahsi hakaret gibi algılandı. Yine de Tahran’ın seçenekleri giderek daralırken Moskova bu yardım teklifini aynı yüksek bedel karşılığında yeniden gündeme getirebilir.

Rusya-İran ilişkilerinin geleceği büyük ölçüde ABD-İran restleşmesinin sonuçlarına bağlı. Moskova Tahran’a ABD’yle arasını düzeltmek için baskı yapmaz ama arabulucu rolüne soyunabilir. Ancak kriz iklimi devam eder ve İran Rusya’ya daha büyük ekonomik kazanımlar sunarsa, Moskova yaptırımları baypas eden “gri” mekanizmalara katılarak ve belli ölçüde diplomatik yardım sağlayarak İran’a desteğini kademeli olarak artırabilir.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: ekonomi ve ticaret

Nikolay Kozhanov,  Chatham House Rusya ve Avrasya Programı’nda akademik araştırmacı olarak görev almakta, ayrıca St. Petersburg Avrupa Üniversitesi’nde Orta Doğu’nun ekonomi politiği dalında konuk öğretim üyesi olarak ders vermektedir. 2006-2009 döneminde Tahran’daki Rusya Büyükelçiliği’nin siyasi bölümünde ataşe olarak görev yapmıştır. Dışişleri Bakanlığı’ndan ayrıldıktan sonra bağımsız siyasi analist ve araştırmacı olarak çalışmaya başlayan Kozhanov, Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü ve Carnegie Moskova Merkezi’nde de konuk araştırmacı olarak görev almıştır. Twitter hesabı: @KozhanovNikolay

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept