Washington İran karşıtı söylemi tırmandırdıkça Tahran Kürtlere yanaşıyor

By
p
Article Summary
İran rejimi ve İranlı Kürt muhalifler Oslo’da masaya oturdu; kimileri görüşmeleri Kürt-ABD işbirliğinin önüne geçmeye yönelik bir çaba olarak görüyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Al-Monitor’un edindiği bilgilere göre, İranlı Kürt muhalif gruplar ve İran makamları, taraflar arasında bir süredir devam eden görüşmelerin üçüncü turu için ağustos ayında Oslo’da bir araya gelecek. Norveç’te çatışma çözümleri üzerine çalışan bir kuruluşun aracılığında süren görüşmeler İran için pek çok açıdan bir ilk niteliği taşıyor. Tahran 1979’daki İslam Devrimi’nin ardından ilk kez yabancı bir tarafın aracılığında Kürtlerle masaya oturuyor ve masada ilk kez birden fazla muhalif Kürt grubu yer alıyor.

Görüşmelere katılan dört muhalif Kürt grubun yetkililerinden biri Norveç Çatışma Çözümleri Merkezi’nin (NOREF) arabuluculuğu ile başlayan görüşmelere ilişkin şunları aktarıyor: “Bu görüşmelerin müzakere ile karıştırılmaması lazım. Bu, düzenli müzakerelere temel oluşturmak, çerçeve çizmek amacıyla süren bir süreç. Daha ziyade taraflar birbirlerinin niyetlerini, samimi olup olmadıklarını yokluyorlar. Ben ise İran rejiminin samimi olduğuna bir saniye için bile inanmam.”

Yetkilinin sözleri, konunun hassasiyeti gereği isimlerinin açıklanmaması koşuluyla Al-Monitor’a konuşan diğer Kürt kaynakların hissiyatıyla da örtüşüyor.

İranlı muhalifler arasındaki genel kanıya göre Tahran’ın NOREF ile işbirliği İran’daki Kürt muhalefetini olası bir askeri müdahale durumunda ABD ile birlikte hareket etmekten caydırma amacını taşıyor.

Al-Monitor’a konuşan bir diğer Kürt yetkili, İran heyetinin Kürt tarafını Tahran’ın tavsiyelerine uymamaları halinde ortaya çıkabilecek “nahoş sonuçlar”a işaret ederek “tehdit ettiğini” söylüyor. İran heyetine Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in danışmanı deneyimli diplomat Seyyid Muhammed Kazım Saccadpour başkanlık ediyor.

Kürt yetkili sözlerini şöyle sürdürüyor: “Onların amacı bizle ABD arasında herhangi bir işbirliğinin önüne geçmek. Biz ise iyi niyetimizi göstermek, Kürt meselesine siyasi bir çözüm istediğimizi kanıtlamak için görüşmelere katılmayı kabul ettik. Çünkü sonuçta ‘kötü’ olan taraf biz olmak istemiyoruz.”

Al-Monitor’a konuşan Kürt yetkililerin hepsi, ABD’nin, İran rejimine karşı işbirliği için kendileriyle temasa geçtiğine dair iddiaları yalanlıyor.

İsveç’teki Linnaeus Üniversitesi’nden Doçent Barzoo Eliassi Al-Monitor’a konuya ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor: “Kürtler İran rejimine karşı muhalefetin en ön safındalar. Rejimin gerçekten korktuğu tek muhalif de onlar.” 

ABD yaptırımlarının İran ekonomisini zorladığına işaret eden Eliassi şöyle devam ediyor: “(Rejim) meşruiyetini kaybediyor ve kendisini ne zaman zayıf hissetse gözünü Kürt gruplara çeviriyor. Kürt meselesini gerçekten çözmek isteseydi, bu partilerle temasa geçmek yerine doğrudan Kürt halkına haklarını verirdi.”

İsrailli düşünce kuruluşu Orta Doğu Haber ve Analiz Merkezi Başkanı Jonathan Spyer’ın Al-Monitor’a değerlendirmesi ise şöyle: “İran makamları, ABD’nin İranlı paramiliter grupları kullanarak devlete karşı bir vekalet savaşı başlatmasından gerçekten korkuyorlar. Bu da bu tür gruplara karşı geçen yıldan bu yana artan eylemleri açıklıyor. Ancak tuhaf bir şekilde ABD’nin bu gruplara kayda değer bir destek sağladığına ilişkin pek kanıt yok.”

Oslo görüşmelerine katılan bir Kürt yetkili de şöyle diyor: “Rejim Kürtlerle sadece tehdit altındayken ya da savunmasızken temasa geçiyor, devrimden hemen sonra, 1989’daki Irak savaşının ardından ya da Amerikalıların 2003’teki Irak işgalinin ardından olduğu gibi. Burada tekrarlayan bir motif var.”

Oslo görüşmelerinin dışında kalan grup ise muhtemelen İranlı muhalif Kürt grupların arasında en ağırlık sahibi olan: Kürdistan Özgür Yaşam Partisi ya da diğer adıyla PJAK. Diğer muhalif Kürt partileri, PKK ile yakın bağlarına işaret ederek “yabancı” addettikleri PJAK’ı zaman zaman Tahran’la işbirliği yapmakla suçluyorlar. Bu PJAK tarafından reddedilen bir iddia. 

Eliassi bu konuda şöyle diyor: “PJAK’ın diğer Kürt partiler tarafından dışlanması, tam da İran rejiminin Kürt gruplar arasında bölünme yaratma çabalarını yansıtan bir durum.”

Kamuoyundan gizli sürdürülmesi planlanan Oslo görüşmelerinin ilki mayıs, ikincisi de haziran sonunda Norveç’in başkentindeki bir otelde gerçekleşti. 

Kürtler arasındaki kronik iç kavgaları aşmak amacıyla 2018’in başında kurulan İran Kürdistanı’nın Siyasi Partileri Arasında İşbirliği Merkezi isimli çatı kuruluşa üye dört grubun hepsi görüşmelere katılıyor. Bu gruplardan ikisi Kürdistan Demokratik Partisi’nin birbirine rakip iki fraksiyonu ile sol parti Komala’nın birbirine rakip iki fraksiyonu. Üçe bölünmüş durumda olan Komala’nın Komünist fraksiyonu ise görüşmelere katılmıyor.

Görüşmelere dair bilgiler sosyal medyaya yansıyınca çatı kuruluş 13 Temmuz’da ihtiyatlı bir açıklama yayımladı. Kısa açıklamada şu ifadelere yer verildi: “Kürt meselesine barışçıl bir çözüm bulmak amacıyla bazı uluslararası merkez ve ortaklarımızla temas halindeyiz. Doğu Kürdistan’daki Kürt sorununun çözümü için ciddi müzakerelerin şartları oluştuğunda bunu şüphesiz kamuoyu ile paylaşacağız.”

Görüşmelerin kamuoyuna Kürtler tarafından “güvence” amaçlı sızdırılmış olması muhtemel. Al-Monitor’a konuşan bir Kürt yetkili de buna işaret ediyor: “Bu tür görüşmeler gizli tutulduğunda ne olduğuna dair acı tecrübelere sahibiz: Öldürülüyoruz.” Yetkili bu sözlerle, İranlı Kürtlerin efsanevi liderlerinden Abdurrahman Kasımlo’ya gönderme yapıyor. Kasımlo, İranlı yetkililerle görüştüğü otel odasında bizzat İran ajanları tarafından öldürülmüştü. Kasımlo’nun ardından İran Kürdistan Demokratik Partisi’nin (IKDP) liderliğini üstlenen Sadık Şerefkendi de 1992’de Berlin bir restoranda silahlı saldırıya uğramıştı

Eliassi “Kasımlo cinayeti Kürtlerin hafızasında hiç kapanmayacak bir yara açtı” diyor. Oslo’daki bir diğer Kürt yetkili ise şunu ekliyor: “Korunmamızdan Norveç makamları sorumlu, oteli kontrol ediyorlar, herhangi bir sorun yaşanmaması için gerekenleri yapıyorlar.”

Öte yandan taraflar üçüncü buluşmalarına hazırlanırken İran Devrim Muhafızları halen İran’daki Kürt noktalarını hedef almayı sürdürüyor. Devrim Muhafızları’na bağlı güçler Irak’ı İran’dan ayıran Sidekan bölgesini 10-11 Temmuz tarihlerine Katyuşa füzeleriyle vurdu. Al-Monitor’a konuşan bir Kürt yetkili saldırıda yaralanan üç Peşmerge’den birinin dün hayatını kaybettiğini söyledi. Peşmergeler Oslo’ya katılan Komala fraksiyonlarından birine mensuptular. 

İran’ın yarı resmi haber ajansı Tasnim’e göre Devrim Muhafızları bombardımanda “çok sayıda teröristin öldürüldüğünü veya yaralandığını” açıkladı. Açıklamada bombardımanın İran’ın batısında en az beş Devrim Muhafızı mensubunun ölümüne yol açan saldırıya misilleme olarak düzenlendiği bildirildi. 9 Temmuz’da Piranşehir’de hayatını kaybeden İranlı güvenlik güçlerinden biri de İranlı Kürt vatandaşı Albay Hasil Ahmedi. Saldırıdan Irak Kürdistan Demokratik Partisi bağlantılı İKDP sorumlu tutuluyor. Ancak Oslo görüşmelerine de katılan İKDP bu iddiayı reddediyor. 

Spyer ise şöyle devam ediyor: “İlginçtir, hiçbiri rejime karşı topyekûn bir mücadele başlatmış değil, çünkü kendi kapasitelerinin farkındalar.” Spyer bunun arkasındaki bir diğer etmen olarak da Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne işaret ediyor: “Onlar da topraklarının böyle faaliyetleri için kullanılmasını istemiyorlar.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Kürtler ve Kürdistan, Iran-US tensions

Amberin Zaman is a senior correspondent reporting from the Middle East, North Africa and Europe exclusively for Al-Monitor. Zaman has been a columnist for Al-Monitor for the past five years, examining the politics of Turkey, Iraq and Syria and writing the daily Briefly Turkey newsletter.  Prior to Al-Monitor, Zaman covered Turkey, the Kurds and conflicts in the region for The Washington Post, The Daily Telegraph, The Los Angeles Times and the Voice of America. She served as The Economist's Turkey correspondent between 1999 and 2016, and has worked as a columnist for several Turkish language outlets. On Twitter: @amberinzaman

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept