Çin’le ticarette Türkiye’nin durumu ABD’den beter

Türkiye Çin’le ticarette yaklaşık 3 milyar dolarlık ihracatının yedi misli ithalat yapsa da ikili ilişkilerin başka alanlardaki gelişme potansiyeli ve Çin’den yapılan ara malı ithalatı ağır ticari yaptırımların önünde engel oluşturuyor.

al-monitor .

May 21, 2019

ABD geçen yıl 621 milyar dolar dış ticaret açığı vermişti. Bu açığın 419 milyar doları Çin kaynaklı. ABD’nin ithalatı 539.5 milyar doları bulurken, ihracatı 120.3 milyar dolar düzeyinde kaldı. Rakamlar kıyaslandığında ABD’nin Çin’e yaptığı ihracatın dört buçuk misli ithalat gerçekleştirdiği görülüyor. Bu dayanılmaz duruma karşı Başkan Donald Trump Çin mallarına yönelik gümrük vergilerini artırarak ticaret açığını telafi etmeye çalışıyor.

Peki, oransal olarak ABD’den daha vahim durumda olan Türkiye ne yapıyor?

Geçen yıl Çin’e yapılan ihracatın yedi misli ithalat gerçekleştirdi. Rakamlarla ifade edersek 2 milyar 915 milyon dolarlık ihracata karşılık 20 milyar 719 milyon dolarlık ithalat yapıldı. 

Türkiye’nin 2018 yılı ihracatında Çin 16. sırada yer alırken, ithalatta ikinci sırada olması dikkat çekiyor. 2017 yılında Çin Türkiye’nin en fazla ithalat yaptığı 20 ülke içerisinde birinci sıradaydı. 2018’de Çin’den ithalat yüzde 11.3 oranında azalırken, Rusya’dan ithalat yüzde 12.7 artınca iki ülke yer değiştirdi. Ancak Çin’den yapılan ithalatın azalmış haliyle bile ihracatın yedi misli büyüklüğünde olması düşündürücü. 

Türkiye’nin 2018 yılı dış ticaret açığı 55 milyar 113 milyon dolar (223 milyar dolar ithalat, 167 milyar dolar ihracat). Açığın 17 milyar 804 milyon doları -- yaklaşık yüzde 33’ü -- sadece Çin’le yapılan ticaretten kaynaklanıyor. 

Çin’le ticaretin son 10 yıllık döneminde (2009-2018) toplam 190 milyar 631 milyon dolar gibi devasa bir açık verilmiş olması, Türkiye ekonomisinin üzerindeki yükün ağırlığını çarpıcı biçimde ortaya koyuyor. 

Türkiye’nin Çin’e karşı ticaret açığı 2009 yılında 11 milyar dolar düzeyindeyken, ilerleyen yıllarda hızla artmaya başlamış ve 2016’da 23 milyar dolarla rekor seviyeye ulaştıktan sonra 2017 yılında 20 milyar 435 milyon dolara, 2018’de 17 milyar 804 milyon gerilemiş. Son iki yılda ticari açık 2016 zirvesine göre gerilemiş görünse de bu durum, Türkiye’nin ihracatındaki artıştan değil, ticaret hacminin daralmasından kaynaklanıyor.

İhracatın seyri ticaret açığını kapatmanın imkânsız olduğuna işaret ediyor. Türkiye 2013 yılında 3 milyar 601 milyon dolarla Çin’e karşı en yüksek ihracatını gerçekleştirmiş ama sonraki yıllarda ihracat rakamları düşmeye başlamış. Son 10 yılda Türkiye’nin ihracatı -- 2013 yılı hariç -- 2-3 milyar dolar arasında gidip geliyor. 

İki ülke ticaret hacmindeki daralma 2019 yılında ise ivme kazanmış durumda. Ocak-mart döneminde ihracat 2018’e göre yüzde 18.6’lık azalışla 701 milyon dolardan, 570.9 milyon dolara geriledi. İthalatta ise Çin yine ikinci sıradaki yerini koruyor. Ancak geçen yıl ilk üç ayda 6 milyar 39 milyon dolar olan ithalat bu yıl, yüzde 29.8’luk düşüşle 4 milyar 237 milyon dolara gerilemiş durumda. 

Türkiye’nin daha az mal satın almaya başlaması ekonomik krizin etkisiyle açıklanabilir. Buna karşın Çin’in Türkiye’den mal alımını kısması iki ülke arasında ticari çekişmenin başladığını gösteriyor.

Tıpkı ABD gibi Türkiye de Çin’in ticari hâkimiyetinden rahatsız ve artık bunu yüksek sesle dile getiriyor. Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak, Ocak ayında Çin ve Güney Kore’yle ticaretin böyle devam edemeyeceğini belirterek, “Kazan-kazan olması lazım ama bakıyoruz Türkiye’nin aleyhine bir resim var. Ya birlikte kazanacağız ya da başka adımlar atacağız” diye konuşmuştu.

Daha sonra Davos’ta konuşan Albayrak, Çin ve Güney Kore ile ticaret açığını daraltma konusunda ciddi bir çalışma yürütmeye başladıklarına dikkat çekerek şu değerlendirmeyi yapmıştı: “Mutlu bir ticari ilişkimizin olmadığını söyleyebiliriz. Çok daha aktif bir Güney Kore ve Çin politikası gözlemleyeceğiz.” 

Çin’e karşı uygulanması düşünülen “aktif politikanın” ek vergilerden mi yoksa ithalatı zorlaştırıcı başka tedbirlerden mi oluşacağı henüz açıklanmadı. Ancak Türkiye’nin ABD gibi Çin’i bir kalemde cezalandırmaya çalışması birçok açıdan mümkün değil.

Çin zor zamanlarda Türkiye’ye dış finansman desteği sağlıyor. Geçen yıl temmuz ayı sonunda ekonomik krizin etkileri döviz piyasasını dalgalandırmaya başlarken, Çin’den 3.6 milyar dolar kaynak temin edilmişti

İki ülke arasındaki ilişkilerin başka alanlarda gelişme potansiyeli yüksek. Çin, Türkiye’deki yatırımlarını artırmaya hazırlanıyor. Çin Halk Cumhuriyeti Ankara Büyükelçisi Deng Li ülkesinin Türkiye’de 2.8 milyar dolarlık yatırımı olduğunu bunu, 2021 yılına kadar 6 milyar dolara çıkarmayı amaçladıklarını bildirdi

Geçen yıl Çin’de “Türkiye turizm yılı” ilan edilmiş ve gelen turist sayısı yüzde 60 artışla 390 bine ulaşmıştı. Çin Büyükelçisi Li, bu sayıyı ilk etapta 800 bine çıkarmayı hedeflediklerini de söyledi. 

Türkiye Çin’e özel bir düzenleme yapmadı ama genel olarak ithalatı azaltmayı hedefleyen politikalar doğrudan Çin’i etkileyecek nitelikte. Son olarak cep telefonlarında Özel Tüketim Vergisi yüzde 25’ten yüzde 50’ye çıkarıldı. Türkiye’nin Çin’den ithalatında cep telefonları birinci sırada.

Bu arada 2018 yılında tekstil ve ayakkabı sektörlerindeki ürünlerin ithalatına getirilen kısıtlamaların yanı sıra Çin mallarının gümrük kapılarından çekiliş sürelerinin uzatılması, ek belgeler istenerek ithalatın zorlaştırılması gibi nedenlerden ötürü ithalatçıların şikâyetleri gazetelere yansıyacak boyuta ulaşmış durumda.

Türkiye’nin Çin’den ara malı ithalatı yapıyor olması da daha ağır yaptırımların önünde engel oluşturuyor. İthal kalemler içerisinde ön sıralarda şu ürünler yer alıyor: Telefon cihazları, ses, görüntü veya diğer bilgileri alıp vermeye mahsus cihazlar, otomatik bilgi işlem makinaları ve bunlara ait manyetik veya optik okuyucular, sentetik iplikler, karayolu taşıtları için aksam ve parçalar, elektrik transformatörleri, oyuncak bebekler, diğer oyuncaklar, borular, kazanlar, tanklar, depolar, musluklar, hava veya vakum pompaları, gaz kompresörleri, fanlar, monitörler, projektörler, televizyon alıcı cihazları, ışıklı tabelalar ile bunların aksam ve parçaları.

Buna karşılık Türkiye’nin Çin’e ihracatında “mermer, krom, kurşun, bakır, demir, değerli metaller” başı çekiyor. 

Aslında Türkiye ile Çin arasındaki ticarete denge getirmek için hükümetin ilave tedbirler almasına gerek yok. Çünkü döviz kuru arttıkça yoksullaşan vatandaşın telefon başta olmak üzere lüks ithal mallara olan talebi giderek azalıyor. Yani vatandaş gerekli ayarlamaları zorunlu olarak yapıyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Yabancılar uzaklaşıyor, Saray yalnızlaşıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 10, 2020
Türkiye’nin döviz rezervi tahta bacaklı
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 6, 2020
Ekonomik kriz erken seçimi zorluyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Haz 15, 2020
Pandemide futbol: Tamam mı, devam mı?
Mustafa Sönmez | | Haz 10, 2020
65 yaş üstü isyan bayrağını çekti
Sibel Hürtaş | | Haz 4, 2020

Recent Podcasts

Featured Video

More from  Türkiye'nin Nabzı

al-monitor
Libya hesaplaşması Türkiye’nin sınırlarına dayanıyor
Fehim Taştekin | | Ağu 3, 2020
al-monitor
İdlib’de tıklayan bomba: Uzlaşma mı savaş mı?
Fehim Taştekin | Suriye çatışması | Tem 29, 2020
al-monitor
Kanal İstanbul hayaliyle rant oyunları
Mustafa Sönmez | Doğal çevre | Tem 22, 2020
al-monitor
Kürtlerin korkusu: Pençe PKK’nin ötesinde Kürdistan’ı hedef alıyor
Fehim Taştekin | Kürtler ve Kürdistan | Tem 20, 2020