Türkiye'nin Nabzı

Türkiye muhalefetinin beklenmeyen umudu: Canan Kaftancıoğlu

By
p
Article Summary
YSK kararını Al-Monitor’a değerlendiren CHP İstanbul İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu “halk iradesinin gaspı mümkün olmayacak” dedi.

Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) aldığı iptal kararıyla Türkiye tarihinin en tartışmalı seçimi olmaya aday 31 Mart yerel seçimleri kamuoyunu yeni siyasilerle tanıştırdı. Bunlardan biri de sadece İstanbullu seçmenin değil tüm Türkiye’deki muhaliflerin kalplerini ve akıllarını cezbeden Ekrem İmamoğlu. Ancak İmamoğlu’nun zaferi bir ekip işi ve arkasındaki mimarlardan biri de Türk siyasi hayatının alışılmadık isimlerinden genç bir doktor ve motosiklet sever bir anne olan Canan Kaftancıoğlu.

2018’de Cumhuriyet Halk Partisi’nin (CHP) İstanbul İl Başkanı seçilen Kaftancıoğlu, yerel seçim kampanyası sırasında hükümet kanadından pek çok saldırının hedefi haline geldi. Hakkında “terör örgütü propagandası” gerekçesiyle soruşturma açıldı. Ancak Kaftancıoğlu, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) kadrolarının İstanbul’daki 25 yıllık düzenine karşı verilen mücadelede dirençli bir siyasetçi olduğunu kanıtladı. Saldırılara rağmen AKP’lileri öfkelendiren düşüncelerini paylaşmaktan vazgeçmedi.

Kaftancıoğlu ve beraberindeki ekip, pek çok gözlemcinin muhalefet partilerini yetersiz gördüğü bir ortamda sandık zaferinin mümkün olduğunu kamuoyuna kanıtladı. Örgütleme ve yönetme becerisiyle CHP örgütünün tabanından tavanına herkesi etkilediği gözlenen Kaftancıoğlu, kadınların siyasete katılımının düşük, seslerinin kısık olduğu bir dönemde milyonların umudu oldu. Kaftancıoğlu, Al-Monitor’a hayatını, hayallerini, annelik, doktorluk ve siyaseti nasıl bir arada götürebildiğini anlattı.

Al-Monitor: Uzmanlığınız adli tıp ve teziniz de işkence üzerine. Bir doktor olarak sizi siyasete çeken bunlar mı oldu?

Kaftancıoğlu: Ordu’da dünyaya geldim. Çocukluğum, 80’li yıllarda Anadolu’nun bir kasabasında muhafazakar bir çevrede yokluk, yoksulluk ve o dönemin siyasi gerçekliğiyle geçti. O yıllarda yaşadığım ve ait olduğum yerdeki tek çıkış yolum okumak ve okudukça daha da sınır tanımayan hayallerimdi. O yıllarda siyasetin ne olduğunu bilmiyordum ama erken yaşta evlendirildiği için ortaokula gönderilmeyen arkadaşımın derdi derdim olmuştu. Bu ve bunun gibi onlarca gerçekliğin içinde okuduklarımın öğrettiği bir şey vardı ki; o da zengin-fakir, kadın-erkek herkesin eşit olduğuydu ve bunun için mücadele edilmesi gerektiğiydi. Kendimi bildim bileli çoğunluğun, güçlünün ya da kolay olanın değil haklı ve mağdur olanın yanında olduğumu hatırlıyorum. Eğer Mustafa Kemal Atatürk ve mücadele arkadaşları sayesinde cumhuriyet Anadolu’ya güneş gibi doğmamış olsaydı ilkokulu bitirir bitirmez evlilik yapan ve eşinin kazancıyla evini geçindirmeye çalışan milyonlardan biri olabilirdim.

O yıllarda tıp fakültesini kazanmak oldukça zordu ve “çalışkan öğrenciler doktor olur” gibi yerleşik bir inanç vardı. Hayalim hukukçu olmak iken bu yerleşik algı, ailesel ve çevresel etki nedeniyle tıp fakültesini kazandım. Tıp eğitimim boyunca çeşitli demokratik kitle örgütlerinde mücadele ettim. İstanbul’da geçen üniversite yıllarımın ve elbette okuduklarımın siyasal bilincimin oluşmasında çok etkili olduğunu söyleyebilirim. Adli Tıp ihtisasını tercih etmem ve işkence olguları üzerine tez yapmanın altında yatan ana sebep yukarıda özetlemeye çalıştığım yaşanmışlığım, gerçekliğim ve olaylara bakışımdı sanırım.

İlk gençlik yıllarından itibaren tercihten ziyade bir zorunluluk gereği inandığım mücadeleyi verirken aktif siyasete girme ya da girmeme gibi bir düşüncem yoktu açıkçası. Uzun yıllardır birçok demokratik kitle örgütünde demokrasi ve özgürlük mücadelesi yürütmekteyim. Kemal Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanı olması sonrasında, CHP’de bir değişim ve Türkiye’ye umut olacağına inanarak siyaset yapmaya karar verdim. Ancak burada bir hususun altını çizmek isterim. CHP’de siyaset yapmaya karar verdiğim andan itibaren bir şey olmak için değil hep birlikte bir şey başarmak için mücadele ettim.

Al-Monitor: Tüm hukuki, ekonomik ve siyasi zorluklara rağmen sizi her gün çalışmaya iten direncin kaynağı ne?

Kaftancıoğlu: Kişileri bir yere taşımak yerine fikirleri iktidar yapmanın önemine daima inandım ve örgüte de bıkmadan usanmadan bunu anlattım. Siyasetten kişisel bir beklentiniz yoksa eğer inandığınız değerler için siyaset yapmanız kolaylaşıyor açıkçası. Önceden hekim olarak, özel bir sağlık kuruluşunda yönetici olarak vatandaşa hizmet ederken siyasi mücadeleyle daha çok insana hizmet edeceğim duygusu hem siyasete girmemi tetikleyen hem de iç dünyamda beni mutlu eden bir duyguydu.

Sosyal ve ekonomik ortam ve koşullar içerisinde ayrım gözetmeksizin bütün insanların değerine ve eşitliğine inanarak çalıştım, çalışıyorum. Bakın konu sadece yasalar önünde eşit olmak değil. Fırsatlar, imkanlar karşısında da eşitlik sağlamak. Bu benim hayalim, bu sadece benim değil, inanın hangi parti, görüş, etnik yapı, inanç ve yapıdan olursa olsun insanların ortak özlemi.

Bugün gelir dağılımındaki adaletsizlik, işsizlik, eğitim olanaklarının kısıtlılığı, sağlık olanakları, haksızlıklar karşısında insanların yalnızlaştırılması, bireylerin kendilerini gerçekleştirememesi, kadınların sosyal ve ekonomik hayattan dışlanması, çocuklarımızın istismar edilmesi, uyuşturucu kullanımının artması önümüzde koca bir sorun yumağı şeklinde durmuyor mu? Bakın dünyada bana göre; en büyük şiddet biçimi insanların yoksul bırakılmasıdır.

Her insan özgür doğar diyoruz ama herkesin eşit olmadığı bir sistem dayatılıyor. Yoksul bir köyde doğan bir çocuğun doktor olma, öğretmen olma, iş insanı olma, sanatçı olma, cumhurbaşkanı olma hayali kuracağı ve bu hayalini gerçekleştirebileceği bir düzen kurmaya ihtiyaç var. Hiç aklımdan çıkmayan bir söz var: “Cumhuriyet kimsesizlerin kimsesidir.” İşte yürüdüğümüz yol ve hedefimizin temel taşlarından birisi budur.

Al-Monitor: Ocak 2018’de, il başkanı seçildiğinizde hem parti içinden hem de dışından tepki almıştınız. Ancak kısa sürede, 31 Mart’ta büyük bir başarı elde ettiniz. Bu başarının sırrı ne?

Kaftancıoğlu: Tepki çekmem çok normaldi. Çünkü örgüt içinde il başkanı olmak için yıllarca alışılageldik yöntemlerle mücadele edenlerin karşısına son bir haftada örgüt tarafından aday çıkarılan, alışılageldik hiçbir yöntemi kullanmayan, kimseyle pazarlık yapmayan, delegeyi kongreyi almak için oy olarak değil, kıymetli bir insan olarak gören bir anlayışla yola çıktım. İnsanların duymak istedikleri yerine acısıyla, tatlısıyla hakikati ve inandıklarımı söyledim. Ve sonuçta ben değil örgüt kazandı. Ve CHP örgütü belki de uzun zamandan sonra ilk kez inanarak yapılan ve hakikate yaslanan bir mücadelenin sonuç alabileceğini il kongresinde hissetti.

Dışarıdan saldırı olması Türkiye’nin güncel şartlarında anlaşılırdı. Çünkü onların hakim dilini reddeden, Türkiye sağ siyasetinin sol siyasete dayattığı “mahcup siyaseti” reddeden bir duruşun onları rahatsız etmesi kadar olağan bir durum yok aslında. Buna ek olarak belirtmem gerekir ki onlardan zerre kadar korkmayacağımı anladıkları anda asıl öfkeleri yükseldi. Çünkü bütün diktatörleri en çok sinirlendiren şey tüm güçlerine rağmen kendilerinden korkmayan insanların varlıklarıdır, hele de bu insan bir kadın ise.

Seçimdeki usulsüzlükleri engellemeye gelince burada en büyük pay CHP örgütlerine aittir. Olağanüstü bir çaba gerçek bir inançla bu kavgayı verdiler. İl başkanlığına aday olduğum günden bu yana inat ve ısrarla İstanbul’u alacağımızı vurguladım. Örgütüm ise inancımı inancı yapıp bir kaç daha büyüttü yüreğinde. Tam da bu nedenle ne MHP’lilerin saldırısına ne de gece vakti bir ayazda tuttuğu nöbete aldırış etmedi. Birlikte koyduğumuz hedefe inandı ve sonuç aldı.

Al-Monitor: Sizinle bir ortak noktamız var: Motosiklet sevdası. Türkiye’deki kadınlar arasında yaygın bir araç değil aslında nasıl başladınız?

Kaftancıoğlu: İlk gençlik çağlarımda --kızların bisiklete binmesinin ayıp sayıldığı bir dönem ve coğrafyadan söz ediyorum-- o dönemler hayalim olan bisiklet kullanma sevdası yaşım ilerledikçe motosiklet kullanma sevdasına evrildi. Kadınlar “iyi araç kullanamaz” gibi bir ön kabulün “motosiklet bile kullanır” gibi düşünceye evrilmesini istemiş olabilirim. Bu ülkede motosiklet kullanırken aldığınız risk doğruları söylerken de aldığınız riskle eşdeğer ve bu riskleri ortadan kaldırmanın yolu kabullenerek değil risklerine rağmen göze alarak olacak.

Al-Monitor: Yurt dışından Türkiye siyasetini izleyenlere ne söylemek istersiniz?

Kaftancıoğlu: Türkiye’nin sadece AKP’den ve Erdoğan’dan ibaret olmadığını, 82 milyonluk bu ülkenin birçok rengi barındırdığını, farklı kültürlere ev sahipliği yapan bir coğrafya olduğunu hiç unutmamalarını isterim. Türkiye, cumhuriyetin kuruluşundan bu yana yüzünü Batı’ya dönen, komşularıyla iyi ilişkiler kurmayı önceleyen, bölgesinde huzur, barış ve istikrarın adresi olan bir ülkedir. Türkiye’nin içinde yer aldığı uluslararası kuruluşların saygın bir aktörü olmasının bölgemizdeki gerginlikleri azaltıcı bir etkisi olacağını hep savunuyoruz.

Al-Monitor: Son olarak YSK’nın kararına ilişkin ne söyleyebilirsiniz?

Kaftancıoğlu: 31 Mart’ta halk sandığa giderek iradesini ortaya koymuş, kararını vermiştir. İstanbul Büyükşehir Başkanı Ekrem İmamoğlu’dur. Siyasi iktidarın sopası haline getirilmek istenen kamu kurumlarının eliyle halkın iradesinin gaspı mümkün olmayacaktır.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Türkiye seçimleri

Pınar Tremblay, UCLA'da siyaset bilimi dalında doktora adayı ve Pomona'daki Kaliforniya Politeknik Eyalet Üniversitesi'nde misafir öğretim üyesidir. Tremblay’ın makaleleri, Hürriyet Daily News ve Today's Zaman azetelerinde de yayınlanmıştır. Twitter hesabı: @pinartremblay 

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept