Rusya ve Orta Doğu

İdlib meselesi: Rusya-Fransa işbirliğinde Türkiye faktörü

By
p
Article Summary
Moskova, Paris ve Berlin arasında İdlib konulu temaslar son dönemde yoğunlaşsa da fazla bir ilerleme sağlanmış değil. Fransa’nın Suriye meselesinde aldığı konum büyük ölçüde Türkiye’yle ilişkilerine bağlı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Almanya Şansölyesi Angela Merkel ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 21 Mayıs’ta Suriye ve Ukrayna konulu üçlü bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiler. İdlib’de yoğunlaşan çatışmalar görüşmenin ana konularından biri oldu. Suriye rejimi İdlib’de mevzilenen terörist gruplara karşı son günlerde büyük çaplı bir taarruza girişti. Söz konusu gruplar arasında en faal ve en tehlikeli olanı Heyet Tahrir El Şam.

Fransa’nın bu meseledeki tutumu etik unsurlar dışında üç temel noktaya dayanıyor: Eylül 2018’de Putin’le Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan arasında imzalanan Soçi mutabakatı, Anayasa Komitesi’nin kuruluşunun hızlandırılması ve Suriye konusunda Fransa, İngiltere, Almanya, ABD, Suudi Arabistan, Ürdün ve Mısır’dan oluşan Küçük Grup kapsamındaki görüşmelerin Rusya, Türkiye ve İran öncülüğündeki Astana platformu ile birleştirilmesi.

İdlib’de askeri çözüme sert bir şekilde karşı çıkan Fransa, tüm tarafların Soçi anlaşmasına riayet etmesini, gerilimi azaltma bölgesinin korunmasını istiyor. Fransa bu tutumunu, Ekim 2018’de Erdoğan’ın davetiyle İstanbul’da gerçekleşen ve Macron’un yanı sıra Merkel, ve Putin’in katıldığı dörtlü görüşmeden bu yana net bir şekilde ortaya koydu.

Fransa’nın Suriye konusunda hem kurucu hem lider üye olduğu Beşli Grup, Almanya ve Mısır’ın katılımıyla Küçük Grup adını aldı. Küçük Grup ocak ayında BM Güvenlik Konseyi’nin 2254 sayılı kararı doğrultusunda Anayasa Komitesi’nin kurulması gerektiğini söylemiş ve taraflara bir an önce yeni Suriye anayasasını hazırlama çalışmalarına başlama çağrısı yapmıştı. Fransız yetkililer Ocak 2018’de Soçi’de gerçekleşen Suriye Ulusal Diyalog Kongresi’ne her zaman kuşkuyla bakmış olsa da Fransa pragmatik bir yaklaşımla bu toplantının sonuçlarını fiilen kabullenmiş durumda.

Fransa hem İstanbul zirvesine hem de Küçük Grup’un oluşumuna önem atfediyor çünkü bu iki girişimle Suriye meselesindeki konumunu güçlendirmeyi umuyor. Küçük Grup’un ivme kazanması üzerine Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian ocak sonlarında bu grup ile Astana süreci arasında köprü kurmaya çalıştı. Ne var ki bu temasların şu ana kadar sınırlı sonuçlar doğurduğu görülüyor. Bunun bir sebebi, iki platformun gündemleri arasında derin farkların olması. Küçük Grup insani kaygıların yanı sıra kimyasal silah kullanımına karşıtlık ve bu tip silahları kullananları cezalandırma gereği etrafında oluşurken, Astana formatı gerilimi azaltma bölgeleri, tutsak takası gibi daha çok teknik konuların konuşulduğu bir platform oldu.

Küçük Grup ile Astana platformu arasındaki temaslardan yüksek beklentiler ise oldukça abartılı görünüyor. Temasların yapıcı bir sürece evrilmesi üç ana yapısal sebepten dolayı zor görünüyor.

Birincisi, Paris’te geçtiğimiz günlerde kıdemli diplomatların rotasyonu başladı ve bu sürecin birkaç hafta daha sürmesi bekleniyor. Bu kapsamda, Rusya ve Suriye’ye dengeli bakışıyla bilinen Cumhurbaşkanı Danışmanı Philippe Etienne’in Élysée Sarayı’ndan ayrılıp ABD’ye büyükelçi olması bekleniyor.

Fransız bir diplomatik kaynağın Al-Monitor’a verdiği bilgiye göre Etienne Élysée Sarayı’ndaki görevi sırasında şahinlerin Rusya’ya karşı desteklediği pek çok “tuhaf karara” engel oldu. Etienne’in yerine Emmanuel Bonne atanmış durumda. Bonne’un Orta Doğu tecrübesine sahip olması, Macron’un diplomaside Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya daha çok yoğunlaşma niyetinin işareti olabilir. Bonne’un Rusya’ya yönelik yaklaşımının Fransız neoconlar diye adlandırılan kesimin görüşlerini dengeleyip dengelemeyeceğini ise zaman gösterecek. Kıdemli görevlilerin rotasyonu Fransız Dışişleri Bakanlığı’nı da kapsıyor. Bakanın özel kalemi olarak atanan Nicolas Roche’un şahinler arasında yer aldığı ve özellikle Rusya ve İran konusunda sert bir çizgide olduğu biliniyor.

İkinci sebep, Fransa’nın Suriye meselesindeki konumunun büyük ölçüde Türkiye’yle ilişkilerine bağlı olması. Fransa mülteci konusunda Türkiye’yi destekliyor ve bu doğrultuda, Fransız özel kuvvetlerinin Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile işbirliğinden rahatsız olan Ankara’nın kaygılarını yatıştırmaya çalışıyor. SDG’nin muharip birimleri, çoğunlukla Türkiye’nin terör örgütü saydığı Halk Savunma Birlikleri’ne (YPG) mensup Kürtlerden oluşuyor. Macron’un 19 Nisan’da Paris’te SDG temsilcileriyle görüşmesi Ankara’yı kızdırmıştı.

Fransa’yla Türkiye arasındaki bu kırılgan çalışma ilişkisi, tarafların Suriye’de terörle mücadele, Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın akıbeti ve mülteciler konusunda ortak bazı menfaatleri olduğu varsayımına dayanıyor. Ancak Fransa’nın Kıbrıs Rum kesiminde bir deniz üssüne sahip olma planı bu hassas taktiksel yakınlaşmaları tehlikeye atabilir.

Fransa’yla Kıbrıs (Güney kesimi) arasında askeri işbirliğini özellikle lojistik alanında artırmayı öngören ve adaya askeri ve sivil personelin gönderilmesine imkan veren yasa tasarısı, Senato tarafından kasım ayında onaylanmıştı. Kıbrıs’taki Fransız Büyükelçisi René Troccaz şubatta Baf’taki Andreas Papandreou Hava Üssü ve Limasol yakınlarındaki Evangelo Florakis Deniz Üssü’nü ziyaret etti. Büyükelçinin açıklamaları Fransa’nın Kıbrıs’ta kalıcı bir deniz üssü edinmek istediğini teyit ederken, deniz üssünü genişletme çalışmalarının yakında başlayacağı ve Fransa tarafından finanse edileceğine işaret etti. Son olarak, Kıbrıs Savunma Bakanı Savvas Angelides ve Fransız mevkidaşı Florence Parly 15 Mayıs’ta Paris’te bir araya gelerek üssün inşasına yönelik bir niyet mektubu imzaladılar.

Fransa’nın Kıbrıs’ta kalıcı bir deniz üssüne sahip olma planı, Doğu Akdeniz’e gönderilecek Fransız veya Avrupalı başka deniz birimlerinin desteklenmesini amaçlıyor. Fransa Doğu Akdeniz’i Avrupa Birliği’nin arka kapısında daimi bir gerilim noktası olarak görüyor. Bir başka amaç da bölgedeki deniz faaliyetlerini 21. yüzyılın başlarından itibaren artırmaya başlayan ve Suriye kriziyle iyice yoğunlaştıran Rusya’nın denetlenmesi. Ancak Kıbrıs açıklarındaki ihtilaflı alanlarında doğal gaz aramayı planlayan Türkiye’nin Fransa’nın bu yeni kazanımını olumlu karşılayacağı şüpheli.

Bu bağlamda Fransa-İtalya ortaklığında Türkiye’ye geçici olarak SAMP-T hava savunma sistemleri göndermek için yapılan teklif, Paris’in Ankara’nın kaygılarını hafifletme girişimi olarak görülebilir. Fransa aynı zamanda bu teklifle, Türkiye’nin Rusya’yla yaptığı S-400 anlaşmasını gözden geçirmesini umuyor olabilir.

S-400 anlaşmasının –ki üçüncü sebep de budur– ABD Kongresi’ni Amerika’nın Karşıtlarına Yaptırımlarla Karşı Koyma Yasası’nı uygulamaya sevk etmesi bekleniyor. Türkiye’ye yönelik yaptırımlarla Türkiye-ABD geriliminin iyice yükselmesi Küçük Grup ile Astana platformu arasında zaten kırılgan olan temaslara da zarar verebilir ve böylece Fransa’nın Suriye meselesinde diplomatik nüfuz edinme şansı iyice tehlikeye girer.

Tüm bu sebeplerden dolayı Suriye bağlamındaki Fransa-Rusya ilişkisinin öngörülebilir gelecekte operasyonel düzeydeki işbirliğinin ötesine geçmesi zor görünüyor. Bu işbirliğinin ağırlıkla iki alanı kapsaması beklenir: Suriye semalarında ve deniz açıklarında çakışmaları önleme tedbirleri ve Fransız ve Rus uyruklu cihatçıların takibi. Kimliğinin gizli kalması kaydıyla konuşan bir Fransız askeri kaynağına göre Charles de Gaulle uçak gemisi mart ayında Doğu Akdeniz’e gönderildiği zaman Fransız ve Rus donanmaları arasında “çok iyi, hatta mükemmel” bir iletişim sağlandı. Şu aşamada Fransa ve Rusya ancak pratikteki bu ilişkiyi geliştirebilirler. Ötesine geçemez.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Igor Delanoe, Moskova’daki Fransız-Rus Ticaret Odası’na bağlı Observo analiz merkezinin başkan yardımcılığını yürütmektedir. Uzmanlık alanları Rus dış politikası ve Akdeniz bölgesindeki güvenlik konularıdır. Doktora derecesine sahip olan Delanoe, Nice-Sophia Antipolis Üniversitesi’nde ve İstanbul Kadir Has Üniversitesi’ne bağlı Uluslararası İlişkiler ve Avrupa Çalışmaları Merkezi’nde araştırmacı olarak görev almaktadır. Twitter hesabı: @IgorDelanoe

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept