Irak'ın Nabzı

Ezidilerin 'koruyucuları’ var ama güvenlikleri hâlâ soru işareti

By
p
Article Summary
Irak’taki Ezidi azınlığı İslam Devleti’nden kurtuldu ama şimdi kendisini koruyan güçlerin Sincar’daki hâkimiyet çekişmesiyle karşı karşıya. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

SÜLEYMANİYE, Irak — Neredeyse dört yıl önce İslam Devleti’nden (İD) kurtarılan Ezidi ağırlıklı Sincar’da rakip güçler arasında süren çekişmeler hem rehabilitasyon çabalarını hem bölgeden kaçanların dönüşünü engelliyor ve yeni bir çatışmaya zemin hazırlıyor.

Irak’ın kuzeybatısında, Suriye sınırı yakınında bulunan Sincar 2014 yılında İD militanlarının eline geçmişti. Bölgede çoğunluğu oluşturan Ezidiler katliam, tecavüz ve esaretle dolu bir soykırım kampanyasına maruz kaldılar. İD Kasım 2015’te çeşitli güçlerin katıldığı bir operasyonla Sincar’dan çıkarıldı.

İD Sincar’a saldırdığında Irak Kürdistanı’nın Peşmerge güçleri savaşmadan kentten çekilmiş ve Ezidileri savunmasız bırakmıştı. Sincar halkının yardımına Kandil Dağları’nda üslenen yasadışı PKK örgütü gelmişti.

Sincar şu anda Ezidilerden oluşan ve kimilerince PKK’nın uzantısı olarak görülen Sincar Direniş Birlikleri (YBŞ) tarafından yönetiliyor ve bunun, Irak ordusu ve polisiyle eşgüdüm halinde yapıldığı söyleniyor. Ancak 19 Mart’ta YBŞ ile Irak ordusu arasında çıkan çatışmada iki YBŞ mensubu ve bir Irak askeri öldü.

Irak Savunma Bakanlığı Sözcüsü Tahsin El Hafaci Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bizler Sincar’da güvenliği sağlayacak güçteyiz. Sincar halkıyla, aşiret liderleriyle doğrudan temas halindeyiz. Birliklerimizi takviye ettik ve durumun şu an bizim güçlerimizin kontrolünde olduğunu söyleyebilirim.”

Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) mensubu olan ve şu an üç saat mesafedeki Dohuk’ta oturan Sincar Belediye Başkanı Mahma Halil ise Al-Monitor’a şu açıklamayı yaptı: “YBŞ PKK’nın uzantısıdır ve burası PKK’nın mücadele alanı değildir. YBŞ güçleri sığınmacıların dönüşüne engel oluyorlar. STK’lara zorluk çıkarıyor, insanların geri gelip kenti yeniden inşa etmesini engelliyor, şiddet kullanıyor ve istikrarsızlık yaratıyorlar.”

YBŞ’nin Sincar halkına, hatta Irak polisine “özel yasalar dayattığını” iddia eden Halil, Irak yönetiminin bölgeye daha fazla asker gönderip kanunu uygulatması ve “yabancı YBŞ güçlerini” ülkeden çıkarması gerektiğini söyledi.

3 Mayıs’ta Sincar’ı ziyaret eden BM Genel Sekreteri’nin Irak Özel Temsilcisi Jeanine Hennis-Plasschaert, Bağdat’taki federal hükümete ve Kürdistan Bölgesel Yönetimi’ne (KBY) seslenerek Sincar’da tek bir yönetimin oluşturulmasını istedi. Ancak görünen o ki Bağdat ve Erbil bu konuda farklı görüşlere sahip.

KBY Sözcüsü Sefin Dizayi Al-Monitor’a şöyle konuştu: “PKK’yla bağlantılı bir gücün varlığı Sincar ve bölge için sorunlar yarattı. Esasen Kürdistan bölgesi ve Irak’la hiçbir alakası olmayan bu gücün, Iraklı bazı çevrelerin desteğiyle kendini dayatması Kürdistan bölgesi ve Sincar halkı için kaygı kaynağıdır.”

Dizayi, Sincar halkının YBŞ’nin etkisinden uzak kendi yerel yönetimini seçebilmesi gerektiğini vurguladı.

Savunma Bakanlığı Sözcüsü Hacafi ise YBŞ’nin Sincar’dan çıkarılmasına yönelik talepler ve kentte hangi güçlerin kalması gerektiği sorulduğunda bu tür konuların, silahlı kuvvetlerin başkomutanı da olan Başbakan Adil Abdil Mehdi’nin yetkisinde olduğunu belirtti.

Sincar’daki YBŞ komutanı Said Hasan ise Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Güçlerimizin Sincar’dan çekilmesini isteyenleri önemsemiyoruz. Sincar’ı İD’e karşı koruyan YBŞ oldu, biz de buranın insanlarıyız. Irak hükümeti de Irak ordusu da bu mücadeledeki fedakârlıklarımızı kabul etmiştir.”

Hasan YBŞ güçlerinin resmi olarak Irak hükümetinden emir aldığını, hükümetin Sincar’daki fiili varlıklarını kabul ettiğini belirtti. Hem Irak askerleriyle hem de Haşdi Şabi olarak da bilinen Halk Seferberlik Birlikleri (HSB) ile iyi bir eşgüdüm yürüttüklerini söyleyen Hasan, hükümetin YBŞ’yi bölgeden çıkarmasını “gerçekçi olmayan” ve “kifayetsiz” bir beklenti olarak niteledi. Hasan, Türkiye’nin KDP’ye YBŞ ile mücadele etsin diye baskı uyguladığını düşünüyor.

Sincar’dan kaçanların evlerine dönüşünün KDP tarafından engellendiğini öne süren Hasan, Sincar halkının kendi yönetimini demokratik yollardan seçmesine YBŞ’nin hiçbir itirazı olmadığını, 16 Kasım’da yerel seçimlerin yapılacağını kaydetti. Ancak Hasan’a göre yollara döşenmiş çok fazla bombanın bulunması ve temel hizmetlerin eksik olması, insanların köylerine dönüp oy kullanmasına engel oluşturuyor.

Kasım Şeşo ise İD’in saldırılarına karşı 2014’te kurulan ve 2017’de Peşmerge’ye katılan Ezidi milis grubu Ezidhan Savunma Gücü’nün (HPS) komutanı. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Şeşo, “Bizim görüşümüze göre HSB ve PKK Sincar’da kaldıkları sürece kent güvenlik ve istikrara kavuşamaz. Sincar’da güvenlik ve istikrarı Irak federal hükümeti ile Peşmerge’nin oluşturduğu müşterek güçler sağlamalı” dedi.

Türkiye’nin askeri müdahale tehdidi üzerine PKK Mart 2018’de Sincar’dan çekildiğini duyurmuştu. YBŞ’yi PKK’nın uzantısı olarak gören Türkiye’nin, kendi menfaatleri doğrultusunda bölgedeki etnik gruplar arasında husumeti körüklediği söyleniyor.

Washington merkezli Tahrir Enstitüsü’nde bağımsız araştırmacı olan Kemal Çomani Al-Monitor’a şu değerlendirmede bulundu: “YBŞ ideolojik olarak Abdullah Öcalan’ın ideolojisine bağlı ama YBŞ kentte yabancı bir güç değil çünkü savaşçılarının çoğu Ezidi. Farklı güçler arasında çatışmalardan korkuluyor ancak YBŞ’nin kentten çekilmesini istemek mantıklı değil. (…) KDP, YBŞ’yi Sincar’da, hatta Sincar’ın da ötesinde varlıksal bir tehdit olarak görüyor. Çünkü PKK ilerleyen dönemde YBŞ üzerinden askeri gücünü artırabilir.” Çomani, YBŞ’nin kentten çıkarılmasında ısrar etmesi için KDP’nin Türkiye’den baskı gördüğünü de ekledi.

Araştırmacıya göre Sincar halkı, kendi içinden ve herkesin desteğine sahip bir belediye başkanı seçmeli. Silahlı güçler ise siyasi bir anlaşma sağlamalı ve bu anlaşmada Bağdat, YBŞ’yi bir Ezidi birliği olarak kabul etmeli, KDP ise Sincar’daki yeni siyasi ve askeri dengeleri kabullenmeli çünkü grupların hepsinde Ezidiler yer aldığı için kimse kimseyi bölgeden çıkaramaz.

KBY’nin uluslararası tanıtım koordinatörü Dindar Zebari’nin 12 Mayıs’taki açıklamasında verdiği bilgiye göre, İD 2014’te Sincar’ı işgal ettikten sonra yaklaşık 6 bin 300 Ezidi’yi kaçırdı, 4 Mayıs itibarıyla neredeyse tamamı kadın ve çocuk olmak üzere 3 bin 371 kişi kurtarıldı ya da serbest bırakıldı. Aralarında 2 bin 700’den fazla erkeğin bulunduğu geri kalan Ezidilerin ise akıbeti bilinmiyor.

Radikal terörist grupların hâlâ tehdit oluşturduğunu belirten Çomani, “Gelecekteki olası tehditlerden korunmak için Ezidilerin bir güce ihtiyacı var” dedi.

Türkiye kuzeydoğu Suriye’de Kürt Halk Savunma Birlikleri (YPG) kontrolünde olan bölgelere büyük bir sınır ötesi operasyon yapmak istiyor. Bu harekât, Türkiye’nin bölgede tehdit olarak gördüğü iki ana nokta olan Sincar ve Kandil’i hedef alacak şekilde genişletilebilir. Ancak böyle bir hamle Türkiye ve KBY için yıkıcı sonuçlar doğurabilir. Nitekim Iraklı liderler de Irak topraklarının bölgesel hesaplaşmaların sahnesi olamayacağını sık sık dile getiriyorlar.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Ezidiler

Dana Taib Menmy is a Kurdish journalist from Sulaimaniyah who has been published by several Kurdish media outlets since 2006.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept