İran'ın Nabzı

ABD yaptırımları Suriye’deki İran-Türkiye diyalogunu nasıl güçlendiriyor?

By
p
Article Summary
Farklı cephelerde ABD baskısı altında olan İran ve Türkiye’nin aralarındaki işbirliğini artırması ve bunun pek çok konuda ayrıştıkları Suriye meselesine de yansıması bekleniyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’dan petrol alan ülkelere tanınan yaptırım muafiyetini uzatmama kararı dünya çapında tepki topladı. Başlıca tepkilerden biri, ABD’yle NATO’da müttefik olmakla birlikte İran’dan petrol ve gaz almayı sürdürmüş olan Türkiye’den geldi.

Trump yönetiminin İran’a yönelik yeni kısıtlamalarını eleştiren Türk Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu “Tek taraflı yaptırımları ve komşularımızla nasıl ilişki kuracağımız konusundaki dayatmaları kabul etmiyoruz” dedi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan da 29 Nisan’daki Tahran ziyaretinin ardından yaptırımların ikili ilişkileri değiştirmeyeceğini belirtti.

Washington İran’a karşı “azami baskı” politikasını tüm gücüyle uygulamaya yönelse de Ankara ve Tahran işbirliğini sürdürmeye kararlı görünüyorlar. Yaptırımların etkilerini bertaraf etmek ve aralarındaki ticareti sürdürmek için iki ülkenin bazı mekanizmalar üzerinde çalıştığı bildiriliyor. İran ve Türkiye’den üst düzey yetkililerin sık sık bir araya gelmesi de bunun işareti olarak görülebilir. İran Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif 17 Nisan’da, Suriye ziyareti öncesinde Ankara’ya uğradı, yardımcısı Abbas Arakçı da 30 Nisan’da “siyasi istişareler” için Ankara’ya gitti.

ABD’nin baskıyı artırdığı şu dönemde İran Türkiye’yi önemli bir ortak olarak görüyor. Ankara da Rusya’dan alacağı S-400 füze savunma sistemleri ve ABD’nin Suriye’deki Kürt gruplara desteği nedeniyle Washington’la ayrı sorunlar yaşıyor. Bu arada Tahran ve Ankara, Suriye krizinde tamamen farklı bakış açılarına sahip olsalar da Astana barış süreci kapsamında işbirliğine devam ediyorlar. Bu bağlamda iki komşu arasında görülen yeni yakınlaşmanın Suriye’deki ilişkileri nasıl etkileyeceği sorusu önem kazanıyor.

Bu sürecin başlıca etkilerinden biri, Suriye’nin İdlib vilayetindeki duruma ilişkin İranlı yetkililerin söyleminde görülen ton değişikliği.

Ankara, Astana sürecindeki ortakları İran ve Rusya’nın İdlib’de terörist gruplara karşı kapsamlı harekât başlatma isteğine direnç gösteriyor, böyle bir operasyonun Türkiye’ye doğru yeni bir mülteci akınını tetikleyerek ulusal güvenliğini tehdit edeceğini savunuyor.

Suriye topraklarının tümüyle Şam’ın kontrolüne dönmesini savunan İran ise bakış açısını korumakla birlikte Ankara’ya bu konuda doğrudan baskı yapmaktan geri duruyor. Zarif son Ankara ziyaretinde bölgedeki duruma dair ciddi endişe ifade etmekten öteye gitmezken, tüm Astana ortaklarının İdlib konusundaki taahhütlerini yerine getirmesi gerektiğini vurguladı. Bu arada İdlib’deki isyancı ve terörist gruplara aralıklarla saldırılar düzenleyen Şam ve Rusya’nın bu saldırıları son dönemde artırdıkları görülüyor. Ancak bölgede İranlı veya İran yanlısı güçlerin varlığına dair herhangi bir bilgi kamuoyuna yansımış değil.

Suriye krizi konusunda bir kitabın da yazarı olan Tahranlı dış politika uzmanı Mustafa Necefi, Amerikan yaptırımları ile İdlib konuları arasında bağ olduğunu vurgulayarak Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Türkiye muhtemelen yaptırımlar karşısında İran’a destek verecek, İran da İdlib konusunda Türkiye’ye baskıyı azaltacak.”

Bu bağlamda İdlib için en muhtemel senaryo, Rus ve Suriye güçlerinin aralıklı saldırılara devam ettiği, Rusya’yla Türkiye arasında diplomatik temasların sürdüğü, İranlı ve İran yanlısı güçlerin ise sahada varlık göstermediği, uzatmalı bir sürecin yaşanması.

Tahran-Ankara yakınlaşmasından etkilenmesi beklenen bir başka konu da Fırat’ın doğusu. Ankara’nın buradaki Kürt gruplara karşı askeri harekât yapma isteğine Tahran halen karşı çıkıyor olsa da taraflar arasında işbirliğinin artması bekleniyor. Türkiye Suriyeli Kürtlerin başlıca destekçisi olan ABD ile Kürtleri sınırdan uzaklaştırmak ve bir “güvenli bölge” oluşturmak için görüşmeler yaparken, İran da Şam’la uzlaşmaları için Kürtleri ikna etmeye çalışıyor. Ne var ki bu çabalar şu ana kadar sonuç vermiş değil.

Zarif’in Ankara ziyaretinde gündeme getirdiği son İran önerisinde Türkiye sınırına Suriye ordusunun konuşlanması ve Suriye topraklarından Türkiye’ye karşı “hiçbir terör faaliyeti olmayacağı” konusunda Ankara’ya güvence verilmesi öngörülüyordu. İran muhtemelen bu doğrultuda Ankara’yla Şam’ı uzlaştırma çabalarına devam edecek. En iyi senaryoda Suriye ile Türkiye’nin sınırı ortak kontrol ettiği ve Türkiye’nin Suriye içlerine doğru daha fazla ilerlemediği bir çözüm için uğraşılabilir.

Ancak Türkiye’yi Fırat’ın doğusuna yönelik askeri planlarından vazgeçirmek için İran’ın sadece güvenlik garantisi vermesi yetmeyebilir. Türk dış politikası uzmanı olan Tahran Terbiyet Müderris Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Yyesi Veli Gülmuhammedi’ye göre Ankara’nın Tahran’dan beklentisi, Suriye’deki müstakbel düzende Kürtlere ciddi bir siyasi ağırlık verilmemesi konusunda Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı ikna etmesi. Al-Monitor’un sorularını yanıtlayan Gülmuhammedi’ye göre “Ankara yeni Suriye anayasanın hazırlanmasında Kürtlerin oynayacağı rolü, ayrıca Kürtlerin müstakbel siyasi sistemdeki yerini olabildiğince kısıtlamak istiyor.”

İran’a yönelik ABD yaptırımları ve Suriye meselesi İran-Türkiye ilişkilerinin mevcut evresini belirleyen iki ana unsur olarak nitelenebilir. Yaptırımların etkilerini hafifletmekte Ankara’nın İran’a yardım etme potansiyeli, aynı zamanda Suriye’de taviz kopartmak için başlıca dayanağını oluşturuyor. İran ise Esad üzerindeki nüfuzu ve İdlib’deki potansiyel askeri rolüyle Türkiye’ye karşı etki gücüne sahip. Tüm bunların Tahran’la Ankara arasındaki Suriye uzlaşısını güçlendirmesi bekleniyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Hamidreza Azizi, Şehit Beheşti Üniversitesi İktisat ve Siyaset Bilimi Fakültesi’nde öğretim üyeliği yapıyor, ayrıca Tahran’daki İran ve Avrasya Araştırma Enstitüsü’nün (IRAS) bilim kurulunda yer alıyor. Twitter hesabı: @HamidRezaAz

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept