Rusya ve Orta Doğu

Suriye’nin yeniden inşası: Rus şirketleri niçin temkinli?

By
p
Article Summary
Rus şirketleri Suriye’nin yeniden inşa sürecinde aşırı bürokrasi ve yasal sıkıntılar dâhil pek çok engelle karşı karşıya. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Rusya Dışişleri Bakan Yardımcısı Sergey Verşinin 24 Mart’ta Moskova’da BM Kalkınma Programı’nın (UNDP) Avrupa bölge direktörü Mirjana Spoljaric Egger ve Suriye direktörü David Akopyan ile görüştü. Rusya Dışişleri Bakanlığı’na göre “Suriye’deki UNDP temsilcileri, yeniden inşa sürecinin ilk safhasında gelinen nokta ve Rusya’nın maddi katkısıyla meskûn bölgeler ve altyapının onarımına yönelik projelerin sonuçları hakkında bilgi verdiler.”

Eylül 2018’de düzenlenen 60. Şam Uluslararası Fuarı’na Rus şirketler yoğun katılım göstermişti. Fuarda Rusya ile Suriye arasında ekonomik işbirliğine ilişkin bir yol haritası benimsendi. Sanayi, enerji, ulaşım, sağlık ve inşaat alanındaki öncelikli projeler, Rusya-Suriye Ticari, Ekonomik, Bilimsel ve Teknik İşbirliği Komisyonu’nun Aralık 2018’de Şam’da yapılan 11. toplantısında da ele alındı. Tüm bu gelişmeler, Rus şirketlerinin Suriye’deki yeniden inşa sürecine katılımıyla ilgili hukuki sorunlar dâhil pratiğe ilişkin bir dizi sorunu gündeme getirdi.

Suriye bağımsızlığını kazandığından beri devletin ekonomideki geleneksel hâkimiyetine rağmen “infitah” diye bilinen açılım dönemleri de yaşadı. Örneğin 1946-1963 döneminde sermayenin serbest dolaşımı sağlandı, Hafız Esad yönetimindeki 1970-2000 döneminde rejime sadık özel teşebbüsler desteklendi, Beşar Esad da cumhurbaşkanlığının ilk yıllarında serbestleşme ve özelleştirme politikaları uyguladı. Dolayısıyla Suriyeli girişimci ve sanayiciler hem içeride hem dışarıda özel ticaret hukukunun kurallarına göre iş yapmaya alışkın.

Öte yandan Suriyeli girişimciler, özellikle de küçük ve orta ölçekli olanlar pek çok sorundan mustarip oldular: Aşırı bürokrasi, yolsuzluk, tescil ve ruhsat işlemlerinde karmaşık yasal düzenlemeler, “gölge” iş gruplarının hâkimiyeti ve halk arasında “evlad el sulta” yani “iktidarın evlatları” diye bilinen hükümet bağlantılı işadamlarının tehdit ve baskınları.

Suriye makamları şimdi üst düzey komutanlara, rejime sadık gruplara, yeni türeyen ticaret elitlerine ve yabancı dostlarına çeşitli imtiyazlar tanırken, baskın ve haraç sorunları devam ediyor. Anılan grupların hepsi, Esad’ın iktidarını kurtarmaya katkı yaptıkları gerekçesiyle yeniden inşa sürecinde özel mükâfatları hak ettiklerine inanıyorlar.

Bahsi geçen hukuki ve kurumsal sorunlar çok önceden görünür olmuştu. 2000’li yıllarda Türkiye, Arap devletleri, Avrupa Birliği, Çin ve Hindistan’la ticareti geliştirme, stratejik ekonomik ortaklıklar kurma çabaları, hükümetin birçok düzenlemesi nedeniyle engellerle karşılaştı. Bunların bazıları şöyle: özel bankaların kuruluşu ve bankacılık gizliliği konusunda 2001’de kabul edilen kanun, İslami bankaların ruhsatlandırılması ve sigorta, sağlık ve yüksek öğrenim sektörlerindeki yatırımlara ilişkin 2005 tarihli kanun hükmünde kararnameler, 2007’de yatırım kanunu değiştiren kararname ve aynı yıl çıkarılan yeni ticaret kanunu, 2008 tarihli yabancı şirketler kanunu, bir kamu kurumu olan Suriye Yatırım Şirketi’nin kuruluşuna dair 2010 tarihli kanun hükmünde kararname.

Şam yönetimi 2016’da ve 2017’nin başlarında Rusya ve İran’ın desteğiyle kazandığı zaferlerden güç alarak, ülkedeki sosyoekonomik koşulların canlandığını göstermek için bir dizi yasal düzenleme çıkardı. Bunların bazıları şöyleydi:

  • Ekonomi ve Dış Ticaret Bakanlığı bünyesinde Küçük ve Orta Ölçekli Proje Geliştirme Ajansı’nın kuruluşuna dair kanun. Kanuna göre kurumun amaçları şöyle: Tarım, sanayi, geleneksel el sanatları, ticaret, hizmetler ve entelektüel faaliyetler alanında proje işleyişini düzenlemek, ulusal kalkınma planlarıyla projeler arasında bağlantı kurmak ve projelerin uygulanmasında kamu, özel sektör ve sivil toplum arasında koordinasyon yürütmek.

  • Ekonomi ve Dış Ticaret Bakanlığı bünyesinde Yerel Ürünleri ve İhracatı Destekleme ve Geliştirme Ajansı’nın kuruluşuna dair kanun.

  • Yüksek Öğrenim Bakanlığı bünyesinde Bilimsel Mükemmeliyet ve Yaratıcılık Ajansı’nın kuruluşuna dair kanun.

  • Kredi Risk Sigorta Kurumu’nun kuruluşuna dair kanun. Kurumun amacı, küçük ve orta ölçekli projelere sağlanan kredileri risklere karşı sigortalamak, bunun için gerekli fonları sağlamak ve kurumun 5 milyon Suriye lirası olarak belirlenen sermayesinin yüzde 25’ini aşmayacak şekilde fazla fonlarla düşük riskli finans araçlarına yatırım yapmak.

  • Tavuk ve sığır çiftliklerinin beş yıl boyunca gelir vergisinden muaf tutulmasına dair kanun hükmünde kararname.

  • Ruhsatlı işletmeler için ithal edilen makine ve imalat hatlarının gümrük vergisi ve ithalat harçlarından muaf tutulmasına dair kanun hükmünde kararname.

2016’da çıkarılan bir başka kanun da kamu-özel işbirliği (KÖİ) projelerine zemin sağladı. Kanunun ana amacı, yabancı şirketlerin yer aldığı kamu-özel ortaklıkları eliyle petrol ve gaz aramaları hariç altyapı ve diğer sektörlerde uzun vadeli yatırımların yapılmasını sağlamaktı. Başbakan’ın başkanlığında bir de KÖİ Konseyi kuruldu.

Rus şirketleri Suriye’deki yeniden inşa sürecine KÖİ temelinde katılmak istediklerini sıkça ifade ettiler. Ancak yasal konularda, özellikle mali ve teknolojik yatırımların geri dönüşüne dair garanti ve koşullarla ilgili tedirginlik bugün hâlâ ortadan kalkmış değil. Bu da KÖİ araç ve mekanizmalarının gerçek hayata uyarlanmasını gerektiriyor.

İkinci sorun şeffaflığın artırılması ve ihale yöntemlerinin düzeltilmesiyle ilgili. Rus şirketleri, özellikle de bugüne kadar Suriye’de hiç iş yapmamış olanlar, prosedürlere ilişkin net kılavuzlar olmasını, bunların hükümetin internet sitelerinde ya da başka kamu kaynaklarında açıklanmasını istiyorlar.

Üçüncü sorun Suriye’deki uluslararası tahkim mekanizmalarının zayıf olması. Suriye’nin, bugünlerde Suriyeli şirketler tarafından da kullanılan Lübnan Tahkim ve Arabuluculuk Merkezi gibi dört başı mamur tahkim yapılarına ihtiyacı var. Ticari ihtilafların çözümünde Rus şirketleri genellikle Suriye’deki devlet mahkemelerine gitmek istemiyor. Bunun nedeni, rutin prosedürlerin uzun sürmesi ve hukuki vekâlet masraflarının yüksek olması.

Özetle, Suriye yönetiminin Rusya’dan ya da başka ülkelerden iş ortakları ve yatırım çekebilmesi için yasal zemini modernize etmesi, lüzumsuz bürokratik işlemleri kaldırması ve hukuki süreçleri iyileştirmesi gerekiyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Suriye'de Rusya, ekonomi ve ticaret

Igor A. Matveev is a Russian expert on Syria and the Middle East with a background in diplomacy. He is currently a visiting lecturer at the School of Government and International Affairs at the Moscow State Institute of International Relations (MGIMO-University). From 2014-2017, he headed the Trade and Economic Division of the Russian Embassy in Damascus. Matveev is the author of a series of books and articles dedicated to Syria's history, economy and foreign policy, including his latest “The Economic Impact of the Syria Crisis: Lessons and Prospects” (Beirut: Arab Scientific Publishers, 2018).

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept