İran: Süleymani’nin Zarif’e desteği sertlik yanlılarını yalnız bıraktı

İran Dışişleri Bakanı iktidarın önemli isimlerinden destek alarak görevine dönmüş olsa da İran’daki sertlik yanlısı grupların önümüzdeki yıllarda yapılacak seçimlerden güçlenerek çıkması bekleniyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani (sağda) ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif Hindistan’ın Haydarabat kentinde düzenlenen Müslüman liderler ve âlimler toplantısında, 15 Şubat 2018 Photo by REUTERS/Danish Siddiqui.

İşlenmiş konular

iran sanctions, jcpoa, hassan rouhani, mohammad javad zarif, resignation, iranian politics, hard-liners

Mar 1, 2019

Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif’in 25 Şubat gecesi aniden duyurduğu istifası, İran’ın güçlenen tutucu kampında bayram havası estirmişti.

Sertlik yanlısı eski milletvekili Hamid Resai, resmi adı Ortak Kapsamlı Eylem Planı (OKEP) olan nükleer anlaşmayı kastederek “Utanç verici OKEP çıkmaza girdi. Zarif (eski ABD Dışişleri Bakanı) John Kerry’ye inanarak tüm varlığını kumarda oynayan ve kaybeden bir kumarbaza döndü” derken, muhafazakâr siyasetçi Mahmud Nebevian şu ifadeyi kullandı: “Bize zarar veren SaadabadParisCenevreLozan, OKEP ve FATF (Mali Eylem Görev Gücü) anlaşmalarının arkasındaki isim istifa etti. Allah’a şükürler olsun.” Milletvekili Cevad Kerimi Kuddusi ise vekil arkadaşlarına tatlı dağıtarak Zarif’in bittiğinden “emin” olduğunu söyledi.

Ancak sonradan görüldüğü üzere Dışişleri Bakanı’nın gittiğinden emin olanlar erken davranmıştı. Zarif iktidarın pek çok temsilcisinden destek alarak görevine tazelenmiş bir meşruiyet ve yetki gücüyle dönüyor. Bakana özellikle bir isimden gelen övgüler sertlik yanlıların şevkini kırıyor ve Zarif’in konumunu güçlendiriyor. Bu isim, Devrim Muhafızları Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani.

Süleymani, “dış politikadan sorumlu başlıca yetkili” diye tanımladığı Zarif’e üst düzey yetkililerin ve “özellikle” Dini Lider Ayetullah Ali Hamaney’in daima destek verdiğini belirtti. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani de Zarif'in istifasını geri çeviren mektubunda benzer bir ifade kullanarak Dışişleri Bakanı’nın “ülkenin dış politikasını uygulayan en yüksek yetkili” olduğunu vurguladı.

ABD’nin OKEP’ten çekilmesi ve İran’a karşı “maksimum baskı” kampanyasına yönelmesi, Ruhani’nin diplomasi ve açıklık lehine sağladığı kırılgan ivmeyi yok ederken, Süleymani’nin Zarif’e güçlü destek vermesi önemli. Ruhani nükleer anlaşmayla vadettiği ekonomik kazanımlar yerine yeni Amerikan yaptırımlarıyla sarsılan bir ekonomi ve ABD’ye güvenmemek gerektiği uyarılarında haklı çıkan sertlik yanlılarıyla karşı karşıya.

Ancak Tahran’da tüm siyasi kampların saygı duyduğu ve özellikle tutucuların hayran olduğu Süleymani, çekişmeli iç siyasetin güç dengesi üzerinde büyük etkiye sahip. Süleymani’nin sözleri, Zarif’in dış politika yaklaşımını baltalamak isteyen sertlik yanlısı güçlerin hareket alanını daralttı ve onları, Zarif’e vakit kaybetmeden “güle güle” diyen İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu ile yan yana getirdi.

İran’daki siyasal sistem, seçilmemiş kurumların seçim süreçleri üzerindeki denetimi ve siyasi kısıtlamalara rağmen durağan ve yekpare değil. Aksine önemli iç ve dış politika konularında farklı düşünen gruplar var ve bunların yoğun çekişmesi siyasete damga vuruyor. Bu siyasi sahnede yer alan gruplardan biri, sadece Zarif’i değil Ruhani yönetimini toptan alaşağı etmek için elinden geleni yapacağını defalarca göstermiş durumda.

Mukavemet Cephesi olarak da bilinen İslam Devrimi İstikrar Cephesi isimli bu grup, yıllardır Reformcular ile ılımlıları siyasi sahneden silmeye çalışıyor. Grubun ruhani lideri olan köktendinci Ayetullah Muhammed Taki Misbah Yezdi, Batı’yla diyaloğa sert bir şekilde karşı çıkıyor ve İran için Kuzey Kore benzeri içe kapanmacı bir modelin savunucusu olarak görülüyor.

Misbah Yezdi geçtiğimiz ağustosta İran’ın ister Batılı ister Doğulu olsun hiçbir dış güce güvenmemesi gerektiğini vurgulayarak şöyle demişti: “İtiraf etmemiz ve Allah’ım kahrolası bir hata yaptık dememiz lazım. OKEP’e, düşmanla müzakerelere umut bağladığımız için lütfen bizi bağışla. (…) Avrupalılara umut bağladığımız için lütfen bizi bağışla. (…) Bazıları Rusya ve Çin’e gönül vermiş, onlar da yanlış yapıyorlar.”

Mukavemet Cephesi ile bağlantılı parlamento üyeleri geçtiğimiz aylarda Zarif’inRuhani’nin, hatta merkeziyetçi Meclis Başkanı Ali Laricani’nin yargılanması talebiyle mecliste teklifler sundular. Zarif istifasını duyurur duyurmaz bunu sevinçle karşılayan isimlerin hepsinin Mukavemet Cephesi’nden olması tesadüf değildi.

Mukavemet Cephesi’nin geçen yıl kutsal kent Kum’da düzenlediği bir etkinlikte açılan pankart İran’da büyük tartışmalara yol açmıştı. Pankart ABD’yle yeniden müzakereler yapması halinde Ruhani’ye yönelik ölüm tehdidi olarak algılanmıştı. Pankartta şu ifade yer alıyordu: “Ey müzakereleri şiar edinenler, Ferah’ın havuzu sizin de kaderiniz olacak.” Uzun yıllar Ruhani’nin hamisi olan ve ocak 2017’de esrarengiz bir şekilde vefat eden eski Cumhurbaşkanı Ekber Haşimi Rafsancani’nin, eskiden Şah’ın eşi Ferah Pehlevi’ye ait olan bir köşkün havuzunda yüzerken öldüğü iddia edilmişti.

Kum’daki miting, Büyük Ayetullahlar Nasır Mekarim Şirazi ve Hüseyin Nuri Hamedani gibi üst düzey din adamları tarafından kınanmıştı. Hamaney de Ruhani’nin uzaklaştırılmasını isteyenlerin “düşmanın planlarında rol üstlendiklerini” söyleyerek sert tepki göstermişti. Ancak Zarif’in istifa olayından da görüldüğü gibi Mukavemet Cephesi etrafında kümelenen sertlik yanlısı ideologlar Ruhani’yi ve onun İran için öngördüğü iç ve dış vizyonu baltalamak için hiçbir fırsatı kaçırmayacaklar.

Sertlik yanlılarının artan cüretkârlığı, Reformcu eski Cumhurbaşkanı Muhammed Hatemi’nin son yıllarını anımsatıyor. Hatemi’nin ABD’yle diyalog çabaları sonuçsuz kalmıştı. İran 11 Eylül saldırılarından sonra Taliban rejiminin ABD önderliğinde devrilmesini desteklediği halde Başkan George W. Bush tarafından “şer ekseni”nin parçası olarak tanımlanmıştı. Ayrıca Tahran Avrupa’yla diyalog kapsamında 2003’te uranyum zenginleştirme programını askıya almış ama ABD’nin İngiltere, Fransa ve Almanya’ya uyguladığı baskı nedeniyle bir anlaşmaya varamamıştı.

Hatemi’nin iktidardan düşmesi, sertlik yanlısı Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad’ın yükselişine yol açmıştı. Geçmiş bir göstergeyse eğer, Avrupa ABD’nin baskısına direnip İran’a OKEP’le vadedilen kazanımları sağlamadığı sürece Mukavemet Cephesi ve diğer tutucu gruplar Zarif’in dışişleri bakanlığına dönüşüyle yaşadıkları başarısızlığa rağmen 2020 ve 2021’deki parlamento ve cumhurbaşkanlığı seçimlerinde güç kazanacak. Çok boyutlu bu mücadelenin sonucu henüz belli değil ama her hâlükârda önemli olacak.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

More from  Sina Toossi

Recommended Articles

ABD-Türkiye anlaşması Rusya’yı niçin rahatsız etmedi?
Maxim Suchkov | Rus etkisi | Eki 18, 2019
İran, Suudi Arabistan ve ‘Trump değişkeni’
Saeid Jafari | Donald Trump | Eki 31, 2019
İran İdlib ve güvenli bölge konusunda niçin sessiz?
Hamidreza Azizi | İdlib | Ağu 26, 2019
Irak Haşdi Şabi’yi kontrol altına almak için İran’dan destek istiyor
Ali Mamouri | Devlet dışı silahlı unsurlar | Tem 24, 2019
İran, ABD baskısına karşı Rusya’ya ne kadar güvenebilir?
Alireza Noori | Yaptırımlar | May 21, 2019

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İran'ın Nabzı

al-monitor
Korona virüs İran ekonomisini çökertecek mi?
Bijan Khajehpour | Koronavirüs | Mar 19, 2020
al-monitor
İran güçleri İdlib cephesine niçin müdahil oldu?
Hamidreza Azizi | İdlib | Şub 5, 2020
al-monitor
İran ABD’ye karşı Rusya ve Türkiye’yi yanına alabilir mi?
Saeid Jafari | Iran-US tensions | Oca 14, 2020
al-monitor
Süleymani suikastı İran’ın Suriye stratejisini nasıl etkiler?
Hamidreza Azizi | Iran-US tensions | Oca 7, 2020