Suriye'nin Nabzı

Suriye yurt dışına kaçan parayı geri çekmeye çalışıyor

By
p
Article Summary
Şam yönetimi, Lübnan başta olmak üzere yurtdışına kaçan paraların geri gelmesi için bankalardan teşvik edici adımlar istiyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD’nin Suriye rejimine uyguladığı mali kısıtlamalar giderek sıkılaşırken Suriye Merkez Bankası Lübnan bankaları başta olmak üzere yabancı bankalara giden paraları geri çekmek için gayretlerini artırıyor. ABD Temsilciler Meclisi 22 Ocak’ta kendi vatandaşlarına işkence uygulayan rejimlere daha ağır yaptırımlar öngören Caesar Suriye Sivil Koruma Yasası’nı 2019 yılı için onayladı. Benzer bir yasa tasarısı Senato’nun da gündeminde.

Yeni yaptırımlar, Suriye ile inşaat, mühendislik, enerji ve hava taşımacılığı alanlarında işbirliği yapanları ve rejimin finansmanına katkıda bulunanları etkileyecek.

Suriye medyasına göre yurt dışındaki Suriyelilerin paralarını ülkeye çekmek için tüm seçenekleri değerlendiren Merkez Bankası, dolar ve Avro olarak döviz mevduatlarını kabul ediyor, bu konuda kambiyo şirketlerine ve yerel bankalara da bel bağlıyor.

Farklı tahminler bulunmakla birlikte Lübnan Merkez Bankası verilerine göre Suriyeliler dâhil yerleşik olmayan mudilerin Lübnan bankalarındaki toplam mevduatı mart 2018’de 36 milyar dolar değerindeydi. Bu, 2017 yıl sonuna göre yüzde 2.5’lik bir artış anlamına geliyordu. Middle East Monitor’un temmuzdaki haberine göre ise Lübnan iş dünyasından kaynaklar, Lübnan’da Suriyelilere ait toplam mevduatı 15-18 milyar dolar olarak tahmin ediyor.

Suriye’deki bazı kamu bankaları Merkez Bankası’nın kaynak çekme çabasına hemen yanıt verdi. Suriye Emlak Bankası 27 Ocak’ta daha fazla mevduat çekmek amacıyla faizleri yeniden düzenlediğini duyurdu. Ardından Suriye Ticaret Bankası da benzer bir adım attı.

Suriye Emlak Bankası, Suriye Lirası mevduatlarına verdiği faizleri bir ilâ üç ay için yüzde 7’ye, altı ay için yüzde 7.5’e, bir yıl ve daha uzun süreler için de yüzde 8’e çıkarmış durumda. Döviz mevduatlarında ise faizler günlük kurlara göre belirleniyor, asgari mevduat 1000 dolar.

Suriye’de Körfez ülkeleri ve Lübnan merkezli 17 kambiyo şirketi ve 14 özel banka faaliyet gösteriyor. Bunun yanı sıra altı tane yerli kamu bankası var. Bunlar arasında Suriye Ticaret Bankası sermaye ve iş hacmi açısından en büyük banka konumunda.

Suriye’de hükümet karşıtı eylemlerin patlak verdiği 2011 yılından itibaren milyarlarca dolar Suriye bankalarından Lübnan başta olmak üzere bölgedeki diğer ülkelerin bankalarına taşındı. Kasım 2016’da yayımlanan BM raporunda Suriyelilere ait 22 milyar dolarlık bir kaynağın Lübnan başta olmak üzere yurt dışındaki bankalarda bulunduğu tahmin ediliyor. Al-Monitor’a konuşan finans uzmanları, rejimin ekonomik planlarını ve mali politikalarını gerçekleştirebilmesi için, ayrıca Suriye Lirası’nın istikrara kavuşabilmesi için Suriye’nin bu kaynaklara ihtiyacı olduğunu söylüyorlar.

Suriyeli bir bankacılık uzmanı ise kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Rejim gerçekten sermayenin Suriye’ye dönüşünü teşvik etmek isteseydi kapsamlı bir teşvik programı üzerinde çalışır ve komşu ülkelerdeki tüm Suriyelilere seslenirdi. Sadece Lübnan’a odaklanmanın farklı siyasi saikleri var.”

Kaynağa göre Lübnan’a odaklanmanın ağırlıklı amacı “Lübnan’daki Suriyeli mülteciler konusunu ve mültecilerin dönüşünü etkilemek”. Lübnan’da yaklaşık 950 bin Suriyeli sığınmacı bulunuyor.

Lübnan’daki ticari bankalara yatırılan varlıklar kasım 2018 itibarıyla 177.4 milyar dolar değerindeydi. Bu rakam, 2017’de 51.84 milyar dolara ulaşarak rekor kıran Lübnan milli gelirinden üç kat fazla. Dolayısıyla bankacılık sektöründe bir kriz çıkarsa Lübnan için felaket boyutunda sonuçlar doğurur. Bu nedenle bahsi geçen uzman da bankacılık sektörünün Lübnan hükümetine baskı uygulamak için güçlü bir araç olduğunu düşünüyor.

Suriye Merkez Bankası kaynak çekme çabalarına paralel olarak 4 Şubat’ta “yerel likiditeyi para politikası çerçevesinde yönetmek ve bankaları daha fazla mevduat çekmeye teşvik etmek” amacıyla Suriye tarihinde ilk kez Suriye Lirası hesaplarına mevduat sertifikası vereceğini duyurdu.

Suriye Ekonomik Görev Gücü Başkanı Usame Kadi bu adımların işe yarayacağından emin değil. Al-Monitor’a konuşan Kadi, bir yıl içinde 10 milyar Suriye Lirası geri gelse bile bunun ancak 20 milyon dolara tekabül edeceğini belirterek şöyle dedi: “Bu rakam iç talebin, kamu harcamalarının ufak bir kısmını bile karşılayamaz, dolar kurunu düşürmeye katkı yapamaz.”

Kadi şöyle devam etti: “Tasarruf sahiplerinin birikimlerini yerli piyasaya yatırmasını kolaylaştıran para politikaları istikrarlı ortamlarda olağan bir araç olabilir ama sertifika başına 100 milyon Suriye Lirası nominal değer ve yüzde 4.5 faizle Suriye Lirası’na dayalı mevduat sertifikası vermenin pratikte hiçbir faydası yoktur. Suriye Lirası istikrarlı değil ve insanlar hükümetin performansına güvenmiyor. Ayrıca resmi verilere göre enflasyon oranı yüzde 36 olarak görünse de gerçek oran yüzde 400’ün üzerinde.”

Suriye’de yeniden inşa sürecinin konuşulmaya başlandığı bir ortamda mali sıkıntıda olan rejimin sermayeyi geri çekmek istemesi aslında doğal kabul edilebilir. Bu bağlamda Merkez Bankası’nın da banka mevduatlarıyla ilgili yasal düzenlemeleri iyileştirmek için yeni adımlar atması gerekiyor.

Bankacılık uzmanına göre “Mevduat sertifikaları teşvik edici olabilir ama dışarıdaki varlıklar için değil. Yeni türeyen zengin savaş ağaları var ve bunlar paralarını ne yapacaklarını bilmiyorlar. Bu kişiler söz konusu sertifikaların manivelası haline gelebilir.”

Bankacılık uzmanı rejimin Lübnan’daki ve genel olarak yurt dışındaki varlıkları geri çekme kapasitesini de şöyle sorguladı: “Merkez Bankası Suriye dışındaki mevduatlar üzerinde herhangi bir etkiye sahip değil. Bu adıma geri getirme operasyonu da denemez çünkü söz konusu kaynaklar rejime ait değil. Mevduat sahipleri şahsen girişimde bulunmadığı sürece paralar geri gelmez.”

Uzman şöyle devam etti: “Rejim Lübnan’a bazı konularda siyasi baskı uygulamayı, Lübnan’ı uluslararası alanda sıkıştırmayı amaçlıyor. Rejim Suriyelilerin Lübnan’da büyük miktarda mevduatı olduğunu söyleyince bu, ABD Dış Varlıklar Kontrol Ofisi’nin (OFAC) ilgisini çekti. Hemen konuyu araştırmaya başladılar.”

OFAC’ın Suriye bankalarına yönelik pek çok ekonomik yaptırım kararı var. Bu kapsamda yurt dışındaki hesapların dondurulması, seyahat yasakları ve bazı Suriyeli şirketler ve iş adamlarıyla ticaret yapılmasına ilişkin yasaklar da söz konusu.

Uzman OFAC konusunda şöyle konuştu: “OFAC’ın ne yapacağını öngörmek imkânsız, her şey olabilir. OFAC İran, Hizbullah ve Suriye rejiminin mali kanallarını izlemeye devam edebilir ve Lübnan bankaları da yaptırımlardan muaf olmaz. Çünkü bu bankaların birçoğunun Suriye’deki bankalarla ortaklıkları var. Ekonomik yaptırımları siyasetten ayıramazsınız. Yaptırımlar Avrupa ve ABD’nin dış politika aracı haline geldi. İran’dan veya başka ülkelerden Hizbullah’a transfer edilen paralar OFAC tarafından yakından izleniyor. OFAC’ın başlıca amacı Hizbullah’ın finansörlerinin kim olduğunu bilmek.”

Geri gelen paranın yeniden imar sürecinde kullanılıp kullanılamayacağı sorusuna gelince uzmanın yorumu şu oldu: “Bu kaynakların sürece katkısı olmayacak. Tek katkıları, Suriye’deki bankaların döviz likiditesini artırmak olabilir.”

Suriyelilere ait mevduatların önemli bir bölümü de Körfez ülkeleri, Ürdün ve Mısır’da bulunuyor. Türkiye, Şam’la ilişkileri bozuk olduğu için bu ülkeler arasında değil.

Kaynak bu konuda şöyle dedi: “Birkaç iş adamına ait olanlar hariç Türkiye’de Suriyelilere ait mevduat olduğunu pek sanmıyorum çünkü savaş başladığından beri Türkiye’yle Suriye arasında hiçbir bankacılık ilişkisi olmadı. Öte yandan Şamlı ve Halepli tüccarların, hatta sade vatandaşların Körfez ve Mısır’daki bankalarla uzun yıllara dayalı ilişkileri var. Birleşik Arap Emirlikleri, Katar ve Kuveyt’teki kimi Körfez bankalarının da özel Suriye bankalarında büyük hisseleri var. Dolayısıyla bu bankalardan da sermaye dönüşü mümkün.”

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni

Mohammad Bassiki is a Syrian journalist and researcher interested in policy analysis and economics in the Middle East. He is the founder and editor of the Syrian Investigations Unit and former editor for aliqtisadi.com. Bassiki's investigative articles for Arab and international media outlets cover the Syrian conflict and its impacts such as corruption, human rights violations and the economy. On Twitter: @MohammedBassiki

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept