Rusya ve Orta Doğu

Yüksek maliyete rağmen Suriye’nin yeniden inşa süreci bol fırsatlar sunuyor

By
p
Article Summary
Şam yönetiminin yeniden inşa planları iddialı, maliyetli ve bazı açılardan Batı’nın önceliklerine zıt olsa da yeniden imar fırsatlarını dost ülkelere “pazarlama” çabaları belli ölçüde iyimserlik yaratıyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad 25 Şubat’ta Suriye savaşının patlak vermesinden sonra ilk kez İran’a gitti. Tahran’da Esad’a, Suriye’nin yeniden inşasında destek sözü verildi. Şam’ın kendi tahminleri bu sürecin, 250 milyar dolar ilâ 400 milyar dolar arasında astronomik bir rakama mal olacağı yönünde.

Şam’ın yeniden inşa planları önemli. 2017 ortalarında, Baas Sosyalist Partisi Merkez Komitesi tarafından daha önce onaylandığı söylenen iddialı bir strateji ortaya konuldu. Batı’nın yaptırımları dikkate alınarak ekonomik ve toplumsal onarıma odaklanan strateji, ticaret ve yatırım projelerinde dost ülkelerin şirketlerine yeşil ışık yakıyor. Yeniden inşa süreci katılımcılara uzun vadeli kazanç sağlayacak bir mükâfat olarak tanımlanırken, özellikle muhalif grupları desteklemiş olan Körfez devletleri bakımından da “yıkan öder” formülü teşvik ediliyor.

Suriyeli yetkililer, savaş öncesi prestijli bir platform olan ve beş yıllık aradan sonra 2017’de ilk kez düzenlenen Şam Uluslararası Fuarı’nı Suriye için “hızlı bir yeni başlangıç” fırsatı olarak kullandılar. Suriye yönetimi ayrıca yabancı yatırımcıları çekmek ve kendi özel sektörünü yeniden inşa sürecinde daha aktif kılmak için yasal ve kurumsal çerçeveyi iyileştirme yönünde bir dizi adım attı. 2016’da çıkarılan bir yasa ile petrol ve gaz sektörü hariç sanayi ve altyapının onarımında hükümet ile özel şirketlerin başbakanın başkanlığında oluşturulacak bir konseyin denetiminde ortaklık kurmasına imkân verildi.

Hükümetin danışmanlarınca 2018-2022 dönemi için belirlenen öncelikler şöyle: Elektrik santralleri, güneş panelleri, elektrik kuleleri ve rüzgâr türbinlerinin inşası, enerji nakli, demir yolları ve havalimanlarının iyileştirilmesine dönük yatırımlar, kargo lojistik merkezleri ve limanların inşası, mikro elektrik parça ve bazalt fiber üretimi. Bilhassa elektrik sektöründe ihtiyaç duyulan doğrudan hükümet garantileriyle kamu-özel ortaklıklarını pratiğe geçirme talebi de artıyor.

Esad’ın haziran 2017’de açıkladığı reformlardan biri, “elektronik geri bildirim” ve “insan kaynakları” merkezleriyle beraber sıradan vatandaşlarla iletişimi sağlayacak bakanlıklar arası “destek merkezi”nin kuruluşunu içeriyordu. Geçtiğimiz günlerde ise Başbakan İmad Hamis yatırımcılarla haftalık toplantılar yapacağını duyurdu.

Şam yönetimi Rusya, İran, Çin ve Hindistan gibi dost ülkelerin ekonomik yardımlarını yeniden inşa süreci için önemli bir itici güç olarak görüyor.

İran, 2013’te Suriye’ye 3.5 milyar dolarlık bir kredi kanalı açmış ve 2015’te buna 1 milyar dolar daha eklemişti. Hamis’in ocak 2017’deki Tahran ziyareti sırasında İran tarafı, Palmira’nın güneydoğusundaki Şarkiye’de bulunan fosfat madenlerini işletme hakkını aldı. Eylül 2018’de İranlı şirketlerin Suriye’de inşaat malzemesi fabrikaları kurması kararlaştırıldı, bir ay sonra da Lazkiye’de 540 megavatlık bir elektrik santralinin yapımı için anlaşma imzalandı. Son olarak İran-Suriye Üst Komitesi’nin 14. toplantısı 29 Ocak’ta Şam’da yapıldı. Toplantıya Hamis ve İran Cumhurbaşkanı Birinci Yardımcısı İshak Cihangiri başkanlık etti.

Rusya da ekonomik ilişkileri askeri ve siyasi ilişkilerin seviyesine çıkarmak için çaba harcıyor. Bu çabalar, aralık 2018’de Şam’da toplanan ticari, ekonomik, bilimsel ve teknik işbirliği komisyonu kapsamında yürütülüyor. Ortak komisyonun öncelikleri petrol ve gaz endüstrisi, su kaynakları, sağlık hizmetleri ve ulaştırma. Ulaştırmadan kasıt deniz limanlarının, demir yollarının ve ulusal hava trafiği sisteminin modernizasyonu.

Suriye krizini bir süre kenardan seyreden Çin de 2016’dan bu yana faal olmaya çalışıyor, Rusya ve İran’ın kendi ekonomik sorunları nedeniyle küçük ölçekli anlaşmalardan yararlanamayacağına inanıyor. Temmuz 2017’de Pekin’deki Suriye Büyükelçiliği ve Çin-Arap Teati Derneği yeniden inşa sürecine yönelik özel bir grup oluşturdular. Çin tarafı Suriye’deki bir sanayi bölgesine 2 milyar dolar yatırım sözü verdi.

Hindistan ise yeniden inşa sürecine, tahmini ihtiyacın yüzde 5 ilâ 8’ine tekabül eden 20 milyar dolarlık bir katkı vaat etmiş durumda. Başbakan Narendra Modi’nin temmuz 2017’deki İsrail ziyaretine rağmen Şam, Yeni Delhi ile “pragmatik bir ilişki” sürdürdüğünü vurguladı ve Hindistan’la çelik, elektrik, petrol ve gaz sektörlerinde savaş öncesine ait ortak projelerin canlandırılacağını teyit etti.

Son dönemde yaşanan başka bazı gelişmeler de yeniden inşa sürecine ilişkin ihtiyatlı iyimserlik yaratıyor. Örneğin Lübnan, Trablusşam’daki deniz limanını Suriye’ye yönelik bir transit merkezi yapmak için genişletiyor. 2018 sonlarında ise Arap ülkeleri arasında İran’la Türkiye’nin artan nüfuzunu dengelemek amacıyla Suriye’yi Arap Birliği’ne geri alma konusundaki görüşmeler hız kazandı, aynı dönemde Sudan Cumhurbaşkanı Şam’a gitti. Aralık 2018’de BAE Şam’daki büyükelçiliğini yeniden açtı, ardından da Dubai’de Suriye ihracat merkezi kuruldu.

Batılı ülkelere gelince durum görünenin ötesinde. Pek çok ülke Suriye’deki yeniden inşa sürecine kaynak ayırmaya hâlâ isteksiz olsa da bazıları Suriye’deki nüfuz alanlarını Şam’ın dostlarına bırakıp bırakmama konusunda ikilemde. Ericsson, Siemens, CMA-CGM gibi şirketler Avrupalı hükümetlerden Suriye’deki ticari menfaatlerinin korunmasını talep ediyor. Savaş boyunca Şam’daki büyükelçiliğini açık tutan Çekler ise öncü konumunda. 2017’de Çeklerin teknik desteğiyle Suriye’nin Safita kasabasında Aradoz bira fabrikası açıldı. 

Avrupa Birliği Suriye’nin daha fazla mülteci üretmesini istemiyor. AB savaş başladığından beri Suriye ve komşu ülkelerde gıda, barınma ve sağlık hizmetleri için 12 milyar dolar kaynak ayırdı. Bunun 2,7 milyar doları 2019-2020 dönemi için.

Tüm bunlara rağmen ciddi bazı sıkıntılar söz konusu:

  1. Suriye yönetimi ülkenin ekonomik bütünlüğünü hâlâ tam olarak sağlayabilmiş değil. Geniş bazı toprak parçaları halen Şam’ın kontrolü dışında. Aynı zamanda şehirlerdeki terör sivilleri ve iş dünyasını mağdur etmeye devam ediyor.

  2. Jeopolitik emeller güden dış aktörlerin etkisiyle Suriye adım adım parçalanmaya devam edebilir.

  3. İdlib ile kuzey ve kuzeydoğunun akıbeti belirsizliğini koruyor. Mineral kaynaklar ve verimli tarımsal araziler bakımından zengin olan doğu ve kuzeydoğuya erişim sağlamak için Şam’ın Kürtlerle anlaşma yapması gerekebilir. Bunlar olmadan yönetimin elinde fazla kaynak olmayacak ve Şam, Halep, Humus gibi büyük kentler dâhil yeniden imar sürecinin en maliyetli bölgelerinde ihtiyaçları karşılamak zorlaşacak.

  4. Suriye iş dünyasının elitleri hükümetle vergi, gümrük vergileri ve sosyal projelere destek gibi yükümlülükler içeren ilişkilerin resmileşmesini istemiyor. Savaşla geçen bunca yılın ardından hükümet kendisine sadık kalan ve gayri resmi statülerinden memnun olan saha komutanlarını, girişimcileri ve çeşitli grupları mükâfatlandırmak durumunda.

  5. Suriye’deki elit tabaka İran, Rusya ve Çin gibi dost ülkelere karşı farklı tutumlara sahip. Alevi-Şii bağları ve Suriye’deki Şii mekânlardan kaynaklı sempatilere rağmen Suriye’deki laik iktidar ve toplum yapısı ile İran’daki teokratik yapı arasında çelişki devam ediyor. Tahran'ın desteği pek çok zaman kuşkuyla karşılanıyor, samimi yardım olarak değil yeniden inşa sürecine hâkim olma çabası olarak değerlendiriliyor.

  6. BM, yeniden imarı Suriye çapında siyasal bir süreç olarak görmüyor. Bu nedenle 2018 İnsani Yardım Planı mevcut yaklaşım temelinde sadece hayat kurtarma, mağduriyetleri hafifletme ve korumayı artırma amaçlarını kapsadı.

  7. Yeniden inşa sürecine ilişkin dış değerlendirmeler büyük farklılık gösterirken yatırımların başarısı konusunda güvensizlik var. Batılı ve Arap analistlerin çoğu Esad yönetiminde hızlı bir ekonomik toparlanma olacağından kuşku duyuyor. Avrupa’da ve özellikle ABD’de pek çok siyasetçi Suriye hükümetiyle ortak girişimlere karşı çıkıyor. Amerikan yaklaşımı şu planlama esaslarını içeriyor: resmi makamların baypas edilmesi, sınır ötesi yardımlara ve hükümetin direkt kontrolünde olmayan bölgelere odaklanılması, yeniden imarın yerel aktörlerin özerkliğini artıracak tabandan tepeye bir süreç olarak görülmesi, Batı Suriye’deki şehir merkezlerine göre daha az tahribata uğrayan yerlere odaklanılması, iyi tasarlanmamış projelerin etkisini minimize etmek ve belli topluluklara sindiremeyecekleri kadar kaynak akıtılmasını önlemek için yavaş hareket edilmesi.

  8. Suriyeli muhalifler ve rejime sadık olanlar pek çok zaman birbirine husumet besliyor ve bu olgu yeni iş ortaklıklarının kurulmasını zorlaştırıyor.

Sonuç olarak Suriye’nin yeniden inşa süreci önümüzdeki dönemde yaşanacak siyasi ve askeri gelişmelere, uluslararası tutumlara ve içerideki uzlaşı sürecine bağlı olacak.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Suriye çatışması

Igor A. Matveev is a Russian expert on Syria and the Middle East with a background in diplomacy. He is currently a visiting lecturer at the School of Government and International Affairs at the Moscow State Institute of International Relations (MGIMO-University). From 2014 to 2017, he headed the Trade and Economic Division of the Russian Embassy in Damascus. Matveev is the author of a series of books and articles dedicated to Syria's history, economy and foreign policy. His latest book is “The Economic Impact of the Syria Crisis: Lessons and Prospects” (Beirut: Arab Scientific Publishers, 2018).

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept