Suriye'nin Nabzı

Türkiye İdlib’de zemin mi kaybediyor?

By
p
Article Summary
Heyet Tahrir El Şam’ın batı Halep kırsalındaki taarruzu, Türkiye destekli Ulusal Kurtuluş Cephesi’ni geri çekilmeye zorladı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

AFRİN, Suriye — El Kaide’nin Suriye’deki eski uzantısı öncülüğünde kurulan Heyet Tahrir El Şam örgütü (HTŞ) İdlib’in büyük bölümü ve komşu Halep ve Hama vilayetlerinin bazı kesimlerinde kontrolü sağlamayı başardı.

10 Ocak’ta HTŞ ile Türkiye destekli Ulusal Kurtuluş Cephesi (UKC) arasında ateşkes anlaşması sağlandı. Taraflar arasındaki çatışmalara son veren anlaşmayla daha önce UKC kontrolünde olan tüm bölgeler, kendinden menkul Kurtuluş Hükümeti’nin idari kontrolüne geçti.

Merkezi İdlib’de bulunan HTŞ hâkimiyetindeki Kurtuluş Hükümeti, 2017’de muhalefetin Suriye Geçici Hükümeti’ne alternatif olarak kurulmuştu. İdlib’in büyük bir bölümü şu an HTŞ’nin idari kolu olan bu yapı tarafından yönetiliyor.

Bu idari kazanımın yanı sıra HTŞ askeri kontrolünü de artırdı ve UKC’yi, İdlib ve batı Halep kırsalındaki başlıca kalelerinden çıkarmayı başardı.

El Kaide’nin eski kolu Nusra Cephesi önderliğinde Selefi cihatçı grupların kurduğu bir ittifak olan HTŞ, İdlib vilayetinde ve yakınlardaki Halep ve Hama kırsallarında faal. Aynı bölgede faaliyet gösteren UKC ise Feylak El Şam, Ahrar El Şam ve Nureddin Zengi Tugayı gibi Türkiye destekli muhalif gruplardan oluşmuş bir koalisyon.

HTŞ 1-10 Ocak arasında UKC kontrolündeki bölgelere farklı cephelerden geniş çaplı bir taarruz başlattı ve UKC’yi İdlib’de mağlup etti. Çatışmalar, Nureddin Zengi Tugayı’nın HTŞ’ye saldırdığı ve beş mensubunu öldürdüğü suçlaması üzerine Halep vilayetinin batısında patlak vermişti.

Al-Monitor ateşkesten bir gün önce, 9 Ocak’ta Afrin’in 16 kilometre güneyindeki El Gazzeviye kasabasındaydı. UKC’nin yanında HTŞ’ye karşı savaşan Türkiye destekli bir diğer isyancı grup olan Ulusal Ordu, temas hattındaki varlığını tahkim ediyordu. Grup mensupları kontrol ve nöbet noktaları oluşturmuştu. Ağır makinalı silahlarla donatılmış araçlar sokaklarda devriye geziyordu.

Ulusal Ordu’nun bir saha komutanı Al-Monitor’a şöyle konuştu: “Bölgedeki mevzilerimizi tahkim ettik ve HTŞ’nin herhangi bir hareketi ya da saldırısına karşı temas hattına takviye savaşçılar gönderdik. Terör örgütü sayılan HTŞ’nin bu ilerleyişinden endişeliyiz. Bölgeye ve halkına zarar verebilecek bu ilerleyişe son vereceğiz.”

Ulusal Ordu’nun Afrin ve Fırat Kalkanı bölgelerinde 35 bin savaşçısı olduğu tahmin ediliyor. Ulusal Ordu bünyesindeki bazı gruplar, UKC’ye destek olmak üzere 4 Ocak’ta Halep’in batısına doğru hareket etmiş ama bu kısıtlı hareket, HTŞ’nin saldırdığı bölgelerin yerlisi olan savaşçı gruplarıyla sınırlı kalmıştı.

Bu durum, Ulusal Ordu Sözcüsü Yusuf Hamud tarafından 2 Ocak’ta Twitter üzerinden teyit edilmişti. Hamud ayrıca örgütün Menbiç ve Fırat’ın doğusunda da terörle mücadele etmek üzere olduğunu belirtmişti.

UKC 6 Ocak’ta batı Halep kırsalının tamamını kaybederek büyük bir yenilgi almış oldu. HTŞ’nin büyük çaplı taarruzu sonucunda Nureddin Zengi Tugayı’nın savaşçıları batı Halep kırsalından Afrin’e doğru çekilmek zorunda kaldılar. UKC’nin ana bileşenlerinden biri olan Nureddin Zengi Tugayı, batı Halep kırsalının da yerel gücü konumundaydı.

HTŞ, Nureddin Zengi Tugayı’na karşı, Ceyş El Badia ve El Asaib El Hamra birliklerinden oluşan en seçkin savaşçılarını sahaya sürdü. 1 Ocak’ta stratejik bir nokta olan Cebel El Şeyh Bereket Tepesi’ni ele geçiren HTŞ, çok geçmeden Dar Azza ve Atarib başta olmak üzere 17 köy ve kasabanın bulunduğu batı Halep kırsalının tamamını ele geçirdi.

HTŞ, Nureddin Zengi Tugayı’nı bölgeden çıkararak ve İdlib’deki kontrolünü vilayetin büyük bölümüne yayarak önemli bir başarı sağlamış oldu. Örgüt bu sayede İdlib ile rejim kontrolündeki bölgeler arasında tüm insani ve ticari geçişleri kontrol edebilecek. Bu geçişlerin sonuncusu olan Mansura geçişi, Nureddin Zengi Tugayı’nın elindeydi. Türkiye ile İdlib vilayeti arasındaki tek sınır kapısı olan Bab El Hava da doğal olarak HTŞ kontrolünde.

UKC’nin kısa sürede bu kadar yenilgi alması, onun parçalanmışlığını gözler önüne seriyor. Örgütün bileşenleri HTŞ’ye karşı ortaklaşa hareket etmediler. UKC yönetimi 2 Ocak’taki açıklamasında tüm bileşenlere HTŞ’nin saldırılarını püskürtme çağrısı yapsa da bazı birlik ve gruplar savaşmaktan kaçındılar ve sadece Suriye rejimiyle olan temas hatlarında mevzilenmeyi sürdüreceklerini belirttiler.

Görünen o ki HTŞ kendisini fiili bir güç olarak dayatmaya çalışıyor ve vilayette 12 askeri gözlem noktası bulunan Türkiye başta olmak üzere bölgesel güçlere, İdlib’deki en kuvvetli muhalif güç olarak kendisini muhatap kabul ettirmek istiyor.

Türk Savunma Bakanı Hulusi Akar 9 Ocak’ta Rus mevkidaşı Sergey Şoygu’yla İdlib’deki son gelişmeleri ve Soçi mutabakatı çerçevesindeki diğer güvenlik konularını görüştü.

Türkiye ve Rusya eylül 2018’de Suriye rejiminin İdlib’e girme tehditleri üzerine İdlib’de 15-20 kilometre genişliğinde bir gerilimi azaltma bölgesi öngören Soçi mutabakatını sağlamıştı. Her iki ülke de Suriye’de terörün her türlüsüyle mücadele kararlılıklarını sık sık dile getiriyorlar.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Suriye çatışması

Halep’te yaşayan ve serbest çalışan Suriyeli bir gazetecidir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept