Fransa, Suriye’ye askeri müdahalesini gözden geçiriyor

ABD’nin çekilme kararının ardından Fransa, Suriye’deki askeri varlığı, Rusya ile ilişkileri ve Türkiye ile Kürtler arasındaki denge politikasını gözden geçiriyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor Akdeniz’in doğusunda konuşlu Charles de Gaulle savaş gemisinden kalkan Fransız Rafale savaş uçağı, 9 Aralık 2016 Photo by REUTERS/Stephane De Sakutin.

Oca 13, 2019

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin 2 Ocak’ta 2019’un ilk telefon görüşmesini gerçekleştirdiler. ABD’nin çekilme kararı ardından Suriye’deki durumun tartışıldığı görüşmede Fransız lider üç nokta üzerinde durdu.

İlk olarak, terör örgütünün canlanmasını önlemek için İslam Devleti’yle mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini vurgulayan Fransa Cumhurbaşkanı, ikinci olarak da terörle mücadeleye öncülük eden Kürtlerin korunması ve haklarının tanınması gerektiğini belirtti. Macron’un dile getirdiği üçüncü nokta ise 27 Ekim’de varılan İstanbul mutabakatı kapsamında “İdlib vilayetindeki husumetlerin kalıcı olarak bitirilmesi” oldu.

Rusya Devlet Başkanı ilk iki noktayı desteklese de üçüncüsü Paris ve Moskova arasında hâlen anlaşmazlık konusu olmayı sürdürüyor, bilhassa da Heyet Tahrir El Şam’ın İdlib’in neredeyse tamamını ele geçirmesinin ardından.

Bu üç öncelik, ABD’nin çekilme kararının ardından Fransa’nın Suriye’de izleyeceği denge politikasının temelini oluşturuyor. ABD kalkanını kaybederek Türklerin gazabına karşı korumasız hâle gelen sadece Kürtler değil. Bir yandan Demokratik Birlik Partisi’nin (PYD) askeri kanadı Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile iş birliğini sürdüren bir yandan da bu iş birliği nedeniyle Türkiye’nin tepkisini çekmemeye çalışan Fransa da arada kalmış durumda.

Fransa’nın Suriye siyaseti, Paris’in sessiz sedasız başlattığı askeri müdahalenin başından bu yana bu hassas denge üzerine kurulu. Kürtlere verilen destek Ankara ile Paris arasında geçmişte sert fırtınalara yol açtı. Macron’un nisan ayında bir PYD heyetini Paris’te ağırlaması üzerine Ankara, Lafarge çimento fabrikası gibi Suriye’de Fransızlara ait özel komplekslerin lokasyonlarını basına sızdırdı. Ancak bu fırtınalar, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İdlib ve Suriyeli mülteciler gündemiyle İstanbul’da ekim ayında toplanan zirveye Macron’u da davet etmesine engel olmadı.

Fransa, Suriye’ye ilişkin bir tartışmada Rusya’nın muhatabı olarak ilk kez İstanbul’da masaya oturdu ve bunu Türkiye sağladı. Fransa da bunun karşılığında mülteciler ve İdlib konusunda Türkiye’yi destekledi.

Türkiye ile Kürt gruplar arasındaki ABD tamponunun ortadan kalkmasının ardından Paris şimdi çetrefilli bir denklem ile karşı karşıya. İsminin açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan askeri bir kaynak ABD’nin çekilme kararının Fransız özel kuvvetleri için zorlu bir ortam doğurduğunu söyledi.

Fransa Dışişleri Bakanı Jean-Yves Le Drian da 10 Ocak’ta bir Fransız kanalına yaptığı açıklamada şöyle konuştu: “Bu sadece lojistik bir mesele değil. Çekilme gerçekleşirse bizim de görece kısa bir zaman içinde nasıl bir adım atacağımıza karar vermemiz lâzım. Fransa, Suriye’deki askeri varlığını siyasi uzlaşı sağlandıktan sonra çekmeyi planlıyor.”

Bu demeç önemliydi. Zira birincisi, Fransız yetkililer Fransa’nın Suriye’deki askeri varlığına ilişkin pek açıklama yapmazlar. İkincisi, Cumhurbaşkanı Francois Hollande döneminde savunma bakanlığı yapan Le Drian Dışişleri Bakanı olarak alanı olmayan askeri bir konuda demeç vermiş oldu.

Bu açıklama şu soruyu gündeme getiriyor: İleride Cenevre’de siyasi bir yol haritası üzerinde anlaşılırsa ve İslam Devleti de bu esnada dirilip yeniden Suriye topraklarının büyük bölümünü ele geçirmeyi başarırsa Fransız birlikler yine de Suriye’den çekilecek mi?

Trump’ın çekilme açıklamasıyla birlikte Fransa’nın Suriye’deki askeri varlığına dair bir karar vermek için zamanı daralmaya başladı. Paris için karmaşık bir denklem söz konusu. Fransa ne Kürt grupları ortada bırakmak ne de “Şam’a ödün” gibi algılanabilecek bir adım atmak istiyor.

Fransa Esad’ın istifa etmesi ön koşulundan vazgeçmiş olsa da krize siyasi çözüm getirme yolundaki diğer önemli hedeflerinden sapmış değil. Bu açıdan Staffan de Mistura’nın aralık ayında Suriye BM Özel Temsilciliği görevinden alınması Paris’te diplomatı Moskova ve Suriye rejimiyle fazla yakın bulanlar tarafından memnuniyetle karşılandı.

Paris’teki kimi çevrelere göre Türkiye’nin Suriye’nin kuzeyine müdahalesiyle ülkede kartlar baştan karılacak ve Ankara ile Moskova-Tahran cephesi arasında yaşanacak gerginlik Astana sürecinin sonunu getirecek. Ancak bu teorideki risk Astana sürecinin başından bu yana söz konusu. Son haftalarda müzakerelere hız veren Şam yönetimi ve PYD arasında bir anlaşma sağlanırsa Fransa’nın İdlib ve mülteciler konularında Ankara’ya destek verip, Türkiye’nin Suriye’deki genişleme politikasına sessiz kalması muhtemel.

Ne var ki bu politikayı frenlemek isteyenler de var. Körfez İşbirliği Konseyi’nin iki üyesi, Birleşik Arap Emirlikleri ile Bahreyn, Mısır ile birlikte Şam büyükelçiliklerini yeniden açmaya karar verdiler. Dolayısıyla Fransa’nın bu konuda Körfez’deki ortaklarıyla sürtüşmesi muhtemel.

Rusya ile Fransa’nın Suriye’de yapabileceklerine gelince, iş birliği insani yardım alanıyla sınırlı kalacaktır, geçen yaz yapılan yardım kampanyaları gibi. Suriye’deki Fransız-Rus iş birliğinin daha fazla derinleşmesini beklemek anlamlı değil. Zira karşılıklı algısal engeller söz konusu: Fransa, Suriye’nin Moskova’nın yutamayacağı bir lokma olduğuna inanıyor, Rusya da Paris’i “ikinci sınıf” bir ortak olarak görüyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Kanal İstanbul hayaliyle rant oyunları
Mustafa Sönmez | Doğal çevre | Tem 22, 2020
Erdoğan Kafkasya’da macera mı arıyor?
Fehim Taştekin | Savunma ve güvenlik iş birliği | Tem 17, 2020
Erdoğan’ı karalamak Lübnan’da bile güvenli değil
Amberin Zaman | Basın özgürlüğü | Tem 13, 2020
Yabancılar uzaklaşıyor, Saray yalnızlaşıyor
Mustafa Sönmez | Türkiye ekonomisi | Tem 10, 2020
Yabancı Protestanlar ‘kamu düzenine tehdit’ gerekçesiyle Türkiye’den kovuluyor
Amberin Zaman | etnik azınlıklar | Tem 9, 2020

Recent Podcasts

Featured Video