İran'ın Nabzı

ABD’nin Suriye’den çekilmesi İran-Rusya ilişkilerini nasıl etkileyecek?

By
p
Article Summary
ABD’nin Suriye’den çekilme kararının ardından İran ve Rusya’nın birbirine düşmesi değil, iş birliğini artırması bekleniyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

ABD’nin ister taktik ister strateji gereği olsun Suriye’den çekileceğini açıklaması, İran ve Rusya tarafından siyasi anlamda ABD’nin başarısız, kendi politikalarının ise başarılı olduğunun göstergesi olarak yorumlandı.

İran Devrim Muhafızları Komutan Vekili Tuğgeneral Hüseyin Selami’ye göre ABD’nin kararı açıkça geri çekilme anlamına geliyor ve ABD’nin bölgesel politikalarının çıkmaza girdiğini gösteriyordu. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise Suriye’de ABD varlığına ihtiyaç olmadığını vurgulayarak Amerikan politikasının başarısızlığına işaret etti.

Ancak jeopolitik dengeler ve bölgesel güvenlik hesaba katıldığında pek çok İranlı ve Rus yetkili, çekilmeye kuşkuyla bakıyor ve bu kararı, Washington'ın Suriye stratejisinde büyük bir değişiklik olarak görmüyor. İran’da Dini Lider Ali Hamaney ile Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’nin karara ilişkin sessiz kalmasının nedeni de bu olabilir. İran Genelkurmay Başkanı Tümgeneral Muhammed Bakıri, bölgedeki muazzam ABD varlığı dikkate alındığında Amerikalı askerlerin Suriye’den çekilmesinin politika değişikliği anlamına gelmediğini savundu. Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ise Başkan Donald Trump’ın talimatının ne şekilde uygulanacağını sorguladı.

Karara kuşkuyla bakanlara göre neticede topyekûn bir çekilme olsa bile ABD Suriye’ye doğrudan veya dolaylı müdahale etmeye devam edecek. Tahran ve Moskova’da kaygı yaratan, kararın muğlaklığı ve olası olumsuz yansımaları. Çekilmenin önemli olası etkilerinden bazıları şöyle:

Suriye’de yeni güç dengesi kurma gereği

ABD büyük bir güç olarak Orta Doğu’da mevcut düzenlerin kurulmasında da bozulmasında da önemli bir rol oynamıştır. Suriye’den çekilmesi de bu açıdan istisna değil. Alternatif güçlerin düzeni yeniden belirleme çabası da başlı başına bir mesele. Bunlar arasında yeni bir düzen kurma kabiliyeti en yüksek iki güç İran ve Rusya. Tahran ve Moskova’nın Suriye’de menfaatler ve tehditler konusunda ortak anlayışta olması, yeni düzeni belirlemeleri ve menfaatlerini başka aktörlere karşı korumaları doğrultusunda iş birliği zemini sağlayabilir.

Bu bağlamda ABD’nin gidişinin, Cenevre formatını, Suriye konulu başka Batı-Arap girişimlerini zayıflatması muhtemel. Bu da Astana süreci ve Soçi görüşmeleri kapsamında, özellikle yeni Suriye anayasasının yapımı konusunda İran’la Rusya arasındaki iş birliğinin artmasına alan açar. Lavrov’un belirttiği gibi Astana sürecinin tatbikinde Moskova, Tahran ve Ankara arasında iş birliğini güçlendirme planları ve ocak ayında Moskova’da yapılması planlanan üçlü toplantı, bu yönde atılan adımlardır.

Mevcut aktörler arasında rekabet kızışabilir

ABD’nin çekilmesiyle Suriye’deki aktörler boşluğu doldurmak ve mevcut hesaplar dâhilinde daha fazla kazanım elde etmek için kendilerini zorlayacaklar ki bu da yeni rekabetleri tetikleyebilir. Kazanımların paylaşılması konusunda aralarında halen anlaşmazlık olan İran ve Rusya’nın bu yarışa girmesi beklenebilir. Yine de iki ülkenin menfaat dengesine büyük ölçekli bakması nedeniyle boşluğu doldurmak ciddi bir mesele olmaz.

Burada, Türkiye ve Arap ülkeleri gibi başka aktörlerin yeniden inşa sürecinde yer almak dâhil kendi hedeflerini gütmesi bu ülkelerin, İran ve Rusya’nın menfaatlerine zarar vermesini önlemek için İran-Rusya iş birliğini daha da teşvik edebilir. Bu yaklaşım doğrultusunda ve sahadaki rekabeti kontrol etmek için hem İran hem Rusya kuzey Suriye’de olası bir Türk harekâtına karşı uyarıda bulundular ve Suriyeli Kürtler ile Şam yönetimini uzlaştırma çabalarını sıcak karşıladılar.

ABD, İran ve Rusya’ya karşı asimetrik savaş tetikleyebilir

İranlı ve Rus yetkililer, Washington’ın terörist grupları kışkırtarak Tahran ve Moskova’nın menfaatlerini zedelemeye çalıştığını sık sık iddia ettiler. Bakıri bir defasında İslam Devleti (İD) ne zaman kuşatılsa veya çöküşün eşiğine gelse ABD’nin örgütün yardımına koştuğunu açıkça söylemişti. Benzer şekilde Lavrov da ABD’nin Suriye’ye müdahale etmek için İD’i bahane olarak kullandığını, asıl amacının terörle mücadele değil Esad yönetimini devirmek olduğunu belirtmiş, hatta Amerikalı yetkililerin İD’i “Suriye rejimine karşı neredeyse müttefik olarak gördüğünü” söylemişti.

Bu beyanlar, ABD’nin çekildikten sonra da İD’i veya başka terör örgütlerini kendi hedefleri doğrultusunda araç olarak kullanabileceği tezini destekliyor. Bu da Tahran ve Moskova’yı ortak tehditlere karşı yakınlaştırabilir.

Teröristler ve muhalif güçler yeniden toparlanabilir

Suriye’de ABD’nin mücadele ettiği yahut da finanse ettiği pek çok paramiliter grup oldu. Bu gruplar şimdi ABD’nin çekilme kararını, ellerinde tuttukları bölgelerde kontrollerini güçlendirme fırsatı olarak görüyorlar. ABD’nin Irak’tan çekilmesiyle oluşan boşluğun İD’e serpilme zemini sağladığı düşünülürse Suriye’den çekilme kararı da haklı olarak benzer kaygılar doğurabilir.

Aslında Suriye ve Irak arasında önemli farklar var. İran ve Rusya beraber hareket ederek terör tehditlerine karşı Şam’a ciddi destekte bulundular. Tahran ve Moskova bölgede radikal akımların yayılmasından, dağıtılan terörist grupların tekrar canlanmasından kaygı duymakta haklılar. Bu ortak korku da İran ve Rusya’nın yan yana durması için zemin yaratıyor.

ABD’nin Suriye ve Orda Doğu’daki varlığına İran ve Rusya daha geniş bir bölgesel perspektiften bakıyorlar. Bu bağlamda Trump'ın Irak’taki Ayn El Esad hava üssünde söyledikleri ve Afganistan’daki ABD varlığını sonlandırmak istemesi, ufukta herhangi bir politika değişikliğinin olmadığı mesajını veriyor. Trump üsteki konuşmasında ABD güçlerinin Irak’taki varlığının sürdüğünü ve bunların gerektiğinde Suriye operasyonlarında kullanılabileceğini vurguladı.

Suriye örneğinden farklı olarak, Trump’ın Afganistan’daki ABD güçlerinin yarısını çekme sözü henüz hayata geçmiş değil. Bu karar veya daha kapsamlı bir çekilme planı hayata geçerse, Afganistan da Suriye’nin yaşayabileceği güvenlik sorunlarının aynısıyla, hatta daha kötüsüyle karşılaşabilir. Hâl böyle olunca İran ve Rusya olumsuz yansımaları hafifletmek için diplomasiyi ve ortak çabaları arttırmış durumda. Eylülde İran, Rusya, Çin, Hindistan ve Afganistan’ın katılımıyla yapılan Tahran Güvenlik Konferansı ve kasımda Moskova’da düzenlenen Afganistan barış zirvesi bu çerçevede atılan adımlar.

Suriye ve Afganistan meselelerinde müşterek bir bölgesel yaklaşım sergileyen İran ve Rusya, menfaatleri ve tehditler konusunda ortak anlayışa sahip. İki ülke de ABD’nin Suriye, Afganistan ve Irak’taki eylemlerini kendi menfaatlerine aykırı görüyor. Tahran ve Moskova’nın Suriye’deki koordinasyonu bu sayede başarılı oldu. İki taraf ayrıca bir ülkede karşılıklı destek azalırsa bundan başka bir yerdeki iş birliğinin etkilenebileceğini kavramış durumda. Dolayısıyla, Irak ve Afganistan’da birbirlerinin desteğine ihtiyaç duyan İran ve Rusya, ABD’nin Suriye’den çekilme kararının ardından rekabeti değil, etkileşim içinde olmayı ve menfaat dengesini tercih ediyor.

Suriye, Irak ve Afganistan’da hem siyasi süreçler hem savaş sahası üzerinde etkili olduklarını gören İran ve Rusya, karşılıklı desteğin maliyetleri azaltan ve menfaat teminini artıran bir “kazan-kazan” stratejisi olduğunu biliyorlar.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Suriye çatışması, Suriye'de Rusya

Alireza Noori is an assistant professor of regional studies at Shahid Beheshti University in Tehran. His research interests focus on Iran-Russia relations and Russian foreign policy. On Twitter: @AlirezaNoori6

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept