Türkiye'nin Nabzı

Türkiye-Venezuela ‘altın kardeşliği' ABD yaptırımlarına rağmen sürüyor

By
p
Article Summary
Erdoğan ve Maduro Amerikan yönetiminin Venezuela’ya yaptırım kararına rağmen altın işinde ortaklığı büyütüyor.

Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro bir yıl gibi kısa bir süre içinde zor zamanlarda birbirini kucaklayan ve kollayan iki lidere dönüşüverdi. Aslında siyasal gelenekleri, dünyaya bakışları ve yaşam tarzları birbirinden taban tabana zıt. Maduro’yu sıfırdan zirveye taşıyan selefi Hugo Chavez, Amerikan hegemonyasına kafa tutarken, dönemin İran Cumhurbaşkanı Mahmud Ahmedinejad ile dost oluvermişti. Erdoğan ve Maduro’yu birbirine iten görünür neden de ikisinin de Amerikan hükümeti tarafından hedef alındığını düşünüyor olmaları. Ortak tehdit algısındaki örtüşme öyle bir noktaya vardı ki Maduro, 24 Haziran başkanlık seçiminin ardından yemin töreni için Ankara’ya gelirken Erdoğan’ı “yeni çok kutuplu dünyanın lideri” diye selamlamıştı.

Ahmedinejad’ın müttefiki, Libya lideri Muammer Kaddafi ve Suriye Devlet Başkanı Beşar Esad’ın destekçisi Chavez’in halefi Maduro’yu, Arap Baharı’yla yelkenlerini şişirmiş Erdoğan’a yaklaştıran birkaç neden daha var: Ekonomik çöküşte kader ortaklığı. Venezuela tutunacağı dal ararken Türkiye de alternatiflerini çeşitlendirmenin derdinde.

Dünyanın en büyük beşinci petrol üreticisi Venezuela, Latin Amerika’da sol cepheye lokomotif olmaktan kendi insanını açlığa düçar eden müflis bir ülke durumuna geldi. IMF’ye göre enflasyonu yüzde 1.37 milyonu görmek üzere olan bir ekonomi. Tabii muhalifleri beş yıl içinde gelen bu çöküşü Maduro’nun popülist ve çözüm üretemeyen yönetimine bağlıyor. Ama Maduro’ya göre asıl suçlu ABD kaynaklı ambargo, şantaj ve darbe komploları ve ekonomik savaşa ortak olan karaborsacılar, stokçular ve spekülatörler.

Türkiye ise hâlâ dünyanın en büyük 17’nci ekonomisine sahip ama enflasyonun tek haneli rakamlardan yüzde 25’i bulduğu, Türk Lirası’nın dolar karşısında eridiği, iflasların arttığı ve 3 bini aşkın şirketin konkordato ilan ettiği kötümser bir süreçten geçiyor. İki liderin demokrasiye bakışları da paralel: “Sandıkla geldim, sandıkla giderim, meydanlardan yükselen seslere prim vermem.”

Normalde siyaseten iki zıttın anormal koşullarda senkronize olduğu bu süreçte yeni bir fasıl daha açıldı: Altın kardeşliği.

AB yaptırımlarına takılmaktan korkan Maduro, işlenmesi için altınları bir yıldır Türkiye’ye gönderiyor. ABD Başkanı Donald Trump 1 Kasım’da Venezuela altınlarının yaptırım kapsamına alınmasını emreden kararnameyi imzalayınca Ankara’nın tavrı ne olacak diye merak ediliyordu. Trump kararnameyle ABD Hazine Bakanlığı’na yaptırımları altın haricindeki diğer sektörleri de kapsayacak şekilde genişletme yetkisi verdi. Bloomberg de bu karar üzerine “Yaptırımların büyük bir ihtimalle tonlarca altının rafine edilmesi ve yeniden işlenmesi için gönderildiği Türkiye ile ticaret üzerinde belirli bir etkisi olacak” yorumunu yaptı.

Erdoğan, Arjantin’deki G-20 zirvesinin ardından 3 Aralık’ta Venezuela’ya giderek Venezuela-Türkiye İş Forumu’nda ortaklığı perçinledi. İki ülke savunma, madencilik ve petrol üretimi alanlarında iş birliği anlaşmaları imzaladı. Simon Bolivar onuruna verilen “El Libertador” nişanıyla ödüllendirilen Erdoğan, iki ülke arasındaki yakınlaşmadan rahatsızlık duyan ABD’ye meydan okudu: “Biz kiminle dostluk kuracağımızı, kiminle ticari ilişkilerde bulunacağımızı bir yerlerden izin alarak mı yapacağız? Bizim izin alacağımız tek merci vardır, o da halkımızdır."

Maduro da altında iş birliğinden geri adım atmayacaklarını belirterek “Altın üretimini üçe katlayacağız ve dünyanın en büyük ikinci altın rezervine sahip olduğumuzu tasdik edeceğiz” dedi. Maduro ayrıca petrol ve altın üretimi ve rafinerileri, elmas, koltan, demir, alüminyum ve turizm de dahil bütün sektörleri Türk yatırımcılara açtıklarını söyledi.

Venezuela Madencilik Bakanı Victor Cano geçen temmuzda altını Türkiye’ye yollamalarının gerekçesini, "Eskiden sertifikalandırma süreci İsviçre’de yapılırdı, artık yapmıyoruz. Bu süreç artık müttefik ülkelerde yapılıyor. İsviçre’ye altını yolladığınızı, onların da yaptırımlar yüzünden altınınızı tuttuğunu düşünün" diye izah etmişti.

Peki altında iş birliği iki ülke açısından çok şeyi değiştirir mi? Sektörden Al-Monitor’a konuşan bir kaynak şu bilgileri verdi: “Yaptırımlar nedeniyle yabancı sermaye giremediği için kısa dönemde altın çıkarma kapasitesini artıramazlar. (...) Türkiye üzerinden üçüncü ülkelere satabilir. Türkiye bu işe, hem İstanbul Altın Borsası hem de kayıtlı olduğu Londra Altın Borsası üzerinden aracılık edebilir. Bu konuda, Rıza Zarrab ile önemli bir deneyim elde etmişti. İki tarafın da kazanacağı bu seçenek daha güçlü bir ihtimal.”

Altın madeni Türkiye’de ilk tesisin 1996’da İstanbul’da kurulmasından bu yana rafine ediliyor. Al-Monitor’un edindiği bilgilere göre 2017’de Çorum’da Ahlatçı Altın Rafinerisi’nin devreye girmesiyle tesis sayısı üçe, yıllık kapasite ise 400 tona çıktı. Ancak kapasitenin 250-300 tonu kullanılabiliyor. Yani Venezuela’dan gelecek altını işleyecek kapasite var. Ayrıca 250 fabrika ve 2 bin 500 atölyeden oluşan yıllık toplam 300 tonluk altın işleme kapasitesi mevcut.

Öte yandan vu ortaklığın ne kadar ilerleyebileceğine dair şüpheler var. Özellikle madencilik sektörüne Amerikan yaptırımlarının konuşulduğu bir dönemde iş birliğinin bu alanda ağırlık kazanması Türk-Amerikan ilişkilerini yeni bir test sürecine sokacaktır. Ankara-Caracas ortaklığının ABD’nin kırmızı çizgileri üzerinden boyutlanmasının Washington'da antenleri kaldırdığından şüphe yok.

Altındaki belirsizlikler bir yana iki ülke arasındaki dış ticaret göz kamaştıracak boyutta olmasa da artış trendinde. Maduro’nun başkan olarak ekim 2017’deki ilk ziyareti bir sıçrama etkisi yarattı. 2013-2017 dönemindeki toplam dış ticaret hacmi 803.5 milyon dolar iken 2018’in ilk dokuz ayında bu rakam 971.5 milyon dolara çıktı. Türkiye’nin gıda ürünlerine dayalı ihracatı 61 milyon dolar, madene dayalı ithalatı ise 903 milyon dolar. İthalatın yaklaşık yüzde 90’ı altın. 2017’de Türkiye’nin dış ticaret hacminin 390 milyar dolar olduğu düşünülünce bu rakamlar hayli mütevazi. Orta Doğu’da daralan Türk inşaat sektörü son bir yılda Venezuela’ya tepeden giriş yaptı.

Maduro’nun ilişkilere katmak istediği bir boyut daha var. Latin Amerikalı lider 10 Temmuz’da İstanbul’da düzenlenen Venezuela-Türkiye İş Forumu’nda Venezuela’nın kripto parası Petro’nun kullanması önerisini gündeme getirmişti: “Kripto paramızın teminatı petrokimya alanındaki kaynaklarımızdan oluşuyor. Yeni para birimi Türkiye’ye de fayda sağlayacak ve ekonomik ilişkilerimiz daha da gelişecek.” Ancak bu konuda bir ilerleme sağlanamadı.

ABD’nin Latin Amerika’daki sol kuşağı geriletmeye başladığı bir dönemde Türkiye’nin “arka bahçe”ye ilgisi önümüzdeki süreçte daha çok tartışılan bir konu olacağa benziyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: trade, hugo chavez, g-20, recep tayyip erdogan, venezuela, nicolas maduro, gold, gold exports

Al Monitor-Türkiye’nin Nabzı bölümünün yazarlarındandır. Farklı gazetelerde çalıştıktan sonra uzun süre Radikal gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. Ajans Kafkas’ın kurucu editörüydü. IMC TV’de dış politika programı ‘SINIRSIZ’ın daimi yorumcusuydu. Türk dış politikası, Kafkasya, Orta Doğu ve Avrupa Birliği konularında uzmanlaşmıştır. “Suriye: Yıkıl Git, Diren Kal”, “Rojava: Kürtlerin Zamanı” ve “Karanlık Çöktüğünde: IŞİD” adlı kitapların yazarıdır. Twitter: @fehimtastekin

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept