‘Arap NATO’su’ ne zaman hayata geçecek?

Katar’ın, Mısır’da düzenlenen bölgesel tatbikattan dışlanması İran’a karşı birleşik cephe projesindeki zorluklara ışık tutuyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor 3 Ekim’de Mısır’da başlayan Arap Kalkanı tatbikatına sekiz Arap ülkesinden asker ve danışmanlar katılıyor. Photo by FACEBOOK/Egypt Armed Forces Spokesman.

Kas 4, 2018

Mısır’da 3 Kasım’da başlayan ve iki hafta sürecek olan Arap Kalkanı tatbikatı sekiz Arap ülkesinden asker ve uzmanları bir araya getirerek bölgenin en kuvvetli ordularının müşterek gücüne kısa bir bakış imkânı veriyor. Ancak tatbikat aynı zamanda Washington’un Tahran’a yönelik ağır yaptırımlar devreye soktuğu bir dönemde İran’a karşı birleşik cepheyi engelleyen siyasi bölünmüşlüğe de ışık tutuyor. Mısır, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri, Kuveyt, Bahreyn ve Ürdün’ün katıldığı tatbikattan Katar dışlanmış durumda. Tatbikatta ayrıca Lübnan ve Fas’tan danışmanlar yer alıyor.

İlk olarak Suudi Veliaht Prensi Muhammed Bin Selman’ın gündeme getirdiği ve Washington’ın Orta Doğu Stratejik İttifakı (MESA) adını verdiği askeri ortaklığa ocak ayında gecikmeli olarak start verilmesi planlanıyor. Ancak yeni bir erteleme de yaşanabilir. Al-Monitor’a bilgi veren Amerikalı bir yetkiliye göre Trump yönetimi ittifak resmileşmeden önce Körfez’deki Katar kavgasının çözülmesini arzuluyor.

Savunma alanına odaklanan Washington merkezli düşünce kuruluşu CNA’in uzmanlarından Zack Gold’a göre “ABD, bölgesel bir örgütte Körfez İşbirliği Konseyi’nin (KİK) tamamının yer almasını istemekte haklı. ABD Katar’ı içermeyen bir örgüte katılmama mesajı gönderiyorsa bu önemli bir mesajdır.”

Katar geçtiğimiz yaz 10 bin ABD askerine ev sahipliği yapan El Udeyd Hava Üssü’nün modernizasyonu için 1,8 milyar dolardan fazla harcama yapacağını söylemişti.

Gold’a göre Katar krizi, ABD ile Körfez ülkeleri arasındaki askeri iş birliğini tamamen rayından çıkarmış değil. ABD Merkez Komutanlığı (CENTCOM) ağustosta yaptığı açıklamada 16 ülkenin katılımıyla Mısır’da düzenlenen Parlak Yıldız Harekâtı tatbikatına 800 ABD askerinin katıldığını duyurmuştu. Suudi Arabistan ve Mısır ekim sonunda 10 günlük Tabuk 4 tatbikatını gerçekleştirdiler. 2016’da ise Suudi Arabistan, aralarında Katar’ın da olduğu 20 Arap ve Müslüman ülkesinden 350 bin askerin katıldığı “Kuzey’in Gök Gürültüsü” isimli tatbikata ev sahipliği yapmıştı.

ABD yönetiminin Yemen’de BM destekli ateşkes için bastırdığı, Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’nın öldürülmesinde eksiksiz soruşturma istediği bir ortamda MESA’nın hayata geçmesi, uzun gecikmelerin ardından yeni sıkıntılarla karşılaşabilir. Al-Monitor’a eylülde bilgi veren bir ABD yetkilisi, nisandan ocak ayına ertelenen toplantıda tek odak noktasının İran olmayacağını, KİK’te uzlaşı sağlamanın da ön planda olacağını söylemişti.

Körfez işlerinden sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Vekili Tim Lenderking de The National gazetesine yaptığı açıklamada BAE’nin, MESA’nın İran’ın olası siber saldırılarına karşı “güçlü bir kalkan” oluşturmaya katkı yapacağını, ayrıca Suriye ve Yemen’deki çatışmaların çözümüne yardımcı olabileceğini belirtmişti.

ABD yetkilileri bu ittifak fikrini yıllardır hayata geçiremiyor. Daha 1997 yılında, dönemin CENTCOM komutanı General Anthony Zinni, İran’a yönelik savaş planları kapsamında bir Arap ittifakının kurulmasını savunmuştu. Zinni ABD öncülüğündeki bir saldırının bataklığa saplanmak anlamına geleceğini çünkü İranlıların rejimin arkasında duracağını ve ülkedeki dağlık arazinin zorluk çıkaracağını düşünüyordu. Barack Obama yönetimi de KİK’i kapsayacak bir füze kalkanı geliştirmeyi denemiş ama bu fikir de hayata geçirilememişti.

ABD’nin son iki savunma bakanı, ABD güçlerini riskten uzak tutmak için Irak, Suriye ve Yemen’deki savaşma işini buradaki ortaklara kaydırmaya, Arap ülkelerine eğitim, hava gücü ve yakıt ikmali ile destek olmaya yöneldi. Ancak siyasi çalkantılar ve Orta Doğu’daki zorlu cephelerin sivillerle dolu olması bu stratejiyi zorlaştırıyor.

Ağustosta Yemen’de bir okul otobüsünün bombalanması 40 çocuğun ölümüne neden oldu. Kongre’de büyük tepki toplayan bu olayın ardından Dışişleri Bakanı Mike Pompeo eylülde Suudi-BAE koalisyonunun sivil kayıpları azaltmak için iyi niyetli çabalar harcadığını söyledikten sonra ABD’nin Suudi ve BAE uçaklarına yakıt ikmali yapmasına izin verdi. Suriye’de ise Türkiye’nin sınır ötesinden Kürt ağırlıklı Suriye Demokratik Güçleri’ni (SDG) hedef alması üzerine terörist PKK ile bağları olan ABD destekli yapı, İslam Devleti ile mücadelesini askıya aldı.

Öte yandan ABD’nin müstakbel “Arap NATO’suna” vereceği destek silah satışıyla sınırlı kalabilir. Ürdün ve Mısır hâlihazırda ABD’nin en fazla askeri yardım sağladığı ülkeler arasında yer alıyor. Yukarıda bahsi geçen ABD yetkilisine göre MESA’ya ABD vergi mükelleflerinden sağlanan kaynaklarla destek verilmesi olası değil. Dışişleri Bakanlığı 30 Eylül’de sona eren 2018 mali yılında Orta Doğu’ya toplam değeri 22 milyar doları aşan silah satışlarına onay verdi.

Gold ABD’den silah alan ülkeleri kast ederek şöyle dedi: “Onlardan istediğimiz şeylerden biri kendi aralarında uyumlu çalışabilmeleri. Bu yüzden onlara benzer silahlar satıyoruz."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recommended Articles

Rusya’yla Mısır arasında askeri ilişkiler güçleniyor
Anton Mardasov | Rus etkisi | Kas 7, 2019
Türkiye’nin Suriye hamlesi Körfez’i derinden etkileyebilir
Samuel Ramani | | Eki 22, 2019
İran, Suudi Arabistan ve ‘Trump değişkeni’
Saeid Jafari | Donald Trump | Eki 31, 2019
Rusya ve ABD Suriye’de yeni bir işbirliği zemini bulabilir mi?
Igor A. Matveev | ekonomi ve ticaret | Tem 19, 2019
Suriye Kürdistanı’nda diplomatik trafik hızlanıyor
Lamar Erkendi | Kürtler ve Kürdistan | Tem 19, 2019

Recent Podcasts

Featured Video