Suriye'nin Nabzı

Türkiye destekli UKC İdlib mutabakatına nasıl bakıyor?

By
p
Article Summary
İdlib’deki bir dizi silahlı grubun oluşturduğu Türkiye destekli Ulusal Kurtuluş Cephesi’nin sözcüsü, örgütün hedeflerini ve Türkiye ile Rusya arasındaki İdlib mutabakatına nasıl baktıklarını anlattı. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İDLİB, Suriye — İdlib’deki muhalif grupların tek çatı altında birleşmesi ile geçtiğimiz aylarda kurulan Ulusal Kurtuluş Cephesi (UKC), İdlib’e hâkim olan Heyet Tahrir El Şam’a (HTŞ) rakip çıkarak vilayetteki güç dengesini değiştirdi.

Ufak bazı silahlı gruplar hariç, UKC ve HTŞ bugün İdlib’de rejim karşıtı başlıca güçleri temsil ediyor. İki örgütün de yollarda kontrol noktaları bulunuyor, ikisi de kent girişlerini denetliyor. HTŞ İdlib’e uzanan Türkiye-Suriye sınır hattını kontrol ederken UKC İdlib’in doğu ve güneyinde üslenmiş durumda.

HTŞ pek çok devlet tarafından terör örgütü sayılıyor. İdlib’deki silahlı gruplar kendilerini terör listesinde bulmamak için UKC’yi bir kalkan olarak görüyor. UKC’ye katılan grupların artması da bundan kaynaklanıyor.

UKC Sözcüsü Naci Mustafa Al-Monitor’un sorularını yanıtladı. Mülakatın metni şöyle:

Al-Monitor: UKC nedir? Hangi grupları barındırıyor?

Mustafa: UKC, Beşar Esad rejimine muhalif, Suriye devriminin ilke ve amaçlarına bağlı olan Suriyeli grupların yer aldığı bir ittifaktır. UKC’nin geçmişinde rejime karşı mücadele, rejimin milisleri ve destekçileri ile pek çok taarruz ve savunma çatışması var. Şu an UKC komutası altında faaliyet gösteren gruplar şöyle: Şam Alayı, Özgür İdlib Ordusu, Ceyş El Nasır, Seçkin Ordu, 1. Kıyı Tümeni, 2. Kıyı Tümeni, El Furk 23, Ahrar El Şam, Nureddin Zengi Tugayı, Ceyş El Ahrar, Sukur El Şam Tugayları, Şam Topluluğu, Horya Tugayı ve 1. Piyade Tümeni.

Al-Monitor: UKC bileşenleri ne ölçüde iş birliği yapıyor? Tam entegrasyon aşamasına ulaştınız mı?

Mustafa: UKC tüm bileşenlerin temsil edildiği ortak bir komuta konseyinin yönetiminde faaliyet gösteriyor. Başkomutan olarak Tuğgeneral Fadıl Allah El Hacı görev yapıyor. Ayrıca genelkurmay başkanı, siyasi büro ve başka bazı idari birimler var. Askeri kararlar ve tutumlar komuta konseyinde belirlenerek UKC grupları için bağlayıcı kararlara ulaşılıyor. Bileşenler arasında ileri düzeyde eşgüdüm, iletişim ve bağlılık var. Güncel meseleler düzenli ve olağanüstü toplantılarda ele alınıyor. Her grup kendi iç yapısını koruyor olsa da bileşenler arasında ilişkileri geliştirmek ve tam anlamıyla entegrasyonu sağlamak için kararlı adımlar atılıyor.

Al-Monitor: UKC ile Türkiye arasındaki ilişkileri nasıl tanımlarsınız? Türkiye’den destek alıyor musunuz?

Mustafa: Türk dostlarımızla ilişkilerimiz çok iyi. Kardeşçe ilişkilerimiz, ortak menfaatlerimiz var. Türk hükümeti ile Türk halkının barışçıl gösterilerin başladığı günden beri mazlum Suriye halkının devrimine destek olarak yaptıklarını takdir ediyoruz. Türkiye, Suriye halkının özgürlük ve haysiyet arayışına, adaletsizliği ve zulmü ortadan kaldırma arayışına desteğini sürdürüyor. UKC’deki gruplar UKC kurulmadan önce de Türkiye’den destek görüyordu. UKC kurulduktan sonra Türkiye’nin lojistik ve mali desteği devam etti.

Al-MonitorTürkiye ile Rusya arasında Soçi’de sağlanan İdlib anlaşmasına nasıl bakıyorsunuz?

Mustafa: UKC, rejimi İdlib ve çevresinden defetmeye askeri olarak hazır. Yine de rejim ve Ruslar Guta ve Dara’daki gibi bir saldırıya hazırlanırken Türkiye’nin bu saldırıyı önleme çabalarını olumlu karşıladık. Böyle bir saldırı, kuzey Suriye’de milyonlarca sivili etkileyen insani bir felaketle sonuçlanabilir.

Anlaşmanın koşullarını Türkiye’yle görüştük ve mevzilerimizden, kontrol noktalarımızdan çekilmeye zorlanmayacağımızı, silahlarımızı kimseye teslim etmeyeceğimizi temin ettikten sonra anlaşmaya onay verdik. Ayrıca rejim kurumlarının İdlib’e girmemesini ve Rusların baştaki beklentisinin aksine tampon bölgede Rus devriyelerin olmamasını sağladık. Rusların böyle bir beklentisi vardı ama biz bunu reddettik.

Al-Monitor: Sizce Soçi anlaşması rejimle çatışmaları bitirebilir mi? Bir sonraki adım ne olacak?

Mustafa: Biz bu anlaşmayı, rejim ile Rus müttefiklerinin ihlal edeceği geçici bir safha olarak ele alıyoruz, tıpkı daha önce ihlal ettikleri anlaşma ve mutabakatlar gibi. Rus yetkililerin açıklamaları, anlaşmaya “geçici” demeleri de bunu kanıtlıyor. Dolayısıyla tüm ihtimallere hazırlıklı olmamız lâzım. Bu sabıkalı rejim devrilip hedeflerimiz gerçekleşene dek devrimin süreceği bilinciyle güçlerimizi takviye etmeye, hazırlık yapmaya devam edeceğiz.

Al-Monitor: Soçi anlaşması uygulanırsa İdlib’de büyük bir insani kriz geçici olarak önlenmiş olacak. İdlib’de emniyetin sağlanması, hizmetlerin idaresi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Mustafa: Anlaşma uygulanırsa şehir nispeten sakin ve istikrarlı olur. Dolayısıyla hizmetleri ve idari durumu düzenleme konusunda acil bir ihtiyaç doğar. Bu konuda çalışmalar yapılıyor. Özgürleştirilmiş bölgeleri yönetecek yeni bir idarenin kurulması için kuzeydeki tüm devrimci güçlerin katılımıyla genel bir konferans toplama çağrılarını ele almak üzere farklı güçler ve yapılardan oluşan bir müzakere komitesi kuruldu. Kuzeydeki özgürleştirilmiş bölgelerde birleşik bir yönetimin yolunu açabilecek bu tip kapsayıcı bir ulusal konferansa dönük çabalarla iş birliği yapacağız.

Al-Monitor: İdlib’deki Hurras El Din (Dinin Muhafızları) gibi bazı silahlı gruplar Soçi anlaşmasına karşı çıktı. Siz bu tutuma nasıl bakıyorsunuz? Bu gruplar anlaşmayı engellemeye çalışırsa ne yapacaksınız?

Mustafa: Anlaşmanın uygulama mekanizmaları konusunda UKC hem kendi bileşenleri arasında hem de Türkiye’yle istişare ediyor. Herhangi bir grubun anlaşmayı engellemesinden bahsetmek için henüz çok erken.

Al-Monitor: HTŞ ile UKC grupları arasında zaman zaman çatışmalar çıktı. Aralarında Türkiye’nin de olduğu bölgesel bazı ülkelerin HTŞ’yi terörist örgüt saydığı düşünülürse HTŞ ile ilişkileriniz nasıl olacak?

Mustafa: Kuzeydeki silahlı güçler ve sivil yapılarla ilişkileri UKC komuta konseyi belirler. Komuta konseyi bu konuda henüz yeni bir tutum açıklamış değil.

Al-Monitor: Suriye’nin kuzeydoğusunda geniş bazı toprak parçaları ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrolünde. SDG ile ilişkilerinizi nasıl tanımlarsınız?

Mustafa: SDG ülkeyi parçalamaya çalışan, insanlarımızı zorla yerlerinden yurtlarından eden, onlara kötü muamele eden teröristlerden oluşuyor. SDG devrimci grupların karşısında. Bu güçlerin başını PKK ve Demokratik Birlik Partisi (PYD) çektiği için biz onları muhatap kabul edemeyeceğimiz ayrılıkçı ve terörist gruplar olarak görüyoruz. Topraklarımızı onlardan da sabıkalı rejimden de azat edeceğiz. İnsanlarımızı onların adaletsizliklerinden kurtaracağız.

Al-Monitor: Suriye’deki kapsamlı çözüm size göre nasıl olmalı? Ön koşullarınız var mı? Bölünmeden yana tavır alır mısınız?

Mustafa: Bizler devrimin Suriyeli bir unsuruyuz ve devrimin hedeflerine bağlıyız. Tek çözüm rejimin devrilmesi, rejim unsurlarının yargılanması ve halkımızın özgür, adil, meşru bir devlet kurma amacının gerçekleşmesidir. Bölünmeyi reddediyoruz. Suriye’nin bütünlüğünden yanayız ve ülkenin Esad ve eşkıyalarının teröründen, işgalci Rus ve İranlı güçlerden temizlenmesini istiyoruz.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: Devlet dışı silahlı unsurlar

Halep’te yaşayan ve serbest çalışan Suriyeli bir gazetecidir.

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept