İran ve Türkiye Fırat’ın doğusunda ABD’ye karşı birleşebilir mi?

ABD destekli grupların Türkiye ve İran’ın menfaatlerine ortak tehdit oluşturduğu kuzey Suriye’de iki ülkenin iş birliği yapması mümkün. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

al-monitor İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Türk mevkidaşı Recep Tayyip Erdoğan Tahran’daki ortak basın toplantısından ayrılırken, 7 Eylül 2018 Photo by Kirill Kudryavtsev/Pool via Reuters.

Eki 2, 2018

Türkiye Suriye’de yeni bir ikilemle karşı karşıya. PKK’yla bağlantılı Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) kontrol ettiği bölgeler Türkiye’nin başlıca kaygısını oluşturuyor ama Türkiye İdlib’e öncelik vermek durumunda. Zira rejimin İdlib’e düzenleyeceği bir taarruz Türkiye’nin kuzey Suriye’deki varlığını tehlikeye atabilir.

Türkiye’nin 2016-2017’deki Fırat Kalkanı Harekâtı için öne sürdüğü milli güvenlik gerekçeleri makuldü ama İdlib’e olan ilgisini gerekçelendirmesi o kadar kolay değil, özellikle de Astana sürecindeki ortakları İran ve Rusya nezdinde. Hem İdlib hem SDG’yle ilgili hedefleri için yeterli bölgesel destek ve etki gücünden yoksun olan Türkiye, çok muhtemel ki İdlib meselesiyle uğraşırken başlıca kaygısı olan Fırat’ın doğusuna istediği gibi odaklanamayacak.

İdlib operasyonunu önleyen 17 Eylül tarihli Soçi anlaşması geçici bir rahatlama sağlıyor. Bunu kalıcı hâle getirmek için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın kendi taahhütlerini yerine getirmesi gerekiyor, yani silahsızlandırılmış bölgenin kurulmasına yardımcı olmak, Türkiye’nin müttefiki olan grupları silahsızlandırmak, teröristleri ayıklamak ve yıl sonuna kadar İdlib’deki ana yolları trafiğe açmak. Bu koşulları, İdlib’deki başlıca güçler olan Heyet Tahrir El Şam, Türkistan İslami Partisi ve Hurras El Din gibi militan gruplara kabul ettirmek kolay bir iş değil.

Bu arada İran’ın önceliği de Fırat’ın doğusunda ABD’yi geri püskürtmek. Tahran’ın hedefi, Türkiye’nin etkisiyle İdlib’de ve ABD güçlerinin üslendiği kuzeydoğu Suriye’de statükoyu eski haline getirmek. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani Türk ve Rus mevkidaşlarıyla bir araya geldiği 7 Eylül’deki Tahran zirvesinde Suriye’nin bütünlüğüne vurgu yaptı ve “Fırat’ın doğusundaki sıkıntıyı çözmemiz, Amerika’yı buradan çıkarmamız gerekir.” dedi. Dini Lider’in dış politika danışmanı Ali Ekber Velayeti de geçtiğimiz aylarda şöyle demişti: “ABD’nin Fırat’ın doğusuna adım adım yerleşmesine Direniş Ekseni güçleri izin vermeyecek. (…) Er ya da geç Amerikalılar buradan çıkarılacak.” Kudüs Gücü Komutanı Kasım Süleymani’nin Suriye’deki ABD’li komutanları çekilmeleri için uyardığını iddia eden teyide muhtaç haberler de aynı kapsamda görülebilir.

Bu bağlamda Suriye’de İran-Türkiye iş birliğinde stratejik revizyon bir ilk sayılmayacaktır. 2016’da Türkiye rejim değişikliğinde ısrar eden politikasından İran’la belli meselelerde pragmatik iş birliğine geçmişti. Bunun üzerine Tahran da Ankara’yı dışlama politikasını değiştirmiş ve Astana süreci kapsamında onunla iş birliğine gitmişti. Bu ilk değişim, sahadaki gelişmeleri etkileyen kapsamlı bir siyasi iş birliğine yol açtı. İran’ın politikasında şimdi ikinci aşama gerçekleşiyor: Türkiye’nin kuzey Suriye’deki stratejik kaygılarını dikkate almak. Birinci revizyon, Türkiye’nin sıfır toplamlı rejim değişikliği politikasını değiştirmesi ve hem sahadaki hem siyasi süreçteki zorunluluklar neticesinde olmuştu. İkinci değişimi de sahadaki koşullar zorluyor. Ancak Türkiye’nin bu yolu benimseyip benimsemeyeceğini zaman gösterecek.

Teorik olarak, İran’ın Fırat’ın doğusuna verdiği önem, Türkiye’nin SDG kontrolündeki bölgelere yönelik stratejik kaygılarını dikkate almasını gerektirir. Türkiye Demokratik Birlik Partisi’ni (PYD) terörist örgüt sayıyor, Tahran ise PYD’nin hamisi ABD’yi istikrarsızlık unsuru olarak görüyor. Ancak genel olarak İran ve Türkiye’nin hedefleri kesişiyor, iki ülke de SDG kontrolündeki bölgelere odaklanıyor. Dolayısıyla kuzey Suriye’deki ortak zeminde iş birliği yapılması muhtemel görünüyor. Türkiye’nin PYD karşıtlığı, ABD’yi geri püskürtmekte İran’ın işine geliyor. Aynı şekilde Türkiye PYD’ye karşı koyarken ABD’nin Suriye politikasıyla çatışmaktan kaçınamaz. Bunun için de İran ve “Direniş Ekseni”ne ihtiyacı var. Bu yoldan Fırat’ın doğusunda ABD’ye karşı baskı artırılabilir.

ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton 24 Eylül’de “İran güçleri İran sınırları dışında kaldığı sürece” ABD’nin Suriye’den çıkmayacağını, buna “İran’ın maşaları ve milislerinin de dâhil olduğunu” söyledi. Bu söylem, Türkiye’nin PYD kaynaklı “tehdidi” bertaraf etmekte ABD’nin desteğine bel bağlayamayacağı anlamına geliyor.

Bu bağlamda İran’ın Suriye politikasındaki son aşama Türkiye’nin kuzeyde giderek daralan seçeneklerine dayanıyor. SDG kontrolündeki bölgelerde Kürtlerin güçlenmesi Ankara’yı kaygılandırıyor ve Tahran bunu gayet iyi anlıyor. Tahran ayrıca şunu da biliyor ki “PYD tehdidi” Türkiye’nin milli güvenlik hesaplarında İdlib’den önce geliyor. İran Türkiye’ye bu kaygılarını gidermekte destek verecekse bunu ancak İdlib’in geri alınmasından sonra yapabilir.

Kronolojiyi bu şekilde belirleyerek İran daha küçük bir sorunu öne alarak daha büyük sorunu, yani Fırat’ın doğusunun akıbetini sonraya bırakıyor. Bu denklemde Türkiye meseleleri ayırma politikasını sürdürerek Astana’nın kazanımlarından yararlanmaya devam edemez. Esasında Ankara’nın İdlib ile Fırat’ın doğusu arasında giderek daralan seçenekleri, meseleleri ayırma yaklaşımının pratikteki zorluklarını ortaya koyuyor. Dolayısıyla Ankara’nın bir seçim yapması gerekecek: Ya “Kürt tehdidi” kaygılarına ve Astana sürecine ters düşen ABD’yle çalışmayı tercih edecek ya da Fırat’ın doğusunda ABD’yle zıtlaşmayı göze alarak Astana üçlüsünde çalışmaya devam edecek.

Soçi anlaşması ilk bakışta Türkiye’nin yön değiştirdiği izlenimini veriyor. Ancak bu, zaman kazanmaya dönük bir manevra da olabilir. Cumhurbaşkanı Erdoğan Rus mevkidaşıyla Soçi anlaşmasını sağladığı 17 Eylül’den bir hafta sonra Türkiye’nin Fırat’ın doğusunda adım atacağını ve “Fırat’ın doğusunu da kapsayacak şekilde Suriye’nin içindeki güvenli bölgeleri artıracağını” söyledi. Bu, Tahran’ı son derece memnun eden bir tutum. Ancak ABD güçlerinin bulunduğu Fırat’ın doğusu ile İdlib arasında önemli farklar var.

Soçi anlaşmasından sonra Fırat’ın doğusu için çıkışta bulunan Erdoğan, bundan iki hafta önce Tahran zirvesinde ABD’nin tutumundan “son derece rahatsız” olduğunu söylemekle yetinmişti. Bu, İran ve müttefiklerine İdlib’de çalım atma teşebbüsü olabilir. Yani Fırat’ın doğusunda Türkiye’nin Direniş Ekseni ile el ele vereceğine dair boş bir vaatle Türkiye’nin İdlib politikasına destek sağlanmak isteniyor olabilir.

Ne var ki Direniş Ekseni’nin Türkiye ile iş birliği yapması ancak Soçi anlaşması doğrultusunda olabilir. İran, Suriye ve Hizbullah Soçi mutabakatını benimseyerek İdlib’deki açmazı barışçıl şekilde çözmesi için Türkiye’ye zaman tanımış oldular. Ancak bu, İdlib’de Türk varlığının ve muhaliflerin kontrolünün sürmesini kabul ettikleri anlamına gelmez. İran bu noktanın altını çizmek için İdlib’deki statükonun sürdürülemez olduğunu, İdlib’deki Türk askeri noktalarının Astana sürecinde varılan karşılıklı mutabakatın parçası olduğunu ve Türkiye taahhütlerinden dönerse bunların anlamsız kalacağını Ankara’ya hatırlatmaya devam edecek. Bu vaziyet, militan grupları ve Türk askerlerini İdlib bölgesinden çıkarmak için askeri çatışmaya kadar varabilir ki böyle bir durumda Direniş Ekseni’nin tecrübe üstünlüğü olur.

Ancak şimdilik İran ve Direniş Ekseni kuzey Suriye’de Türkiye’yle güç birliği konusunda umutlu görünüyor, tabii Türkiye’nin İdlib ile Fırat’ın doğusu arasındaki bağı kabul etmesi koşuluyla. Aksi halde kuzey Suriye’de her iki tarafı, bedeli çok daha yüksek bir yol bekliyor.

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Özel etkinlikler
  • Sadece davet brifingi

Recent Podcasts

Featured Video

More from  İran'ın Nabzı

al-monitor
İran’ın Yukarı Karabağ ikilemi
Ali Hashem | Sınır ihtilafları ve ilhak  | Eki 9, 2020
al-monitor
Korona virüs İran ekonomisini çökertecek mi?
Bijan Khajehpour | Koronavirüs | Mar 19, 2020
al-monitor
İran güçleri İdlib cephesine niçin müdahil oldu?
Hamidreza Azizi | İdlib | Şub 5, 2020
al-monitor
İran ABD’ye karşı Rusya ve Türkiye’yi yanına alabilir mi?
Saeid Jafari | Iran-US tensions | Oca 14, 2020