İsrail'in Nabzı

Suriye’de düşen Rus uçağı: Moskova’yla sürtüşme İsrail’i niçin kaygılandırıyor?

By
p
Article Summary
Suriye’de bir Rus uçağının düşürülmesi nedeniyle Moskova’yla gerilim yaşayan İsrail, hava operasyonlarının aksamasından ve İran’ın Hizbullah’a silah aktarma fırsatı bulmasından endişe ediyor. İngilizceden Türkçeye çevrilmiştir.

İsrail Hava Kuvvetleri Komutanı Tümgeneral Amikam Norkin 20 Eylül’de Kremlin’de bir Rus casus uçağının düşmesi ile sonuçlanan Suriye’deki hava operasyonunda İsrail’in iyi niyetle, profesyonelce ve hassasiyetle hareket ettiğine dair kanıtlar sunuyordu. Ancak aynı saatlerde Ruslar İsrail’e yönelik çıkışlarını sürdürüyordu. İsrail’deki Rus Büyükelçiliği’nden yapılan sert açıklamada İsrail’in “sorumsuzca” hareket ederek 15 Rus askerinin ölümüne sebebiyet verdiği söylendi. Moskova’dan ayrı bir açıklama yapan Rusya Dışişleri Bakanlığı ise bu feci hadiseye yol açan olaylar zincirinin İsrail tarafından daha ciddi araştırılması gerektiğini belirtti.

Ruslar İsrail’le kedi fare oyunu oynuyor. Devlet Başkanı Vladimir Putin 18 Eylül’deki açıklamasında uçağın İsrail tarafından düşürülmediğini söyleyerek ortalığı yatıştırmaya çalışsa da Rus tarafı İsrail’le yaşanan bu ciddi krizde tansiyonu kâh yükseltip kâh düşürmeye devam ediyor.

İsrail’in en büyük endişesi, İran’ın durumdan faydalanarak elini çabuk tutması ve önümüzdeki günlerde Hizbullah’a hassas ve uzun menzilli füze transferine kalkışması. Zira İsrail operasyonları geçici olarak askıya almış durumda. Son bir yılda saldırılarını yoğunlaştıran İsrail ordusu, saldırı maratonunu sürdürmeye cesaret edemez.

Öte yandan, kimliğinin gizli kalması kaydıyla Al-Monitor’a konuşan üst düzey bir güvenlik kaynağına göre İsrail bir noktada ısrarlı: “Bizi riske atacak silah sevkiyatları sürerse geçmişte ne yaptıysak yine onu yaparız. İsrail kendini savunma hakkını saklı tutuyor.”

Norkin Moskova’daki görüşmede İsrail Hava Kuvvetleri’nin olaya ilişkin detaylı raporunu İngilizce ve Rusça olarak sundu. Raporda Suriye’nin İsrail hava saldırılarına karşı isabetsiz, hatta gelişigüzel attığı uçaksavar füzelerin sayısına yer verildi. Anlaşılan o ki Norkin Rus muhataplarına asıl sorumsuz davrananın Suriyeliler olduğunu kanıtlamaya çalışıyordu.

Norkin İsrail’in geçtiğimiz mayıs ayında T-4 Üssü’ne düzenlediği hava saldırısında Suriyelilerin 170 adet karadan havaya füze attığına dikkat çekti. Al-Monitor’a konuşan kıdemli bir İsrailli kaynak şu değerlendirmede bulundu: “Bu tarz yoğun ateşin, düşmanın varsayılan konumu dışında spesifik bir hedefi yoktur. Böyle bir ateş, tam olarak o noktada bulunmayan uçaklar dâhil bölgedeki her türlü uçağı tehlikeye atabilir. Ruslar şunu anlamalı ki Suriyelilere sağladıkları hava savunma sistemleri doğru şekilde kullanılmıyor. Umudumuz şimdi Rusların onlara daha da gelişkin sistemler vermemesi. Zira bu, bölgedeki tüm uçaklar için riski artırır.”

İran’a gelince İsrail’in inancı o ki İran, İsrail’le Rusya arasında sürtüşme yaratmak amacıyla bilhassa Rus varlığının yoğun olduğu bölgelerde Hizbullah’a “berberlik bozan” silah tedarikini arttırmaya çalışıyor. Bu değerlendirmeye göre İsrail Hava Kuvvetleri’nin saldırısı sonucu bir Rus uçağının düşmesi Tahran’da planlanmış bir “beraberlik bozma” olayıydı ve bununla amaçlanan, Rusya’yı kuzey Suriye hava sahasını İsrail uçaklarına kapatmaya itmekti. Böyle bir adım atılmamış olsa da Ruslar 19 Eylül’de bölgenin bir haftalığına kısmen kapalı olduğunu, dolayısıyla “askeri tatbikat” yapılamayacağını duyurdular. İlgili tüm taraflar bunun bir liderlik tatbikatı olduğunu gayet iyi kavrıyor.

Yukarıda da belirtildiği gibi İsrail’in endişesi, İran’ın bu fırsat penceresinden istifade etmesi. Ancak İsrail’in buna nasıl tepki vereceği belli değil. İsrail Hava Kuvvetleri’nin saldırı gerçekleştirmek için Suriye hava sahasına girmesi gerekmiyor. Deniz araçlarından atılan füzeler dâhil İsrail’in elinde başka imkânlar var. Yine de mevcut durumda İsrail’in Suriye’ye saldırı kararı vermesi çok daha zor olacak.

Norkin Moskova’daki görüşmede Ruslara olayın zaman çizelgesini de verdi. Bu belgede, iki ülke arasında sürtüşmeleri önlemek için oluşturulan özel protokollere uygun olarak İsrail’in saldırıdan önce Rusları uyardığına dair ikna edici kanıtlar yer alıyordu. Zaman çizelgesi uyarının saldırıdan “sadece bir dakika önce” yapıldığı iddiasını da çürütüyordu. Norkin ayrıca olayın her aşamasında her bir İsrail uçağının nerede bulunduğunu gösteren ve Rus İlyuşin uçağı ile herhangi bir temas olmadığını doğrulayan koordinatlar paylaştı.

Görüşmeye vakıf İsrailli bir kaynağa göre Norkin Ruslara şöyle dedi: “Bizim uçaklarımız bölgeden ayrılmıştı. Suriyeliler çılgın bir hızla uçaksavar füze atmaya başladığında bizim uçaklarımız İsrail hava sahasının epey içindeydi.”

Ne var ki 21 Eylül itibariyle Norkin’in Moskova’dan dönüşünden saatler geçmesine rağmen İsrail’de hiçbir yetkili sorumluluk alıp krizin bittiğini ilan edemiyordu. Hatta Lübnan medyasına göre Rusya Norkin’in savlarını reddetmişti.

Bu arada yine 21 Eylül’de İsrail Atom Enerjisi Komisyonu Başkanı Ze’ev Snir, İran tehdidi nedeniyle İsrail’deki nükleer tesisleri güçlendirme gereğinden söz etti. Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı’nda (UAEA) basın toplantısı düzenleyen Snir, şöyle konuştu: “İran ve maşalarının defalarca ve açıkça yaptığı tehditleri göz ardı edemeyiz. Bu ölçüsüz tehditler İsrail’in harekete geçmesini, nükleer tesislerini korumaya ve savunmaya devam etmesini gerektiriyor. Bu tesisler olası bir saldırıya dayanabilsin diye UAEA’nın güvenlik esasları doğrultusunda sürekli modernize ediliyor ve güçlendiriliyor.”

Snir hiç beklenmedik bir açıklama yapmış olsa da bu açıklama, İsrail ile İran, Hizbullah ve Suriye rejimi arasında son birkaç yıldır süren düşük yoğunluklu savaştan ayrı tutulamaz. İsrail İran’a Dimona nükleer tesisine yönelik tehditlerden korkmadığı mesajını veriyor.

Aynı gün, Hizbullah Genel Sekreteri Hasan Nasrallah olağanüstü hasmane bir konuşma yaparak İsrail’e yönelik tehditlerin tonunu ciddi ölçüde arttırdı. Suriye’deki İsrail saldırılarının “tahammül edilemez” olduğunu söyleyen Nasrallah, taraflar arasında gerçek bir savaş çıkarsa İsrail’in bilinmezlikle karşı karşıya kalacağını çünkü tüm saldırılara rağmen Hizbullah’ın elinde hâlâ büyük miktarda hassas füze bulunduğunu belirtti. Başbakan Benjamin Netanyahu’dan yanıt gecikmedi: “Nasrallah bize saldırırsa hayal bile edemeyeceği bir darbe yer.”

Hem Snir’in son açıklaması hem de Netanyahu’nun sık sık konuşması İsrail’de perde arkasında eleştiriliyor. Eski bir üst düzey savunma yetkilisi, adının açıklanmaması kaydıyla Al-Monitor’a şu yorumda bulundu: “Bu ağız dalaşlarına girmemiz gerekiyor mu? Bu gülünç ağız dalaşlarıyla cepheyi ısıtmak yerine bırakalım onlar konuşsun, biz ise işimize bakalım.”

Aynı yetkili Netanyahu’nun geçtiğimiz ay Dimona tesisinde yaptığı konuşmayı da eleştirdi. Tesise eski Cumhurbaşkanı Şimon Peres’in adının verilmesi nedeniyle düzenlenen törende Netanyahu “Bize zarar vermeye çalışanlara biz de zarar veririz.” demişti.

Yetkilinin bu konuşmaya tepkisi şöyle oldu: “Dünyadan İran’ın nükleer altyapısını yok etmesini talep ederken kendi tesislerinize niçin dikkat çekiyorsunuz? Bırakalım karşı taraf konuşsun, açıklamalarını yapsın, biz ise eski, denenmiş silahımızı kullanalım: Sükût. Söz gümüşse sükût altındır."

Makaleyi okumaya devam etmek için Al-Monitor’a abone olun

  • Güncellenmiş ve ödüllü Lobicilik Yazı Dizisi
  • Arşivlenmiş makaleler
  • Özel etkinlikler
  • Geçtiğimiz Haftaya Bakış e-postanıza gelsin
  • Haftalık lobicilik bülteni
Bu bölümlerde bulundu: hezbollah, dimona, nuclear facilities, russian involvement syrian crisis, israeli strike on syria, russian-israeli relations, iranian threat

Ben Caspit, Al-Monitor’un İsrail’in Nabzı bölümünde köşe yazarıdır. İsrail basınının kıdemli köşe yazarı ve siyasi yorumcularından olan Caspit, ülkenin siyasi gündemine ilişkin günlük bir radyo programı ve düzenli televizyon programları yapmaktadır. Twitter hesabı: @BenCaspit

x

The website uses cookies and similar technologies to track browsing behavior for adapting the website to the user, for delivering our services, for market research, and for advertising. Detailed information, including the right to withdraw consent, can be found in our Privacy Policy. To view our Privacy Policy in full, click here. By using our site, you agree to these terms.

Accept